'boğuk bir bakışın oluyor senin
bir girdap derinliğinde gibiyim
susmam seni ürkütmesin
içimde çağlar var, bilmelisin
katı bir yalnızlık bu
kaçmam, kendimi bulmam
ben senden yoksunum
bilmelisin..*
|| Yok Gibi Yaşamak || Erdem Bayazıt
'Sanki kentin başına bir felaket gelmişti. Sanki herkes apar topar göçmeye hazırlanmış, o telaş içinde fazla yük olmasın diye başkalarının gözünde hiçbir değer taşımayan, yalnızca kendi geçmişini diri tutan şeyleri alelacele elden çıkarmıştı..*
|| Aramızdaki Şey || Tomris Uyar
'Sahte Gizli Tanık bulunur da
Sahte Son Tanık bulunmaz mı!?'
Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nın
100. Yılında, Türk Denizcilik Tarihinin
gelmiş geçmiş en büyük deniz kazası
Ertuğrul Fırkateyni Faciası'ndan
sağ kurtulan, fotoğrafçı Haydar Bey'in
Japonya kıyılarında parçalanarak
Üsküdar kıyılarında kaybolan yaşamı..
'Meçhul Rapordan Meşhur Hatırata
Ertuğrul Fırkateyni Fotoğrafçısı
Haydar Bey’in Meksûr Biyografisi'
https://t.co/qjXzDIxz5R
'Sen kaçıksın be Adam!
Kafasında büyük şeyler ve tanrılar dünyası kuran ve kurduklarına da
inanan sen, hayaletler ülkesi kurup
kendini onlara karşı vazifelendiriyorsun
oysa o, sana el sallayan bir idealdir
Senin saplantın var!
Şaka ya da mecaz yaptığımı sanma
yüksekliklere tutunanlar
insanların büyük çoğunluğu
neredeyse dünyadaki tüm insanlar
kararsız ve tımarhanelik delilerdir..*
|| Biricik ve Mülkiyeti || Max Stirner
'herkes alçak
zayıf ve gevşek
yaşlı, tamahkâr, iftiracı
kadınlı erkekli delilerden başka
hiçbir şey görmüyorum
gerçek son yaklaşıyor
her şey kötüye gidiyor'
Eustache Deschamps'ın kehaneti..*
|| Deliliğin Tarihi || Michel Foucault
'Ömrünü, ömrünü ne yaptın?
Ve ben bütün uzviyetimde bir yılan gibi gezen bu zehirli sesin tenbihi altında ne yapacağımı unutuyor, ânı ve mekânı unutuyor, başta kendim olmak üzere her şeyden, yaşanmış ömrümden, gelecek senelerimden, bütün etrafımdan nefret ediyor, kaçmak, kaybolmak, kurtulmak istiyordum..*
|| Abdullah Efendinin Rüyaları || Ahmet Hamdi Tanpınar
'Koşmak, kımıldamak, atılmak, istemek
isteyişinde devam etmek lazımdı.
Bütün bunlar benim için değildi.
Ben biçare bir gölge idim.
Yanımdan biraz sürtünerek geçen her kesin peşine takılan, onlardan ayrılır ayrılmaz, kara bir kedi yavrusu gibi unutulan biçare bir gölge.
'Gül' dedikleri yerde gülen 'ağla' veya
'konuş' dedikleri yerde konuşan, ağlayan, enteresan buldukları zaman enteresan olan, yüzüne bakmadıkları gün mevcut olmayan biçarenin biri..*
|| Saatleri Ayarlama Enstitüsü || Ahmet Hamdi Tanpınar
'Koşmak, kımıldamak, atılmak, istemek
isteyişinde devam etmek lazımdı.
Bütün bunlar benim için değildi.
Ben biçare bir gölge idim.
Yanımdan biraz sürtünerek geçen her kesin peşine takılan, onlardan ayrılır ayrılmaz, kara bir kedi yavrusu gibi unutulan biçare bir gölge.
'Gül' dedikleri yerde gülen 'ağla' veya
'konuş' dedikleri yerde konuşan, ağlayan, enteresan buldukları zaman enteresan olan, yüzüne bakmadıkları gün mevcut olmayan biçarenin biri..*
|| Saatleri Ayarlama Enstitüsü || Ahmet Hamdi Tanpınar
'ne kaldı artık
bir pencerenin önünde oturup
geçen dünü düşünmekten başka
ne kaldı artık
bir yaz güneşinde buluşmayı umup
yaşamaya üşenmekten başka..*
|| Yeni Bir Yaz Umudu || Ahmet Muhip Dranas
'Sona ermek için bir şey başlıyor.
Yalnızım şimdi. Ama yapayalnız değil. O düşünce var karşımda, bekleyip duruyor. Koca bir kedi gibi tostoparlak olmuş. Bir şey açıkladığı yok, kıpırdamıyor da.
'Hayır' demekle yetiniyor.
'Hayır, benim başımdan serüvenler geçmedi..*
|| Bulantı || Jean-Paul Sartre
'Başımdan gerçek serüvenler geçti. Ayrıntıları anımsayamıyorum ama olaylar zincirini unutmadım. Denizler aştım, ardımda denizler bıraktım, ırmakların kaynaklarına ulaşmaya çalıştım ya da ormanlara daldım ve görmediğim kentlere yöneldim hep. Kadınlarla yatıp kalktım, heriflerle dalaştım. Asla geri dönemedim, plağın geri dönememesi gibi.
Bütün bunlar beni nereye götürüyordu? Bu âna..
Müzikle uğuldayan aydınlık yuvarlağın içindeki bu banka;
'And when you leave me..*
|| Bulantı || Jean-Paul Sartre
'bir hareketin hatırası
bir tutkunun işareti
bir maceranın parıltısı
güzel ve firari bir cinnet geçmişinde
bunların hiçbiri yok
hiçbir sayıklama
senin ismini taşımıyor
seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor
iz bırakmadan kayıp gittin
senin rüyan neydi peki?..*
|| Çürümenin Kitabı || Emil M. Cioran
'Korkunç bir zamanda yaşadığımızı düşünüyorum. Ne bugünümüz ne de yarınımız güven içinde. Dev makinalar ya da mekanizmalar var; küçük insanın alınyazısı üzerinde oynayıp duruyor. Gelecek için güzel hülyalar kurmak sanki hepimize yasak.
Sen, başka bir kaderin oyuncağısın
Ben, bir başka kaderin oyuncağı.
Buyruğu veren, yine hep o dev çarklar ve dişliler. Durmadan dönüyorlar, önünden kaçılmaz dev silindirler gibi, uykuda ve uyanık üstümüze geImekteler..*
|| Ateş Yılları || Hasan İzzettin Dinamo
'Bütün dünya olağan gözüküyor
ama bir gün, bir hafta, bir ay ya da
bir yıl sonra çürüyüp yok olacak
Çünkü bir yarık var. Hiç durmadan
adım adım hacmini artıran bir yarık
uçsuz bucaksız bir unutuş
dipsiz bir uçurum
boşluğun istilası..*
|| Kayboluş || Georges Perec
'hepimiz öldürürüz sevgilim
kimimiz kurşunla öldürür
kimimiz kelimelerle öldürür
ve yaptıklarımızla
daha çok öldürürüz ama hepimiz
insanları ölümlere sürükleriz de
ne çığlıklarını işitiriz
cinayetlerimizin
ne de hüzünleriniz
geçerken mezarlarından..*
|| Düşmanlar || Maksim Gorki
"burdayım
burası bir oyuk
burası dağılan dikkat
burası özenle pişman
burası çatık zamanda ısrar
aslında sadece, bunu diyecektim
taş attım kendime, kuyu kazdım
kandım, kaldım ve anladım
yanımda cinnet, cinayet
yanımda özen, ısrar
burdayım..*
|| Hasar Ayini ||
'Ey insan!
Bu kitabı sana ithaf ediyorum. Başının üstünden büyük bir rüzgâr geçiyor. Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor..
Ey bahtsız!
Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın.
Laboratuvarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok..*
|| Yalnızız || Peyami Safa