Pamukkale’deyim. İnsanlar, yaklaşık 35 derece sıcağın altında oflayıp puflayarak, ter içinde yürüyorlar. Yakıcı güneş ışığı beyaz zeminden yansıyıp çileyi ikiyle çarpıyor. Bir yandan kalabalığı yararak yürümeye çalışıyor bir yandan da ayağıma sert taşlar batmasın diye adımlarıma dikkat ediyorum.
Hemen önümde bir adam var. Gergin bir yüzle arkadaşına telefonu uzatmış, kendisini hangi açıdan çekmesi gerektiğini tarif ediyor. Sonra yerine geçip pozunu vermeye hazırlanıyor.
Gergin yüzdeki dudaklar tam gevşeyecekken, kamera açısına birileri giriyor. “Pardon, fotoğraf çekiliyoruz ama…” diye sesleniyor hafif sinirli bir ses tonuyla adam. Açı ayarlanıp, poz verildikten sonra da biraz önce terden, kalabalıktan ve yorgunluktan gerilen yüze aniden müthiş bir gülümseme yayılıyor.
Omuz dikleşiyor, vücut hatları yerine oturuyor ve o kargaşanın içinde bir anlık bir saadet yaşanıyor.
Birkaç kare fotoğraf çekildikten sonra kaşlar yine çatılıyor ve ellerle telefona gölge yaparak çekilen pozlar inceleniyor. Ardından birkaç yeni talimat verip bu sefer havuzun içine giriyor adam. Telefon açısı ayarlanınca yüze yine aydınlık bir gülümseme yayılıyor.
Yürümeye devam ediyorum. Travertenlerin devasa bir podyuma dönüşmüş durumda. Telefon kamerasıyla buluştuğu anda gülümseyen yüzler ve en iyi açıyı yakalamak için dört açılmış gözlerle dolu etraf. Gerçekten yaşananla anlatılan arasındaki sınırda tedirgin ve yorucu bir mesai yapıyorlar.
Nasıl aynı anda kendimize hem bu kadar yakın hem de bu kadar uzak olabiliyoruz? Her yerde sadece kendimize odaklanacak kadar yakın ama hiçbir zaman gerçek benliğimizle buluşamayacak kadar uzak!
📌Peki o geniş topraklar senin ailenin miydi Ahmet Türk?
Senin ailen o topraklara çökmüştü, cebren ve hile ile ele geçirdiniz o toprakları...
"Dedemden kalma" dediğin Kasrı Kanco konağı dedenden kalmadı, zaten o konağın sahibi de deden değildi.
Milan Aşireti Lideri İbrahim Paşa bu konağın son hakimiydi sonra orayı Hamidiye Alayları komutanlarından biri olan Binbaşı Hüseyin Kanco'ya bıraktı.
‼️Senin baban Hüseyin Kanco'nun konağında oduncuydu, sonra Hüseyin ağanın dul kızı Türkiye Hanım ile evlendi. Hüseyin Ağa da kızı ve torununa bakılması kaydıyla tüm malını ve konağını baban Oduncu Sinan'a bıraktı.
Hüseyin Ağa'nın kızı Türkiye Hanım yaşlıydı, babana çocuk veremedi, baban da anneni Türkiye Hanım'ın üzerine kuma getirdi, o kadından sen ve abin Abdürrahim oldu.
Konağın, aişretin ve toprakların gerçek sahibi olan Türkiye Hanım bu durumu kabullenemedi ve evi terk etti, sizler o kadıncağıza iftiralar atarak aşirete ve topraklarına çöktünüz, gasp ettiniz.
Hatta Türkiye Hanım'a attığınız iftiralar yetmedi, kadıncağızı kendi oğluna öldürttünüz, namus temizlenmiş(!) oldu ama aslında hem kadından hem çocuğundan kurtuldunuz ve böylece Kanco Aşiretine, topraklarına, mülklerine çökmüş oldunuz.
Senin geniş topraklarım var dediğin topraklarının hikayesi budur Ahmet Türk. Bunu da herkes bilir, yaşından başından utanmıyor musun milletin malına çöküp gasp ettiklerinize "bizim" demeye.
Kürdistan'ın neresi olduğunu sizlere göstereceğiz, hiç merak etmeyin. Size hem Kürdistan'ı göstereceğiz, hem de katlettiğiniz, malına çöktüğünüz masumlar için hesap soracağız. Türk'ün öfkesi de hafızası da her zaman tazedir. Sadece bekleyin...
Mesela ortalama bir Türk buna bakınca bu tiyatroyu Yunanların yaptığını zannediyor. Oysa bu, Likyalıların yaptığı bir tiyatro. Yani Anadolu’nun yerli halklarından birinin eseri.
Bugün yapılan DNA testlerinde de Anadolu Türklerinde ortalama olarak çok yüksek oranda yerli Anadolu kökeni görülüyor.
Eğer Orhun Yazıtları için “Bunu benim atalarım yaptı” diyebiliyorsan, Antiphellos Antik Tiyatrosu için de “Bunu benim atalarım yaptı” diyebilmelisin.
Biz Anadolu Türküyüz.
TSK. Kurucu Mete han MÖ. 209 dan beri dünyanın en şerefli ordusudur.
Siyasi liderlerini desteklemek, Lidere sadakat şerefimiz diyebilmek, Biat kültürü ile can siper hane savunmak için,
Bugünlerde TSK ne çamur atıp 40 yıldır terörü bitirmedi demek hadsizliğine kadar gitmiş, Kendi askerine düşmanlık seviyesine ulaşmıştır.
Sürekli MHP biatçıları dahi maaş aldınız yattınız terörü bitirmediniz demektedir. Öncelikle böyle düşünen kafa tası içinde fındık kadar beyin taşıyanlara şunu söyleyelim. Size TSK personelinin maaşının 3-5 katı para vereceğim. -30 derecelerde günlerce 2-3 metre kar içinde sıfır dan 3000 rakım dağlara sırtında 40 kiloya varan yük ile elin silaha yapışacak kadar soğukta 3 ay terör peşinden bir koşun. Biz 30 yıl yaptık. Devletimiz terörle müzakere olmaz mücadele olur desin, bize görev düşsün yine yaparız. Bizim için vatanın üstünde lider yoktur. Bayrağın üstünde siyasi güç olamaz.
O çamur atanlara birde örnekle açıklayalım.
Bak masa başında maaş aldığım zamanlar. Burası Irak'ta pkk nın en büyük kampı yıl 1998 o tarihte Çiya-Gara kampında 3000-3500 pkklı var. Arkamdaki dere yatağındaki dumanı gördünüzmü? analarını nasıl silkiyorduk
Yıl 15 şubat 1999 Apo piçininde yakalanması ile pkk çözülmeye gitti. Dağılma süreci başladı.
2002 de bu bölgedeki terörist sayısı 300-500 civarı. Bahçeli mi gebertti 3000 teröristi. Masa başında oturan bizler mi?
Hatta Akp nin bakanı soylu terör bitti propagandası ile seçim kazanma mitinglerinde ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz sayıları 70-80 gibi açıklamalar yapıyordu.
Sonuç olarak TSK sahada her zaman görevini yaptı. Koltuk sevdalısı siyasiler terörü hep pazarlık masasında kullandı. Çamuru ise askere attı.
@dbdevletbahceli Sırrının fotoğrafını okşayacak kadar düştü. Bu şekilde terör bitirilmez. Biz savaş kaybetmedik. Savaşta barış olur. Karşımızda Devlet yok. Bize bıraksınlar, siyasiler karışmasın terörü 3 ayda bitirelim.
Bizim gözümüzle bakın. Biz 40 bin şehidin hesabını hala sormaya çalışan serdengeçtileriz. Terörle müzakere olmaz mücadele olur.
Derhal süreci durdurun. İki cihanda Şehit'lerinde Gazi'lerinde elleri yakanızdadır.
Komisyonda ki tüm partiler o masa ihânet masasıdır bunu bilin.
@Akparti@MHP_Bilgi@herkesicinCHP
#ihanetsürecinehayır
🅰️şağıdaki harita akraba evliliği oranlarımızdır. Ama ezberi bozan ne var biliyor musunuz? bu harita aynı zamanda meclisteki vekillerin kütüğünü de gösteriyor. İş akraba evliliği kaynaklı düşük zekâlı IQ seviyesine kalsa Batı'nın doğuyu yönetmesi lazımdı. Ama tersi oluyor
📍Bilimin açıklayamadığı nokta işte budur. İlkelliğin kuşatıcılığı diye bir realite gerçekten var. Sözde "akıllılarımız" sözde "akılsızlarımız" kadar amaçta birleşemiyor ama Biatçı dinci ve etnikçi feodal bölgeler birleşiyor. Niye? İyi oku!
📍Zafer Partisi, CVP, memleket partisi ve daha onlarca milliyetçi yavru parti kurabilir, başkanımız mürekkep yalamış prof.dr. filan diyebilirsiniz. Başında diplomasız adamların olduğu kitlelere bu sökmez
📍Çünkü mesele eğitimli olmak değil, örgütlü olmak. Mesele bilgi değil, bağ kurabilmek. Bağ kuruyor adam. Kürtse halay çekiyor, muhafazakarsa camide ön safta poz veriyor çünkü taban onu böyle görmek istiyor. Plazada travestiyi yine götürüyordur ama kitleye istediği görüntüyü verdikten sonrası mühim değil. Mesele bireysel zeka değil, kolektif disiplin
📍Aksi halde aynı döngü tekrar eder... çok bilen ama birleşemeyenler, az bilen ama birlikte hareket edenlere karşı hep kaybeder
📍Şunu bil. Modern birey, demokraside aşirete, tarikata hep yenilir. İstanbul'a gelen bir İzmirli aile 20 senede ev alamazken bir doğulu aile aynı evde farklı odalarda perdeler çeker masrafları kısar tüm çocuklara ev alır
📍Hayvani bir hayatta kalma refleksidir bu. Kurak veya soğuk mevsimler öncesi hayvanların vücutlarında yağ depolaması, kuşların göç ederken kanat kasları dışındaki organların küçülmesi ve uzun mesafeleri kat etmesi gibidir
📍İlkelin adaptasyon esnekliği vardır
📍Kutlu kişi öl der ölüme gider adam ama sen Taksim'e bin kişi göndermek için hesaplar yaparsın
📍Okyanusun en uzun canlısı nedir bilir misiniz? Balina değildir. Balinadan daha büyük bir şeydir. Yüz binlerce canlıdan oluşan bir uzun varlık
“Sifonofor” denen bir yapıdır bu
📍Tek bir hayvan gibi görünür ama aslında yüz binlerce farklı canlı bir araya gelmiş tek bir organizma gibi davranır. Biri hareket eder, biri sindirir, biri avı yakalar, biri yön verir. Birey yoktur görevler vardır. Ve hepsi birlikte tek bir varlık üretir
📍AQP bir sinofordur. O kuyruğa takılan da hayatta kalmak için takılan diğer canlılardır
📍Modern insanın anlamadığı şey tam olarak bu. Bireyi merkeze koyan modernlik, özgürlüğü artırırken koordinasyon kapasitesini parçalar. İnsan daha özgür olur ama aynı zamanda daha yalnız, daha dağınık ve daha az örgütlenebilir hale gelir
📍Buna karşın bazı topluluklar bireyi değil ağı merkeze alır. Örgütlenme kolaydır bu sebepten kazanırlar. İyi ve doğru olan değil iyi örgütlenen kazanır
📍Amişler, Satmar Ortodoks Yahudi toplulukları ya da Türkiye’deki bazı dini cemaat yapıları… Bunların güç üretme mantığı bireysel rekabet değil, kolektif devamlılıktır. Birey, bu ağın içinde anlam bulur
📍Ben haydaran aşiretindenim diyen kişiyle AKP'liyim veya parti üyesiyim diyen adamın motivasyonu aynıdır. Büyüğün parçası olarak kendini önemli hissetmek en ilkel olan canlıların refleksidir
📍Buradaki mesele haklılık değil, dayanıklılıktır. Güçlü olana aidiyettir. Anadolu'nun dipteki dini budur. Moğollara karşı Türkmenleri örgütleyip mücadele eden Ahi Evran değil ona karşı dönemin fetullahı, Moğollara itaate çağıran Celaleddin Rumi kazanmıştır
📍Bu yapılar gelecekte daha görünür olacak çünkü modern devlet ve piyasa düzeniyle pazarlık edebilen şey bireysel zekâ değil, örgütlü sadakat ve yüksek iç dayanışmadır. CHP dr gelse dokınmayacaklar tarikatlara
📍İktidarlar karşısında dağınık birey değil, disiplinli ağ muhatap olur
Sen özgür atomize bireylere dönüşürken zayıflarsın. Yoğun bağ kuran ilkel yapılarsa güç kazanır
📍Modernlik özgürlük üretir, ama örgütlenme kabiliyetini aşındırır.
Gelenek ise özgürlüğü sınırlar ama hayatta kalma sürekliliği üretir
📍Bireysel zeka değil, birbirine tutunabilen yapıların dayanıklılığı insanları iktidara taşır. Gerisi boş slogandır.
Crosfitte bir ara yarışmaya katılmayı düşünmüştüm bu mantıkla gidip şekeri unu vs azaltmıştım 1 2 ay içerisinde inanılmaz şekilde güçsüz düşmüştüm.
Sonrasında daha önce yarışmaya giren tanıdıklarla konuşunca adamların bol bol şeker ve her hafta fast food gömdüğünü öğrenmiştim.
Tekrar şekeri unu yemeye başlayınca performansım artmıştı.
Bu iş bugüne kadar ki beslenme tarzının ve insan vücudunun isteklerinin bir karışımı genelde insanımız bu hataya düşüyor hep bir şeytan arıyor bir yere sığınıyor ve sonuç ciddi hastalıklar oluyor.
Valinin Oğlu
Fransız Lisesinde okuyor,
Lüks tatiller yapıyor,
Gençlik merkezinde özel odası bulunuyor,
Uyuşturucu vs herşey var,
Silahlı geziyor,
Kızlara tecavüz ediyor,
Gülistanın kafasına sıkarak öldürüyor,
Gülistanın Kız arkadaşı barajda ölü bulunuyor.
Ve bu yaratıktan Devletin haberi olmuyor.
Haberi olmaması mümkün değil
Babası Hükumet tarafından atanmış bir Vali,
6 yıldır çözülemiyor,
Birden paket açılıveriliyor..
***
Ülkemiz gerçekten Yetim ve Kimsesiz halde,
Çok kötü Üvey Baba yada üvey Annenin eline düşmüş,
Artık hersey onun insafına kalmış durumda..
Ve tabii yine hiç bir İstifa yok,
O Katil Babayı o makama kim tayin etti,
Kim en yüksek,
Bürokratik Devlet Memuru görevine layık gördü.
Ah benim Cennet Vatanım,
Bir iki Kişinin elinde yok olup gidişin içimi parçalıyor..
Müslüman ve Milliyetçiler bu arada..
Ama Çocuklarını,
İmam Hatip Lisesine değil,
Türk Okul Liselerine değil..!
Ecnebi Fransız Amerikan İngiliz
Hristiyan Okullarına gönderirler..
Neden, Dindar nesil yetişsin diye.(!)
Yersen.. Yersin Yersin...
Bu kadar Gerizekalı bir Toplum tamda böyle idare edilir..
Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'ye,
Sapkamı çıkarıyor önlerinde eğiliyorum..
Bir İngilizin yapamadığı yaptınız,
Bir Yunanın yapamadığını yaptınız.
Bunları yaparken de kendinizi,
Gerizekâlı topluma bir güzel alkışlattınız.
Bravo..
Tebrik ederim sizleri..
Fatih Yazar
Biliyor muydunuz 😏
Yüzüne limon suyu sürdü. İki banka soydu. Kameralara gülümsedi. Bir saat içinde yakalandı. Ve psikolojiyi sonsuza dek değiştirdi.
1995 yılında McArthur Wheeler, Pittsburgh'da iki bankaya girip, maske veya kılık değiştirme yapmadan, yüzüne limon suyu sürerek soygun gerçekleştirdi. Limon suyunun kağıt üzerinde görünmez mürekkep görevi gördüğüne inandığı için yüzünün kameralar tarafından fark edilmeyeceğini düşünüyordu. Güvenlik kameralarına doğrudan gülümsedi. Polis, görüntüleri akşam haberlerinde yayınladı ve Wheeler bir saat içinde tutuklandı.
Videoyu izlediğinde Wheeler ekrana bakarak, "Ama ben limon suyunu üzerime döktüm" dedi. Teoriyi bir Polaroid özçekimiyle test etmişti ve fotoğrafta görünmüyordu; çünkü gözüne limon suyu kaçmıştı ve kamerayı tavana doğrultmuştu.
Bu olay, Cornell Üniversitesi psikologları David Dunning ve Justin Kruger'ı, yetenekleri düşük olan kişilerin kendi yeterliliklerini aşırı derecede abartmalarına yol açan bilişsel önyargı olan Dunning-Kruger Etkisi'ni tanımlayan 1999 tarihli makalelerini yayınlamaya teşvik etti.
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
"Sanatçı" aydın değildir.
Çoğu cahildir.
Sanatsal yetenekleri sayesinde toplumda elde ettikleri popülariteyi kullanarak, toplumu felakete sürükleyebilirler, bir ülkenin mahvına giden süreci alkışlayabilirler, bir ülkenin düşmanlarıyla işbirliği yapabilirler.
Aybüke ve onun gibi 100'den fazla masum öğretmen, kalleş teröristler tarafından katledildiğinde saçlarını ören oldu mu ?
Ciğeri yanan babalar, ciğeri yanan analar için hanginiz eylem yaptı? Ben sizin yapacağınız eylemi seveyim! İngiliz yürekli, sahte vicdanlılar.
Bu ülke hainlere kahraman diyen yılanları koynundan söküp atmalıdır artık.
Saç örerek teröre destek oldular❗
YPG’li teröristlere destek amacıyla başlatılan akıma katılanlar arasında hemşire de var, avukat da.
🎙 @cavusoglu_nisa
Ahmet gitti.
Fatih gitti.
Atlas gitti.
Üçü de aynı yaşlardaydı.
Üçü de ansızın, sayısız bıçak darbesiyle bu dünyadan koparıldı.
Bu çocuklar hastalıktan ölmedi.
Bir kazada hayatını kaybetmedi.
Bu çocuklar öldürüldü.
Ve aradaki fark her şeyi değiştiriyor.
Kim tarafından?
“Suça sürüklenen çocuk” denilerek korunmaya çalışılan kişiler tarafından.
Ama şunu artık net söylemek zorundayız:
Bıçak taşıyan, o bıçağı defalarca saplayan,
tehlikeli aletlerle poz veren, bundan gurur duyan biri
yaptığının sonucunu bilecek akla sahiptir.
Ortada korunması gereken çocuklar varsa,
onlar Ahmet’ti.
Fatih’ti.
Atlas’tı.
Asıl ağır bedeli kim ödedi biliyor musunuz?
Geride kalan aileler.
Anneler, babalar, kardeşler…
Ömür boyu taşınacak bir acıyla baş başa bırakılan bizler.
Artık susmayacağız.
Bu düzen değişene kadar konuşacağız.
Çünkü bugün sustuğumuz her isim,
yarın yeni bir çocuğun adı oluyor.
#ahmetminguzziicinadalet #MattiaAhmetMinguzzi
#Fatihacaciicinadalet
#AtlasCağlayanİcinAdalet #AtlasÇağlayanİçinAdalet
#MinguzziYasasıÇıksın
Suriye’de Türk bayrağını indirme eylemini gerçekleştiren ve sınırdan kaçak olarak girmeye çalışan insanları örgütleyen kişilerden birisi de Çavuş Erdem'dir. Kendisinin Mardin/ Nusaybin’de iki tane kuyumcu dükkanı bulunmaktadır. Ayrıca döviz büroları üzerinden yurt dışına kara para transferleri gerçekleştirmektedir. Kaçakçılığa kadar her türlü yasadışı işin içindedir. Hem bu ülke üzerinden her türlü yolsuzluğu yapıp hem Türk bayrağını indirme cüretinde bulunan, bu vatanı bölmeye çalışan eşkallerden bir tanesidir.
Video Rus arşivlerinden;
1. Dünya Savaşı'nda "Din maskeli aşiret ağaları" Şeyh Sait ve Seyit Rıza'ya Rus Ordusu Kafkas cephesi komutanı Grandük Nikolay Nikolayevich Yudeniç tarafından işbirlikleri sebebiyle madalya verilişi ve ikisinin de Rus askeri ile Ermeni çeteleri gururla selamlamasını izleyin.
Ermeni çeteleri o dönemde 500 binden fazla Türk ve Kürtü katletti .Şeyh Sait ve Seyit Rıza'nın Ermenileri de selamlaması çok manidar.
Aynı Şeyh Sait ve Seyit Rıza genç Cumhuriyet'e İngilizlerin desteği ile isyan etmiştir.
Osmanlı torunuyuz diyenler Şeyh Sait ve Seyit Rıza'yı anmak için her yıl sıraya giriyor. Bazı CHP'liler de Seyit Rıza'yı.
Bu ne yaman çelişkidir. Her ikiside dönemin Abdullah Öcalan ve Fetullah Gülen'idir.
Sadece Kıbrıs'a değil, ülkenin bütünlüğü için bazı bölgelere de dışarıdan ve içeriden Türk nüfusu taşımak gerekiyor.
AKP'liler de bunu anlamaya başlar umarım.