Kesinlikle hak veriyorum. Bir Dr kolay yetişmiyor. Ona hayvan deme haddini kendine hak gören insanlar yüzünden hiçbir genç tibbiyeli bu bölümleri seçmek istemiyor. Beğenmiyorsan değiştir. Bir Dr un hayvan hastam dediğini duymadım Haddini aşan hastalar kendinize gelin.
Hayatının 6 yılını tıp fakültesine 28 ayını da kadın hastalıkları ve doğum branşına vermiş biri olarak -buna rağmen çok da haddim olmayarak- kısaca bir farkındalıktan bahsetmek istiyorum.
#Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lise önünde silahlı saldırı gerçekleşti.
İddiaya göre okula giren bir şahıs, rastgele ateş açtı. Olayda ilk belirlemelere göre 7 öğrenci yaralandı. https://t.co/e7SFlYGXkc
İlber Ortaylı’yı kaybetmişiz, çok üzgünüm. Ailesinin, sevenlerinin, hepimizin başı sağ olsun!
Hasetçilerin atıp tutmasına bakmayın, gerçek bir entelektüeldi. Kişisel hukukumuzdan da biliyorum, irfanı (görgüsü ve kültürü) ilminden çok ileriydi.
Vasatlıktan, ukalalıktan, kasaba muhafazakarlığından yaka silktiği iyi bilinir. Ne ki tarihçiliğinin gereği ilkesel olarak geleneksel değerlere hürmet etmeyi hiç elden bırakmadı. [Cahil ve hödük sözcüklerini “bilgisiz” anlamında değil, bilakis “bilmediğini de bilmeyen” (gafil) anlamında kullanırdı.]
Ülkemiz için hakikaten büyük bir kayıp! Kaybı, sanırım kolay kolay yerini dolduracak birinin olmadığı idrak edildiğinde daha iyi anlaşılacaktır.
Nur içinde yatsın!
@yenisafakwriter Bugüne kadar bekledim derken , hocanın ölmesini bekkemişsiniz. Keşke karşılıklı konuşup fikrinizi söyleseydiniz de biz de dinleseydik.
Ama siz de o cesaret nerde. Siz kimmm İlber Ortaylı kim. Geçelim efendim.
İşte bu yüzden bu millet sizi sevmedi sevmeyecek. Yüzüne söyleyemediklerinizi , öldükten sonra daha defnedilmeden kusuyorsunuz. Öyle ya en iyi müslüman en iyi tarihçi sizsiniz. Geçelim efendim.
MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM!
Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar.
Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum.
“GÖREVLİ” BİR ADAMDI
Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı.
Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti.
Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı.
İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti.
UCUZ KAHRAMAN
Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti!
Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı!
Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı.
İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, b��tün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi.
Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü.
O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek.
FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ!
Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum.
Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir.
Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!
@TurkerToker Ve gerçekten nasıl bu kadar kalpleri körelmiş, gözleri görmez olmuş bunların anlamıyorum. Çamur balçıkla sıvanmaz,aslında bunun çok başka ifadesi var ama burada yazmıyacağım.
Teşekkürler Türker Hocam 👏
Engel Tanımayan Bir Hikâye: Ayşe Yalçın.
Bazı insanlar vardır; dünyayı ayaklarıyla değil, kocaman yürekleriyle adımlarlar. 32 yaşındaki Ayşe Yalçın, o dev yürekli insanlardan biri.
Ertuğrul Gazi Anadolu Lisesinde memur olarak görev yapan Ayşe kızımız, hayat enerjisini tekerlekli sandalyesine sığdıramayan, her engeli tebessümüyle aşan bir ilham kaynağı...
Ayşe kızımızın bir hayali vardı: Ergan Dağı’nın o bembeyaz zirvesinde özgürce süzülmek. Biz sadece o hayale eşlik ettik. Ayşe, karın üzerindeki o ilk süzülüşüyle tekerlekli sandalyenin bir engel değil, sadece bir araç olduğunu; asıl özgürlüğün ruhumuzda başladığını herkese kanıtladı.
"Peki ya gökyüzü?" diye sordu sonra.
"En büyük hayalim bir kuş gibi özgürce uçmak" dediğinde, o hayali bulutlarla buluşturmak bizim için bir gönül borcu oldu. Ayşe aldığı paraşüt eğitimiyle yakında gökyüzünde hayallerine kanat açacak.
Hayat, "Yapamazsın." diyenlere inat, Ayşe’nin cesaretiyle çok daha güzel.
İyi ki varsın Ayşe! Senin cesaretin, hayal kurmaktan korkan herkese örnek olsun.
Ömrün de kalbin kadar güzel olsun.
@drhamzaydogdu Hayallerin gerçeğe dönüşebileceğini gösteren harika bir örnek. Tabi bu ancak nerede olabilir? Erzincan.
Yine fark yaratan farkındalığın tavan yaptığı,engelli bireylerimizin hayallerini gerçeğe dönüştüren harika bir etkinlik.
Tebrikler 👏👏
@ervalilik Ne büyük olgunluk omuzlarındaki o ağırlığı bile sevgiyle yüklenmiş Çilem.
İnsanlık, sevgi,merhamet, fedakarlık hepsi içiçe.Bir insanlık dersi.Allah yardımcısı olsun ve hep yanında olsun inşallah.Sayın valim @drhamzaydogdu iyi ki varsınız ,hep iyilik götürün gittiğiniz her yere