Evrende aranan ancak henüz bulunamayan şeyler:
- Evrenin başlangıç koşulları
- Evrenin şekli ve boyutları
- Kara madde
- Kara enerji
- Dünya dışı yaşam
- Dünya'da adalet ve liyakat.
Ben 15 yaşındayım. Yaklaşık 10 yaşımdan beri internetten para kazanıyorum.
Hayatımda yaşadığım en büyük zorluk, yurt dışından Türkiye’ye para sokmak oldu.
Yunanistan PayPal ile şakır şakır ödeme alırken biz burada alternatif arıyoruz.
Müşterilerimle aramda geçen konuşma her zaman şu şekilde oldu:
- PayPal var mı?
+ Yok.
- Görüşürüz.
Bana alternatif sunmayın! ABD’li kimse PayPal olmadan alışveriş yapmıyor, bu kadar basit.
Papara vardı, ona da kayyım atandı. Neler çektiğimi bilemezsiniz kayyım yüzünden!
Erişime engelli uygulamalara erişmek için her ay VPN’e yaklaşık 1000 TL ödüyorum.
Yazıklar olsun.
Caddede, sokakta dükkan açanların, kaldırımları da satın aldığı düşüncesini yok etmeyi başarırsak, belediyeler için küçük bir adım, insanlık için dev bir sıçrama olacak…
Uber bitti, PayPal gitti, Booking engellendi. Zamanında Wiki'yi kapattınız, Ekşi'yi kıstınız, Roblox'a, Discord'a kilit vurdunuz. Temu'dan oyuncak alan çocuğa bile düşmansınız, neyin kafası bu?
Ülkenin gençlerine biçtiğiniz tek gelecek; ya moto kurye olmak ya da yurt dışına kaçmak ve siz hala seçim otobüsü önünde göbek atan, dünyadan bihaber dayıların oylarıyla ayakta kalacağınızı sanıyorsunuz.
Güvendiğiniz dağlara karlar yağacak, az kaldı. Birkaç gün önce Venezuela Fatihi olmakla şişinen Sarı Kafanın kıçını tekmeleyerek kovacaklar.
İnsanların yakasından düşün. Bırakın gençler ucuza bir kulaklık, bir Lego seti alabilsin. Hobisi olsun insanların. Yandaşın bize bir montu beş kat pahalıya satsın diye bu kadar uğraşmayın artık.
Mutluluğa vergi koymaktan bıkmadınız mı?
@MaltepeBelTr@csbgovtr cimer’den de şikayet ettim çünkü önceki şikayetlerim nedeniyle belediyeyi aradığımda hat otomatik düşüyor. başka telefonla aradığımda ulaşabildim herhalde sıkıldınız şikayetlerden. tüm mahalleyi sabah 7’den akşama kadar durmaksızın inletiyorsunuz. sizin sosyal belediyecilik anlayışınız bu mu? geçende de gece çalıştırmaya izin verdiğinizi ceza kestiğinizi söylediniz müteahhite. cezayı tüm mahalleye kesmiş olmayasınız?
50 senedir rüşvet, skandal, iki yüzlülük ile sarmaş dolaş olmuş bir organizasyondan tersini beklemek saflık. ülkeler bu rezalet karara karşı çıkar ve turnuvalarda oynamama dirayeti gösterebilirse belki iş değişir. yoksa fifa gazze’deki insanlık suçuna gözünü kapamaya devam eder.
Bir avuç aç gözlü yüzünden, çocuklar açlıktan ölüyor. Yavaş yavaş ve acılar içinde... Buna göz yuman herkes evrenin en acınası, en aşağılık canlısıdır. Bir atom ve oksijen israfıdır. Evrenin defosudur, hatasıdır. Bu dünyanın kanseridir...
@haberaktifcom@mert__firat Sanırım fazla daire olduğu için haber olmuş ama hemen hemen tüm parsel bazında apartmanların hepsi böyle. Bazı sakinlerin bundan haberi bile yoktur. Sahraicedit Atalık apartmanı da boyledir. Bu fakir Turkiyede ev sahibi %100 kazanınca susuyor. Bilmiyor ki obürü %500 kazan̈ıyor.
“Evladım Katledildi, Bir ‘Pişmanım’ Demediler”
Danıştay Üyesi Mahkeme Salonunda Gözyaşlarıyla Konuştu
Müşteki: Abdurrahman Gençbay:(Danıştay 9. Daire Başkanı Oğlu Yiğit Gençbay hayatını kaybetti)
“Ben beş gündür bu davayı izliyorum. Gördüğüm tablo zaten yüreğimizi yakıyor ama aynı zamanda bizi daha da kahrediyor. Biz buraya mahalle kavgası için gelmedik. Biz bize emanet edilen canlarımızın hesabını sormak için geldik.
Otelde kalan misafirler, ev sahipleri tarafından uykularında katledildi. Sanıkların tamamı kendilerini suçsuz görüyor. Sanık müdafileri ve yakınları müşteki ailelerin insani tepkilerine bile tahammül edemediler. Sanık yakınları, ağza alınmayacak küfürler etti. Bu insanların yerine kendinizi koyun. Biraz olsun anlamaya çalışın. Oysa bizim evlatlarımız tanımadıkları insanlar için canlarını verdi.
Benim oğlum Yiğit ve onun çocukluk arkadaşı aynı odada kalıyorlardı. Emine Mürtezaoğlu sizin karşı odanızda yatıyorlardı. Onlar da sizin gibi odalarından çıktılar. Benim evladımın odasında da sizin odanızda da duman bile yoktu. Odalarında kalsalar belki hiçbir şey olmayacaktı. Ama çığlıkları duyunca gözlerini kırpmadan ateşin içine girdiler. Görenler anlatıyor, orada insan kurtarmak için kendilerini parçaladılar.
Bu iki çocuk soylu ruhlara sahipti. Hiç tanımadıkları insanlar için canlarını verdiler. Oğlum intörn doktordu. Arkadaşları iki ay önce mezun oldu. Ben onların mezuniyetini izledim kahrolarak. Ben yaşasaydım, o yangından kurtulsaydım, gidip karşı otelde meyve yemezdim. Ben kendimi otelin en üst katından aşağı atardım!
Beş gündür burada dinliyoruz. Halit Ergül’ü dinledikten sonra bu harami düzenin kurucusunun o olduğunu anladım. Hayatımda böyle bir otel işletmesi görmedim. Genel müdür Emir Aras, müdürüm bile diyemiyor. “Silah ruhsatı almak için” müdür olmuş. Emine Hanım “İstanbul’dan 34 plakalı araba almak için” şube müdürü olmuş.
Burada organize bir kötülük var. Vergi kaçakçılığı var. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunacağım. Bu kadar organize kötülüğü bir aşçı yamağına bağlamaya çalışıyorlar. Vicdanları bile sızlamıyor.
Bu davada sadece otel sahipleri değil, Turizm Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, valiler, özel idare yetkilileri de yargılanmalı. Soruşturma izni istenince “Bunlar benim kıymetlilerim” diyen Turizm Bakanlığı’na soruyorum: Ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Bu dava cezasızlık algısını yıkacak. Bu dava, “yapanın yanına kâr kaldığı” anlayışı paramparça edecek. Bu dava hukuk tarihinde altın harflerle yazılacak. Mahkeme dışı faktörler bu yargılamaya gölge düşürmemeli.
Dünyada kayıtlara geçen en büyük 6’ncı otel yangını bu. Belediye, özel idare ve Turizm Bakanlığı bu olayın en baş sorumlularıdır. Otelin afet yönetim planlaması yok. Otoparkın kapısı lüks araçlar çıkarılsın diye sonuna kadar açılıyor. Yangın hızlanıyor, zehirli gaz her yeri sarıyor. Kafeye verilen sahte belgeler ikinci yangına sebep oluyor.
Burada “altın 10 dakika” var. Bu süre içinde görsel ve işitsel uyarı sistemleri devreye alınabilirdi ama yapılmadı. Kim yaşayacak, kim ölecek buna karar verilmiş gibiydi. Otel sahipleri ve yakınları sessizce tahliye ediliyor ama diğer misafirler yangından habersiz kalıyor. Uyarı sistemleri bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor.
Ben mahkeme heyetinize sesleniyorum: Kılıcınız keskin, hükmünüz vicdanlı, kararınız adil olsun. Bolu’da hâkimlerin hakim olduğunu tüm dünyaya gösterin!
Abdurrahman Gençbay sürekli ağlayarak ifadesini tamamladı. Diğer mağdur aile yakınları duruşma salonunda dakikalarca ayakta alkışladı.