Partimizde söz de karar da doğrudan üyelerimizin!
YENİ Partimizin tüm üyeleri ilçe başkanını, il başkanını seçerken oy kullanacak!
Genel Başkanı bizzat seçecek!
Gelin, 26 Ağustos’a kadar üye olun; yarının iktidarında söz sahibi olun!
https://t.co/ERv6DAWW9L
#Yenibaşlangıç
Receiving the Eurocities City Hero Award is a profound honour. This award belongs to Istanbul and to the 16 million people who refuse to give up their democratic struggle.
Those who rule unjustly thought they could silence a city, but Istanbul is still standing, still taking care of all its people regardless of who they voted for, still fighting for justice.
To the mayors and the people of Europe who have stood with us from the very first day, thank you. In times of fear, solidarity is the bravest answer there is.
We are not giving up, and we will keep going until justice and democracy are restored in this country, because the people are with us and that is what gives me hope.
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
GEZİ TUTSAKLARINA ÖZGÜRLÜK ✊
Can Atalay
Çiğdem Mater
Tayfun Kahraman
Mine Özerden
Osman Kavala
Bu toprakların tanık olduğu en haklı en kitlesel ve meşru toplumsal itiraz dalgasının, şanlı 2013 Haziran direnişinin sorumlusu olarak haksız yere mahkûm edildiler. Onlardan birer "ibretlik" yaratmaya çalıştı rejimin yargısı.
AYM kararlarına rağmen de hâlâ zindanda tutuluyorlar.
#GeziDirenişimizOnurumuzdur
#GeziTutsaklarınaÖzgürlük
The ruling of absolute nullity against CHP’s 38th Ordinary Congress is nothing less than a Palace-backed coup.
Those who gave the order are known. Those who executed it are known.
What they call “null and void” is not the leadership of the Republican People’s Party; it is the sacred will of the Turkish nation.
National sovereignty has been defied through the courts.
A court that claims to rule “on behalf of the Turkish nation” is, in fact, destroying the Republic and democracy by treating the national will as null and void.
You will all be held accountable for the lawlessness you have committed.
Those who attempt to dictate the destiny of this nation, those who seek to seize the will of this people, will face the same fate as those before them who dared to do the same.
Today, once again, the same forces stand in the same place: the coup-plotter, the head of the judiciary’s political arm, the puppet, and the domestic collaborator appointed as trustee. You are all on the same side.
Our place has never been, and will never be, beside those who stand against the will of the nation.
We are fully aware of the coup-plotters’ unlawful maneuvers, their preparations for a snap election, and their attempts to occupy the main opposition party.
Those who have inflicted every kind of suffering on the people just to cling to their seats have now entered the final stage of their rule by fear.
We did not lose any election. By the will of the people, we became Turkey’s leading party.
I stand with my comrade and CHP Chair, Özgür Özel. Together, we will continue our struggle with determination, resolve, and courage.
My great nation!
Followers of the Great Leader Mustafa Kemal Atatürk, who said, “There are no hopeless situations, only hopeless people”:
Do not be dismayed by the hardships we face in defending our future, our Republic, our democracy, and our common destiny.
RISE UP!
Raise your voice and your anger, shoulder to shoulder, together.
Let us teach a lesson to those political engineers who fear their own people; to those obsessed with office and power; to the pawns, the opportunists, and the incompetent schemers.
My beloved nation!
We will not be afraid.
Are you not tired of living in anxiety every day? Are you not tired of suffering?
If we remain silent, after politicians, athletes, artists, and universities, the turn will come to you, to our nation itself.
Leaders of political parties,
This is not merely a CHP issue.
We must not defend a single line; we must defend the entire front.
If you truly believe that you represent the people, then you must immediately and with the strongest possible voice defend the Republic, democracy, and justice.
The nation is calling on all of us and saying: “Do what must now be done.”
In these lands, the halay, the zeybek, and the horon are all danced upright. We, too, shall stand upright so that the nation never bows down.
With our minds, our hearts, and our conscience, we must win as one nation.
No madman can put chains on the Turkish nation.
Today is the day to preserve and defend the national will, national sovereignty, and our unity and solidarity.
The noble blood in our veins commands this duty to all 86 million of us.
In defiance of the coup-plotters and their collaborators, we must launch a nationwide struggle.
The will, determination, and guidance of our nation shall be our only compass.
THE GREAT TURKISH NATION WILL NOT SURRENDER TO A COUP!
NOW, OR NEVER.
CHP HALKTIR, HALKIN DEDİĞİ OLUR.
Halkın iradesine sahip çıkmak, demokrasi ve adalet mücadelemizi büyütmek için İstanbul’un 3 bölgesinde basın açıklaması ve oturma eyleminde buluşuyoruz.
📍 1. Bölge | Çekmeköy – Madenler Meydanı
📍 2. Bölge | Şişli – Mecidiyeköy Meydanı
📍 3. Bölge | Esenyurt – Cumhuriyet Meydanı
🗓️ 25 Mayıs Pazartesi
🕖 19.00
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
@ramazangulten_ Sizinle gurur duyacağına eminim. Hepimiz için sırtlandığınızı yük ve sorumluluk çok ağır. Ama aklımız kalbimiz her gün sizlerle. Keşke daha fazlasını yapabilsek...
ekrem imamoğlu'nun avukatı mı daha yakışıklı cem yiğit üzümoğlu mu diye düşünüyorum. birden gözümün önüne tomaya tırmanan mahmut tanal geliyor.bal porsuğum diyorum seni kimselere değişmem.
Kadınları gözaltına alıp “gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız” paylaşımını ifadede önüne koymak ne demek?
Gözaltındaki bir kadına cinsiyetçi küfürler etmek taciz değil mi?
Gözaltındaki bir kadını çıplak aramaya maruz bırakmak taciz değil mi?
İnsanları saatlerce ters kelepçeyle bekletmek, dövmek işkence değil mi?
Bunların hesabını sorması gereken makamların bunların hesabını soranlardan hesap sormaya kalkması memlekette yanlış giden her şeyin özeti gibi.