Pazar günü operasyon başladığında 2 çocuğumla evde olmak yerine karakollarda gözaltı takibi yaptım. Adliyeden eve dönüşüm pazartesi sabah 6. Okullar açıldı. Çocuğumu okula ben uğurlamadım. Bırakırsanız aileyi yaşıcaz.
İrfan Değirmenci, Şirin Payzın, soL Haber, Kadın Koalisyonu ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun X hesaplarının da bulunduğu çok sayıda sosyal medya hesabı bugün erişime engellendi.
Hesaplar henüz X tarafından Türkiye’den görünmez kılınmadı. https://t.co/8R68GXMUNi
İktidar medyasının "Lgbti İnlerine Girildi" manşetini sordular, "hayvanların ini olur, biz insanız" dedim. Tuhaf hissettirdi evet🙄
Ne yanlışız ne yalnız.
İki gündür mikrofon uzatan dostlara teşekkürler.
Az evvel @numedya24tr 'da katıldığım canlı yayının linkini de paylaşayım. Belki tamamını izlemek istersiniz.
https://t.co/YYln0Y9mta
V-Dem endeksine göre Türkiye "hukukun üstünlüğü" konusunda III. Selim, II. Mahmut ve hatta II. Abdülhamit döneminin gerisinde.
Cumhuriyet tarihinde bu denli geriye düşülmüş bir dönem yok.
Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı
Kılıçdaroğlu bugün İstanbul’da üye katılım törenine katıldı. Törene farklı cast ajanslarından yüzlerce figüran 950 lira karşılığında taşındı. Figüranlar arasında işsizler, atanmayan öğretmenler, emekliler; İranlı, Mısırlı göçmenlerin yanı sıra İmamoğlu’nu destekleyen kişiler de yer aldı
https://t.co/3CRTxfb6vc
Bugün, 3 yıldır devam eden Salacak Sahili’nde uğradığım saldırıyla ilgili davanın duruşması vardı.
Duruşmaya fiziken katılma talebim uygun görülmedi ve cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılmamın yeterli olduğuna karar verildi. Hiçbir sanığın katılmadığı duruşmaya, Marmara Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS üzerinden katıldım.
Bir kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla saldıran, yaralayan ve linç etmeye çalışan kişiler bugün özgürce hayatlarına devam ediyor, kamu alanlarında ticaretlerini sürdürüyor. Ben ise kamu görevimi yaptığım için tutukluyum.
Sonucun ne olduğunu merak edenler olacaktır. Dosya için Aralık ayına yeni bir duruşma günü verildi. Böylece dava dördüncü yılına doğru ilerliyor.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
“Cumhuriyet Halk Partisi vesayet kabul etmez. Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam namerdim!
Beşli çetelerden hesap sormazsam namerdim!
Uyuşturucu baronlarından hesap sormazsam namerdim!
İradesini parayla alıp satanlardan bu partiyi kurtarmazsam namerdim!”
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
Bir yıl önce bugün, Leman dergisi abim Motokurye Samet Özgül’ü kapağına taşıdı.
İşin en acı tarafı şu… Samet o dergiyi okurdu, severdi.
İnsan sevdiği bir dergiye, boğazından bıçaklanarak katledildiği için konu olmamalıydı…
Herkes gördü, herkes okudu. Ama biz hâlâ gerçek adalet için bekliyoruz.
Benim için o kapak bir anı değil. Her gün yeniden hatırladığım bir eksiklik.
Samet’in gülüşünü elimizden alanlar hak ettikleri cezayı alana kadar
ne abimi unutturacağım
ne de bu adaletsizliğe susacağım.
Ömürleri çalışarak geçen üç emekçi... İkisi emekli olabilmiş, biri ağır hasta ve güvencesiz. Şimdi İstanbul Fatih’te başlarını beraber soktukları bir küçük evde ‘öğrenci gibi’ yaşıyorlar. Hayat, artık bayramın gelmesini istemeyecekleri kadar zorluklarla dolu. Onlarla aynı durumda olan milyonlar var.
Bir hâkim ve savcı, şahsıma veya temsil ettiğim sanığa “Avukat Ali”, “Sanık Ali” diye hitap ederse, biz neden onlara “sayın savcı”, “sayın hakim” diyelim ki, aynıyla hitap ederim.
Sanık, suçlu ya da hükümlü değildir, kaldı ki suçlulara bile hitapta asgari nezaket gerekir. Hâkim, savcı ve avukatla aynı saygıya layıktır. Yargılama yapma, iddiada bulunma, karar verme yetkisi hiç kimseye nezaket dışı söylemde ve davranışta bulunma hakkı vermez.
Hitap şekliyle güya had bildirmek, ayar vermek, otorite kurmak ancak kendine güvenmeyenlerin başvuracağı bir yöntemdir.
@nhkose@baristerkoglu Gerçekten, bir hakimin böyle bir talepte bulunması normal mi sizce? Ben hiçbir dosyamda bir hakimin böyle bir talepte bulunduğunu görmedim, hiçbir meslektaşımdan da duymadım, samimi bir meakla soruyorum.
Günün bombası müşteki avukatlarından Hatice Bulguroğlu'ndan geldi. Bulguroğlu, avukatlığını yaptığı Sedat Kapıdağ'a bu dava kapsamında tutuklanan ancak serbest kaldıktan sonra iddianamede sanık olmayan Murat İlbak'ın 100 milyon dolar teklif ettiğini ve müvekkilin bu reddettiğini iddia etti.
İmamoğlu'nun 76 yaşındaki avukatı Fikret İlkiz:
*İLK DEFA BÖYLE BİR CEZA DAVASINA GİRİYORUM.
* KAÇ SAYIDA GAZETECİ ALINMASINA SİZ Mİ KARAR VERECEKSİNİZ? SALONDA ARKA KÖŞENİN EN SONUNA KOYUYOR, SANIKLAR GÖRÜNMESİN İSTİYORSUNUZ.
*YARGI İLKELERİNE UYMADIĞINIZ İÇİN SİZLERİ REDDEDİYORUZ.
Aile Bakan Yardımcısı Tarıkdaroğlu hakkındaki 258 haber ile sosyal medya paylaşımını erişime engelletti. Karar başvurunun yapıldığı gün verildi
Biri de "Eyy sulh ceza hakimi 258 haberle sosyal medya paylaşımını bir günde inceledin mi? Yoksa sadece imza mı attın?" diye sormuyor