#GalatasarayTekSizHepiniz
Bir süredir gündemde sıcaklığını koruyan operasyonlarla ilgili olarak savcılığın şeffaf, doğru ve eksiksiz şekilde soruşturmayı yürütmesinin önemini defalarca vurguladık.
Bu yüzden iddialara değil, sonuçlara odaklandık, hiçbir iddia üstünden kimseyle ilgili bir söylemde bulunmadık.
Mevcut soruşturmalarda konuyu sulandıracak her türlü söylemden uzak durduk.
Ancak görüyoruz ki uluslararası mahkemelerden bile ceza almayı başarmış arsız bir camianın azgın medya aparatları günlerdir ağzından salyalar saçarak alçakça Galatasaray'a saldırıyor!
🟥 Sözde siyaseten birbirine zıt görünen TGRT, Sabah Gazetesi ve Halk TV,
🟥 Sözde yine birbirlerinin zıttı görünen, muhalif olduğu için kendini objektif sanan holigan Murat Ağırel, küçük ama daima mide bulandıran Cem Küçük gibi ekranlarda tetikçilik yapan gazeteciler,
🟥 Koç bursuyla okuyup, CAS'ta ŞİKECİLERE dava kaybettiren, Emin Özkurt gibi VASAT ÖTESİ bir avukat,
🟥 Bir başka ekranda Galatasaray'a haysiyet cellatlığı yapmaya kalkan Ertuğrul Akar isimli diploması incelenmesi gereken, az iplenen bir avukat,
🟥 Athena Gökhan gibi gündem olayım, meşhur olayım, bana da besteler yapılsın diye kendini yırtan Sarp Akkaya denen EZİK ROLLERİN BAŞROLÜ olan bir ünlümsü...
Ve niceleri...
Hepsinin nasıl tüm her şeyi bir kenara bırakarak ortak düşman olarak belirledikleri, birbirine zıt kutupların bile aynı çizgide buluşup Galatasaray'a saldırıya geçtiğini günlerdir ibretle izliyoruz.
Ortada hiçbir bir delil olmadan, elinizde hiçbir veri olmadan sadece Galatasaray'a karşı hissettiğiniz ezikliği bastırmak için bu alçak saldırılar cevapsız kalacak mı sandınız?
Senelerdir;
❌FETÖCÜLERLE dostluk maçı organizasyonlarından,
❌Yasaklı madde kullanmaya,
❌Irkçılıktan,
❌FETÖ’ye dominik pasaportçuluğuna,
❌FETÖ borsacılığından,
❌Kamuyu zarara uğratarak devleti dolandırmaya,
❌UEFA’dan tescilli şike ve teşvikten,
❌FETÖ’nün platin sponsorluğuna,
bulaşmadık suç bırakmayan yönetimlerinizin PİSLİKLERİNİ sesiniz çok çıkarsa Galatasaray'a bulaştırırız mı sandınız?
Günlerdir Galatasaray’ın doğrudan hiçbir tarafı olmadığı, Galatasaray’la ilişkisiz bir soruşturmayı ekranlardan, gazetelerden, sosyal medya hesaplarından, Galatasaray’la ilgili yürütülen bir soruşturma gibi algı yapan, geçmişe dönük puan silmelerin olabileceğini yayan, şampiyonlukların el değiştirebileceğini söyleyen hatta ligden düşme bile olabileceğini yazan bu ahlak yoksunlarına karşı yönetimimiz gereken hukuki aksiyonları alacaktır.
Taraftarlarımız da bunlara karşı her türlü boykotu tüm platformlarda en yüksek sesle uygulamaya koymalıdır!
TÜRKİYE’DİR GALATASARAY!
#ultrAslan
Bilkent’te bir kafe. Hararetle konuşan bir grup. Muhtemelen RTÜK’ten AKP’li bir ekip. Arkamasadaki gazeteciyi tanımıyorlar neyse ki. O gazeteci de bendeniz.
Kulaklığımı taktım. İpad’i sessize aldım. Alperen Sengun videosu en kocamanından açık, dikkatler arka masada. Kulisin dibinden notlar;
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin rota değiştirmek istiyor. Hedefi Türk Telekom. “Sadakatini ispat etti”, diyor bol jöleli bir tanesi.
İlk tartışma mezuniyet üzerine. “Ebubekir Şahin iletişim mezunu, Telekom olmaz” diyor tam sırtımı dayadığım. Jöleli; “Şimdiki de iletişim mezunu” diyor. Sorun yok. (Baktım Halkla ilişkiler mezunuymuş)
Aynı adam, o “Monaco’daki ev işi sıkıntılı” diyor”, ardından. Bir başkası, “O işten bişey olmaz. Oğlunun arabasını da söylemişlerdi. O filo işi bile kapandı. Basın gıkını çıkaramaz Ebubekir’e” diyor.
Bu sırada RTÜK’teki kadrolaşma konusu açılıyor. Ebubekir Bey, önemli hiçbir ricayı kırmamış. “Sadece bende 3 kişi var, daha yüzlerini görmedim,” diyor tam arkamdaki. Bankamatik, diye notumu alıyorum.
“Ümit’le iyi arkadaşlar, Ümit’e yapmaz” konusu açılıyor. “Arkadan iş çevrilmiyor ki oğlum. Ümit Siber Güvenliğin başına gelecek. Okeylemiş”, diyor birisi.
Kulaklığımda ses yok ama engelliyor yine de. Kim neyi söylüyor ayırmak zor. Sırtım dönük, göz teması da kurmuyorum malum.
Ümit dedikleri Telekom Genel Müdürü Ümit Önal belli ki.
Zafer diye birinden söz ediliyor. Telekom için MHP kanadından bastırıyormuş. Kim fikrim yok.
“Ümit Önal sayın Albayrak’ın adamı, Telekom’u bırakmaz” diyor biri. Kıkırdıyorum belli belirsiz. O dedikodu ortamında Sayın Albayrak denmesi, korku ikliminin boyutunu gösteriyor. Ve de karşılıklı güvensizliklerinin. Damat falan dese, sıkıntı olur elbette.
Tam tersine, “sayın Albayrak istemiyor Ümit’i” diyor jöleli. Kanıt olarak, “Fatih bey ile araları bozuk, o konuyu sayın Albayrak’a arz etti,” gibi cümleler geliyor. Kahve muhabbetinin, “yüksek tensiplerine arz” gibi saçma bürokratik kalıplarla yapılmasına ilk kez şahit oluyorum.
Fatih denilen, muhtemelen Bakan Yardımcısı Fatih Sayan. Bakan beyli bir kaç cümle var ama karmaşık.
Konu ortada, birine göre Fatih bey değişimi istiyor, birine göre istemiyor. Aslında Fatih bey değil sözkonusu olan. Sayın Albayrak.
Birden bir Tarih TV mevzu açılıyor. Nasıl çıktığı ve ne olduğu belli değil.
Şanssızlık, tam o sırada benim arkadaşım geliyor.
"-Ne izliyorsun?
-Alperen’i. Şahane oynamış.
-Ya ben özetlerini izledim" diyor ve başlıyor. Benim kulis de orada bitiyor maalesef.
Bakalım aslı astarı var mı, yoksa RTÜK’ten bir grubun dedikoduları mı? TRT’den alışkınım ben bu tarz dedikodulara.
Ama önemli not.
Özgür Özel’in "zamanı gelince" lafı var ya. O kadar doğru ki. Tel tel dökülecek çok sayıda isim, çok belli…
Alperen de şahane oynamış ama...
Gariban Türk vatandaşları, Eğitim ve Memurluk üzerine. Bu yazacaklarım sizi sinirlendirebilir ama ne zamandan beri yazmayı düşünüyordum. Türkiye'de sistem batıda ki insanları 16 sene okulda tutup maaşlı maraba yapmak üzerine kurulu. Yıllarca Eğitim olumlaması yapıldı ülkede++
Kuryelik yaparken öldürülen Ata Emre Akman'ın annesi Zuhal Akman, Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesinin infaz yasasında değişiklik talebiyle başlattığı oturma eylemine katıldı.
Şöyle çalışarak yaşayan insanların parasıyla s600’e binen siyasetçiler beslediğimizi daha çok düşünmeliyiz.
Çok zor koşullarda ve ağır işlerle para kazanan bir millet olarak 300 tane koruma arabasıyla gezilmesini alkışlamamalısınız ya.
Şu insanlara acıyın ya. Bunların parası ya
bu hesaba shadowban uygulandığı artık iyice netleştiği için elon denen at ağızlıya inat her gün bir iki kere hesaba girip yazılanları alıntılayacağım. yoksa asla tayma düşmüyor.
Bu şampiyonluk;
bir sezonun değil,
bir ömrün emeği.
Evinde bayrak asan çocukların,
deplasmanda sesini kaybeden gençlerin,
her maç öncesi ‘Allah yardımcınız olsun’ diyen büyüklerin şampiyonluğu…
Bu şampiyonluk;
tribünde bekleyen annelerin,
ekran başında dua eden dedelerin,
takvimlere ‘o gün’ diye not düşen milyonların şampiyonluğu…
Çünkü biz her zorlukta daha da kenetlenen ve güçlenen bir aileyiz.
Kırıldık… ama dağılmadık.
Yorulduk… ama durmadık.
Yıkılmadık, çünkü GALATASARAY’dık!
Bu şampiyonluk, sadece bir kupanın değil;
bir duruşun, bir karakterin, bir direnişin kupası.
Ve şimdi…
25 kere şampiyon diyorsak,
bu hikayeyi inatla yazanların,
bu armaya canını adayanların,
ve her şartta inanmaktan vazgeçmeyenlerin hakkıdır!
Sonsuz inançla…
25. kez ŞAMPİYON GALATASARAY!
Çalık Holding'in önünde dövülerek öldürülen işçinin ailesi ile konuştum:
"Çenesi kırılmış, her yeri mor. Çene altında kesik var. Bize kalp krizi dediler."
"Saatlerce bulamadık. Verdikleri ölüm belgesinde 'yaralanma sonucu olmadığı' yazılı."
"Oğlunu evlendirecekti. 10 yıldır alamadığı parasını istemeye gitmişti. Daha önce defalarca kovulmuştu."
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Saraçhane'de ayakkabı kulesiyle sonuçlanan polis saldırısının görüntüleri ortaya çıktı
📹Foto muhabir: Kemal Aslan (@kemal_aslan)
https://t.co/DATp8HrJAx
YARGININ İÇİNE DÜŞTÜĞÜ HUKUK ÇELİŞKİSİ
Aynı hakim, aynı suç için hem "tutuklama şart" hem de "tutuklama olmaz" demiş.
Foto muhabiri Kurtuluş Arı'nın arasında bulunduğu 9 kişiyi tutuklayan hakim, "Kanunu aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlere silahsız katılarak ihtira rağmen dağılmama" suçu için "suçun vasıf ve mahiyeti" diyerek "tutuklama gerekli" demiş.
Aynı hakim, aynı kararında iki kişiyi serbest bırakırken ise "Kanunu aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlere silahsız katılarak ihtira rağmen dağılmama" suçu için "suçun niteliği ve önemine göre tutuklama tedbiri ölçülü olmaz" diyor.
Hangisine inanalım?