"Etrüskler Türk'tür" kitabını yazdı
ne Türkçeye çevrildi ne İngilizceye.
20. yy en büyük dilbilimcisi
İtalyan Prof. Mario Alinei
Roma medeniyetinin kurucusu Etrüsklerin Türk olduğunu yazdı, yüzüne bakan olmadı.
Kitabın çevirisinin hâlâ olmaması
akademik vizyonsuzluk ve utançtır.
Kitabımız, eğitim denetimini bir ekosistem yaklaşımıyla ele alarak denetim anlayışındaki dönüşümü kuramsal, yasal ve uygulamalı boyutlarıyla incelemektedir.
İncelemek için 👉🏻 https://t.co/vyMIhdCNda
#pegemnet#pegemakademi
📢 Yeni sayımız yayında! Uluslararası Etnopedagoji Dergisi (UED) Cilt: 6, Sayı: 1 (2026) yayınlanmıştır. Katkı sunan editör, hakem ve yazarlarımıza teşekkür ederiz.
ℹ️ Dergimizin bu sayısına aşağıda yer alan bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
-https://t.co/ExEdHBjD45
🚨İnsanlığın ahlaki puslası sessizce hackleniyor olabilir mi?
Her gün milyarlarca insan ChatGPT, Gemini ve Copilot ile en derin etik ikilemlerini, hayat seçimlerini ve iş kararlarını tartışıyor.
"Sadece bir araç" dediğimiz bu sistemler, aslında neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair içgüdülerimizi yeniden yazıyor. Nasıl mı? 🧵👇
Hong Kong Üniversitesi'nin sarsıcı yeni araştırması tehlikenin boyutunu ortaya koydu: Sadece 5 dakikalık bir yapay zeka sohbeti, insanların ahlaki yargılarını ölçülebilir şekilde değiştiriyor.
Üstelik bu değişim rastgele değil; tamamen belirli bir yöne (katı veya hoşgörülü) yönlendirilebilir bir tasarıma sahip. 📊🧠
Normalde bir insanın ahlaki algınız üzerindeki etkisi ortalama 3 günde silinir. Peki yapay zekanın etkisi?
Araştırmacılar 2 hafta sonra ölçüm yaptığında etkinin kaybolmadığını, aksine güçlendiğini gördüler. Daha ürkütücüsü: Katılımcılar, kendilerini manipüle etmek için gizlice programlanmış AI ile normal AI'ı birbirinden ayırt edemedi. İkisi de aynı derecede "sempatik ve mantıklı" geldi. 🤖🎭
Peki bu devasa "kara kutuların" içine işlenmiş ahlaki değerler kime ait? Hangi ticari çıkarlar, siyasi baskılar veya Silikon Vadisi önyargıları bu eğitim verilerini şekillendirdi? Bilmiyoruz.
Bu durum, siyasi görüşlerimizden ziyade en temel doğrularımıza sızan devasa bir mühendislik problemi. Araştırmacılar bu fenomene tehlikeli bir isim veriyor: "Epistemic Collapse" (Değer Çöküşü). ⚙️📉
Yani insanlığın ahlaki sezgileri, veri şirketlerinin eğittiği algoritmaların değerleriyle senkronize oluyor. Hepimiz görünmez bir el tarafından aynı yöne eğiliyoruz. Farkında bile olmadan.
Şimdi kendinize sorun: Bu ay yapay zeka ile kaç kez konuştunuz?
Kaçında ona içten içe "Hmm, aslında haklı" dediniz?
Ve o "haklı" hissi... Gerçekten sizden mi geldi? 👁️💭
GÖREV TAMAMLANDI. PEKİ ÖĞRENME?
Öğrenciler yapay zekayı kullanırken %48 daha verimli. Peki ya kaldırıldığında? Performans %17 düşüyor.
OECD Digital Education Outlook 2026, eğitimde yapay zeka kullanımına dair en kapsamlı tabloyu çiziyor.
Rakamlar ne söylüyor?
Görev tamamlama oranları gerçekten artıyor. Öğretmenlerin idari yükü %31 azalıyor; bu, pedagojik işe ayrılan zaman için umut verici.
2024 TALIS verilerine göre ortaokul öğretmenlerinin %37'si yapay zekayı kullanıyor ve bu oran büyüyor. Buraya kadar iyi. Ama kritik uyarılar var!
Rapor "metacognitive laziness" dediğimiz şeye dikkat çekiyor. Türkçeye "bilişsel tembellik" ya da daha doğrusu "zorluktan kaçış" olarak çevirebiliriz.
Öğrenciler, öğrenmenin en verimli anı olan "bunu çözemiyorum" evresini atlıyor. Ve asıl mesele, görev tamamlamak, öğrenmenin gerçekleştiği anlamına gelmiyor.
Performans ile öğrenme arasındaki bu mesafe, ölçme ve değerlendirme sistemimizin köklü bir sorgulamayı hak ettiğini gösteriyor.
Bu konuda şunu da sormamız gerekir. 10 saat çalışma gerektiren işi öğrenci 1 saatte yapıyorsa geriye kalan 9 saatte ne yapıyor? YZ'nin etkilerini değerlendirirken sormamız gereken kritik soru bu!
BİR YAPAY ZEKA MAKALESİ HAKEM SÜRECİNİ GEÇTİ. BU NE ANLAMA GELİYOR?
Araştırmacılar geçen ay Nature'da bir sistem tanıttı. The AI Scientist adını verdikleri bu sistem, araştırma fikri üretmekten başlayıp yayıma hazır makale yazmaya kadar tüm süreci insan müdahalesi olmadan tamamlıyor. Üstelik ürettiği makalelerden biri gerçek bir hakem sürecini geçti.
Ne yapıldı?
Üç yapay zeka üretimi makale, ICLR 2025 konferansına bağlı bir atölyeye gönderildi. Hakemler bazı makalelerin yapay zeka çıktısı olduğunu biliyordu; hangisi olduğunu bilmiyordu. Kör değerlendirme, gerçek akademik süreç. Üçten biri eşiği geçti, puanı 6.33. Atölye organizatörleri "kabul edilirdi" notunu düştü.
Güçlü yönler
· Sistem ne kadar hesaplama kaynağı kullanırsa, makale kalitesi o kadar artıyor.
· Otomatik hakem modülü insan hakemlerle karşılaştırıldığında denge doğruluk oranında benzer performans gösteriyor.
· Temel modeller geliştikçe çıktılar da iyileşiyor; istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki.
Sınırlılıklar, ve bunlar önemli
Üç makaleden biri hakem sürecini geçti. Bu atölye için söz konusu; atölyelerin kabul oranı yüzde 70. Ana konferansta durum farklı. Sistem yüksek kaliteli yayın çıtasını tutarlı biçimde aşamıyor. Yazarlar da bunu açıkça kabul ediyor: sıradan fikirler, uygulama hataları, halüsinasyonlar, atıf yanlışlıkları listelenmiş.
Gerçekten önemli olan soru
Hakem sürecinden geçmek, bilimsel katkı yapmakla aynı şey midir? Akademi bu soruyu henüz ciddiye almaya başlıyor. Atıf sistemi, etik açıklama normları, yazar sorumluluğu; bunların hepsi yeniden tanımlanmak zorunda.
Yazarlar en az bu kadar kaygılanıyor. Makalede açıkça sıralıyorlar: hakem sistemini bunaltma riski, araştırmacı kimlik bilgilerini şişirme, fikir sahipliği sorunları, tehlikeli deneylerin otomatikleşmesi.
Sonuç olarak bu, akademik üretim anlayışını tartışmaya açan bir çalışma. Ama bir makale hakem sürecinden geçti diye bilimin insansızlaştığını iddia etmek, sonucu büyütmek olur.
Şimdilik bu, atölye düzeyinde ve tek bir kabul. Ama yönelim netleşiyor.
Kaynak: Lu, C. vd. (2026). Towards end-to-end automation of AI research. Nature, 651, 914-919. https://t.co/vgrdOt7B5W
@Ailenizin_Palas Rum, “Romalı” demektir. Yunan (Grek, Hellen) başkadır. Ne yazık ki bu ayrımı bilmeyenler Rum=Grek diye başka dillere çeviri yapıyorlar. Böylece Roma bakiyesi olup Greklikle (Yunanlıkla) ilgisi olmayan kitleleri Yunanlılara transfer ettik. Rumlar Ukrayna’da da yaşıyor.
📚Türk Dünyası Etnopedagojisi kitabı yayımlandı!
Başkanlığımız ile Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (@turksoyorg) ortak yayını olan bu kitap, Türk toplumlarının geleneksel çocuk yetiştirme yöntemlerini ve etnopedagojik birikimini ele alıyor.
Türk Dünyası’nın ortak kültür ve eğitim mirasını keşfetmek isteyenler için önemli bir kaynak niteliğinde olacak bu kitap, Doç. Dr. İkram Çınar ve Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar editörlüğünde, 14 farklı Türk lehçesinde ve Türkiye Türkçesiyle çift dilli olarak yayımlandı.
📖 Kitaba #Dijiküp'ten erişebilirsiniz.
https://t.co/5YgMvkhd4T
Eğitişim Dergisi'nden Nisan ayı için yazı çağrısı.
Konu, aile ve toplum terbiyesi; geleneksel eğitim.
Aklınız berrak, zekanız keskin, kaleminiz sivri, diliniz yumuşak olsun. 😊
#etnopedagoji#etnoandragoji
Değerli etnopedagog ve çocuk edebiyatı yazarımız Yücel Feyzioğlu da #Uygur uygarlığının yazılı hazinelerini tanıtan güzel bir yazı yazdı.
Dikkatinize sunuyorum. Bağlantı ilk yorumda ⤵️