Son günlerde, X ve Instagram platformlarında çok sayıda hesabın erişime engellendiğine tanık oluyoruz.
Hangi görüşten olursa olsun, kapatılan hesapların tek bir ortak özelliği var: Siyasi iktidarın tarafını tutmuyor olmaları…
Herhangi bir sosyal medya hesabı, siyasi görüşünden dolayı milli güvenliğe tehdit sayılamaz. Milli güvenliğimiz, iktidarın siyasi hamlelerine konu edilemez. İktidara muhalefet etmek suç haline getirilemez.
X ve Instagram platformlarını uyarıyoruz: İktidar partisinin antidemokratik talepleri üzerine aldığınız kararları yakından takip ediyoruz.
Unutmayın sizin de Türkiye’deki gücünüz bir avuç iktidar yanlısı muhteristen değil milyonlarca kullanıcınızdan geliyor ve siz bu süreçte yanlış tarafta durmamalısınız.
Sizleri, bir partinin, tamamen siyasi hırslarla yürüttüğü haksız sansür uygulamalarının parçası olmamaya davet ediyoruz.
Türkiye, bir avuç insanın; neyi okuyacağımıza, neyi izleyeceğimize, hangi düşünceyi dinleyeceğimize karar verdiği bir ülke olmayacak.
86 milyon yurttaşımız, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti de bir siyasi partiden büyüktür.
🌡️Çavuşesku’nun Termometresi'nde Ekin Keleş ve Bahadır Çelebi moderatörlüğünde Özge Öner, Enes Özkan, Aybike Boyacıoğlu, Barış Ertürk, Eser Özdil, Korgün Koral, Burak Bilgehan Özpek, Beril Eski, İlkan Dalkuç, Umut Dağıstan, Burak Durgut, Kadir Efe, Ahmet Cem Özen 2025'i değerlendirirken 2026'dan beklentilerini, umutlarını ifade ediyorlar.
📅 Bugün ⏰ 21.00'de!
📹 https://t.co/nrKowzTHhK
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Darbeler yapısı gereği iktidara yapılır. Ama Türkiye’de iktidar, fevkalade inovatif bir yaklaşımla geleceğe darbe yapmayı başardı.
Geleceğin cumhurbaşkanına, geleceğin iktidar partisine bugünün iktidar gücüyle darbe yapıyorlar.”
Yerel seçimde hezimete uğruyorsun.
Sonra bir anda kaybettiğin belediyelerin başkanları sana transfer olmaya başlıyor.
Olmayanlar tutuklanıyor, yerlerine kayyum atanıyor ya da meclis üyesi transferleriyle makamları el değiştiriyor.
Seçimi kazanan partinin yönetimi mahkemeyle düşürülmek isteniyor.
En yüksek oy oranına sahip siyasetçinin aday olamaması için gereken tek şey oluyor ve 30 sene önce aldığı diploma bir anda iptal ediliyor.
Bu kadar açıktan yürütülen bir süreç. Ve hala yaşananları siyasetle ya da hukukla açıklamaya çalışan üçkağıtçılar...
Gerçekten yazık bu ülkeye, geleceğimize, bugünümüze.
Ekrem İmamoğlu; İstanbul seçimlerini kazanınca, seçimleri iptal edenler, rekor oyla yeniden kazanınca bu kez açtırdıkları “ahmak davasında” baskı yaptıkları hakimi görevden alıp siyasi yasak kararı çıkaranlar; 18 Mart’ta diplomasını iptal edip, 19 Mart’ta gözaltına alanlar, cumhurbaşkanlığı ön seçmeninin yapılacağı 23 Mart’ta tutuklayanlar, diploma davasına bakan ve iptal kararını isteyen mahkemeyi dağıtanlar; Ekrem İmamoğlu’na yönelik sürecin yargı darbesi olmadığını iddia ediyor.
Muhalefet içinde aklı karışmış olanlar veya ruhunu iktidara satanlar veya kuyruğunu iktidara kıstırmış olanlar olabilir. Onların savrulmaları, gerçeği değiştirmez. Ekrem İmamoğlu‘na yönelik tüm süreç, demokratik hukuk devletini, millet iradesini ve anayasal düzeni yok sayan açık bir darbe girişimidir. Bu darbe girişiminin arkasında bizzat iktidar var. Bu darbenin, perde arkasında nasıl kurgulandığı, yarın belgeleriyle ortaya çıktığında darbe süreci daha net anlaşılacaktır. Devlette hiçbir kayıt silinmez. Birileri o kayıtları tutar. Günü gelince de ortaya çıkar.
Tam üç aydır tutukluyum. Bir iletişim profesyoneli olarak seçim kampanyaları yönettiğim için özgürlüğümden mahrum edildim. Tekrar etmek istiyorum. Seçim kazanmak suç değildir. Türk ceza kanununda böylesi bir suç yoktur.
I have been under arrest for exactly three months. I have been deprived of my freedom because, as a communications professional, I managed election campaigns. I want to repeat this: Winning an election is not a crime. There is no such offense in the Turkish Penal Code.
Reporter: How did the Israelis treat you, we saw them giving sandwiches?
@GretaThunberg: They probably have posted lots of PR stunts, they did an illegal act by kidnapping us in international waters but that’s not the real story here. The real story is the genocide in Gaza and systematic starvation
Reporter: Are you worried about the others?
Greta: Yes…I’m calling for everyone who can to mobilize to demand their immediate release and, of course, to demand not only humanitarian aid being let into Gaza but also a ceasefire and most importantly an end to the occupation, an end to the systemic oppression and violence that Palestinians are facing on an everyday basis
On gündür o kadar nümayiş oldu, bir tek boykot konusunda endişelerini alenen gizleyemiyor iktidar. Siyasal islamcının elinden her şeyini al ama parasıyla sınama. Tüketimden gelen gücünüzü kullanın, 80'lerde yaşamıyoruz her şeyin alternatifi var.
#Boykot
TÜSİAD'ın bir vesayet mekanizması olduğu düşüncesi içinde bulunduğumuz bağlam düşünüldüğünde tam bir vehimdir. Vesayet, bir sonuca ulaşmak için alınan kararları etkileme gücüne sahip kurumlara has bir özelliktir. TÜSİAD dahil, bir dönem vesayet ile anılan kurumların hiçbiri karar alma süreçlerini etkileyecek enstrümanlara sahip değiller şu anda. Buna orduyu da, medyayı da, akademiyi de dahil edebilirsiniz. Bu aktörler, siyasi irade tarafından alınan kararların sonuçlarından etkilenirler ve bunu eleştirirler. Bunun adı vesayet değil ifade hürriyetidir. Konuşulanları beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama ortada siyasi iradeye müdahale edecek, onu sınırlandıracak bir mekanizma olduğu anlamına gelmez. Yani 2002 senesinin bağlamını 2025 senesine teşmil edemeyiz.