CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Törenin bitmesinin ardından figüranlar ücretlerini almak için cast ajansının ofisine götürülmüş. BirGün muhabiri Ebru Çelik de onların arasında.
Şahane haber. 👏🏾
neredeyse tüm gazete haberleri temizlenip hafızamızdan silineceği zannedilmiş ama buradayız. ensenizdeyiz. faillerle işbirliği yapan herkesin de. @startv
"O yöneliminden ötürü hayatta belki bizden daha fazla mücadele etmek zorunda kaldı" diyor sınıf kardeşleri Merve Yılmazelli için. Onu anlatıyor, ölümünün hesabını soracaklarını söylüyorlar. Keder de burada umut da.
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, gözaltı sırasında servis edilen kelepçeli görüntülere ilişkin konuştu:
"Beş kez yürüttüler. Önden çekilen görüntülerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntülerimi yayımlamamak için arkadan çekilmiş olanları servis etmişler. Film platosu gibiydi. Aynı sahneyi 4-5 kez yürüdük."
elinden gelse o diplomayı gerçekten vermeyecek, öğrenci mağdur olsun diye uğraşacak. akp akademisyeni tam olarak böyle işte, kendi kazanamadığı saygıyı zorla da alamayınca ilk giriştiği şey hak gasbı.
"ben hak etmesem de buraya gelebildiysem sen bana o hak etmediğim saygıyı zorla duyacaksın. duymuyorsan da -mış gibi yapacaksın, yoksa sonucuna katlanırsın" diyor hareketleriyle.
Eski bir polisin, polis arkadaşlarından güç ve yardım alarak işlediği organize kadın cinayeti gündemi çok kısıtlı. Oysa kurumsallaşmış kötücül erkek özgüvenini faş eden bir cinayet bu. Esra Tokyaz da “tüm kadınların sesini duyurmaya çalıştığını” söyleyip sesine destek bekliyor.
Müvekkilim Deniz Göktaş hakkında , 29 Haziran 2026’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkilim hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” ve aynı Kanun’un 216/3. maddesinde düzenlenen “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamaları kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma bilgisini öğrendikten sonra Türkiye’ye dönen Göktaş, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmış, yapılan sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’ne götürülmüştür. Müdafi eşliğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’nde ifadesi alınan Deniz Göktaş, gözaltı tedbiri kapsamında bu geceyi emniyette geçirecektir. Müvekkilimin sağlık durumu iyidir. 3 Temmuz Cuma günü, İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilecek ve saat 10.30’da hâkimlik karşısına çıkarılacaktır.
Av. Metin Aslan
O kadın düşmanı cinsel saldırı güzelleyicisi sefilden bin kat fazla bedel ödemiş, kelle koltukta politik eleştiri yapmış, can vermiş çok şerefli devrimcilerin topraklarındayız. Kendisine duyulan sonsuz tiksintinin kaynağını anlamamak için özel çaba gerekir.
Seferihisar CHP belediyesi. Ege, Akdeniz kıyılarının çoğu CHP'li. İnsanların ayağını suya sokacakları yer bırakmadınız. İşletme girmeyen yere inşaat giriyor, koyları siteler istimlak ediyor. Bu barbarlıktır, halk düşmanlığıdır.
#Mesutsüre’nin @tulugozlu’ye açtığı dava başladı
Basın ve izleyici alınmadı
Mesut Süre’nin avukatı mazeret dilekçesi göndermiş.
Tuluğ Özlü savunmasını yapmaya başladı.
📢📢📢 Yarın kadınlar için önemli bir dava var!
#MesutSüre'nin, kendisiyle ilgili taciz iddialarını paylaşan #TuluğÖzlü'ye açtığı iftira davası
Tuluğ Özlü'ye göre, bu "nadir bir fırsat"
Çünkü böylece kadınların yaşadığı deneyimler mahkemede kayıt altına alınacak
Özlü'nün taciz iddialarını paylaştığı 26 kadının çoğu davada tanıklık etmeye hazır
Özlü "mücadele yeni başlıyor" diyor
İlk duruşma 3 Haziran'da saat 11.00'de Çağlayan Adliyesi'nde
Devletin koca üç bakanlığı garantörüm deyip işçileri kandırdı. Talancı ve hırsız bir patrona laf geçiremeyen devletin bakanlıkları , arsız bir patron devletin ve ülkenin kaynaklarına çöktüğü gibi işçilerin haklarına da çöksün diye uğraşıyor.
Patronun arsızlığına, hırsızlığına göz yumanlar, işçiler Ankara’ya gelmesin, anayasal haklarını kullanmasın, patronu rahatsız etmesin diye uğraşıyor.