Hayatta şans adama devamlı yardım etmez
Çok çalışan çok arayana mutlaka kapı açılıyor
Yani o şans miskine gelmez
Mesela sen çok çalışıyosun
Bişey görcem/bulucam
O çok çalışmadan
Çok tekrardan dolayı
Etrafındaki olayları çok gözlemekten dolayı
Sana o çarpıyor
O şans değil artık.
Allah kahretmesin ya bu ülkede düzgün, makul davranışlarla tamamlanan bir ticaret yapmak bu kadar zor mu yahu !
Dün @teknosadan aldığım laptop bilgim dışında iptal edildi.
Bugün aynı laptopu farklı bir satıcıdan @hepsiburada üzerinden epey de daha yüksek bir fiyata yeniden aldım.
Öncesinde satıcıya soru sordum ürünün stoklarında olduğundan emin olmak için.
Iki iş günü içinde kargoya veririz dediler.
Bugün yine stokta olmadığı gerekçesi ile iptal etmişler.
Bu arada @Teknosa dünkü paylaşımım altına hemen ilgileniyoruz tadında bir mesaj yazıp iletişim bilgilerimi istemişti. Arayan soran yok.
@hepsiburada da bizlik bir şey yok satıcı HMF Teknoloji ile temas kurun diyeceği ve artık sinirlerim bozulduğu için aramadım bile.
Lanet ettim
Nefret ettim hepinizden.
Amazon dışında bir yerden alışveriş yapmamak lazım.
Stokta var diye cevap verdiği ürünü ertesi gün stokta yok diyen satıcı ile çalışmayın kardeşim ben Hepsiburadaya teknosaya güvenerek alıyorum neticede o ürünü ve siz de babanızın hayrına sattirmiyorsunuz sitenizde o ürünleri.
Piyasa artık savaşı geçici bir jeopolitik gerginlik olarak değil doğrudan enerji arzını, enflasyonu ve para politikasını etkileyen kalıcı bir risk olarak fiyatlamaya başladı. Çatışmaların Irak, Ürdün, Mısır ve Kızıldeniz hattına yayılması bir yana asıl kritik konu Hürmüz ve Bab el Mendeb boğazlarının aynı anda baskı altında kalması. Dünya petrol ticaretinin en önemli iki geçiş noktasından bahsediyoruz. İran’ın Hürmüz üzerinden geçen gemilere yönelik saldırıları devam ederken Husilerin Bab el Mendeb’den geçen ticari gemilerden geçiş ücreti alma ihtimalinin konuşulması enerji arzından küresel ticarete kadar bütün denklemi bozabilecek bir gelişme. Brentin yeniden $90 civarına gelmesi de piyasanın bu riski artık ciddiye aldığını gösteriyor.
Trump tarafında ise klasik olarak bir taraftan çok sert karşılık mesajları verilirken diğer taraftan diplomasi kapısının açık olduğu söyleniyor. Fakat şu an için sahadaki gelişmeler diplomasinin önünde gidiyor. Dolayısıyla piyasanın Trump’ın ne söylediğinden çok petrol tankerlerinin gerçekten geçip geçemediğine bakacağı bir döneme girdik.
Kazanma hırsına kapılma.
Kazanma hırsı devreye girdiğinde akıl ve sağduyu devre dışı bırakır.
Sırf fiyatı yükseliyor diye; hiçbir gerçek değeri olmayan bir coini, ederinin 10 hatta 100 katına işlem gören bir hisseyi ya da bu tür hisselere yatırım yapan bir fonu ya da altın-gümüş gibi bir emtiayı üretim maliyetinden çok kopunca "Nasıl olsa benden daha yüksek fiyata alacak bir enayi bulunur." düşüncesiyle satın alma.
Yatırım kararının temelini değer oluştursun, başkasının daha pahalıya alacağı umudu değil.
Arcelik üzerine yazınca karşıt yatırım üzerine de yazmak istedim.
Karşıt yatırım, şirketin işleri kötü giderken ve piyasanın bu olumsuzluğu fazlasıyla fiyatlamış olduğu dönemlerde yatırım yapmaktır. Amaç, sorunların geçici olduğunu ve şirketin zamanla toparlanacağını öngörmektir. Bu yaklaşım birçok örnekte yüksek getiri sağlayabilir.
Arçelik'e baktığımızda piyasa değeri/ciro oranı, 2008 küresel krizinde dünya batmış, şirketlerin adeta batacakmış gibi fiyatlandığı seviyelere yaklaşmış durumda. Eğer şirket faaliyetlerini toparlayabilirse, bugünkü fiyatlamalar uzun vadeli yatırımcı için önemli bir fırsata dönüşebilir.
Ancak karşıt yatırımın en önemli riski şudur: Her düşen hisse yeniden yükselmez. Her bozulan kârlılık geçici değildir. Bazı şirketler yapısal sorunlar veya kalıcı rekabet artışı nedeniyle değer kaybetmeye devam eder ve eski günlerine dönemez.
Karşıt yatırımın kazançlı mı yoksa tuzak mı olduğu, tek bir soruya bağlı: Şirketin marj erimesi/değer kaybı döngüsel mi (talep, kur, faiz, hammadde gibi geçici faktörlerden) yoksa yapısal mı (Çin rekabeti karşısında kalıcı pazar payı/fiyatlama gücü kaybı)?
>>> Döngüselse → düşük PD/ciro, tarihsel ortalamaya dönüşle birlikte prim kazandırır, karşıt yatırım tezi çalışır.
>>> Yapısalsa → düşük çarpan "ucuz" değil "haklı"dır, hisse yeni bir dip bulmaya devam edebilir, değer tuzağı (value trap) olur.
Sadece #arclk değil, geride kalan ve Çin rekabetini yaşayan #brisa #eregl #kords #petkm #sise gibi diğer şirketler içinde benzer durum geçerli.
Yani kapsamlı analiz ile durumun geçiçi mi kalıcı mı olduğunun değerlendirilmesi gerekir. Unutmayın Yatırım ''Kapsamlı analiz sonrası ana para güvencesi ve makul getiri sağlayan işlemdir.''
Selam ve Saygılar.
#karşıt #yatırım #analiz
Il y a un mois, au lendemain de l'IPO de SpaceX, je publiais une analyse expliquant pourquoi cette entreprise vaudrait 30 à 50 trillions de dollars d'ici cinq ans. Trente millions de vues, et pas mal de gens pour me dire que j'avais perdu la tête. Elon m'avait RT.
Hier, Elon Musk a écrit que SpaceX vaudra plus que le reste de la Terre si ses objectifs sont atteints. « More than the rest of Earth. » Tout le monde y a vu une provocation. Moi j'y vois un théorème. Laissez-moi le démontrer.
Posons le problème. La richesse mondiale totale, tout ce que huit milliards d'humains possèdent, immobilier, actions, usines, or, pèse environ 500 trillions de dollars. Dire qu'une entreprise vaudra davantage que tout cela réuni semble arithmétiquement absurde. Et ça l'est. Dans un système fermé. La phrase de Musk ne dit qu'une seule chose, et c'est la plus importante du siècle : le système est en train de s'ouvrir.
Accordons aux décroissants leur unique point valide : la croissance infinie est impossible dans un monde fini. Leur erreur n'est pas logique, elle est géographique. Ils ont cru que le monde s'arrêtait à la Terre. Or la Terre représente 0,0003 % de la masse du système solaire et intercepte un demi-milliardième de l'énergie du Soleil. Nous nous disputons des miettes au pied d'un buffet que personne n'a encore ouvert. Ouvrez-le, et l'hypercroissance cesse d'être un slogan pour redevenir une trajectoire physique.
A. Depuis dix mille ans, la richesse suit une seule variable : la quantité d'énergie et de matière que l'homme sait capter et organiser. Feu, agriculture, charbon, pétrole, atome, silicium. Chaque bond de civilisation est un bond énergétique. Notre civilisation entière tourne sur 20 térawatts. Le Soleil en rayonne vingt mille milliards de fois plus, en continu, gratuitement, depuis quatre milliards et demi d'années. Sur l'échelle de Kardashev, nous sommes une civilisation de type 0,7. Le Soleil, à lui seul, nous emmène au type II.
B. SpaceX ne participe pas à cette transition. SpaceX en possède l'unique porte. Starship divise le coût de l'orbite par cent, la constellation assure les communications, et le deuxième acteur mondial a dix ans de retard. J'ai déjà fait la liste de ce que ça débloque, data centers orbitaux, usines en microgravité, minage d'astéroïdes, Mars. Ce qui m'intéresse aujourd'hui, c'est l'étage que personne ne price : ce que ça débloque dans les têtes.
Car voici ce que les démographes refusent de voir. La natalité occidentale ne s'effondre pas à cause du prix de l'immobilier. Nos arrière-grands-parents faisaient six enfants dans des logements sans chauffage. Elle s'effondre parce qu'on a confisqué le futur. On ne fait pas d'enfants pour un monde qu'on nous décrit comme finissant. On en fait pour un monde qui commence. Le pic de natalité occidental coïncide exactement avec le pic d'optimisme technologique, les jets, l'atome, Apollo. Girard l'avait compris : une civilisation privée de frontière retourne sa rivalité contre elle-même, et c'est très exactement notre époque, guerres culturelles, ressentiment, déclin administré par comités. Rendez-lui une frontière, et la même énergie mimétique redevient émulation, construction, transmission. La colonisation du cosmos est le premier projet capable d'unifier l'Occident depuis 1969. On refera des enfants comme on posait des pierres de cathédrale, pour un édifice qu'on ne verra pas achevé. Le premier bébé né en orbite fera plus pour la démographie européenne que cinquante ans de politiques familiales.
Maintenant, additionnez. Une économie terrestre relancée par un projet commun et une démographie qui repart. Une économie orbitale complète, énergie, calcul, industrie, tourisme, dont chaque dollar transitera par le même péage. Un système solaire dont la matière et l'énergie excèdent tout ce que la Terre contiendra jamais. Et une seule entreprise qui détient l'accès.
Si A, la richesse suit l'énergie captée, et si B, SpaceX ouvre seule un réservoir un milliard de fois supérieur, alors la conclusion tombe d'elle-même : comparer SpaceX à la richesse terrestre est une erreur de catégorie. La Terre cesse d'être le dénominateur. « Plus que le reste de la Terre » n'est pas une hyperbole. C'est un arrondi à l'inférieur.
Personne, devant le premier puits de pétrole en 1859, n'a dessiné Dubaï. Personne, devant le premier transistor, n'a imaginé que le calcul deviendrait la première industrie du monde. Nous sommes en 1859, et le puits vient de jaillir.
Je maintiens ce que j'écrivais il y a un mois : achetez de l'optimisme. Je ne change qu'un détail. La taille du sous-jacent. C'est l'univers.
Kıvanç Önder @KivancOnder dün Oksijen’de seçime doğru konut uçacak yanılgısını yazmış:
🗣️ Türkiye’de 2002’den bugüne kadar gidilen tüm genel ve yerel seçimlerde reel faiz ya pozitifti ya da sıfır çizgisinin çok yakınındaydı, iki seçim hariç: Mayıs 2023 genel seçimlerinde reel faiz eksi 22, Mart 2024 yerel seçimlerinde ise eksi 11’di.
🗣️Konut fiyatlarının enflasyondan arındırılmış haliyle, yani gerçek değeriyle en çok yükseldiği dönem 2020’den 2023 Mayıs’ına, yani tam da seçime kadar uzanıyor. Seçim geldiğinde iş çoktan bitmişti; konut zirvesine gelmiş, hatta dönüşe geçmişti. 2024’ün başından bu yana da reel olarak geriliyor.
🗣️ 2021 ile 2023 arasında faiz enflasyonun çok altında kaldı, yani reel faiz dibe vurdu. Böyle bir ortamda parasını bankada ya da yastık altında tutan, her ay biraz daha fakirleşiyordu. İnsan da doğal olarak, elindeki para eriyip gitmeden onu değerini koruyacak bir yere taşıdı; kimi altına geçti, kimi dövize, kimi arabaya, kimi konuta. O yıllarda ev almak çoğu zaman oturacak yer arayışı değildi; “param erimeden neye çevirsem” arayışıydı. Konut, altınla ve dövizle aynı kefeye girmişti. İnsanlar konut kredisi ucuzladığı için değil, elindeki para eridiği için eve yöneldi. Daha doğrusu bütçesine göre kimi eve yönelirken kimi arabaya, kimi cep telefonuna, kimi beyaz eşyaya yöneldi ama herkes “mala koştu”.
🗣️ Türkiye’de konut fiyatları genelde yavaş yavaş değil, çoğu kez bir kur şokuyla düzelir; kur fırlar, fiyatlar oturur. Ancak 2021 bu kurala uymadı. O yıl TL hızla değer kaybederken dolar cinsinden konut fiyatları düşmedi, tam tersine yükseldi. Bunun sebebi, eşzamanlı gelen bir talep dalgasıydı. Negatif reel faizin çekim gücü o kadar kuvvetliydi ki, normalde konutun dolar bazlı fiyatını aşağı çekmesi gereken kur şokunu bile bastırdı.
🗣️“Konut” derken tek bir piyasadan söz etmiyoruz. Sıradan, maaşıyla geçinen, geliri TL olan kesimin aldığı evde fiyat düzeltmesi genellikle sessiz sedasız gelir: Fiyat kağıt üzerinde düşmez ama enflasyon altında kalır, yani ses çıkarmadan erir. İnsan fiyatın gerilediğini fark etmez, sadece aynı parayla aynı evi alamadığını görür. Üst segmentte, yabancıya ve dövize açık evlerde ise hikaye döviz üzerinden döner; oradaki düzeltme sessiz bir erime değil, bir anda gelen sert bir iniş olabilir. Bu yüzden “konut düştü” ya da “konut uçtu” derken hangi evi kastettiğimizi belirtmekte fayda var.
🗣️Faizin inmesi tek başına konutu uçurmaz. Konutu uçuran şey, faizin enflasyonun altına düşmesi. Yani belirleyici olan indirimin kendisi değil, o indirimin enflasyona göre nereye oturduğu. Diyelim faiz yüzde 37’den 30’a inse, eğer enflasyon da 25’e gerilemişse reel faiz hâlâ pozitiftir ve o eski film başlamaz. Ama faiz 30’a inerken enflasyon 35’e çıkarsa, işte o zaman reel faiz yeniden negatife döner ve para gene saklanacak bir yer aramaya başlar.
🗣️ Konut kredisi faizinin düşmesi, krediyle ev alacak kişinin işini kolaylaştırır ve talebe biraz can katar; küçük bir musluk gibidir, açarsınız azıcık su akar. Konut kredisi ucuzlasa bile, reel faiz pozitif kaldığı sürece elinize geçecek şey ölçülü bir hareketlenme olur, topyekun bir sıçrama değil.
🗣️ Türkiye’de evi TL ile alıp satarız ama kafamızda hep dolara çeviririz. Bu yüzden konut, TL’nin dövize karşı gerçek değerine, yani reel efektif kur dediğimiz şeye bağlıdır. Kurun sıkı biçimde yönetildiği bir ortamda, dolar cinsinden konut fiyatları olması gerekenin üzerinde kalmış olabilir. Gerilen bir yay ne kadar çok gerilirse, bırakıldığında o kadar sert geri teper. Yani bu kez risk yukarı değil aşağı doğru… Düzeltme yavaş bir erimeyle değil, bir anda vuran bir dalgayla da gelebilir. Özetle bakkaldaki, berberdeki o cümle bu sefer büyük olasılıkla boşa çıkacak. Tek şartı, reel faizin pozitif kalması. O yüzden gözünüzü manşetteki faize değil, reel faize dikin. 2026’nın son iki çeyreği, pozitife geçmiş reel faizin konut üzerindeki etkisini görmek için iyi bir sınav olacak.
“20 yıllık bir yatırım serüveninde bileşik getirinin gücü ancak 7. yıldan sonra ortaya çıkar. Pek çok insan sabredemediği için bu mucizeyi göremez.”
Prof.Dr. Aysel Gündoğdu
3) Finansal medya, sen kaybedesin diye tasarlanmıştır
Ekonomi haberleri seni bilgilendirmek için değil, dikkatini dağıtmak içindir.
Duygusal tepki vermen ve dürtüsel kararlar alman için üretilmiştir.
Kreil yıllardır ana akım medyayı tüketmiyor.
Piyasayı zaten kurumlar hareket ettirir; haber ise ekranına düşmeden önce fiyatlanır.
Sen haberi okuduğunda artık çok geçtir.