Satrançta yeteri kadar iyi olmadığınızı düşünüyorsanız bugün SATRANÇ OLİMPİYATINDA masabaşında klasik tempoda oynanan Tunus - Brunei maçındaki 6 hamlede matla biten oyuna bakabilirsiniz.
Muhtemelen siz oynuyor olsaydınız en az 15 20 hamle dayanabilirdiniz.
🚩 Ortaklaşa dergimizin ilk sayısıyla Kurtköy Metro önündeydik. Cumhuriyet tartışmalarına Ortaklaşa gözünden bakmak,dergimize ulaşmak için sayfamıza mesaj atabilirsiniz!
Sizi unutmayacağım, sizi ölümsüzleştireceğim
Sabah sayımı için mahkumlar çenelerini eşofmanlarına sıkıştırıp titreyerek avluya adımlarını attı birer birer. Hazır kıta “U” şeklini almış onlarca mahkum yağmur altında gardiyanları beklemeye koyuldu. Soğuk hava ve yağmur mahkumları yakınlaştırıyordu kendine. Omuzlar birbirine sürtüyor hem yalnızlık hem de sıcaklık paylaşılıyordu. Komutan edasıyla sayıma gelen gardiyanlar ipleri kestikten sonra muzaffer askerler gibi çeneleri yukarıda “Allah kurtarsın” diyerek kapıyı bir kere daha suratımıza kapadı. “Allah asıl sizi kurtarsın” diye fısıldadım Toso Dayı’nın yanına sokularak.
Sol elinde koğuşun en ağır tesbihini usul usul çeken Toso Dayı, sağ elindeki sigaradan bir nefes çekti, “Bak iki gözüm bu kapı bir gün hepimiz için açılacak ama diri ama ölü, önemli olan buraya nasıl girdiğimiz değil nasıl çıktığımız. Buradan çıkanların kimi anısıyla kimi anasıyla hatırlanır”, “Bir ölümlüye yakışan tek şey onurlu bir yaşam değil midir zaten dayı?”
Günün ilk sigarasını ciğerlerime boca ederek yaktım, nefesleri hızlı hızlı çektim, kahvaltılarını donuk suratlarla hazırlayan mahkumların arasından tesbihimden hızlı bir tur çekerek geçtim. Başkan sandalyesine oturmuş, seri nefesler çekiyordu sigarasından. “Bir şeyler daha yapmalıyım başkan, bir şey daha, öykü, haber, kitap… Yetmez bir şey daha lazım”, “Savaşta mermi hep namluda hazır bulunmalıdır doktor. Eğer silahtaki merminin yetmeyeceğini düşünüyorsan, silahı değiştir. Mesela pompalıyla keleş güçlü silahlardır, veryansın edersen karşı tarafı baskı altına alırsın ama bu baskıyı ve silah kullanmayı bilmezsen bir anlamı kalmaz”, “Eyvallah başkan.”
Öfkenin ve düşüncelerin ağırlığıyla gözlerim kapandı. “Mazgal açıldı hoca, seni çağırıyorlar, bir baksana gardiyana.” Atladım yataktan mazgala eğildim, temiz yüzlü iki gardiyan gülümsedi, “Hazırlan, sevk oluyorsun.”
Sevk haberi koğuştaki tüm bölmelere anında ulaştı. Kimi haftalardır güzel bir film için sakladığı kekini, kimi şampiyonlar ligi için fitilde tuttuğu cipsini, içeceğini getirdi, yanımda götürmem için hazırlanan poşete doldurdu. 5 dakika içerisinde eşyalarım ve erzağım hazırlandı. Başkanla göz göze geldik, “Vay be doktor, gönderiyorlar seni ama biz bir kere sevdiysek bir daha onu bırakmayız.”
Merdivenleri ikişer ikişer çıkıp vedalaşmak isteyen gençleri geçip Abdülhalit’i buldum. Kollarımı hissetmeden sarıldım Abdülhalit’e, “Hoca bırakma bizi, gitme, götürmesinler seni kıro” dedi. Tek kelime çıkmadı ağzımdan. Kollarımı hissetmiyordum, bırakamadım Abdülhalit’i, hiçbir akrabama böyle sarılmamıştım sanırım. Sen bir uyuşturucu baronusun Abdülhalit ama baba yarımsın. Toso Dayı kalktı yatağından apar topar, elini cebine attı, katladığı kağıdı elime tutuşturdu. Speedy kızgın, üzgün, utangaç tüm duyguları aynı anda barındırabilen gözleriyle köşede beni izliyordu. Sarıldık, “Dışarıda görüşeceğiz kardeşim” diyerek. Elimdeki tesbihimi bırakıp, “Bunu Ortodoks Aslan’a verirsin” deyip merdivenlerde sıralananlara “Hakkınızı helal edin” diye fısıldamasıyla kapıya yöneldim. Eser’in kaşlarının ortasına oturan merhametle bekliyordu, sarıldı, omzumu öptü, “Devam et, arkandayız” dedi.
Başkan gürledi o an “Doktoor” diye sarıldık, “Agaya selam söyle başkan” deyip kapı ağzındaki Toso Dayı’nın parlayan gözlerine baktım. Kapıya adımımı attım, arkamı döndüm, kalbi kırık, elleri nasırlı ve sıkı dimdik mahkumları gördüm. Sizi unutmayacağım, sizi ölümsüzleştireceğim…
Silivri Hapishanesi 9 Nolu Kapalı CİK A/80
Genç yaşından beri parti üyemiz, yoldaşımız olan Cüneyt Göktürk'ü kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Yoldaşımızın cenazesi için yarın saat 14.00'te Maltepe Başıbüyük Mezarlığı'nda buluşacağız.
Dostlarının, partimizin başı sağ olsun. Uzun yıllarını adadığı mücadelenin bayrağını taşımaya devam edeceğiz.
Haziran’ın bize gösterdiği en büyük dersi ciddiye almak, örgütlü bir halkın Haziran’da ortya çıkan iradeden çok daha fazlasını yapabileceğini, bu düzene son verebileceğini göstermek zorundayız.
Güneş Ufuktan Mutlaka Doğar
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile sonuçlanan emperyalist işgale ve saltanata karşı ayağa kalkışı simgeleyen 19 Mayıs’ı selamlıyoruz.
19 Mayıs ulusal kurtuluş mücadelesinin ilk kıvılcımının atıldığı, bu ülke topraklarının Cumhuriyet'le buluştuğu bir yolculuğu simgelemektedir. O yolculuk bizi köhnemiş, çürümüş, çökmüş bir saltanattan kurtuluş fikrine; işgale, işbirlikçilere, zorbalara karşı mücadeleyle yeni bir ülke ufkuna taşımış, topraklarımızı devrimci bir proje olan Cumhuriyet'le buluşturmuştur.
Bugün yeniden bir yol ayrımındayız.
Türkiye’nin kuruluş dinamiklerinin sorgulandığı, Cumhuriyet fikriyle hesaplaşılmaya çalışıldığı, bu ülkeyi ve halkımızı yeni çıkmazlara sürükleyecek bir “çözüm”ün Osmanlı fikrine geri dönüş hayaliyle gündeme geldiği, emekçi halkımızı bir felakete sürükleyecek olan projelerin tartışıldığı bir süreçte yeniden bir silkinişe, kararlılıkla ve cesaretle atılacağımız yeni bir yolculuğa ihtiyacımız var.
Umutsuz değiliz.
En karanlık ve umutsuz günlerde Anadolu halkı kurtuluş için ayağa kalktı, mücadele etti ve kazandı. Gücümüzü buradan alarak yürüyoruz.
Şimdi holdinglerin ve tarikatların el ele bu ülkeyi karanlığa sürüklediği, sömürünün, yoksulluğun, işsizliğin, eşitsizliğin hüküm sürdüğü, tarihin çöplüğünde yerini almayı çoktan hak etmiş bir toplumsal düzeni yıkma zamanı.
Kurtuluşu yaratan halkımıza, mücadeleye önderlik eden kadrolara ve Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla,
Cumhuriyet ve Milli Mücadele'nin ışığında yeni bir devrim cephesi için yürüyoruz.
Yeniden Cumhuriyet, Mutlaka Sosyalizm!
📢 1 Mayıs'ta işçi düşmanlığı!
Mersin'de faaliyet yürüten Eterna Teknoloji San. ve Tic. A.Ş.' de yazılım personeli olarak çalışan Mehmet Can Üstül, 1 Mayıs'ta resmi tatil hakkını kullanmak istemesi üzerine şirket yöneticileri tarafından darp edildi.
🔴 Eterna Teknoloji adlı şirketin yetkililerini uyarıyoruz,
1 Mayıs Uluslararası Emek ve Dayanışma Günü, çalışanların birlik ve dayanışma içerisinde olması amacıyla yasal olarak genel tatil ilan edilmiştir. Amacına uygun olarak birlik ve dayanışma içerisinde olmak ve meydanlarda 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen emekçiler engellenemez.
İşçi arkadaşımıza karşı yapılan bu davranışın hesabını soracağız. İşçi arkadaşımızla birlikte hukuki alanda da gerekli işlemleri yapacak ve arkadaşımıza yapılan bu davranışı cezasız bırakmayacağız.
📌Haberin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
https://t.co/qZAowmw1Q7
1 Mayıs’a dair kamuoyuna açıklamamızdır:
1. Türkiye Komünist Partisi, geçtiğimiz yıl, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta İstanbul Saraçhane’de yaşananların ardından bir daha aynı tablonun parçası olmayacağını ilan etmiş ve bu doğrultuda 1 Mayıs 2025’te İstanbul Kartal Meydanı’nda bir miting yapacağını, gerekli evraklarla birlikte, ocak ayında İstanbul Valiliği’ne bildirmiştir.
2. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasına karşı tüm Türkiye’de başlayan halk protestolarına “seçme ve seçilme hakkını korumak” kararlılığıyla katılan Türkiye Komünist Partisi, ortaya çıkan toplumsal enerjinin parçalanmaması için Kartal’da hazırlıklarına başladığı 1 Mayıs mitingi için bir çağrı yapmamış ve İstanbul’da, hatta Türkiye’de, tek ve kitlesel bir 1 Mayıs için zemin yoklamaya başlamıştır.
3. Partimiz bu doğrultuda 1 Mayıs kutlamaları için inisiyatif alan heyete (DİSK-KESK-TMMOB-TTB) kamuoyu ile de paylaşılan bazı sorular yönelterek 1 Mayıs'larda yaşanan bazı olumsuzlukları hatırlatmıştır. Gerek hazırlık toplantılarında gerekse DİSK yönetimiyle gerçekleştirilen merkezi görüşmede bu konularda gerekli hassasiyetin gösterileceğine ilişkin yaklaşım samimi ve ikna edici bulunmuştur.
4. Bu süreç devam ederken Türk-İş yönetimi 1 Mayıs’ta İstanbul Kartal’da miting düzenleyeceğini ilan etmiştir. Türk-İş’in hiçbir bildirim yapmaksızın iktidarın hukuksuzluğuna ve hükümetle yakın ilişkisine güvenerek yaptığı bu açıklamanın ardından partimizin yönetici ve hukukçuları, Türk-İş yetkilileri ile temas kurarak Türk-İş’in 1 Mayıs’ta Kartal’da miting yapmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiş ancak iktidarın bu oldubittiye göz yumacağından emin olan Türk-İş, herhangi bir diyaloğa yanaşmamıştır.
5. Partimiz, İstanbul Valiliği ve İstanbul Emniyeti ile defalarca iletişime geçmiş ve, “Bir alan için ilk bildirimde bulunan kurum dışında kimsenin alanda miting düzenleyemeyeceği”nin yasada açık hüküm olduğunu hatırlatmıştır. Bu kararlılığımız karşısında Valilik, “Size başka bir alan verelim” önerisini yapmış, parti avukatlarımız bu talebi geri çevirmiştir. TKP, 1 Mayıs’ta hangi alan için çağrı yaptığından bağımsız olarak, Kartal Meydanı’yla ilgili dayatmanın peşini bırakmayacaktır. Türk-İş yönetiminin Kartal Meydanı’nda bir miting yapmak için başvuracağı adres, Türkiye Komünist Partisi’dir.
6. Partimiz 1 Mayıs’ta İstanbul’da Kadıköy Meydanı’nda düzenlenecek mitinge üyeleriyle, dostlarıyla birlikte kitlesel bir biçimde katılacaktır. Aynı şekilde diğer kentlerde düzenlenen mitinglere de kararlı ve kitlesel katılım sağlanacaktır.
7. Valiliğin Kadıköy Meydanı’na dair bir yasaklama kararı alması durumunda Türkiye Komünist Partisi bu yasaklamayı bir Taksim çağrısı olarak değerlendirecek ve gereğini yapacaktır.
Bugün emeğiyle geçinen milyonlarca insanımız uzun zamandır görmeye fırsat bulamadığı sevdikleriyle, akrabalarıyla, komşularıyla buluşup hasret giderecek; derdini heyecanını, mutluluğunu paylaşacak...
Ağır sömürü koşullarının, adaletsizliğin, hak gasplarının gölgesi düşmüş olsa da, bu günlerde mücadele etmenin, ayağa kalkmanın verdiği gücü, direnci, ümidi de içimizde hissediyoruz.
Dileğimiz günlerimize düşürdükleri gölgeyi ortadan kaldırmak, her günü bayram tadında yarınlara ulaşmaktır.
Bu duygularla halkımızın bayramını kutlarız.