*three years later*
“For the first time ever scientists have mapped out the human brain”..
“hey guys I’ve successfully simulated humans inside minecraft”
…
“They think they’re sentient so I need to give them a cool origin story - any ideas?”
…
“There’s 7 billion of them now, they keep multiplying. Compute is a bit heavy so I’ll only render their universe when they look at it.”
cuando era profesor particular de ingles le daba clases a una niña como de 8 años
un dia la actividad era describir a la familia y me va diciendo dizq “mi mamá y mi papá se quieren divorciar”
y yo “in english pls”
Anıtkabir’deki 30 Ağustos töreninden çarpıcı görüntüler.
Atatürk’ün huzurunda İstiklal Marşı’nın okunduğu anlarda, 4’üncü Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Tümgeneral Emre Tayanç marşı gür bir sesle böyle söyledi.
Türk askerlerinin şehit edildiği lanet olası ilk terör eylemini kutlayanlara halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten dava dahi açmayacaksınız fakat Türkiye Cımhuriyetini savunanlar en küçük bir sert eleştirilerinde tutuklanacak öyle mi? @zaferpartisi@zpgencresmi
Türkiye genelinde gelir vergisi rekortmenlerinden olmuşum. Yurdumuzdaki tüm şatafata rağmen, 7 milyon USD vergi ödeyerek rekortmen olunmasının ve avukat halimle Türkiye genelinde vergi rekortmeni olmamın yorumunu sizlere bırakıyorum. Ben vatandaşlık görevimi severek yapıyorum.
Tom Glynn-Carney is so fucking watchable, man. I tell you what, if you're looking to make a semi-decent Star Wars film, stick a lightsaber in his hand, make him a *little* bit Dark Side but with a noble streak, and let him just do his shtick.
Meclisi mutat mesaisi dışında zoraki çalıştırarak, malum yasayı Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’a yetiştirme ısrarınızın kaynağı nedir?
Kime mesaj veriyorsunuz?
Siz bu milleti ölüm uykusuna yattı mı zannediyorsunuz?
Bu tarih bu kadar yuvarlak konuşmaları kenara yazmayacak ve sen en fazla bir korkak ve pasif kalmış biri olarak ya unutulacaksın ya da kötü anılacaksın. Yıllardır yazdığın çizdiğin köşesiz açıklamaların hiçbir ağırlığı yok.
Siyasette ön plana çıktığından beri oraya da basmayayım buraya da basmayayım diye diye yuvarlana yuvarlana tam bir daire çizdin, Saraçhanede bir kere delikanlılık yapayım dedin köşeli konuştun hemen kendi partin dahil susturuldun şimdi de yuvarlanmaya devam ediyorsun+
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.