Değişim CHP olarak çıktığımız yola, Değişim Yeni Parti olarak devam ediyoruz.
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel neredeyse, biz de oradayız.
Yeni Parti’yle ilgili doğru bilgilere ulaşmak ve mücadeleyi büyütmek için bizi takip edin: @degisimmCHP
Ben öğrenciyken Eğitim Bakanı oğlunu özel okula gönderip, sonra utanmadan sallamazdı.
Ayrıca 24 yıldır iktidardasınız, sizden önce yapılanları sata sata bugüne kadar idare ettiniz.
❗️NATO tutuklusuna kuyu tipi hapishanede sopalı işkence
NATO zirvesi nedeniyle tutuklanan Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Mehmet Şimşek’e Antalya S Kuyu Tipi Hapishanesine girişte işkence yapıldı
https://t.co/yOirm1VCI9
“Al karşına konuş, daha çocuk o” dediğiniz kişi 32 yaşında, ne yaptığını bilen, sonuçlarını göze alan, tam da çocuk olmadığı için etki yaratan bir komedyendir.
Deniz Göktaş bu düzenin mağduru değil, muhatabıdır. Girdiği gibi başı dik çıkacaktır.
Mesele çocuk değil, çocuğa yüklenen duyguda Sunay bey. Can Yücel’de örneğin “Aşk olsun sana çocuk” diyene kadar bir girizgah var. Türkiye’de devrimin en uzun yüz metresini koşan, tüm devrimcilerin en hızlısı olan çocuk…
Ama sizin çocuk deyişinizdeki duygu Can Yücel’den farklı. “Suçsuz, günahsız, o daha çocuk” derkenki çocuk, bir tür merhamet talep edilen çocuk o. Halbuki Deniz’in merhamet talep etmediği her halinden belli. O halde ona saygı duymak durumundayız.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun cezaevi ziyaretini anlatırken sosyal medyaya bakmadığını, haberleri takip etmediğini ifade etmiştim. Bu akşamki canlı yayını izleyen herkes söylediğimin doğru olduğunu yeniden görmüştür herhalde
Kılıçdaroğlu’nun oğlu bizim Ankaradaki restorana en az 10 kere geldi, HTS kayıtlarına bakılsın, her seferinde babasına götürmek üzere 500 bin para verdim kendisine
Kılıçdaroğlu şu ana kadar izlediğim lider mülakatları içinde en kötü performansı gösteriyor. Çoğu soruya cevap vermiyor ya da soruyla karşılık veriyor. Konudan konuya atlıyor.
Yargının siyasallaştığını söyleyip, delil göstermeden ve ad vermeden insanları suçluyor. Kimseyi ikna ettiğini sanmıyorum. Birazdan @szctelevizyonu 'da bu mülakatı değerlendireceğim.
Barış Terkoğlu: "Merdan Yanardağ'ın sorusunu size okuyorum: 'Niyetiniz ne olursa olsun iktidarla paralel bir görüntü sergiliyorsunuz. Benim iddianamemde sizinle yaptığım röportaj tutuklanmama sebep olarak gösterilirken bu konuda tek bir yorum yapmadınız. İddianamemi okudunuz mu?'"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Ben suç işlediğini sanmıyorum... Doğrusunu isterseniz yeni öğreniyorum. Samimi olarak söyleyeyim. İddianamelerin tamamını okumadığımı... hukukçu olmadığımı söyledim."
Barış Terkoğlu: "Sizce siyasallaşmış bir yargı, yolsuzluk davalarını da kullanamaz mı?"
Kılıçdaroğlu: "O zaman bu davaları tamamen kapatalım, Türkiye'de hiç yolsuzluk yoktur diyelim. Bütün hakimler taraflı olduğu için sadece CHP'ye yönelik bir operasyondur diyelim, bu işi bitirelim."
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
Kemal Kılıçdaroğlu medyanın tek taraflı yayın yaptığından yakınmış.
Biz de kendisini Onlar TV’de Şule Aydın’ın hazırlayıp sunduğu “Tatava Yok” programına davet ettik ancak olumsuz yanıt aldık. Basın danışmanına ulaşmak zaten mümkün değil. Zira basın bülteni gibi TGRT kullanılıyor. Yanındaki milletvekillerinden de biri dışında dönüş yapan olmadı.
Sonra da “taraflı yayın yapılıyor” eleştirisi geliyor.
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider