Doğu Karadeniz yayla şenlikleri eskidendi. Şu an ne o eski ustalar, ne de o eski ustalara tabi olan topluluklar var. Şimdinin şenlik adı altında yapılan etkinlikleri bir nevi kültür yozlaşması ve asimile etme hareketlerinden başka bir anlam taşımıyor!
Toplumsal açıdan ne kadar çürümüş olduğumuzu ispat niteliğinde bir mesaj. Ne demek istediğimi anlamak için gelen cevaplara şöyle hızlıca bir göz gezdirmek yetiyor.
Bugün Üsküdar Kısıklı’da Numan Usta’da 120 gram döner yedim.
Hesap: 900 TL.
Hiçbir şey demeden ödedim, çıktım.
Arkamdan;
“Çay içer misiniz?” dediler.
“Yok, soğuk su daha iyi olur.” dedim.
Dönüş yolunda ise sadece su içmedim… Hayatı da sorguladım.
@bekir_kaplan
Bu akşam oynanan maçta Mısır'ın Arjantin'e karşı son çeyrekte kaybetmesi doğu toplumlarının kronik sorunlarını yine yeniden ortaya koymuştur. Özetle; kanalizasyon çukuruna dönüşmüş bir ortadoğu portresi tesadüf değil, açık bir toplumsal ihanetin acı üreten güçlü tezahürüdür.
Bugün ilk defa Suriyeli bir göçmenden hizmet satın aldım. Aldığım hizmetin bedelini ödemek istediğimde fiyatı benim belirlememin yeterli olacağını söyledi. Kabul etmedim, ısrarcı davrandım ve gerçek fiyat bilgisini öğrenerek ödememi bu şekilde gerçekleştirdim. "Günümüz"ün özeti.
NASIL DERS ÇALIŞMALI?
Bir ara bir sohbette öğrencilerimize kendi ders çalışma ve sınav sorularını cevaplandırma tarzımı anlatacağımı söylemiştim. Şimdi vakti geldi, anlatmaya gayret edeceğim. Dersi geçmek için değil de öğrenmek için çalışmak en iyisidir. Yine acele etmeden, yavaş yavaş, sindire sindire çalışmak işi kolaylaştırır. “Sınavda şurası gelir, çalışayım. Burası gelmez, atlayayım.” dediğinizde eksik öğrenirsiniz, öngörüleriniz tutmaz, gelmez dediğiniz yerden gelir, sorulara cevap veremezsiniz. Öyle yapmak yerine, ders notunun, kitabının tamamını okumak, çalışmak, ancak önemli gördüğünüz yerleri ayrıca tekrarlamak, not almak daha güvenli ve sonuca ulaştırıcı bir usuldür.
Bu demektir ki, kitabı veya notu dipnotlarına varıncaya değin okumak, çalışmak benim izlediğim ve tavsiye edeceğim yoldur.
Bazı dersleri kanunlardan çalışmak da iyi bir usuldür, çünkü kanun maddeleri nispeten kısa olduğu için akılda tutulması uzun paragraflara göre daha kolaydır.
Öğrencilik hayatımda kitabı 3-4 kez, hatta daha çok okuyup başarısız olan arkadaşlar tanıdım, oysa ben 1-2 kez okuduğum halde geçmişimdir. Çünkü acele etmiyordum, anlamaya çabalıyordum. Çok parlak bir öğrenci olduğumu söyleyemem ama dört yılda fakülteyi bitirme başarısını da gösterdim.
Sınavda nasıl davranmak gerektiği hususuna gelince… Soruları telaşla cevaplamaya girişmeden önce hocanın ne sorduğunu anlamak için birkaç kez soruları okumanın sandığınızdan daha önemli olduğu açıktır. O kadar ki, bazı soruların cevabı sonra gelen sorularda gizlidir. Bu sebeple, soruları tekrar tekrar okumanın yararı inkâr edilemez. Bazen durup düşünmek, sorulara yanıtlamaya nereden başlayacağınıza karar vermek size dersi başarma imkânı verir. Bazı arkadaşlar zaman baskısı hissedip daha doğru dürüst soruları anlamadan cevap vermeye başlar. Bu, kesinlikle yanlıştır. Beş dakika veya on dakika düşünerek, kafanızı toplayarak, başlayacağınız noktayı bulmak, elinizin ayağınızın birbirine dolaşmasını engeller ve size telaşsız zaman kazandırır.
Vurgulayacağım başka bir husus, “bilgi”ye dayalı cevap vermeniz veya yorum yapmanız gereken yerde, akıl yürütmenin çoğu zaman işe yaramayabileceğidir. Bilmiyorsanız, bilmiyorsunuzdur. Boş veya yanlış bir şey yazarak kâğıdın boş görünmesini önlemek puan almaya yetmez. Sadece bildiğinizi yazmak, okuyanı hakkınızda olumlu düşünmeye teşvik eder. Bu öğrenci, bilmediğini biliyor, bildiğine cevap veriyor, bilmediğinin farkında, bizi yormuyor diye düşünmeye sevk eder.
Cevaplarınız ne kısa, ne uzun olsun. Şüphesiz gerekçeli yazmak hukuk öğrencisinin daha birinci sınıfta öğrendiği en temel kuraldır, cevaplarınız yanlış olsa bile ona getirdiğiniz sağlam bir gerekçe size puan getirecektir.
Bir öğrenci, vaktiyle, bana “Dersinize çok çalıştım yine de geçemedim.” demişti. Ne kadar çalıştığını sorduğumda, sabahladığını söylemişti. Bir dersten sabahlayarak başarılı olunamaz. O sebeple, birkaç gün ayırmalısınız. Ayrıca sabahladığınızda uykusuz kalıyorsunuz demektir; uykusuzluk, bildiğinizi hatırlamanıza mani bir haldir. Bundan ötürü, sınava yeterli derecede uyuyarak gelmek başarınızı olumlu etkileyecektir.
Bir dersten kaldığınızda değerlendirilmiş kâğıdınızı görün, çünkü nerede eksik veya hatalı yazdığınızı görmeniz, size bir sonraki sınavda o eksiklikleri tamamlama, hataları giderme olanağı sağlayacaktır.
Ben söylemiş siz de duymuş olmayın ama bir sınav döneminde sınavların tümüne girmemek, bir kısmını bütünlemeye bırakmak da duruma göre doğru bir tercih olabilir. Böylece girdiğiniz sınavlara daha fazla çalışma süresi tahsis edecek, daha iyi öğrenecek, daha iyi cevap vereceksiniz. Aldığınız not da daha yüksek olabilecektir. Mezuniyetten sonra not ortalamasının yüksekliği size büyük bir üstünlük sağlayabilir. Başarınızı artırmak için hacmi sınırlı, öğrenmesi kolay derslere yüklenmek, hem geçmeniz gereken dersleri tüketmek, böylece moralinizi yükseltmek, hem de bu “kolay” derslerden yüksek not alarak not ortalamasını yukarı çekmenin yolu olabilir.
Son olarak, tek başına çalışıp hazırlandıktan sonra, sınava girmeden bir-iki saat önce bir-iki arkadaşla çıkmış soruları çözmek veya gelebilecek soruları tahmin ederek onları cevaplamak, cevaplarınızı da notlardan, kanunlardan, ders malzemesinden denetlemek sizin edilgin bilginizi etkinleştirecek ve size müthiş bir yarar getirecektir.
Tabii, önce dersleri ve bilhassa pratik çalışmaları takip etmenin faydası malum…
*
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girmek zordur, bitirmek değil! Bunu unutmayın!
Tez çalışmamım saha araştırması sürecinde sona gelmiş olduk. Sürecin başından sonuna bana maddi-manevi destek olan Hocalarım Prof. Dr. @mustafatolga_19 ve Dr. Öğr. Üyesi @FIRATK0C'a özel olmak üzere ayrıca, çalışmaya dahil olan tüm katılımcılara teşekkürleri bildiririm! 💐
Hem bir şifâcı hekim hem de bir öğretici doktor olarak sağlıkta her iki geleneği de en özel bir biçimde temsil ederek üretmeye devam eden kıymetli @czorkun Hocamızı gıpta ile takip etmeye devam ediyorum, darısı kendi alanlarımızda bizlerin de başına... :)
Kardiyolojide Yeni Ufuklar
"Niş Tedaviler, Yeni Teknolojiler ve Geleceğin Klinik Kararları"
8 Şubat 2027 Pazartesi - Saat: 09.00–18.00
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü & Hastanesi Konferans Salonu
“Acele etmek işe yaramaz. Önemli olan doğru zamanda yola çıkmaktır.”
#Fortunecookie böyle buyurdu.
Doğru zamanı belirleyen kimdir, nedir bilinmez. Ama bence varmaktan güzeli yolda olmaktır.
İnsanlar değişimle kastedileni farklı algılıyorlar, meselenin aslı değişmemektedir. Aslolan, yıllar geçse de sabit kadem kalabilmektir. İstikrar, tutarlılık vb. arayışlar içinde olan gözler buna baksın.
İyi bayramlar! 🪷
Kendileriyle henüz tanışma fırsatı bulamamış olsam da söz konusu arkeoloji olduğunda kapılarını çalacak olduğum isim Prof. Dr. Aygül Süel Hocamız olacaktır.
Şapinuva antik kentindeki emekleriyle Çorum’un tarihine ışık tutan Prof. Dr. Aygül Süel hocamız, emeklilik dolayısıyla üniversitemize veda etti. Üniversitemize ve bilim dünyasına sunduğu değerli katkılar için teşekkür ediyor; emeklilik hayatında sağlık ve mutluluklar diliyorum.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun!
Çalışan, ter döken, emek veren insanlar gücümüzdür.
Mutlulukları hepimizin mutluluğudur...
İnsan onuruna yakışır yaşam koşullarında yaşamak haklarıdır...
KardiyoOnkoloji, Türkiye’de 10. yılını geride bıraktı.
Türkiye’de KardiyoOnkoloji alanındaki gelişmeleri ve gelecek perspektifini ele alacak olan bu sempozyum, 12 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Trakya Üniversitesi’nin desteğiyle, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü ve Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecektir.
Katılımın ücretsiz olduğu sempozyuma, konuya ilgi duyan tüm sağlık mensupları davetlidir.
Toplumsal olarak karşılaştığımız her bir problem karşısında ithal çözüm metotları aramaya koyuluyoruz. Burası Türkiye, bu toprakların geçmişinde kadim medeniyetlere ait büyük bir kültür mirası yer alıyor. Saçma sapan işler yapmaktan vazgeçmeliyiz artık.
Egosantrizm, etnosantrizm ve ardından apartheid. Biri bir diğerini besledikçe devam edecek sonsuz bir döngü... Çözüm olacak "insanlık", ne ki nüfus olarak azınlık.
İnsanlık Güney Afrikadaki apartheid düzenini sonlandırdı.
Tekrarlanmaz sanılıyordu. İsrail kendi apatheid devletini oluşturdu!
İdam lafı hukukçuların tüylerini diken diken eder; ama İsrail mvleri Filistinlilere karşı kabul ettikleri idam kararını şampanya ile kutluyorlar.
Zulmün artsın diyebiliriz ancak!
Bu insanlık suçunu işleyenlerin yargılanıp cezasını çekeceğine inanıyorum.