2 ay tutuklu kalan sendikacı Mehmet Türkmen maden işçileri direnişine katıldı:
"Eskiden bu ülkede işçiler yeni haklar ve daha iyi ücret için grev yapardı.
Ama bugün geldiğimiz noktada işçiler zaten açlık sınırının altında olan maaşlarını, tazminatlarını alabilmek için yürümek, grev yapmak, direniş yapmak zorunda kalıyor."
The claim that Vol III “destroyed” Vol I is not a critique of Marx. It is a confession that the critic has not understood the object of Marx’s theory. Marx never said individual market prices equal individual labour-values. He explicitly denied that. Here we go again… 🧵
Tom Barrack'ın Ortadoğu için "müşfik monarşi" (benevolent monarchy) modelini önermesi, Kılıçdaroğlu'nun danışmanlarından birinin mutlak butlan tartışmasını "ulusal güvenlik" gerekçesiyle savunması ve Rahmi Koç'un "Türkiye'nin kaygan zeminde iş yapma kabiliyeti var. Önümüzdeki yıllarda tüm gücümüzü kullanmamız lazım" sözleriyle yeni küresel düzene ve Türkiye'nin bu düzende üstleneceği role işaret etmesi, birbirinden bağımsız gelişmeler değil.
Türkiye kapitalizmi, dünya sistemi içinde jeo-ekonomik ve askeri bir güç olarak yeniden örgütlenirken, buna uygun bir devlet formunun inşası da gündeme geliyor. Devletin idari ve hukuksal yapısındaki dönüşüm, yalnızca mevcut ihtiyaçların değil, Erdoğan döneminde şekillenen çok katmanlı çıkar ilişkilerinin post-Erdoğan döneminde de sürekliliğinin sağlanması açısından önem taşıyor.
Bu nedenle iç politikanın, iktidar çevrelerinin ifadesiyle "iç cephenin", konsolidasyonunda sıradaki temel uğrak yeni anayasa tartışması olacak. Çünkü 2017 anayasa referandumuyla parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilmiş olsa da, rejimin hukuksal kuruluşu tamamlanmış değil.
Nitekim mevcut anayasa, 2017 referandumuna kadar 19 kez, referandumla birlikte ise 20 kez değiştirildi. Ancak bugün tartışılan mesele yeni bir “değişiklik” değil; doğrudan doğruya yeni bir anayasal çerçevenin oluşturulması.
Türkiye egemen sınıflarının ihtiyacı da yalnızca bazı maddelerin revize edilmesi değil; uluslararasılaşmış Türk burjuvazisinin farklı kesimlerine hem iç hem de dış politikada daha geniş bir hareket alanı sağlayacak yeni bir anayasal düzenin kurulmasıdır. Bu hedef, sıklıkla "devlet aklı" kavramı üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Oysa “devlet aklı” (raison d’état) kavramı, devlet aygıtını tarihsel ve sınıfsal bağlamından kopararak onu soyut, değişmez ve mistik bir varlık gibi sunma eğilimi taşır. Bu nedenle analitik açıdan sorunlu bir kavramdır.
Bununla birlikte, bugün gerek Barrack'ın önerilerinde gerekse Kılıçdaroğlu çevresinden gelen açıklamalarda öne çıkan "devlet aklı" vurgusu, gerçekte devletin ve sermayenin uluslararasılaşması sürecinin ideolojik ifadesidir. Türkiye'nin Kuzey Suriye, Kuzey ve Doğu Afrika, Kıbrıs ve daha geniş MENA coğrafyasındaki askeri, diplomatik ve sivil faaliyetleri ile; savunma sanayii, enerji, madencilik, ulaştırma ve sağlık gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk sermayesinin küresel ölçekte genişleme eğilimi, bu sürecin somut görünümleridir.
Bu çerçevede yeni anayasa tartışmaları, mutlak butlan gündemi ve Türkiye kapitalizminin yeniden yapılanması birbirinden kopuk başlıklar değil. Poulantzas'ın "devletin ikizleşmesi" dediği aşamadayız. Bunların tümü, Türkiye'de tarihsel bloğun yeniden inşasına yönelik daha geniş bir dönüşüm sürecinin parçaları.
Serinin ikinci yazısı: https://t.co/0kFRLCPjS0
My latest piece for Jacobin:
“Turkey’s Opposition Party Is Mistaking Defeat for Virtue”
On the crisis inside Turkey’s main opposition party, the politics of respectable defeat, Hikmet Kıvılcımlı, Catherine Liu, and why moral superiority is not a political strategy.
@kritisch_kritik Filozofu ahlaki ikon gibi okuyor. Bu da doğrudan islamı idealleştirmesinden kaynaklanıyor. Politik projeksiyonu bilim ile dini birleştirmek. Sanki birisi bunlar hiç uzlaşmazlar demiş gibi. Uzlaşsa ne olur? Haşlakoğlu en fazla defolu Heiddeger olur; günümüz Türkiye’siyle uyumlu.
MAHİR ÇAYAN ve SÖMÜRGE DEVRİMCİLİĞİ
📚 İstanbul Kadıköy – Antik Kitabevi ve Devinim Kitap
📚 Ankara Kızılay – Dost Kitabevi
📚 İzmir Alsancak – Yakın Kitabevi
🔗 @NotaBeneY – https://t.co/L2cYqkatDf
🔗Trendyol @DevinimKitap – https://t.co/xox7EcKEzm
ve tüm Web mağazalarında.
İnsanlar yalnız korktuklarından değil, birlikte hareket ederek tarih yapabileceklerine inanmadıkları için hareketsizleşti. Türkiye solu uzun süre bu çözülmeyi “seçim mi, kopuş mu” ikileminin dışına taşıyamadı. Böylece gerçek siyasal alan boşaldı.
Türkiye’de bugün yaşanan şey yalnız CHP krizi değil; Türkiye’de devletin toplumu siyasetsizleştirme başarısının krizidir. Yani bugün çöken yalnız CHP değil, CHP’nin temsil ettiği cumhuriyetçi-devletli siyaset biçimidir. Çünkü bu siyaset uzun süre toplumu örgütleyen değil, +
Devlet, hakimiyeti salt zorla kurmaz. İnsanların neyi mümkün görüp görmediği üzerinden de kurar. Devlet yalnız baskı aygıtı değildir; toplumsal hareket kapasitesini biçimlendiren ideolojik bir örgütlenmedir. +