Trump's "net worth is off the charts, bigger than what it was prior to this presidency." @maggieNYT says we're just scratching the surface when it comes to how Trump has used the presidency to inflate his wealth.
Az önce çok bilindik kurumsal bir şirketin mülakatına girdim. Cv'm, tecrübelerim tam pozisyona göreydi, İlk on dakika her şey çok profesyonel ilerlerken, mülakatı yapan İK müdürü kadın bir anda dosyayı kapatıp yüzüme baktı.
''Cv'niz çok güzel ama erkek arkadaşınız var mı, ciddi mi?'' diye sordu. Şaşırdım, ''Evet var ama pozisyonla ilgisini anlayamadım'' dedim. Gülerek ''Bakın burası çok yoğun, yarın öbür gün evlilik, nişan falan diye izin isteyecekseniz, erkek arkadaşınız bu yoğunluğa arıza çıkaracaksa baştan bilelim, bizim kaybedecek vaktimiz yok'' dedi.
O an kan beynime sıçradı ama hiç bozuntuya vermedim. Telefonumu çıkarıp ses kaydını başlattım ve masaya koydum. ''Lütfen az önce kurduğunuz cümleyi, şirketinizin ayrımcılık politikası ve iş kanunu çerçevesinde bir kez daha tekrarlar mısınız? Çünkü bu soruyu resmi bir şikayete dönüştüreceğim'' dedim.
Kadının rengi bir anda kireç gibi oldu, kekelemeye başladı. ''Ben sadece şaka yollu, hani yoğunluğu anlatmak için...'' falan diye kıvırdı. Dosyamı masadan çekip aldım, ''Sizin gibi vizyonsuzların yönettiği bir şirkette vaktimi harcayamam'' dedim ve arkama bile bakmadan, odadaki herkesin şaşkın bakışları arasında kapıyı çarpıp çıktım. Kimse kusura bakmasın, sustukça tepemize çıkıyorlar, hakkınızı yedirmeyin
Yaparsa AKP yapar!
1 Temmuz 2026 itibariyle;
Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen tünel ve köprülerdeki araç geçiş ücretlerine çifte zam geldi.
Bir yandan gişe ücretlerine zam yapılırken diğer yandan da tünel ve köprüleri işleten şirketlere ödenen garanti tutarlarına güncel kur ayarlaması yapıldı.
1 Temmuz 2026’dan itibaren geçerli zam ve güncel kur ayarlamasıyla birlikte;
❗️Osmangazi Köprüsü’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 2.697 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 1.170 TL’si köprüden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 1.527 TL olacak.
❗️Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 279 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 110 TL’si köprüden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 169 TL olacak.
❗️Avrasya Tüneli’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 348 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 330 TL’si tünelden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazinenin şirkete tünelden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 18 TL olacak.
❗️Çanakkale Köprüsü’nde;
Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 1.170 TL’ye çıkıyor.
Bu tutarın 1.170 TL’si köprüden geçen araç sürücüsü tarafından ödenecek.
Hazine şirkete köprüden geçen araçlar için fark ödemesi yapmayacak.
Ayrıca bu projelerde garanti edilen günlük araç geçiş sayıları tutturulamaz ise, Hazine şirketlere tutturulamayan sayıdaki her araç için⬇️
Osmangazi Köprüsü’nde 2.697 TL
Çanakkale Köprüsü’nde için 1.170 TL
Avrasya Tüneli’nde 348 TL
YSS Köprüsü’nde 279 TL
ödemek durumda!
Ningún ser humano -y, desde luego, ningún niño o niña- debería sufrir el horror que se vive en Gaza.
Hoy, nuestro país acoge a 100 personas palestinas, 20 de ellas menores, junto a sus familias, para que puedan recibir el tratamiento que necesitan.
Atenderlas es una obligación moral. Defender su derecho a volver a un hogar en paz, también.
La indiferencia nunca puede ser una opción.
"They've silenced her.
"This is an attempt to punish someone who spoke the truth."
The "bizarre" moment @maitlis is forced to ask Facebook whistleblower Sarah Wynn-Williams to leave the studio.
Murat Ongun, İBB davasındaki savunmasında İlbak Ailesi'nin davadaki konumunu anlattı:
-En büyükleri Mustafa Bey yurt dışında olduğu için gözaltına alınamadı ama Murat-Yusuf ve Ali İlbak gözaltına alındı ve tutuklandı. Murat İlbak’la 23 Mart’ta aynı mahkemeye düştük. Bana bağlı örgüt üyesi olmak ve rüşvet vermekten tutuklandı.
-İyi tanışırız kendisiyle. Birlikte Silivri’ye gönderildik, aynı araçla. 3 hafta sonra aynı gün de ben Çorlu’ya, o Bandırma’ya sevk edildi Silivri’den. Diğer 2 kardeşi de Silivri’de tutukluydu.
-Yaklaşık 40-45 gün sonra Mayıs sonu gibi Murat İlbak’ın tahliye olduğu haberi geldi. "Bu da itirafçı olup bir şeyler uydurdu herhalde" diye düşündüm. Murat beyin tahliyesinden birkaç gün sonra Haziran ayı tutukluluk incelemem vardı. Çorlu’daki cezaevimden SEGBİS yöntemiyle duruşmaya katıldım.
-Duruşma bitti. Aralarında benim de olduğum 100’den fazla kişi için yapılan tutukluluk incelemesinin sadece 2 şanslısı vardı: İlbak kardeşler. Yusuf ve Ali İlbak tahliye oldu. 100’den fazla kişi tekrar tıpış tıpış hücre ve koğuşlarımıza döndük.
-Sadece, Murat İlbak’ı tanıdığım için merak ediyordum, itirafçı olup da mı çıktı diye. Yakıştıramıyordum ona. Düzgün, iyi eğitimli kaliteli bir iş insanıdır.
-Meraktaydım, çünkü itirafçı olan herkesin beyanı 1 gün sonra Sabah, daha ayrıntılı hali de 2 gün sonra Yeni Şafak gazetesinde yayınlanıyor, ben de soruşturmamı bu 2 gazeteden detaylarıyla izliyordum. Lakin Murat beyin ifadesi hiç yayınlanmadı. 2 hafta 3 hafta geçti, yine çıkmadı. İyice meraklandım, çünkü bu ilk kez oluyordu.
-Ticari hayatını merak ettim. Onun da malvarlığına el konmuş, şirketlerine kayyum atanmıştı. Acaba kayyum sürüyor muydu? Öğrendim ki kalkmış. Şirketleri geri almış. Çok sevindim.
-Bu kez başka bir şeyi merak ettim. Ev hapsiyle mi çıkmıştı, yoksa imza atma şartıyla mı? Öyle ya hem bunca suçlama, hem sürpriz, tahliye, bunların üzerine bir de yurt dışına çıkış serbestisi gelecek değil herhalde…
-Geçen yaz başı Avrupa Basketbol Şampiyonası var. Turnuvayı izliyorum, 12 dev adam tarih yazıyor ve Almanya ile son şampiyonluk maçına kaldılar. Maç inanılmaz çekişmeli ben de 10 metrekarelik hücremde 24 inçlik küçük televizyonumda heyecanla izliyorum. Maçın son 2 dakikası, az farkla öndeyiz. Almanya mola aldı ve TRT 1 reklama gitti. Hemen çayımı koydum. Reklam bitti TRT maça döndü ve koca tribünde sadece bir Türk taraftara zoom yaptı kameraman, Yakın plan göğüs çekim, bir Türk taraftar, TV’deydi. Hala gözümün önünde, bizim Türk telefonuna bakıyor. Çayımı püskürttüm, çünkü Murat İlbak’ın yurtdışı yasağının kalktığına, Litvanya’nın Riga kentindeki maçta olduğuna, bizzat TRT1 ekranlarında canlı yayında şahit oluyordum. İstemsiz bir "vay anasını yaa" dedim bağırarak.
-Adlarının 1087 kez zikredildiği bu iddianamede, sanık olmamaları sevincimi doruğa taşıdı. Öyle ya İstanbul’un en büyük reklamcısı artık sanık bile değil. Doğal olarak iddianamede Eylem 61 ile başlayıp Eylem 76 arasında yer alan 16 reklam ihalesi dosyası da böylece çöp oluyordu. Çünkü iddianameye temel olan tevdi raporu ve fezlekenin işaret ettiği en önemli şüpheli, suçsuz bulunmuştu.
Fas teknik ve taktik kalitesiyle tarih yazıyor. İnançla tarih yazılacak olsa Suudi Arabistan, Katar, Tunus, Ürdün ve Türkiye de yazardı. Bir şeyi de doğru anlat TRT.
The Women’s Courage Movement members protested and urges immediate action from the international community against the Taliban’s systematic oppression of Afghan women.
Silence and statements are not enough. Afghan women need real action, accountability, and unwavering support.
Bugün istanbul- Kayseri uçuşum öncesi güvenlik kontrolünden geçerken iç hatlar x-ray taramasındaki güvenlik personeli hanımefendi raporlu enjeksiyon iğnemi rızamı almaksızın parçalayarak tarafımla saygısızca bir tartışmaya girmiştir @igairport
“Kara kutu” açıldı: Milyarlar elde etti
Diyanet Vakfı’nın 2025’te nakit bağışlardan 13,5 milyar TL topladığı açığa çıktı. Sayıştay denetimine tabi olmaması nedeniyle “Diyanet’in kara kutusu” olarak nitelendirilen vakfın toplam geliri 2025’in sonunda 20,2 milyar TL’ye fırladı
https://t.co/oS8bVDTrv7
"Ne ödemelerimi yapabileceğim kredi kartım çalışıyor ne havale yapabiliyorum; sağlık sigortam iptal edildi, otellere rezervasyon yapamıyorum. Kendimi Pablo Escobar gibi hissediyorum. Bunların hepsi, 'Gazze'de İsrail soykırım yapıyor' dediğim için."
— Francesca Albanese, BM Özel Raportörü
Trafikte uyardığı üç kişi tarafından boğazından bıçaklanarak katledilen Samet Özgül’ün kız kardeşi:
“Samet’i öldüren 3 sanıktan 2 kişi serbest bırakıldı. Bu insanların 20 ayrı suç kaydı vardı.
Adalet bakanına her gün mail attım. Bu muydu adalet?”
Bu isyanı unutmayın!
SİZ DE SÖYLEYİN...
Stand-up'çı çocuk (Deniz Göktaş) çıkmış, meydanda olabildiğince açık biçimde herşeyi konuşmuş. Keskin zekâ ürünü esprilerle, üstelik tamamen yasal ve ahlaki sınırlar içinde kalarak (faşistler için o sınırlar tabii ki farklıdır) her tarafa gerekli iğneleri batırmış.
5 gündür yayında olan kayıt, şu an 6 milyonu aşkın bir izlemeye ulaşmış. 5 gün sonra 2 katına filan çıkması şaşırtıcı olmaz. Alır başını gider.
Bu, "Helal olsun be... Benim söyleyemediklerimi söylemiş çocuk. Ağzına sağlık..." duygusunun tezahürüdür.
Ama artık, "hepimizin söylemesi" zamanı gelmedi mi? Her kesimden, herkesin. İşi hep "yürekli stand-up'çıya, gözü kara gazeteciye, mangal yürekli sendika liderine, yiğit akademisyene, onurlu çevre eylemcisi köylü kadına" bırakmayın artık.
Deniz'i yalnız bırakmayalım.
Artık "ölü taklidi" yapmayalım.
Açın ağzınızı.
Açalım.
Okul ve YKS ortalamaları eşleştirildi cıs el yakar dile yayınlanmadı,illerin LGS,YKS başarı sıraları yayınlanacak oldu cıs denildi vazgeçildi.En çok hangi liselerin kontenjanı boş kaldı diye soruldu duymazdan gelindi,hiç tercih almayan bölümleri kim açtı denildi üstlenen olmadı!?
Palestinians were given plastic bags with the weight of their children in them when kids were blown up by Israel they couldn’t tell who was who.
A mother said, “I dont even know if this is my son.”
. I am so sorry maryam bialik after you saw someone with anti zionist shirt
She’s crying because someone wore a T-shirt she didn’t like meanwhile people are losing entire bloodlines