Uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum”
İnsan Hayrı İsterken Şerri Çağırabilir mi?
Kur’ân-ı Kerîm, insanın ruh dünyasını tek bir ayetle çarpıcı biçimde ortaya koyar:
“İnsan, hayra dua eder gibi şerre de dua eder. İnsan pek acelecidir.”
(İsrâ, 17/11)
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, bu ayeti açıklarken dikkat çekici bir noktaya işaret eder: İnsan yalnızca şerre dua etmekle kalmaz, şerri davet de edebilir.
Çünkü insan çoğu zaman kötülüğü, kötü olduğunu bilerek istemez; onu hayır zannederek ister. Hatta diliyle hayrı isterken davranışlarıyla şerri çağırabilir.
Sağlık ister, fakat bedenine zarar veren bir hayat yaşar. Huzur ister, fakat öfkesini kontrol etmez. Bereket ister, fakat israf eder. Adalet ister, fakat kendi menfaatine dokunduğunda adaletten uzaklaşır. Başarı ister, fakat emek vermeden sonuç bekler.
İnsanın çelişkisi tam da burada başlar: Duasıyla istediği hayrı, davranışlarıyla kendi elleriyle uzaklaştırabilir.
Acelecilik Sadece Hızlı Davranmak Değildir
Ayetin sonundaki “İnsan pek acelecidir” ifadesi, meselenin anahtarını verir.
Acelecilik yalnız hızlı hareket etmek değildir; sonunu görmeden başlangıca bakarak hüküm vermektir.
İnsan bir makamı ister; o makamın kendisine neler kaybettireceğini bilemez. Bir serveti arzular; servetin kendisini nasıl değiştireceğini hesap edemez. Bir kapının mutlaka açılmasını ister; hâlbuki belki rahmet, o kapının kapalı kalmasındadır.
Bu nedenle “Ben bunu istiyorum” demekle, “Bu benim için hayırlıdır” demek aynı şey değildir.
Kur’an bu hakikati başka bir ayetle tamamlar:
“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır; sevdiğiniz bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
(Bakara, 2/216)
İsrâ 11 ile Bakara 216 birlikte okunduğunda önemli bir hakikat ortaya çıkar:
İnsan ne istediğini bilir; fakat istediğinin kendisine ne getireceğini her zaman bilemez.
Dilimiz Hayrı İsterken Ellerimiz Neyi Çağırıyor?
Elmalılı’nın “şerri davet etmek” yaklaşımı, ayeti bireysel hayatın ötesine taşıyarak toplumsal bir muhasebeye de dönüştürür.
Herkes adalet ister ama haksızlık kendi lehine olduğunda susarsa; herkes liyakat ister ama kendi yakını için ayrıcalık beklerse; herkes refah ister ama üretmeden tüketmeye yönelirse, burada ciddi bir çelişki vardır.
O hâlde kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz gerçekten hayrı mı istiyoruz, yoksa dilimizle hayrı isterken davranışlarımızla şerri mi davet ediyoruz?
Çünkü toplumların geleceği yalnız güzel temennilerle kurulmaz. Tercihler ve davranışlar zamanla toplumların kaderine dönüşür.
Her İstediğimiz Nimet Değildir
Modern çağ insana sürekli, “İstiyorsan elde et” diyor.
Kur’an ise bundan önce daha önemli bir soru sorduruyor:
“İstediğin şey gerçekten senin için hayırlı mı?”
Bazen alamamak nimettir. Bazen gecikmek rahmettir. Bazen kaybetmek korunmaktır. Bazen kapanan bir kapı, insanı daha büyük bir felaketten uzaklaştırır.
Biz yalnız kapının kapandığını görürüz; Allah o kapının arkasını da bilir.
Bu sebeple mümin çalışır, tedbir alır, istişare eder ve dua eder; fakat kendi arzusunu Allah’a dayatmaz. Çünkü kendi bilgisinin sınırlı olduğunun farkındadır.
İsrâ Suresi’nin 11. ayeti bize yalnız dilimizi değil, isteklerimizi de terbiye etmeyi öğretir.
İnsan görüntüyü görür; Allah âkıbeti bilir. İnsan bazen hayır zannederek şerri ister, bazen de şer zannettiği şeyin içindeki hayrı yıllar sonra fark eder.
Öyleyse duamız şöyle olmalıdır:
“Allah’ım! Benim her istediğimi değil, hakkımda hayırlı olanı nasip et. Hayır zannederek istediğim şeyde şer varsa onu benden, beni de ondan uzaklaştır.”
Çünkü hayatın hikmeti her istediğimize kavuşmak değil, neyi istememiz gerektiğini öğrenmektir.
Ve insanın olgunluğu belki de şu teslimiyetle başlar:
“Rabbim, benim istediğim değil; hakkımda hayırlı olan olsun.”
Pkk güçlüyken elinde silah varken Yolları kesip kimlik kontrolü yaparken
İnsanları dağa kaçırırken
Yargılayıp infaz ederken
Şehirlere köylere dağlara hakimken
Trabzonun maçkasına çaykarasına kadar gelip korku salmışken
Kurtarılmış bölgeler varken
Ayda ortalama 33 askerî şehit ederken
Yılda ortalama 20 karakolumuzu basarken
Şehirlerde bombalar patlatırken
Otobüsleri durdurup daha birliklerine teslim olmamış 20 yaşında ki asker çocukları katlederken ..
İşyerlerinden haraç keserken
Esnafa kepenk indirdirken
Doktorları öğretmenleri mühendisleri öldürken
Okulları bombalarken
Havaalanalarını barajları yolları tesisleri, o bölgeye yapılan bütün hizmetleri havaya uçururken
Çarşıya çıkmış askerimizi infaz ederken
Vs.Vs.
Kısacası pkk doğu ve güneydoğuda iktidarken
Hepsi pkk lıydı
Hepsi pkk Ya methiyeler dizerdi
Hepsi pkk nın duacısıydı
Hepsi döt yalayan yavşaklardı..
Bugün esamesi okunmayan tarih olan bir terör örgütünü yasal olarakta tasfiye etmeye çalışan iktidarın karşısına geçmişler hepsi vatanperver hepsi milliyetçi olmuşlar ..
Pkk yı yok eden tasviye eden ölsünü dirisini diken bu iktidara pkk lı diyorlar ..
.......
Erdoğan döneminde 23 yılda karakollarımız neredeyse pkk tarafından hiç baskına uğramamıştır..
Erdoğan döneminde 23 yılda pkk lı belediyelerin neredeyse tamamına Kayyım atanmıştır.
Erdoğan döneminde 23 yılda pkk nın elebaşları Demirtaş, Figen Yüksekdağ başta olmak üzere onlarcası cezaevine atılmıştır.
Erdoğan döneminde 23 yılda pkk neredeyse seçimlerin tamamında Chp yi desteklemiştir
Erdoğan döneminde 23 yılda pkk seçim de ne zaman zora girmişse CHP tarafından sandıkta desteklenmiştir ..
Sonuç ..
Erdoğan pkk lı
Chp vatan millet aşığı kahraman..
Sktrn lan.!! Çakma türkücüler
Seninleyiz Reis☝🏻
Ensar kavramını
modern zamanlar siyasetine o kazandırdı
Sadece söylem olarak değil
Ensar olmanın hakkını
sadece Recep Tayyip Erdoğan verdi
14 - 28 Mayıs'ta
sadece tüm siyasi partiler değil
AK Parti elitokrasisi - sosoyolojisi - tabanı - rüzgarı karşısında iken bile
Merhamet dedi
şefkat dedi
insanlık, hakkaniyet, muhabbet ve kardeşlik dedi
Geçenlerde yayında da söylemiştim
Lider, siyasetçi, karar verici olarak değil
bir insan, bir kul olarak
bu ağır imtihanı en yüksek seviyede geçen çok az sayıdaki müslümandan biridir Recep Tayyip Erdoğan
Ve muhtemelen
biraz da bu sebeple
Anadolu'daki deyişle
"Tayyip taşı yamuk atsa, Allah havada düzeltiyor" sağlaması olan 24 yılı geride bırakmak üzereyiz..
Sayın Cumhurbaşkanım
Sizin
merhamet ve adalet serdârlığınızda
bir nefer olmak
bir nasiptir
Bu nasip için Allahımıza hamdederiz
Suriyeli, Gazzeli yetim çocukların arkadaşları
size
cennetten
suriye haritası kadar büyük
hiç bir haritaya sığmayacak kadar büyük acılarından yunmuş yıkanmış çiçekler gönderiyordur şimdi ..
Siz bin yıllık Türk çınarını yeşerttiniz, yaşattınız
Bin yaşayınız
Hürmetle
Yahudi Prof. Norman Finkelstein Gazze ve 7 Ekim’i çok basit anlatmış!
“Bir kadın yıllarca dövülür, komşular duyar, polis bilir ama kimse bir şey yapmaz.
Sonunda kadın bir bıçakla kendini savunur.
Kocası ise onu bir silahla öldürür ve ‘meşru müdafaa’ der.
Kim haklı?”