Doğu aile dinamiğinde şöyle oluyor; it yerine koyup değersizleştirirler sınır koyup tavır aldığında hiç bir şey olmamış gibi emeğine ve sınırlarına müdahale ederler. Bi dur direkt böyle müdahale etmene izin vermem. Önce bir şeyleri tamir etmen gerekmiyor mu diye sorduğunda+++
Özür bekleyen egosu patlamış ilan ederler seni. Kırgınım dersin kinci ve konuyu uzatıyor hırsından derler. haklı çıkmak şehvetiyle özür dileme ve gönül alma hariç herşeyi derler. Konunun üstünü kapatıp hiç bir şey olmamış gibi davrandıklarında konuyu çözdüklerini zannederler
Erkek tarafının iş kurulsun araba alınsın ev alınsın gibi bahanelerle tanışmayı ertelemesine ve size emek verdirtip hayaller kurdurtmasına ilişkiye ciddi yatırım yapıp yıllarınızı heba etmelerine izin vermeyin.
Benim arkadaşlarımın birçogu erkek iş kurmayı beklediği için hemen aileleri tanıştırmadılar. Ama karşılıklı 2_3 yıl emek verdiler vazgeçilmeyecek kadar çok emek verdiler hayal kurdular maddi manevi yatırım yaptılar ilişkilerine.
Evlenme niyetiyle biriyle tanıştığında birkaç görüşmeden sonra eğer eminsen ailesiyle tanışmak iste. Zaten aileler araya girince herşey belli oluyor. Evlenecegin kişiyi çok net tanıyorsun.
Mecbur olmadıkça kadınlar çalışmamalı ya da mesaisi az, günü öldürmeyecek şekilde çalışmalı.
Çalışma hayatı insana stres yüklüyor. Erkek, bu stresi eve taşımamayı nispeten başarabiliyor.
Çünkü eve geldiğinde artık işinin bittiğini, istirahat vaktinin geldiğini biliyor.
Kadın ise stres yüklendiği işten eve gelse de sorumlulukları daha fazla, bu yüzden erkeğin yaşadığı o rahatlamayı yaşayamadığı için stresi eve taşıyor.
Sonuçta olan evliliklere, hatta çocuklara oluyor.
Yani aslında kadının çalışması kadına fazladan yüktür. Hem iş, hem mesai hem de psikolojik bir yük.
Ve bu fazla yükün acısı çocuklardan çıkıyor.
Ya hiç yapmayarak, ya bir tane yapıp yeter diyerek ya da yaptığın çocuğa ihtiyacı olan ilgiyi, ortamı veremeyerek.
Devlet, çocuk yapma refleksini artırmak istiyorsa, kadınları çalışma hayatına değil, anneliği daha kolay ve hakkıyla yapabilecekleri ev hayatına teşvik etmeli.
Bu sadece refahla olabilecek bir şey değil elbette. Öyle olsa batılı gelişmiş ülkeler bu sorunu yaşamazdı.
Ama ekonomik mecburiyetlerle çalışmak zorunda kalan kadınlar da az değil.
Bu sorunun en azından bir ayağı bu...
Gazzelilerin idamı başladı. Aralarında 18 yaş altı çocuklar var. Evladı, ailesi katledilen insanlar var. Dr Hüsam Ebu Safiyye var.
İnsanlığın izzetinefsini ayaklar altına alan, vicdanları kanatan görüntüler…
Kadınlara ve erkeklere bir not: evleneceğiniz kişiye çok dikkat edin, sonra dönüp evleneceğiniz kişinin ailesine de çok çok dikkat edin çünkü biriyle evlenmek o kişinin ailesiyle de evlenmek demek. Başta her şey güzeldir, yüzünüze gülünür, samimiyet kurulur fakat zamanla en alakasız yerde ve alakasız zamanda size yapılan imalar, sergilenen tavırlar gerçekleri ortaya çıkarır ve gözünüze batmaya başlar, hayatınızdaki kişinin de bunlara karşı bir tavrı yoksa, sizin için bir şeyleri göze de alamıyorsa, sizin için ağzını açmaya bile korkup ailesini tercih ediyorsa zaten o kişi evlenmemeniz gereken kişidir. Aile olmak demek evlenene kadar kendi çekirdek aileniz, evlendikten sonra kendi kurduğunuz çekirdek ailedir, öncelik her zaman eşinizdir. Özetle sizi önceliği yapmayan, aile kavramı bozuk, ailesinin size saygısızlığı olmuş ve bunun üzerine karşınızdaki insandan gram çaba, destek görmediyseniz direkt oradan uzaklaşın ve kendinize odaklanın çünkü hayat bu iğrenç enerjilerin içerisinde bulunmak için çok kısa ve sizler henüz sizi sevecek olan diğer insanlarla tanışmadınız.
“Zamanın ters, sohbetin faydasız, herkesin bezgin ve her başın bir ağrı taşıdığını görünce, evime kapanıp haysiyetimi korudum.” diyen Farabinin ne demek istediğini anladığım yaştayım.
Şunu fark ettim: Gerçek insanların genelde çok arkadaşı olmuyor. Çünkü herkese uymuyorlar, her ortama girmiyorlar, her şeye katlanmıyorlar. İçleriyle çelişmemek için bazen susuyor, bazen geri çekiliyorlar. Bu da kalabalıkları azaltıyor. Derin düşünen, çok hisseden insanlar kolay bağ kurmuyor; kurdukları bağ da yüzeysel olmuyor zaten. O yüzden sayısı az ama anlamı büyük oluyor. Herkesle gülüp eğlenmek yerine, birkaç kişiyle gerçekten anlaşmayı tercih ediyorlar. Bu durum çoğu zaman yalnızlık gibi görünüyor ama aslında bir seçicilik. Sahici kalmak, bazen az insanla yürümeyi göze almak demek. Ve bu, zayıflık değil; karakter meselesi.
Diyabetli bir hasta insülin pompası ve sensörü için her ay ortalama 13-15 bin civarında parayı harcamak zorunda kalıyor. Asgari ücretle çalışan tip-1 diyabet hastalarının vay haline!
O yüzden çevrenizde tip 1 diyabetli hastalar varsa ona şunu söyleyin : SGK'ya dava açarsa şu ana kadar dava açmış tüm hastalarda SGK sensör ve pompayı ödemek zorunda kaldı. Davayı kaybeden hasta yok.
Anne olmak istedi diye belki o şekilde yaşamak istemeyecek bir çocuğu bağımlı bir hayata mecbur bırakmış olmak düşüncesiyle bir anne kahrolmaz mı?Keşke anneler evlatlarıyla imtihan edilmese.Bundan daha ağır bir imtihan olamaz. Öyle ağır ki yaratıcınla ilişkini derinden sarsar.
Hastanede bir anne gördüm. Kucağında angelman sendromlu oğlunu zar zor taşıyordu. Çocuğun çenesi geride dişleri ayrık ve dişlekti. Ağzından tükürükleri ve salyası akıyordu. Kasları yok denecek kadar az kemikten ibaretti ve yürüyemiyordu.
Sürekli gülüyordu çok sempatikti.
You tubede çocuğu angelman sendromlu olan bir anne diyor ki; benden geçen hatalı kromozomdan dolayı oğlumun hayat boyu bakıma muhtaç kalacak olması anne olma hakkımı sorgulattı.