📌Köyde Çobanlık Yapan Genç:
"Köye evlenmek için kızlar gelmiyor, kızlar gelse bile aileleri vermiyor, şehirde yaşamayı tercih ediyorlar, aslında köy hayatı daha rahat..."
Evet CHP'den, AKP'den, Milli Takım'dan vb önce asıl konuşmamız gereken konuları hep erteliyoruz.
⏩Ülkemizin ciddi anlamda ekonomik sorunları var.
⏩Ülkemizin demografik anlamda büyük bir sorunu var, nüfus artış hızımız çok düşmüş durumda.
‼️Sebep: Gençler evlenemiyor, ev geçindiremiyor, çocuk yapamıyor.
⏩Ülkemizde köy nüfusu 1 milyonun altına düştü, tarımsal üretim düştü, son 10 yılda tarım arazileri %32 azaldı, ülkemiz dünyanın en büyük tarım ve hayvancılık ithalatçılarından biri haline geldi.
⏩Köyde yaşayan insanlar haklarını bilmiyor, haklarını talep etmiyor.
⏩Muhalefet partileri kırsal kalkınma için çözüm üretemiyor, teşhisler ortaya koyamıyor, ortaya koydukları teşhis ve çözüm önerileri insanları ikna edemiyor.
⏩Bütün bu sorunları zaman zaman dile getiriyoruz. Çözüm önerilerimizi de yazıyoruz ama dinleyen yok.
⏩Ülkemizin en büyük sorunlarından ikisi, nüfus artış hızının düşmesi ve tarımsal üretimin düşmesi, aslında ikisi bir arada çözülebilir.
📌Ülkemizde milyonlarca işsiz genç var, işsiz ve gelirleri olmadığı için yuva kuramıyorlar, evlenemiyorlar.
‼️Nüfus artış hızının ve özellikle Türklerin doğurganlık hızındaki bariz düşüşün önüne geçmek için devlet köy hayatını teşvik etmeli.
⚠️ÇÖZÜM:
‼️Kentten Köye Genç Nüfus Göçünü Teşvik...
Bunun için Devlet bir dizi teşvik planlamaları yapmalı ve köye yerleşimi özendirmeli teşvik etmeli.
Köye yerleşen gençlere arazi ve nakit hibeleri verilmeli.
Örneğin köye yerleşen genç çiftlere 10 dönüm arazi, konut desteği ve 5 milyon TL nakit para verilebilir.
Ve bu verilen destek 5 yıl geri ödemesiz olur ve şarta bağlanır.
👉Buna göre 3 yıl içinde çocuk sahibi olan çiftlere verilen paranın geri ödemesi 2 yıl ertelenir, 2 yıl sonra 1 çocuk, akabinde 2 yıl sonra 1 çocuk daha yapan çiftlere verilen para, arazi ve konut direkt hibe edilir.
Devletin bunu yapacak gücü yok mu? Elbette var.
Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank gibi bankalar, tüpçülere, müteahhitlere kredi vermek için değil, böyle projeler için varlar.
Örneğin malum tüpçüye verilip tahsil edilemeyen kredi ile benim arz ettiğim proje dahilinde 7500 çift köye yerleşebilir, şimdiye kadar da hepsi 3'er Türk Çocuğu dünyaya getirmiş olurdu. Yani bir tüpçüyü mutlu etmek yerine, güçlü kuvvetli, geleceğe güvenle bakan tam 40 bin Türk Vatandaşı oluşturulabilirdi.
Son 15 yıldan beri kamu bankalarından verilip geri alınmayan, ertelenen kredilerle bugün köylerimizde çiftçilik yapan 1 milyon yurttaşımızın yanında 1 milyon çiftçimiz daha olabilirdi.
Düşünsenize, böyle bir proje hem istihdam anlamında, hem tarım ve hayvancılıkta yaratacağı katma değer anlamında ilk yılından itibaren Türkiye'ye milyarlarca dolar katkı sağlar.
👉Uygulaması çok basit, ülkemizin kaynakları da bunun için son derece müsait üstelik.
Arkadaşlar, Türk Devletinin ivedilikle gündeme getirmesi gereken politika bu olmalı.
Tarımda kendi kendine yetebilme ve nüfus artış hızını da sürdürülebilir boyuta getirme ülkemizin beka sorunlarından birisidir.
Bunun dışında uygulanacak tüm politikalar çöptür maalesef. Kirli ve kalabalık şehirler, işsiz ve umutsuz milyonlar ülkesi olmaya mahkum değiliz.
Namuslu ve Vatansever Siyasetçiler ile atılacak bir adımla tüm bunları bir anda geride bırakabilir, Güçlü Türkiye hedefine ancak bu şekilde varabiliriz.
#tarımvehayvancılık #Nüfus #Demografi #salı #NATOsummit
"Sürmeneli" Mehmet, iyi oku.
Sultan Abdülaziz'in bizzat kendi bestelediği "Valse d'Invitation" (Davet Valsi) adında çok zarif bir vals eseri vardır.
Sultan V. Murad'ın yüzlerce bestesi vardır ve bu bestelerin neredeyse tümü vals, polka, mazurka ve galop gibi Batı formlarındadır.
II. Abdülhamid'in bir vals bestesi yoktur ama kendisi "A La Turca (Klasik Türk) müziğinin insana hüzün verdiğini, bu yüzden Batı müziğini (özellikle opera ve operetleri) tercih ettiğini bizzat hatıratlarında belirtmiştir. Yıldız Sarayı'nda özel bir tiyatro kurdurmuş, çocuklarına ve saray efradına piyano ve Batı müziği eğitimi aldırmış, sarayda sık sık valsler, polkalar ve operetler çaldırmıştır.
Bugün gurur duyduğun o Mehter teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Bugün dinlediğin ve bildiğin tüm Mehter Marşları, Enver Paşa öncülüğünde İttihatçılar tarafından sonradan bestelenmiştir.
İyi oku şu sözleri;
Hep kahraman TÜRK milleti.
Orduların, pek çok zaman,
TÜRK milleti, TÜRK milleti,
Aşk ile sev MİLLİYETİ.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
"TÜRKİYE MİLLETİ", "TÜRKİYELİLİK" GİBİ ŞEYLER YOK.
İyi oku ve sindir "Sürmeneli" Mehmet, Pontuslardan da bahsetmiyor Mehter marşları.
TÜRK Cumhuriyeti'ne yönelik imalarınızın nedenini çok iyi biliyoruz. "100 yıl önce" edebiyatınız işlemiyor. Dinlediğiniz Mehter Marşları yasaktı, zaten 109 yıl önce İttihatçılar tarafından yazıldı. Yeniçeri ocağı kaldırılmıştı ama Atatürk bizzat Sofya'da "Yeniçeri" kıyafeti giydi. Bu sizin değil bizim gururumuz. Siz gidin "Türkiyelilik" oynayın.
📌KÜRT BİLİNEN ÜNLÜ ERMENİLER
🔴➖️35 bin kişinin kanını ellerinde taşıyan PKK lideri Artin Agopyan (APO) ermenidir.
“Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık, Ermeni’dir. Nenesinin Ermeni olduğunu kendisi açıklamıştır.
Bölücü Kürt partisi milletvekili Sırrı Sakık Ermeni’dir.
Bölücü Kürt partisi sözde “eş başkanı” Emine Ayna, katıksız bir Ermeni’dir.
PKK’nın önderlik ettiği, şimdi pek adı duyulmayan “sürgünde Kürdistan hükümeti” delegesi, 1959-Silvan doğumlu Semra Bakır, Ermeni’dir. Semra’nın kardeşi Orhan Bakır’ın asıl adı Armenak’tır. Ermeni terör örgütü TİKKO mensubu idi, Örgütün merkez komitesine kadar yükselen Orhan Bakır, güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada Bingöl’de öldürülmüştür.
1977-Silvan doğumlu Bülent Bakır Ermeni’dir.
“Sürgündeki hükümet” delegesi Meryem Tabaş Ermeni’dir. Dedesi Hokar, nenesi Haykanuş’tur.
“Zazan Bertin” kod adlı 1980-Silvan doğumlu Ruşen Tapancı Ermeni’dir. Dedesinin adı Ohannis’tir. “Mavi Çarşı”nın yakılması eylemine katılmıştır.
1975 doğumlu Yusuf Cihangir Ermeni’dir. Dedesinin adı Vartan’dır.
1965-Karakaçan doğumlu Adnan Dizin Ermeni’dir. Dedesinin adı Kirkor’dur.
1970-Siirt doğumlu Nihat Türksoy, hiç de TÜRK soylu değildir, Ermeni’ dir. Dedesinin adı Serkis, nenesinin adı Zerdo’dur.
1977-Bozova doğumlu Mehmet Güzel Ermeni’dir. Dedesinin adı Mıgırdıç, nenesinin adı İlsevik’tir.
“Cihan” kod adlı, 1974-Pertek doğumlu Akif Yadigâroğulları Ermeni’dir. Büyük dedesi Apkar, nenesi Maryam’dır.
1973-Ömerli doğumlu Metin Gümüş Ermeni’dir. Büyük dedesi Artin, ninesi Dihram’dır.
1948-Palu doğumlu Zülküf Demirtaş Ermeni’dir. Bu hıristiyan herif, “HADEP İmamlar Birliği” üyesi olmuştur!..
1978-Silvan doğumlu Sidar Şimşek Ermeni’dir. DEHAP ilçe teşkilatında görev yapmıştır. Büyük dedesi Bedros, nenesi Luşin’dir.
1977-Diyarbakır doğumlu Mehmet Sami Geniş Ermeni’dir.
Uyuşturucu madde kaçakçısıdır. Yakalanıp, 11.12.2002 tarihindeİstanbul; 6.DGM mahkemesinde CK/405 ve CK/403: Uyuşturucu madde ticaretinden yargılanarak 6 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. Büyük dedesi Serkis, nenesi Şuşi’dir.
1975-Afşin doğumlu Özgür Erbil Ermeni’dir. Sahte belgeler ile yurtdışına çıkmıştır. Almanya’da, uyuşturucu tâciridir. Büyük dedesi Akup (agop), nenesi Lüsye’dir.
1977-Silvan doğumlu Orhan Olsen Ermeni’dir. Büyük dedesinin adı İliyo, nenesinin adı Mari’dir. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
1968-Muş doğumlu Kutbettin Akşula Ermeni’dir. 1992 yılında Muş ilinde PKK terör örgütüne maddî yönden destek sağlamak amacıyla silah kaçakçılığı yapmaktan tutuklanmıştır Büyük dedesi Vartan, nenesi Zelha’dır. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
1979-Yurtbeyi doğumlu Barış Başak Ermeni’dir. Büyük nenesinin adı Kotine’dir. DTP kurucu üyesidir.
1953-İdil doğumlu Abdülaziz Özdemir Ermeni’dir. Dedesi Yusuf, ninesi Kazo’dur. 21.2.1991 günkü çatışmada ölü ele geçirilmiştir.
1972-Siverek doğumlu Levent Kayadağ Ermeni’dir. Dedesi Migdat, ninesi Havuş adındadır. 16.10.1993 günü çatışmada ölü ele geçirilmiştir.
1954-Beştüşşebap doğumlu Mehmet Öztunç Ermeni’dir. Dedesinin adı Musa, nenesinin adı Miran’dır. PKK’ya yardım ve yataklıktan tutuklanmış, daha sonra HADEP Antalya İl Kurulu’na seçilmiştir.
1977-Karayazı doğumlu İdris Sefil Ermeni’dir. Terörden hapis yatmış, sonra bir ara Konya HADEP Gençlik Komitesi üyeliği yapmıştır. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
İdris’in akrabası Ersin Sefil de Ermeni’dir. Kuzey ırak’ta çatışmada öldürülmüştür.
1974-Hazro doğumlu Haci İçer’in hacılıkla hocalıkla alâkası yoktur, Ermeni’dir. Dedesi Ali, nenesi Gule’dir. HADEP Hazro İlçe Yönetim Kurulu üyesi idi. O da sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
1973-Yaylayanı doğumlu Dilâver Öncü Ermeni’dir. HADEP Konak Şubesi Yönetim Kurulu üyesi idi. Izmir’de misyonerlik faaliyetinde bulunmuş, kilisede vaaz vererek hıristiyanlık propogandası yapmıştır.
Ve bir tek kişi sorumluluk almadı, bir gün önce köpek girdi bir şey olmadı dediler ama zehirli gazın tabanda değil yukarıda olabileceğinin kontrol edilip edilmediği konusuna hiç değinmediler.
MUTLUYUZ!
Çünkü Tekirdağ'dan başlayan Marmara Denizi turumuz devam ediyor. Çanakkale Boğazı hariç bütün istasyonlarda bebek pinalar çoğalıyor.
Çünkü hemen hemen bütün istasyonlarda deniz çayırları sağlıklı. Çayırların maksimum derinlikleri artıyor ve sınırların çoğu "ilerleyen" formda.
Çünkü hiç bir istasyonda "şimdilik" müsilaj yok.
Çünkü her yerde yavru balıklar var. Mevcut balık popülasyonlarında üreme devam ediyor.
Bu gönderide mutsuz hiç bir bilgiye yer vermeyeceğim. Bütün istasyonlar bittiğinde mutsuz olduklarımı, başka bir gönderi de riskleri ve beklentilerimi yazacağım.
Var ol Umut Pina!
Çok yaşa, hep yaşa!
Ömrün uzun olsun!
Kabuğuna müsilaj, kaçak ağ, çapa, deniz dolgusu değmesin!
Fotoğraf Mudanya'da @ugurkaradurmus hoca tarafından çekildi. Teşekkürler @KaradurmusUgur @azotdalismerkezi @eslemkurrt@alib10.5 @fealtunsoy@umutpina @pinaelcileri
Türkiye’yi işgal eden devletler, pikniğe geldikleri için 4 yıl kaldılar. Mesela Yunanlar çelik çomak oynarken 130 bin kayıp verdiler ve yenildikleri için tarihlerinin en büyük felaketi olarak adlandırdılar; 6 devlet adamını da kurşuna dizdiler. İşgalciler 4 yıl sonra, sıkıldıkları için Anadolu’dan ve İstanbul’dan ayrıldılar. Kurtuluş Savaşı değilmiş Milli Mücadeleymiş. Tarihte hiç bir ülke, kahramanlarına bu denli sırt çevirmemiştir. Kurtuluş Savaşı/ İstiklal Savaşı’nda şehit düşen kahramanların ahını almak kolay değil…
Cudi denilince akla Nuh Peygamber geliyor. Bizim zamanımızda Görümlü’den çıkış en kolay olanıydı. Havanın kararmasıyla başlarsınız yürümeye hava aydınlanınca ancak varabilirsiniz. Tabii ki eşşek kapısında başlayacak çatışma ne kadar sürecek bilinmez. Dar bir geçit, mecbursunuz oradan geçmeye, terörist kontrol altında tutmaya çalıştığı bu noktadan her geçiş çatışma ile başlar ve genelde birimizin şehadeti ile açılır kapı.
Buna rağmen inanın en önde yürümek için bir biriyle yarışırdı yiğitler.
Böyle çıkardık Cudi’nin tepesindeki Nuh Peygamber’e
Bugün Cudi’de Nuh peygamber anma festivaline katılan protokol üyeleri Cudide bir Nuh Peygamber ziyareti olduğunu bilmezken yiğitler orada şehadete eriyor ya da bacağını gözünü kaybediyordu.
Terörsüz bir Türkiye için mücadele edilen o dönemler için @turanbulent çıkacak ve o mücadeleye kayıp yıllar diyeceğini hiç tahmin etmezdik.
Aslında Nuh peygamber denilen bölgenin kutsallığı o topraklarda haşrolan şehit kanından gelmektedir.
Hani Akif diyor ya
“Şüheda fışkıracak toprağı sıksan Şüheda” aynen dediği gibi o bölgede gerek askerin gerek korucularımızın şehit kanıyla yoğrulmuş bir toprak var…. Kutsaldır kaderine de asla terk edilemez.
Bu dönemde verilen mücadeleyi görmezden gelip herkese söz hakkı verilirken asker platformda bile yoksa.
Onun söz hakkı yoksa…. Her şey açık ve net ortada demektir.
Ahmet Hacıoğlu generali bilir misiniz? Hani şu 15 Temmuz gecesinin kahramanlarından, Ahmet Hacıoğlu komutanım da Şırnak J Tümen komutanıyken bu bölgenin güvenli hale getirilmesi için çok büyük emekler sarfetmişti. ( Silopili kardeşim Abuzeyt Düzgün yazısında öyle güzel anlatmış ki). Sahi merak ediyorum böylesine vatansever ve başarılı bir komutan onun için mi o sene emekli edildi?
Vefa göstermiyorsunuz. Hepsinden geçtim bari bize kurşun sıkan teröristle pazarlık etmeyin. Terörist başına statü vermeye kalkmayın
Ben şehitlerin ölmediğine inanan birisiyim. Onlar herkesin yaptığını görüyor ve söylediğini duyuyor.
Tüm iktidar gücü sizde olsa da Şühedanın gücüne yenileceksiniz.
İspanyol, İngiliz, İrlandalı ve daha pek çok etnik grubun 250 yıl önce bir arada toplandığı memlekete "Tek ulus" diyorlar ama sömürge valisi kılıklı büyükelçileri 2000 yıllık devlet geleneği için "ulus devlet kötü" tanımı yapıyor.
Ağız açan tek kravatlı yok.
Diyarbakır Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç:
“40 milyon Kürt, haklarından mahrumdur ve büyük bir zulüm altındadır.
Sosyalist, liberal ya da dindar olalım, omuz omuza verip birlik ve ulusal beraberliğimiz için ortak çalışmalıyız.”
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
BELGESELİ YAYMALIYIZ
2018'de 87 yaşında vefat eden ve Gaziveren'de toprağa verilen Nevcihan Oluşum, eşi Hüseyin Niyazi Hasan, 19 Mart 1964'te Gaziveren Direnişi sırasında Rumlar tarafından şehit edildiğinde, 33 yaşındaydı.
İki çocuğu bulunan Nevcihan Oluşum, üçüncü çocuğuna hamileydi...
Belgeselde kendi sesinden yaşadıklarını inkar edilmez şekilde anlatıyor.
Mutlaka bu belgeseli izleyin, paylaşın, yayın... Milyonlarca kişi izlemeli ki belki utanırlar ve bu yalana, bu sahtekarlığa son verirler!
Rum yönetimini, AKEL'i, Rum örgütlerini, partilerini ve Niyazi Kızılyürek'i bir kez daha bu rezil yalanlara son vermeye çağırıyorum
Hatta, Güneyde yaşayan Niyazi Kızılyürek'i, bu sahtekarlığı teşhir eden bir yazıyı Rum basınında yayınlamaya davet ediyorum.
Dürüst bir bilim adamıysa ve sadece gerçeğin peşindeyse bunu yapar!
++
Mc Cullin youtub"da yer alan bir belgeselde de fotoğrafı nasıl çektiğini anlatmıştı ( Bakınız linkteki belgesel)
Kendisini " barışçı Türk dostu" olarak takdim eden Rum komünist AKEL partisinin internet sayfasında da aynı utanmaz rezil yalan var.
AKEL internet sitesinde fotoğrafın Türk askerlerinin saldırdığı bir Rum kadın olduğu yalanı yer alıyor. ( Bakınız ekteki belgeler)
Bu yalanlarını teşhir ettiğim halde yine de kaldırmadılar.
O denli sahtekar ve yüzsüzdürler!
Onlarla görüşenler hiç mi bu yalanı yüzlerine vurmazlar?
++
Türk dostu ve barışçı geçinen Komünist AKEL PARTİSİ İNTERNET SAYFASI