Allah'ım ben bu durumla baş edemiyorum. Ben acizim sana havale ediyorum. Sen el- Hakem'sin. Hükmü sen ver. Sen el-Adel'sin. Adaleti sen sağla. (İmam Gazali)
İyi insan olmak, kusursuz olmak değildir. Hata yaparız, kırılırız, bazen de farkında olmadan kırarız. Ama iyi insan, yanıldığını gördüğünde durabilendir; “Haklıyım” demek yerine “Özür dilerim” diyebilmektir. İyi insan, kimse görmüyorken de merhametlidir. Alkış beklemeden yardım eder, teşekkür almasa bile içindeki iyiliği geri çekmez. Başkasının acısını küçümsemez; “Ben de yaşadım” diye yarışa girmez, “Seni anlıyorum” diye omuz verir.
İyi insan, güçlü görünmek için sertliğe başvurmaz. Nazik kalmayı bir zayıflık değil, bir zarafet bilir. Öfkeliyken susmayı, kırgınken uzaklaşmayı, sevinçliyken paylaşmayı seçer. Çünkü bilir ki dünya zaten yeterince yıpratıcıdır; bir insana iyi davranmak küçük bir devrimdir.
Ve belki de iyi insan olmanın en güzel tarafı şudur:
Birinin hayatında ışık tuttuğunu asla tam olarak görmesen bile, karanlığı biraz olsun azalttığını bilerek yürümek…
Aldığım en iyi karar sessiz kalmaktı. Kanıtlayacak hiçbir şeyim yok. Kimseyi harika biri olduğuma ikna etmiyorum. Benim bozmadığım şeyi düzeltmiyorum. Kimseye değerimi göstermek için savaşmıyorum. Ne yaparsan yap, bu senin sorumluluğun. Sadece pişman olmamanı umarım. Bana gelince; ben ileri gidiyorum, özgürüm ve huzurluyum
Kim ne der, beni nasıl bilir, umrumda değil. İyi bilen yarın işine gelmediğinde kötü bilebiliyor. Ve bir başkası, bir anda tüm algısını değiştirip seni hiç olmadığı kadar iyi görebiliyor. Demek ki insanların tanımı bizde değil, kendi dünyalarında gizli. Anlam aramıyorum artık. Bazı cevaplar kendini yorduğuna değmez.
Terapistim bana şu tavsiyede bulundu: "Başkalarına içini dökmek yerine kendi fırtınanı dindirmeyi öğren. Her şeyi dışarı vurmak iyileştirici gibi gelebilir, ancak olumsuz düşünceleri pekiştirirsin."
Sorunlarınızdan kurtulmak tamamen sizin göreviniz. Günlük tutun, meditasyon yapın, egzersiz yapın ve rahatlayın." Bunu hissettim.
sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya çalıştıkça, karşındakine de hak vermeye, düzeltir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça, kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş. aldığım en büyük derslerden biri bu
Mükemmel değilim ama kimseye kesinlikle rol yapmıyorum.
Olduğum gibiyim, ne fazlası, ne eksiği.
Kusurlarla varım, maskesizim.
Herkes beğensin diye değil,
hep içim rahat olsun diye yaşıyorum.
Belki eksik, yanlış. Ama sahici.
Ve sahicilik, bazen mükemmellikten daha kıymetli.
haklı da olsam haksız da olsam birilerinin gönlünü sürekli ben alıyorum. bu durumdan çok sıkıldım artık. ben onları kaybetmemek için çabalarken, onlar bu durumu artık benim görevim sanıp hep benden bekliyorlar. çok bir şey istemiyorum biraz da siz çabalayın.
Ben insanlara hep hak ettiklerinden fazlasını verdim. Düşünerek konuştum, kırmamaya çalıştım, kendimi yedim ama karşımdakini üzmemeye uğraştım. Sonuç? Yine ben yoruldum, yine ben suçlandım. Çünkü sessiz olan hep haksız sayıldı.
Az önce şöyle bir cümleye denk geldim;
“Bir narsist bacaklarınızı kırar, sonra size koltuk değneği verir ve sonra da sizin onun sayesinde yürüyebildiğinize size inandırır.”
Bakın bu söz duvara asılacak kadar doğru.
Eskiden insanlar birbirine hep inanırdı. Şimdi sevginin ve iyi niyetinin sorgulandığını görünce, her şeyden daha çok soğuyorsun. Sen çoki iyi
bir insanken, kötü biriyle aynı kefeye konmak, insanın içindeki son sıcaklığı bile söndürüyor.
Sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya çalıştıkça, karşındakine de hak vermeye, düzeltir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça, kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş. Hayattan aldığım en büyük derslerden biri bu.