kötü yollar olabilir, zor zamanlar olabilir ama ben her zaman merhametli, vefali ve saygili olacagim. insan ne olursa olsun oturdugu masada karakteriyle, durusuyla agirlanir.
Sürekli bir şeylere katlanmak bir süre sonra kindarlığa dönüşür. Başta sabır gösterdiğini düşünürsün, sonra bunu sevgi sanarsın. Oysa fark etmeden kendinden ödün vermeye başlarsın. Her yuttuğun söz, her ihlal edilen sınır ve her görmezden geldiğin rahatsızlık içten içe birikir. Ve bir gün, bugüne kadar sustuğun her şey aynı anda canını yakar.
birini hayatında tutmak için kendi sınırlarını her esnettiğinde, muhatabına seni kırmanın bir bedeli olmadığının mesajını veriyorsun. sen "kaybetmeyeyim" diye sustukça, onlar "nasılsa gitmez" diye daha çok vuruyor. insanın hoş görüsünden yara alması da böyle bir şey oluyor.
bazılarında hayret edilesi bir bencillik mevcut. bir başkasının da üzülebileceği, yorulabileceği, kalbinin kırılabileceği akıllarına bile gelmiyor. diğerkâmlık nedir, zaten bilmiyorlar. "başkası" diye bir kavram yok dünyalarında. varsa yoksa "kendim de kendim, canım kendim."
‘Duygu düzenleyici’ insanlar var. Ailesinin, arkadaşlarının, eş dostunun dağılan duygularını toplayanlar... “Bir düzen versin” diye beklenenler. Geldiği yerde insanlar saçılmışsa onları toplayıp çekilenler. Gördüğüm en ağır yüklerden biri, başkalarının duygularını düzenlemek.
Sınavlarımız aşırılıklarımızdan geliyor. Aşırı merhamet, aşırı şefkat, aşırı fedakarlık belki bir noktada sistemin dengesini bozduğumuz için hayat bize sınırı aştığınla sınanırsın diyor. Her şeyin dengelisi makbul
sevilmek ne güzel ne güzel,, insan kendine de bu kadar çiçek satın alabilir ama bir sürü insanın sevgiyle seni düşünüp rengarenk çiçek almasını satın alamaz 🧿