Bize dayatılan kavramlara “hayır”…
Orta Asya değil TÜRKİSTAN…
Yüz yıl önce Türkistan aydınlarının kullandığı kavram yok sayıldı, Kazakistan yeniden Türkistan demeye başladı. Köklü kardeşliğin gereği budur. Teşekkürler Sayın Bakanım @Yusuf__Tekin
Emine Işınsu’nun aziz hatırasına, 21 kitaplık külliyatını yeni okurlarla buluşturmak için çekilişimiz var!✨
3 şanslı okura 21 kitap hediye 📚
Katılım için:
📌@bilgekultur hesabını takip et,
📌bu gönderiyi yeniden paylaş,
📌yoruma bir arkadaşını etiketle.
Son gün: 24 Mayıs
Bugün ünlü Kutü'l Amâre Zaferimizin yıl dönümü... İngilizlerin 13 general, 481 subay ve 13 300 er olarak teslîm oldukları (Dönemin Savaş Bakanı Kitchener, parlamentoya sunduğu raporda 2970 İngiliz, 6000 Hind askerinin esîr düştüğünü belirtiyor) bu savaşla, İngiliz ilerlemesi, bir yıl süreyle durdurulmuştur. Hindistan'ın coğrâfî yakınlığından ötürü İngiltere, sürekli olarak asker taşıyabiliyordu. Ancak biz, böyle bir olanaktan yoksunduk. Bununla birlikte Süleymân Askerî Bey, Abadan'ı ele geçirip, İngilizleri oyalamasaydı; Halil Paşa, Kut'u ele geçirmeseydi, muhtemelen İngiliz ve Rus kuvvetleri Revanduz yakınlarında buluşacaklar ve Doğu Anadolu'da hem Rus, hem İngiliz işgâli yaşanacaktı.
Alttaki resimlerin tümünü İngiliz arşivlerinden aldım. Dilediğiniz gibi kullanmakta özgürsünüz.
Bu vesîleyle Basra'dan Musul'a kadar Irak cephesinde yaşamını yitiren bütün yiğitlere...
Süleymân Askerî Bey'e;
Ali İhsan (Sabis) Paşa'ya;
Nureddîn Paşa'ya;
Halil (Kut) Paşa'ya
Ve pek tabiî, Osmanlı Orduları Başkumandan Vekîli Enver Paşa'ya...
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Doğu Türkistan’da camilerin açık olduğunu söyleyenlere Gazeteci Taha Kılıç’tan tokat gibi cevap:
“2 rekat Tahiyyetül Mescid namazı kılabilir miyim?” diyecek bir insan Çin tarafından götürülmediği için gidenler diyorlar ki;Cami açık.
#BarınKatliamı
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.
🇦🇿Tarihinin en karanlık gecelerinden biri olarak hafızalara kazınan Hocalı Katliamı’nın üzerinden 34 yıl geçti.
Ermeniler tarafından katledilerek şehit olan 613 soydaşımızı rahmetle anıyoruz.
"Fırat'tan bir su akar.
Yiğitler içsin diye.
Bir ucu Orkun'a akar.
Nice yol gitsin diye.
Aklın ermez, gönlün görmez;
Bunca söze, dileğin ermez;
Yiğitler ardında yurt bilmez
Çiyanın soyu tükensin diye.
Çakır gözlü yiğitler, silâh kuşanır.
Orkun'dan Fırat'a bir yol uzanır.
Nice kılıç, kana böyle bezenir.
Yurda ihânet girmesin diye.
Tanrı dağından bize bir ses gelir.
Ordulara "haydin, yürüyün" denir.
Kür Şad yanında erler belirir.
Erlere Çakıroğlu denilsin diye..."
Bir Ramazana daha giriyoruz ancak babamdan hala haber alamadım. Sesini duyamadım. Biz ondan, o da bizden habersiz yıllar geçti. Çin hükümeti tarafından inançlarından ötürü haksız hapis cezasına çarptırılan babam dahil tüm Uygur Müslümanlarının da Ramazanı mübarek olsun.
Sovyetler Birliği'nin 1989 yılında dağılma sürecine girmesi, birliğe bağlı ülkelerde bağımsızlık seslerinin yükselmesine yol açmıştı. Bu süreçte Ermenistan'ın, Azerbaycan topraklarına yönelik istekleri artmış ve Azerbaycan halkı duruma protesto yürüyüşleriyle cevap vermişti.
Ermeniler bu duruma karşılık Ermenistan'da yaşayan çok sayıda Azerbaycan Türk'ünü göçe zorladılar. Takvimler 9 Ocak 1990'ı gösterdiğinde Dağlık Karabağ Ermenileri, aldıkları kararla Ermenistan'a bağlandılar.
Azerbaycan'da bu karar tepkilere neden olsa da Sovyet yönetimi sessiz kalmayı tercih etmişti. Azerbaycanlılar Azadlık Meydanında düzenledikleri mitinglerle protestolarını sürdürdüler. Diğer yandan kentte Ermenilerin tacizleri sonucunda çatışmalar yaşanmaya başlamıştı.
Sovyet yönetimi televizyon yayınlarını ve telefon hatlarını keserek dünyayla iletişimi tamamen kesti. Azerbaycan Türkleri Azadlık meydanında gösterilerini sürdürürken, 25 binden fazla asker ve Sovyet tankları şehre girerek bir katliama imza attılar.
Sovyet ordusunun üç gün süren acımasız saldırıları sonrasında kentte ölüm sessizliği hakim olmuştu. Bakü, Gence ve Lenkeran'da toplam 137 can vermiş, 700'den fazla kişi yaralanmış ve 1000'e yakın kişi hapsedilmiş, kentte olağanüstü hal ilan edilmişti.
Sovyetler Birliği bu katliamla bağımsızlık isteyen cumhuriyetlere korku salarak bu taleplerini bastırmayı planlamıştı. Fakat Öldürülenlerin cenaze törenleri o güne kadar görülmemiş kalabalıklara sahne oluyor, yüzbinler bağımsızlık taleplerini haykırıyordu.
Sovyetler Birliği karşıtı gösterilerin dalga dalga büyümesi neticesinde Rus askerleri şehirden çekildi. Bunca acıdan sonra süreç, 30 Ağustos 1991 tarihinde dağılma sürecindeki Sovyetler Birliği'nden ayrılma kararı alan Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmesi ile sonuçlandı.
20 Ocak 1990 gecesi dönemin SSCB lideri Mihail GORBAÇOV'un emriyle Bakü'ye giren kızıl tankların paletleri altında azadlık uğruna can veren şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum.
Aziz ruhları şad olsun.
Banu Avar:
- Ama siz Ermeni kökenlisiniz.
Patrick Deveciyan:
- Burası bir ulus devlet ve ben de Fransız yurttaşıyım. Yani Fransız’ım.
Banu Avar:
- Ama siz değil misiniz Türkiye’de, Kürt, Laz, Çerkez, Süryani, Türkiyeli denilmeli diyen?
Deveciyan:
- O başka...
Çinliler Göktürk Devletini merak ediyorlar ve kayıt tutuyorlar. 636 yılında yazılmış, Çin'in devlet arşivlerinde Türkler direkt kurt, "zhou" karakteriyle geçiyor. Arşivde geçen bir diğer önemli ifade ise Göktürkleri Hunların devamı olarak görmeleri.