"İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil...
@turan13_a1@Dogukanhazargok@aykiri Gürültü yaparak veya başka şekilde rahatsızlık vermedikleri sürece (evin önü özel mülk sınırları içinde değilse) pek tabii içebilirler. Kimse de engel olamaz.
@coks1988@Mingus79Pasa@aykiri Kim karar veriyor nasıl bir örnek teşkil ettiğine?
Bana göre çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Herkese arkadaşlarıyla sahilde oturup bira (Tuborg Gold) eşliğinde muhabbet etmelerini tavsiye ederim. Çok keyiflidir.
“Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik”
-Yahya Kemal Beyatlı
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun
30 Ağustos: Emperyalizme Karşı Türk’ün Bağımsızlık Zaferi
💢30 Ağustos 1922, Türk milletinin esaret zincirlerini parçaladığı ve Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu bir kez daha tarih sayfalarına yazdığı gündür. Türk ordusu, emperyalist emeller peşindeki İtilaf Devletlerine baş kaldırarak milletin istiklal ve milli hakimiyet iradesini zaferle taçlandırmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan bu büyük zafer, Türk’ün bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğinin tarih önünde ilanı olmuştur.
https://t.co/Udt3KteBSz
"Tarihin ne garip bir cilvesidir ki, çok yakın bir geçmişte Türk kadınlarını çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasında görmüş ve o surette tasvir etmiş olan çok tanınmış bazı yazıcıların mensup oldukları memleket kadınlarına bugün Türk kadını yüksekten ve gururla bakmak vaziyetindedir.
Türk kadınına bu imkanı hazırlayan ve yurdumuzda yapılan her büyük ve iyi değişiklikler olduğu gibi kadınlık inkılabında da 3 Şubat 1923 İzmir ve 26 Ağustos 1924 Dumlupınar, 27 Ağustos 1925 İnebolu nutukları ile önderlik eden yüce Türk’e sadece Türk kadınlığı değil, baştan başa bütün bir Türk ulusu hayrandır."
https://t.co/60uVuTT9AR
#TarihteBugün
Cumhurbaşkanı M. Kemal Paşa, mareşal üniformasıyla Kastamonu Memleket Hastanesi'ni, Şehir Kitaplığı'nı ve belediyeyi ziyaret etti.
Aynı gün Kastamonu Çiftçiler Birliği'nin fahri başkanlığı kendisine verilen Gazi, belediye salonunda şöyle konuştu:
"Artık duramayız. Behemehal (Ne olursa olsun) ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmeye mecburuz.
Millet vazıhan (açıkça) bilmelidir. Medeniyet öyle bir kuvvetli ateştir ki, ona bigâne (ilgisiz) olanları yakar ve mahveder.
İçinde bulunduğumuz aile-i medeniyette lâyık olduğumuz mevkii bulacak ve onu muhafaza ve ilân edeceğiz. Refah, saadet ve insanlık bundadır."
24 Ağustos 1925
Teröristlerin ayağına milletvekili gönderilirken, gazilerle saf tutan bir milletvekilinin saldırıya uğraması Türk Milleti’nin saldırıya uğramasıdır. Arzu ettiğimiz gibi bir vekillik yaparak lafla değil gövdesiyle Türk’ün yanında duran Selçuk Türkoğlu’na hem teşekkür ediyor hem geçmiş olsun diyorum.
Sürece dair Türk Milleti’nin görüşlerini paylaşanı hemen gözaltına alan devlet, bir milletvekiline saldırana nasıl muamele edecek hep birlikte izleyeceğiz.
Teröriste Af, Gaziye Operasyon: Hak Arayışındaki Gazilere Şafak Operasyonu Düzenlendi
💢 Kürtçü teröristlere af getirildiği şu günlerde gazilerin hak arayışının şafak operasyonuyla kesilmesi, "AKP yüzyılı"nın tablosu niteliğinde oldu.
https://t.co/VI8Imh5CpE
❌️Anti-Kemalist çomar: Mustafa Kemal, Çanakkale'de sadece yarbaydı.
✅️Gerçek: Mustafa Kemal Bey, Çanakkale'de sadece ilk 5 hafta yarbaydı. 1 Haziran 1915'de albaylığa yükseldi. Çanakkale 8 ay 15 gün sürdü.
❌️Anti-Kemalist çomar: Çanakkale zaferini yarbay olan Mustafa Kemal'e veriyorsunuz ama Filistin'de tuğgeneral olan Mustafa Kemal'e mağlubiyeti vermiyorsunuz.
✅️Gerçek:
1)Mustafa Kemal, Çanakkale'de savaşının başından itibaren oradaydı. Fakat Filistin/Suriye Cephesine cephe çöktükten sonra yani asker ve teçhizatın %90'ı kaybedildikten sonra atandı.
2)1915 Çanakkale'de savaşın başında sadece 19.Tümen Komutanı olan Mustafa Kemal Bey'in tümeninde 12.310 asker, 9570 tüfek vardı. Fakat 1918 Filistin/Suriye Cephesi'nde 7.Ordu komutanı olarak Mustafa Kemal Paşa'nın emrinde 14.522 muharip asker, 7.046 tüfek vardı. Mevcut askerlerin de çoğu sıtmadan kırılıyordu.
Çanakkale'deki 19.tümen, Filistin Cephesi'ndeki 7.Ordudan büyüktü. 1918 Filistin/Suriye Cephesi'ndeki orduların adları orduydu sadece. Mevcutları 1 tümen kadar bile değildi.
3) Mustafa Kemal Bey, Çanakkale'de sadece savaşın başında tümen komutanıydı. Ağustos ayında Anafartalar Grup Komutanlığına yükselecek ve emrine 7 tümen, 1 tugay toplam 110 bin asker verilecek. En büyük ve en önemli kara muharebelerini bizzat Albay Mustafa Kemal Bey yönetecek.
4)Filistin/Suriye Cephesi'ne en son anda yani her şey bittikten sonra atanan Mustafa Kemal Paşa, ordusunu o cendereden kurtarmakla kalmıyor, imha olan komşu birliklerin kalıntılarını da kurtararak vuruşa vuruşa birliklerini Kuzey'e çekiyor. Yabancı askerî tarihçilere göre, Mustafa Kemal Paşa'nın bu başarısı, 20.yüzyılın en başarılı ricatıdır.
5) Halep'in kuzeyinde kurtardığı birlikleri takviye edip güçlendiriyor. Bizzat makineli tüfek nişancısının başında ona yönlendirme yaparak savaşıyor. Katma'da Anadolu'ya sızmaya çalışan İngiliz ve Arap birliklerini geri püskürtüyor.
@MahsunOrta13965@umutsuzjonturk1 Savaş devlet ile devlet, ordu ile ordu arasında olur. Savaşın iki tarafı vardır. Yarım akılla yorum yapmadan önce savaşın ne olduğunu öğren.
Özgür Özel’in 3 gün önce yaptığı açıklamalar bugün gündeme gelmiş. Çerçeve yasaya ilişkin sözleri…
Özellikle şu ifadeler dikkatimi çekti:
“Ben bu işi Kürdün anasıyla Türk’ün anasını da ayırmadığım için, işte bu sabah kucaklaştığımız gazilerle şehit ailelerinin de bir daha kimsenin de öyle işte elinde proteziyle park köşelerinde oturmamasını istediğim için, her şeye rağmen biz bu işin arkasındayız.”
Sayın Özel, sabah gazilerle yaptığı görüşmeden sonra söylüyor bunları.
Bana çok ağır geldi sözler, eminim gazilerimize de gelmiştir.
Oradaki insanlar “elinde proteziyle park köşesinde” diye tanımlanarak sanki “sefil” olmuşlar ve sanki tüm bunlar yok yere olmuş gibi tanımlanıyor.
Oradakiler kahramandır, oradakiler park köşelerinde sefil bir hâlde beklemiyor.
Oradaki insanlar, rütbe ayrımı yapıldığı için kendilerinin birçok haktan mahrum kaldığını belirterek eşit özlük hakları istiyorlar.
Haksızlığa dikkat çekebilmek için de Güvenpark’ta bir eylem yapıyorlar.
Kimse terörle mücadeleden pişmanlık duymuyor, adalet istiyorlar.
Daha bu konu bile doğru anlaşılamamış, 1 aya yaklaşan bir süreçte.
Büyük hayal kırıklığı.
Çerçeve yasa gazilerimize istediği özlük haklarını mı getiriyor, rütbe ayrımı mı ortadan kalkıyor, birçok sosyal hak mı ekleniyor?
Tabii ki hayır!
Sözün özü Türk inciniyor; hem de her taraftan inciniyor!