@hisham_alabed Ayetin devamini neden yazmiyorsun. Çok ayıp ediyorsun. Ayette dine inanmayanlardan bahsediyor. Dine inanmayan namaz mı kılar, her salat yazanı namaz diye çevirip dinin içine ediyorsunuz.
ŞİMDİ ŞU SORUYU SORMADAN EDEMİYORUZ:
Bütün bu piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılıkları olup biterken, bu usulsüzlükleri zamanında görüp müdahale etmekle görevli kamu yöneticileri neyle meşguldü?
Borsa İstanbul’un internet sitesine baktım ve son derece ürkütücü bir manzarayla karşılaştım.
Temel görevi makul fiyatın tescili ve ilanı olan Borsa İstanbul; yaklaşık bir buçuk yıl boyunca hisse senedi fiyatı onlarca, hatta yüz kattan fazla artan ve dolayısıyla borsa değeri âdeta uçan şirketlere, “Siz ne yaptınız? Yeni bir maden mi buldunuz? Yeni bir formül geliştirip dünyaya mı satıyorsunuz?” gibi son derece makul soruları sormamış; âdeta olup biteni kenardan izlemiştir.
Balon gibi şişirilmiş fiyatları tescil ederek manipülatif değer artışlarını mümkün kılmıştır.
Bu denli gerçek ötesi fiyat artışları karşısında şirketleri ilave değerleme yaptırmaya davet etseydi ve bu işlemler tamamlanıncaya kadar söz konusu hisseleri gözaltı pazarına alsaydı, bütün bunların ve bu dolandırıcılıkların gerçekleştirilmesi mümkün olmayacaktı.
Devlet adına bu hesapsız kitapsız işlemlerin gözetimini ve gerektiğinde denetimini yapması gerekenlerin Borsa İstanbul’un Yönetim Kurulunda yer aldığını görmek, hayretimizi ve kuşkularımızı daha da artırmaktadır.
Bütün bunlar olup biterken piyasa gelişmelerini Sayın Cumhurbaşkanımıza rapor etmesi gereken danışmanların da yine Borsa İstanbul yönetimlerinde bulunduğunu görmek, üzüntümüzü katlamaktadır.
Şimdi, görevlerini yerine getirmeyen bu yöneticilerin derhâl görevlerinden aflarını istemelerini ve Sayın Cumhurbaşkanımızın elini rahatlatmalarını bekliyoruz.
Sorumluluk bilinci, zamanında gereğini yapmaktır.
Takipçisi olacağız.
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@trxhaber@nurtugbaaktay@yeniakit@erkmacit@tolqahanerdoqan@medreyata@ErdemErkul@ulkucuhareketr@NiluferSabuncu@ilay_aksoy@EdaviyeN98764@Zekeriya_Say@15TemmuzCephesi@NejatOzonay
Bu yüze iyi bakın. Gördüğünüz yerde dikkat edin. Atatürk'e küfür ediyor. Atatürkçülere küfür ediyor. Kadın videoya alıyor, kadına küfür ediyor. Almanca da küfür ediyor. İstanbul'da Şişli'de çekilen görüntüler.
GÜLBAHAR Mahallesi’nde yolda yürüyen Şeyma İ.’ye daha önce hiç tanımadığı bir şahıs o… diyerek ağır küfürler etti. Şahıs ardından Mustafa Kemal Atatürk’e de küfür ve hakaretler savurdu.
ALMANCA DA KÜFRETTİ!
Tartışma sırasında Almanca da küfür eden adam, kendisini cep telefonuyla kaydeden Şeyma İ.’ye “internete koy a… k… kızı” diyerek küfürlerini sürdürdü.
Bütün bu rezil süreci öylece izleyen yetkili kim?
*Bir önceki SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül
Kimdir bu arkadaş
*Vecdi Gönülün oğlu
SPK uzmanları sınavla alınıyor. Bu arkadaş sınavla mı girdi SPK ya?
*Hayır. Halkla ilişkiler uzmanı diye uyduruk bir istinai kadrodan sınavsız torpille girdi.
SPK da hangi işleri yaptı?
*Evrak memurluğu, personel müdürlüğü yani uzman bile değil!
CV sinde (bakınız linkedin profili) ilk görevi ne görünüyor?
*SPK Başkan Yardımcısı (önceki görevlerini niye yazmamış acaba!)
Şu anda hangi görevde?
*Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı!!!
Bu görevde kalmaya devam edecek mi?
*Allah bilir
Resmi açıklamayla bu rezilliği önceki döneme yıkan şimdiki SPK Başkanı kim?
*Mahmut Sütçü
İbrahim Ömer Sütçü SPK Başkanı iken Mahmut Sütçü hangi görevdeydi?
*SPK ikinci başkanı!
Ölün bir değil ki ağlayasın, delin bir değil ki bağlayasın!
Gerçekten Sizdeki beyine şaşıyorum o söylediğin yerleri veren senin padişahın ikinci Abdülhamit sonra diyorsun ki sen niye geri almadın Bu nasıl bir beyindir alsaydı ya şanlı padişahın geri Madem o kadar kolaydı
Lan sen önce “Lozan sayesinde tazminat ödemedik” masalını bırak da anlaşmanın hesabını baştan sona oku.
Osmanlı’nın Mısır ve Sudan üzerindeki bütün haklarından vazgeçiyorsun. Kıbrıs’ın İngiltere tarafından ilhakını resmen tanıyorsun. Libya’daki Osmanlı hak ve imtiyazlarının sona ermesini kabul ediyorsun. Batı Trakya Türkiye sınırlarının dışında kalıyor. Bunlar Lozan metninde yazıyor.
Yetmiyor: Yunanistan’ın Anadolu’da savaş hukukuna aykırı fiilleri nedeniyle Türkiye’ye tazminat ödeme yükümlülüğü Lozan’ın 59. maddesinde açıkça kabul ediliyor; Türkiye ise Yunanistan’ın mali durumunu gerekçe göstererek bu tazminat talebinden vazgeçiyor.
Musul ve Kerkük’ü de doğru tarihle konuşalım: Lozan’da Musul meselesi çözülemiyor; Türkiye hak iddiasını sürdürüyor. Fakat 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması’yla Musul vilayeti Irak’ta kalıyor ve Türkiye’ye Musul petrol gelirlerinden 25 yıl boyunca %10 pay öngörülüyor. Yani petrolün ekonomik değeri antlaşmanın maddesine kadar girmiş.
Şimdi bütün bu tabloyu görmezden gelip “Birinci Dünya Savaşı’nda yenildik ama Lozan sayesinde tazminat ödemedik, ne büyük başarı!” diye anlatırsan tarihin sadece işine gelen yarısını okuyorsun.
Mısır’ı, Sudan’ı, Kıbrıs’ı, Libya’daki hakları, Batı Trakya’yı; ardından Musul-Kerkük üzerindeki iddiayı ve petrol havzasını hesabın dışında bırak, Yunanistan’dan alınabilecek tazminattan da vazgeç; sonra yalnızca “Bizden tazminat almadılar” diye zafer hikâyesi anlat!
Mesele tazminat ödememekse önce masaya ne konulduğunu, hangi haklardan vazgeçildiğini ve Türkiye’nin hangi tazminatı almaktan vazgeçtiğini anlatacaksın. Bilanço tek taraflı tutulmaz. sen önce “Lozan sayesinde tazminat ödemedik” masalını bırak da anlaşmanın hesabını baştan sona oku.
Osmanlı’nın Mısır ve Sudan üzerindeki bütün haklarından vazgeçiyorsun. Kıbrıs’ın İngiltere tarafından ilhakını resmen tanıyorsun. Libya’daki Osmanlı hak ve imtiyazlarının sona ermesini kabul ediyorsun. Batı Trakya Türkiye sınırlarının dışında kalıyor. Bunlar Lozan metninde yazıyor.
Yetmiyor: Yunanistan’ın Anadolu’da savaş hukukuna aykırı fiilleri nedeniyle Türkiye’ye tazminat ödeme yükümlülüğü Lozan’ın 59. maddesinde açıkça kabul ediliyor; Türkiye ise Yunanistan’ın mali durumunu gerekçe göstererek bu tazminat talebinden vazgeçiyor.
Musul ve Kerkük’ü de doğru tarihle konuşalım: Lozan’da Musul meselesi çözülemiyor; Türkiye hak iddiasını sürdürüyor. Fakat 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması’yla Musul vilayeti Irak’ta kalıyor ve Türkiye’ye Musul petrol gelirlerinden 25 yıl boyunca %10 pay öngörülüyor. Yani petrolün ekonomik değeri antlaşmanın maddesine kadar girmiş.
Şimdi bütün bu tabloyu görmezden gelip “Birinci Dünya Savaşı’nda yenildik ama Lozan sayesinde tazminat ödemedik, ne büyük başarı!” diye anlatırsan tarihin sadece işine gelen yarısını okuyorsun.
Mısır’ı, Sudan’ı, Kıbrıs’ı, Libya’daki hakları, Batı Trakya’yı; ardından Musul-Kerkük üzerindeki iddiayı ve petrol havzasını hesabın dışında bırak, Yunanistan’dan alınabilecek tazminattan da vazgeç; sonra yalnızca “Bizden tazminat almadılar” diye zafer hikâyesi anlat!
Mesele tazminat ödememekse önce masaya ne konulduğunu, hangi haklardan vazgeçildiğini ve Türkiye’nin hangi tazminatı almaktan vazgeçtiğini anlatacaksın. Bilanço tek taraflı tutulmaz.
Allah kitabında kadınlara "saçınızı değil cuyublarınızı örtün" diyor.
vel yadribne bi humurihinne ala cuyubihinne
Örtüleri ile cuyublarını örtsünler.
Nur/31
Ne demek Cuyub?
Cuyub, ceyb kelimesinin çoğuludur ve CYB kökünden gelir.
Anlamı;
Çukur, oyuk, yarık, giyside açıklık/yırtmaç, göğüs kısmında ki açıklık, ceb ve ayıp yer demektir.
Peki vücuttaki ayıp yerleri nasıl bileceğiz?
Kelime kök anlamı ile. Vücuttaki bütün oyuk, çukur ve yarıklar, giyside açıklık/yırtmaçlar cuyubtur ve görünmemesi gereken yerler yani örtünmesi emredilen yerlerdir.
Peki vücutta nerelerdir buralar (cuyublar)?
1. Dirsek İçi oyuğu
2. Diz Arkası oyupu
3. Göbek çukuru
4. Koltuk Altı çukuru
5. Köprücük kemiği çukuru
6. Boyun ön çukuru
7. Göğüsler arası yarık
8. Kalçalar arası yarık
Allah, kadına bu bölgelerini (cuyublarını) ört diyor.
Ve darabe fiilini (velyedribne) kullanarak bu cuyublarını ört emri vererek, formunu değiştir ve onu belli olmayacak, anlaşılmayacak, görünmeyecek bir forma çevir diyor.
Saç ört diye emir yok, ayıp yerlerin örtülmesi ve onun belli olmaması ile emir var.
Bu yüzdendir ki abdest alınırken dirseklere kadar yıkanır çünkü sınır, görünmemesi gereken yer yani cuyub olan dirsek içi çukurlarına kadardır.
Baş ve yüz bu yüzden yıkanır çünkü açıktır ve cuyub değildir.
Ayaklar yıkanır/mesh edilir çünkü sınırı olan cuyub diz arkalarıdır.
Cahil Kemalist tayfa bilmez:
Ali Şükrü Bey, 5 Mart 1923 gizli oturumunda adaların Anadolu’nun savunması için vazgeçilmez olduğunu anlattı ve açıkça sordu:
“Bu adaları ne karşılığında verdiniz?”
Kaynak: Gizli Celse Zabıtları, c.28, s.136-137.
Gereği yapıldı!
Dün borsa düştüğünde "devlet nerede" diyenler!
Susun ve izleyin.
10 kişiye lisans iptali,
38 kişi hakkında suç duyurusu,
39 kişiye işlem yasağı.
Piyasa dolandırıcılığına göz yumulmayacak denmişti, yumulmuyor.
Küçük yatırımcının alın terini 3-5 manipülatöre yedirmeyecek.
Yazdıklarınızın çoğu doğru, Karaköy Galata metrosunu Abdülhamit değil Abdülaziz yaptırdı. bunların yanında olumsuz şeyleri de yazsanız daha objektif olurdu, kaybedilen 1,5 milyon km kare toprak toplumun baskı altında 33 yıl yönetilmesini, hafiyecilik, jurnalcilik vs.
DEDEM....
SULTAN 2.ABDÜLHAMİD HAN
• İlk defa elektriği, gazı getiren, ilk modern eczanemizi açtıran,
• İlk otomobili getiren, 5 bin km kara yolunu yaptırtan,
• Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptıran, atlı ve elektrikli tramvaylar kuran,
• Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptıran (Haydarpaşa Tren İstasyonunu da tabi),
• İstanbul’un binlerce fotoğrafını çektiren, Arkeoloji müzeciliğini başlatan,
• Chicago’daki turizm fuarına ülkemizi ilk kez sokan,
• Kuduz aşısının bulunmasından sonra Ülkemizin ilk Kuduz Hastanesini (İstanbul Darü’l-Kelb Tedavihanesi) açtıran,
• Polisiye romanların ülkemize girişini sağlayan, (14 yıl içinde basılan 4000 kitaptan sadece 200 kadarı dinle ilgili idi..)
• Okullara (Hristiyan okulları dahil) gönderdiği emirde, Türkçe’nin iyi öğretilmesini isteyen, Azerbaycan okullarında Türkçe yasağını kaldıran, Paris’te İslam Külliyesi kuran!
• Teselya savaşı sürerken saraylı hanımlara askerler için çamaşır diktiren de, hastaneleri ziyaret edip hastaların ihtiyaçlarını soran da, sarayın bahçesinde bile hastalara hizmet ettirten de!
• Midilli adasını eşi Fatma Pesend Hanım’ın şahsi mülkünden ısrarla verdiği para ile Fransızlardan geri alanda O!
• Israrla yerli kumaş giyen, Hereke bez fabrikası ve Feshaneyi kuran,
• Ziraat Bankasını kuran, Ticaret, Sanayi ve Ziraat Odalarını açtıran,
• Yıldız Çini fabrikasını, Beykoz ve Kağıthane kağıt fabrikalarını,
• Toplu sünnet merasimleri yaptırıp her bir çocuğa çeyrek altın gönderen, bu yüzden yaz aylarında toplu sünnetleri moda eden,
• Mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap gönderen,
• Yoksul halkına kendi cebinden ödeyerek kömür dağıtan,
• Ermeni Onnik’in mektubu üzerine kendi parasından takma bacak yaptırtan,
• Biriktirdiği parasından bir kısmını her sene borç yüzünden hapse düşenleri kurtarmaya tahsis eden,
• Modern matbaa makinelerini Türkiye’ye getirten, ücretsiz kitap dağıttıran, 6 bin kitabın çevrilmesini sağlayan, Beyazıt kütüphanesini kurup 30 bin kitap bağışlayan (10 bini el yazmasıdır),
• Yabancı bilim adamı ve yazarlara Nişanlar veren,
• Her yıl 30 bin saksı satın alıp çiçek ektiren,
• Bizim Hekimbaşı çöplüğü dediğimiz yerde gül yetiştiriciliği yaptıran da (Isparta’daki gül yetiştiriciliği de O’nun öncülüğünde başlamıştır),
• Türkiye’nin birçok yerinde saat kuleleri yaptıranda O dur! (İzmir,Dolmabahçe..),
• Hindistan, Cava, Afganistan, Çin, Malezya, Endonezya, Açe, Zengibar, Orta Asya ve Japonya ya elçiler ve din adamları gönderen,
• Latin Amerika ülkeleri ile diplomasiyi başlatan,
• Yalova Termal kaplıcalarını kurduran, Terkos’un sularını İstanbul’a taşıtan, Bursa’nın bir köyünde bile çeşme yaptırabilen O dur, (Sadece İstanbul’a 40 çeşme yaptırmıştır),
• Sarayında yaptırdığı tiyatroda oyunlar ve opera izleyen,
• Sarayda müzik okulu kurduran, çocuklarına piyano çaldırtan, hatta sarayda kızlar bandosu oluşturan,
• Kendi elleri ile yaptığı marangozluk eşyalarını hediye etmeyi seven,
• Kendisine yapılan bombalı suikast de 26 kişinin ölmesine, 58 kişinin yaralanmasına rağmen Ermeni katili affedip Avrupa da hafiyelik yapmaya gönderen de O dur.
• Doğu Türkistan’a gönderdiği askeri yardım ile Çinlilere karşı onları örgütleyen, Çin'in göbeği Pekin'de Hamidiye Üniversitesini kurdurtan da,
• Beş vakit namazını aksatmadan kılan, hiçbir evrakı abdestsiz imzalamayan (hatta yere bile basmayan [yatağının dibinde teyemmüm tuğlası bulunduruyordu]),
• Yeni gemiler alan, toplar(Çanakkale Savaşı’ndaki çoğu top), tüfekler getirten de!
• Telefonu Avrupa’dan 5 yıl sonra ülkemize getiren de O dur!
• Kiliselere, sinagoglara yardım eden (hatta Vatikan’da kilise yapılmasına bile yardım eden),
• Peygamberimize, dinimize veya Osmanlıya hakaret içeren oyunları kaldırtan (Fransa-İngiltere-Roma-ABD) (Bir piyes için bile Alman İmparatorunu devreye sokmuştur),
• ABD’nin Erzurum’da konsolosluk açmasını reddeden, İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturan,
Koskoca devlet bu sorunu nasıl çözemiyor gerçekten anlamıyorum. Üretici neden hal mafyasına teslim ediliyor. Hem üretici mağdur hem tüketici, kazanan bir avuç aracı, yazık bu millete.
“Tarlada 10 lira olan ürün markette nasıl 100 liraya çıkıyor?”
Gıdada fahiş fiyat ve HAL operasyonu….
Yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ettiği ve sahte belgelerle haksız kazanç sağladığı belirlenen büyük gıda tedarikçilerine yönelik 22 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenerek 41 şirket yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tarladan market rafına uzanan fiyat zincirini mercek altına aldı.
📌 1.029 çiftçinin beyanına başvuruldu.
📌 Hal Kayıt Sistemi, Çiftçi Kayıt Sistemi ve vergi kayıtları karşılaştırıldı.
📌 İddiaya göre bazı büyük tedarikçiler ürün arzını düşük, maliyetleri yüksek gösterdi.
📌 Sahte müstahsil makbuzlarıyla gerçeğe aykırı maliyet oluşturulduğu tespit edildi.
📌 Bu yöntemlerle yaş sebze-meyve fiyatlarının yukarı yönlü manipüle edilerek haksız kazanç sağlandığı değerlendirildi.
📌 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi.
📌 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek:
“Üreticimizin emeği ve vatandaşımızın bütçesi üzerinden haksız kazanç sağlanmasına müsaade edilmeyecek.”