Çalışmalarımın karşılığını alarak ve kariyerimde cinsel ayrımcılığa maruz kalmadan ilerleyerek elimde tuttuğum ekonomik özgürlük bana daha ‘safe’ hissettiriyor.
Reçeli hazır alıyorum.
Hayatta yaptığım bariz hataların en başında;
1- Sevdiğim insanlara onları ne kadar çok sevdiğimi izah etmek
2- Cehaletin doğru bilgiyi paylaşmakla son bulacağını sanmak ve inanmak gelir.
Bugünkü günlüğüm bu kadardı iyi geceler 🌙
ne kadar güçlü olduğumu hissettiren bir yer değil de gücümle sınanmadığım, sadece hafifliğimle salındığım bir yer hayal ediyorum. “zor havalara ne kadar dayanırsın” dediklerinde sadece “hatırlamıyorum” dediğim bir yer. ben, salıncağım ve tatlı tatlı esen baharım.
Arkadaşlar, aranızdaki o devasa ego savaşlarını,
en çok ben gezdim,
en çok ben başardım,
bakın ne kadar da entelektüelim yarışlarını büyük bir hayret ve tatlı bir yorgunlukla izliyoruz.
Biz ne yapıyoruz?
Hiç. Kendi yağımızda kavruluyoruz. Akşam çayımızı içtik, kediyi sevdik, 10 yıllık pufun üstüne uzanıp dizimizi açtık.
Dünyayı kurtarma planımız yok, trend listelerinde gözümüz yok, kimseyle bir alıp veremediğimiz de yok.
Bize iddiasız veya kendi halinde diyebilirsiniz, alınmayız. Hatta mümkünse bizi biraz unutun, kendi halimize bırakın. Çünkü biz kendi küçük dünyamızda gayet mutluyuz. Zirve sizin olsun, bize yamacındaki gölge yeter.
Şimdi müsaadenizle, hiç kimseyle yarışmadığımız için gidip biraz kestireceğiz.
Hayırlı işler.
Bana göre bu hayatta insana çalışmaktan daha iyi gelen çok az şey var. Stoacılığın temelinde de bu var aslında: Kontrol edemediğin şeylerle oyalanmak yerine, iradeni kontrol edebildiğin şeye, kendi eylemine yöneltmek. Üretmek, emek vermek, bir şeyi dünden daha iyi hale getirmek…
Geçen yıl fazladan anlam yüklediğim kaybetmeyeyim diye üstüne titrediğim ne varsa bu yaz neredeyse hepsinden vazgeçmeyi seçtim. Böyle gerekmesi bana da sürpriz oldu.
Bir şeyi artık istemediğini anlamakla, ondan vazgeçebilmek aynı şey değil. Arada, insanın kendisiyle yaptığı uzun bir pazarlık var.
Sürmesini umduğumuz şey ile bitmesi gereken arasındaki yorucu pazarlık.
Kalbin istediği ile gerçeği ne kadar taşıyabildiğimiz arasındaki sessiz pazarlık.
Çünkü çoğu zaman farkında olmadan gerçeği değil, kalbin umduğunu savunuruz.
Bazı durumlarda vazgeçmek, istemekten vazgeçmek değil; gerçeği, istediğimiz şeyden daha fazla savunabilmektir. Ve bana göre bunun ayrımını yapabilmek de bir gelişimdir.
@fistiksu Bahsettiğim katkının görmezden gelinmesi değil, katkı sunulması beklentisinde olmama halinin insanı özgürleştirmesidir. Çünkü bir gün katkı sunan da yorulabilir, o da artık anlamayabilir. Katkı sunarsa sunar ama sunmazsa da sorun değil diyebilmek.
Hayatın veya birilerinin size hiçbir şey borçlu olmadığını aksine talep ettiğiniz her şeyi kendinize sizin borçlu olduğunuzu kabul ettiğinizde özgürleşiyorsunuz⛓️💥⛓️💥
bana BORCLU olundugunu dusundugum seyler
-2023 yili
-ince dusuncelerimin karsiligi
-panik atak
-birine yeniden guvenebilmek
-icten bir ozur
-lise hayatim
@fistiksu Dediklerim tartışmaya her zaman açık tamamen kişisel deneyimim de katkısı olanlar daha sonra -isteyerek veya istemeden- aynı yerden vurduğunda yine kendimize yaslanmamız gerekmez mi?
Ruhun devası çalışmaktır. Çalışmak ve üretmek, kaygıyı da ümitsizliğe de ortadan kaldırır. Kendini bir amaca adadığında, zihnindeki karmaşa yerini huzura bırakır. Emek verdiğin her an seni yaşama bağlayan bir ipliktir