🔴 Altay Cem Meriç:
Üniversitelerde yıllarca sevgili olanlar var, bunlar aslında çoktan karı koca olmuş durumdalar. Sadece biri çıkıp dua edip nikahlarını kıymadığı için sürekli günaha giriyorlar.
Adam dindarlaşıyor, evlenmek istiyor ama babası tutturmuş bir "okul bitsin" hastalığı. Kızla oğlan yıllardır sevgililer, babası dindar olmasına rağmen okul bitmeden evlendirmiyor. İşin tuhafı, birlikte gezmelerine tozmalarına da bir şey demiyor, sorun sadece yüzük takılması. Doğrusu bu baba da hiç normal değil.
Sistemi kuranlara, eğitimi planlayanlara dönüp, "Kardeşim, sen bu gençleri 25 yaşına kadar karma okutuyorsun" diyemiyorlar çünkü bu cesaret ister. Aynı şekilde babaya da çıkıp "Evlendirsene çocuğunu" diyemiyorlar.
Tabii ki güçleri en zayıf olana, yani gence yetiyor. En kolay dövülecek olan yine o oluyor.
22 yaşında bir kızla bir oğlan birbirine doğal bir çekim duyar, bunları aynı ortama koyup başka bir şey bekleyemezsin.
Önce bu sosyal hayatı yeniden düzenleyeceksin ve gençlerin erkenden evlenmesine teşvik edeceksin. Bu yaklaşım zaten toplumu da düzeltir.
Gamze Özçelik depremde aylarca sahada kalmıştı. Çorbayı da erzağı da kendi dağıtmıştı. Takip ettiğim kadarıyla hâlâ bölgedeki çalışmaları sürüyor.
Başka ülkede gönüllü olarak çalışmalarına katıldım. Otobüsle çöle yaptığı yolculuk öyle zorluydu ki ben asla göze alamam fakat o almıştı.
Samimiyeti, mücadelesi ortada ama seçtiği hayat nedeniyle “kurtarıcı” görülmedi.
Kendisinden razıyız.
Dr. Hussam Ebu Safiyye:
“Bu beni son görüşünüz olacak.
Beni buraya öldürmek için getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi düşünmüyorum.”
Tek suçu savaş sırasında yaralıları terketmemekti..!!
Eskiden olsaydı ''geç kalınmış bir iş'' derdim. Bunu hoca sadedinde söylemiyorum. Toplamda külli olarak ilim ehlini kastediyorum.
Zira yıllarca şu düzeyde akide bilgisi ile çokça müslümana gadretti. Bunları da genelde nefsi çatışmaları ekseninde yaptı. Eğer nefsi için lazım olsa ''ehli sünnet kişinin kendisine yakışanı giymesidir'' tanımı ile dahi birilerini ehli sünnetten atacak bir jargon geliştirmişti.
Şu an bakınca ''geç kalınmış'' demekten ziyade ''Allah böyle takdir etmiş'' demek daha doğru geliyor. Yıllardır avantajı ona yönelen eleştirilerin hadis inkarcıları ve tekfircilerden gelmesiydi. Dolayısı ile hiç alakası olmamasına rağmen onunla tasavvufun ve kelamcıların arasını ayırmak mümkün değildi.
Düşünülünce tasavvuf ve ehli sünnetin zahir görüntüsünün böyle olması çok kişinin tasavvuf ve ehli sünneti tü kaka algılamasına sebep oldu. Demek ki Allah cc o zaman hak etmememiz sebebi ile tasavvuf ve ehli sünnetin üstüne bir tül atmış. Gayret etmeyenin ulaşmasına bir perde koymuş.
Aynısı kelamda da vardı. O zamanlar Maturidilik sanki şarap içerken akşam felsefe konuşan ve dindarlardan rahatsız olan insanlar gibi algılanırdı.
Öyle sanıyorum ki yavaş yavaş Tekfircilik, hadis inkarcılığı ve bu şekil bir garabet ehli sünnet-tasavvuf üçlüsü ve bu üçlünün kısır tartışmaları arasına sıkışmış olmanın sonuna geliyoruz. Türkiye müslümanlığına Allah hayır vermeyi murad ediyor diye umuyorum.
Batılın tayini mutasavvıfın değil kelamcının işidir. Zira tenzih ve kamusal akaid onun işidir. Böylesi de güzeldir. Tasavvuf sureti ile tekfire benzer bir akide kurup, herkesi batıl ehli ilan etmek abestir. Bununla kamusal akaid belirlemek hevesi olan bunu istismara açar. Vakıada da müşahede ediliyor.
Tasavvufun istismarını yine kamusal ilimlerle ilgilenen ama ehli tasavvuf kimseler eliyle defetmesinde de pek çok hayır olmalı.
Zira tasavvuf düşmanı kimseler saldırdığında normal insanlar saldırının mutasavvıf olmaktan kaynaklandığını vehmederler. Oysa ömrü vehhabilerle tartışmak ile geçmiş bir mutasavvıf bu işi yaptığında konu belirginleşir.
Tenzihi olmayan bir taasavvufun putperestliğe dönüşmesi an meselesidir. Şeriatsız tarikat denilen şey zaten böyle vaki olur.
Tasavvufun güzelliği saldırgan bir dille tekfir etmekte, bid'atçı ya da sapık ilan etmekte değildir. Zira onun makamı tenzihten ziyade hakikatin intişarıdır.
Yunus ve Hoca Ahmed senin kusurlarını arayarak seni tekfir etmez. Onlar kendi nefsini itham eder, nefsinin eksikliklerinden kaynaklanan işlerden Allah'ı tenzih eder(tesbih zaten budur) ve bunları düzeltmeye çalışır.
Allah tenzihleri vesilesi ile onlara hakikat zerkeder.(hamd da bu anlamdadır) Onlar da bu hakikati sana bulaştırır. Böylece hak intişar etmiş olur.
Tenzih düzgünce oturunca sen hakikati almaya uygun bir mahal olmaya başlarsın. Umuyorum ki külli anlamda Allah memleketimizi bir mahal olarak hamda hazırlıyor ve tenzih ettiriyor.
Tekrar Osmanlı'da olduğu gibi tasavvuf yaygınlaşacak ama önce tasavvufun tenzihi gerekiyordu. Allahualem.
Gazze’de ve Lübnan’da çocukların hâli bu. Arife günü çiçek olacak, bayram günü bayramlıklarıyla etrafa inci gibi saçılacak çocuklar öldürülüyor.
“Bu derin sessizlik” nereye kadar?
S.iyonizm insanlığın düşmanıdır, mutlak ve örgütlü kötülüktür.
Bu fotoğrafa iyi bakın.
Haydut Devlet tam bu noktayı bombaladı ve “silahlı t.röristleri öldürdük” diye açıklama yaptı.
Silahlı t.rörist dediği burada yemek dağıtan insanlardı. Aç bırakılan insanlara yemek dağıtan yardım çalışanlarıydı.
S.yonizme lanet olsun, onu besleyen düzene lanet olsun.
Bu videoda Lübnanlı bir baba ve 7 yaşındaki oğlu, evleri İsrail tarafından bombalanınca kuşlarını da alıp yola koyuluyor. Baba, çocuk ve kuşlar kendi köylerinde, kendi yollarında yürürken katlediliyor.
Gazze ile birlikte Lübnan’ın da umursanmaması, zulmün bu kadar göründüğü hâlde görmezden gelinmesi insanlığın açıkça iflasa sürüklenmesidir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.
Thiago Ávila, kaç kez bayılana kadar dövülmüş. Hâlâ İsrail hapishanesinde esir.
Uzak bir kıtadan yola çıkıyorsun, Gazze’ye ulaşmak için defalarca denizleri aşıyorsun ama haydut devlet seni tutuklayıp işkence ediyor.
Söylenecek her şeyi kendi evladına yazdığı mektupta söylemiş.
Ülkemizin önemli girişimci iş adamlarından, kıymetli kardeşim Halil Erdoğmuş İsrail tarafından Sumud filosundaki diğer vicdanlı insanlarla birlikte kaçırılmıştır. Ebebek mağazalarının kurucusu Halil bey bebek ve çocuklar konusunda muazzam duyarlı, bu duyarlılık üzerine yaşamını kurmuş biri olarak, Yahudilerin Gazze’de 20.000’ni aşkın çocuk ve bebeği, yine 20.000’ni aşkın kadın ve anneyi katletmesi karşısında suskun kalması zaten mümkün değildi. Halil beyin bu vicdanlı çıkışını bir kardeşi olarak, sağ salim bir şekilde çocuklarına, sevdiklerine kavuşması duasıyla gururla selamlıyorum.
#stopJewsterror
#SumudSaldırıAltında
🚨Global Sumud Filosu Yunanistan açıklarında tehdit ediliyor!
🔴Filoya ait gemilere sinyal karartma operasyonu düzenleniyor, filo yakınında ise kimliği tespit edilemeyen donanma gemileri mevcut.
Global Sumud Filosu'nu gündeme taşı, duyur, paylaş‼️
14 saniyelik bir kesit. Onlar izlediğimiz bu kesiti, tekrar tekrar yaşıyor.
Gazze’de çocuk olmak en ağır yükleri omuzlanmak zorunda kalmak demek. Gazze’de herkes evin en büyüğü. Kimsenin nazlanmak gibi bir “lüksü” yok.
‘Dünya çocuk hakları’ düpedüz palavra.
Kahramanmaraş'taki okul saldırısında hayatını kaybeden 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik'in babası:
➖ "İnanın hepsi şehadete hazırlanmış gibi..."
➖ "Okula abdestli gitti benim oğlum."
➖ "Pazartesi kul hakkı konusu varmış, bütün sınıfla helalleşmişler üç arkadaş kalkıp."
Hesabı erişime kapatmak bu kadar kolaydı madem niye daha önce yapılmadı! Sertaç abi çocukların zihnini işgal eden bu ve bunun gibi kanalları yıllardır ifşa ediyordu ama harekete geçilmesi için illa ki okul faciası yaşamamız mı gerekiyordu?
MİNECRAFT PARODİLERİ kanalı erişime engellendi!
Youtube'da 7.5 milyon çocuk abonesi olup videolarında Türk askeri, Türk polisi, kadın, öğretmen, çocuk, bebek, öğrenci *ldüren, kafasını kopartan, tacizde bulunan, işkence eden bu kanalı her gün milyonlarca çocuğumuz izliyor ‼️