Ağlayıp sızlamayı bırakın. Bu dünya insan kılığında gezen mahlukatlarla dolu. Güzel insanlar var, çok azlar. Sert olun, sağlam durun. Bırakın ukala, kibirli, hatta kötü desinler. Siz kendinizi bildikten sonra sorun yok. Herkese hak ettiği gibi davranın.
Bir insana zekası kadar kızacaksın, ötesine geçmeyeceksin. Empati seviyesi kadar duygularını göstereceksin. Kapasitesi kadar konuşacaksın. Fazlası israftır.
Olgunluk, herkesi anlamak değil; kiminle ne paylaşacağını bilmektir.
İş yerinde, okulda veya sosyal çevrede bir grup insan sizin aleyhinize ittifak kurup size mobbing ya da baskı yapmaya kalktığında sakın depresyona girmeyin. Aksine dönüp şöyle söyleyin: “bu kadar aptalı aynı amaç için bir araya getirebildiğime göre, demek fena biri değilmişim.”
Kaç yaşında olursa olsun, düştüğünde çocuğunu kaldıracaksın. Gücün ne kadarına yeterse yanında olacak, yargılamadan yaralarını saracaksın. Bunu yapamıyorsan kendine “anne, baba” demeyeceksin.
Hayatta emin olduğum üç gerçek var: bir, gerçek özgüvenliler, kibir ve insanları aşağılama eğilimi göstermezler. İki, gerçek zenginler, servetlerini sergilemezler. Üç, gerçekten mutlu ilişkileri olanlar, bunu kanıtlama ihtiyacı hissetmezler. Aşırı sunum, yokluğun dışa vurumudur.
Mobbing olaylarının arkasında çoğu kez karmaşık teoriler yok. Çirkin olan güzel olanı, başarısız olan başarılı olanı, özgüvensiz ve baskıyla yaşayan Özgür ve cesurca yaşayanı kıskanıyor. Bununla başa çıkamadığı için baskı, yalan,dedikodu ve iftira gibi her yolu kullanıyor.
İnsanlara ahlak dersi verip arkasından her türlü pisliği yapanlara söyleyecek tek sözüm var: Rolünüz ne kadar iyi olursa olsun, karakteriniz bir gün sizi ele verir
Kendini melek gibi anlatıp şeytanlık yapanların en büyük korkusu, maskelerinin düşmesidir.
Fesatlığınızın farkında değiliz zannederek, iyi niyetli gözükmek için yaptığınız o hareketlerin iyi niyetli olmadığının farkındayız. Keşke ne duruma düştüğünüzü bilseniz.
"vardır bir hikmeti" deyip yoluma bakabileceğim mertebeye erişmeyi o kadar çok istiyorum ki. çok fazla kurcalamadan, işleri isyana vardırmadan "evet şu an bununla imtihan oluyorum ama bunun da vardır elbet bir hikmeti" diyebilmek, insan olmanın en ekmel hâli gibi geliyor.
Oturmamış karakter, net olmayan bir dil, öz eleştiriden yoksun bir ruh kadar yoran bir şey yok; hak edilmemiş bir ego kadar yavan, üzerine düşünülmemiş bir cümle kadar toksik.
Ağlamak, ağlayabilmek. Çok değerli bir şeydir. Acınması gereken bir durum değildir, saklanması gereken bir durum hiç değildir. Gözyaşlarınızdan utanmayın ve onlar için kimseden özür dilemeyin.