Fatih Altaylı'nın Silivri günlüğünü bugün kızı Zeynep seslendirmiş. Hayattaki en basit şeylerin bile nasıl bir nimet olduğunu, tadını çıkarmamız gerektiğini çok güzel anlatmış tutsak Fatih abi.
İzleyiniz, dinletiniz...
@fatihaltayli
Fatih Altaylı YORUMLAYAMIYOR: "Tadını çıkarın" https://t.co/UC70fdSDss
Lütfen izleyin. Boş koltuk ve bir mektup ile bu ülkede sadece gazetecilik yapmanın bedelini göreceksiniz. Fatih Altaylı YORUMLAYAMIYOR: Silivri Günlüğü - 1 https://t.co/sdneKek2ft @YouTube aracılığıyla
Mutlaka izleyin. Bu ülkede gazetecilik nasıl hapsedildi. Boş bir koltukta bunu göreceksiniz. Yüz binlerce kişi her sabah gerçekleri ondan dinlediği için Fatih Altaylı cezaevinde.
Fatih Altaylı YORUMLAYAMIYOR
https://t.co/na9u4aai9z @YouTube aracılığıyla
Bunlar biraz önce evladı katledilen Müvekkil Yasemin Minguzi'nin telefonuna gelen mesajlar. Bu mesajları da arkadaşlarımız şimdi Savcılık dosyasına sunuyor. Ahlaksız müptezeller, siz İnsanmısınız? Evladını katlettiğiniz bir anneye nasıl böyle mesajlar atıyorsunuz?
Ölenin arkasından konuşulmaz derdik, şimdi ölenin arkasından küfür edenlere şahit oluyoruz. Merhameti de adaleti de kendi ölçülerine göre dağıtanların, kendi kalabalıklarını mahşer günü hesap kesicisi sanması ne garip. Kimseyi tanımadan, bilmeden, sırf senin dünya görüşüne uymuyor diye mezarında bile rahat bırakmayanlara ne denir bilmiyorum ama, vicdanlarını gömmüşler farkında değiller. Ölüm, insanın dünya defterini kapattığı yer, bizim mahkeme kurup karar vereceğimiz yer değil. Kimin ne olduğuna, ne hak ettiğine karar verme yetkisini kim verdi size?
İşin daha kötüsü, bir Allahın kulu da demiyor ki, “Siz ne yapıyorsunuz ayıptır”
Üstümüze çöken karabasan ne zaman kalkacak diye beklerken o daha da bastırıyor yukarıdan adeta..Gerçek bir vatansever, memleket sevdalısı, dimdik sanatçı sanatçı Volkan Konak da Edip Akbayram usta gibi bıraktı bizleri yapayalnız. En naif, en zarif halleriyle hep daha iyi bir Türkiye için dertlenip duran iki güzel insan..
Her geçen gün azalıyoruz gibi geliyor bunca fenalığın arasında bir de böyle insanları kaybedince. Bünyeyi saran ‘napıcaz şimdi?’ hissi berbat hissettiriyor. Bir de üstüne arkasından sırf ‘Şeker Bayramı’ dedi diye yazılan iğrenç yorumları görünce insan büsbütün delirecek gibi oluyor ‘ben nasıl aynı tür olabilirim bu yaratıklarla?’ diye. Biz ne ara bu kadar kötü olduk? Ya da hep böyle miydik?
Kötüler daha mı çok yoksa sesleri mi daha çok çıkıyor bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var; çoğalmalı ve sesimizi daha çok yükseltmeliyiz; adalet için, hukuk için, daha iyi bir memleket için asla susmamalı, susanların değil konuşanların yanında olmalıyız. Çünkü ancak böyle yaparsak bu güzel insanlar yattıkları yerde huzur bulur ve çünkü başka Türkiye yok.
Size burada “Oruç, Ramazan ayı” diye kutsal pazarlayanların gerçek yüzü tam olarak budur. Eşi cezaevinde olan ve buna rağmen gülmeyi eksik etmeyen bir kadına iftira atmaktan, ağızlarına sakız etmekten çekinmezler. Saraçhane’de Kabataş arayanların, içlerindeki iğrençlik budur.