Allahim beni de Rachel gibii şehit et. Amin amin Allahumme salli ala seyyidina Muhammed. Filistin yanıyor,yetiş Allahim,yetiştir yiğitlerin.amin amin Allahumme salli ala seyyidina Muhammed amin
@ogretmensitemiz Ben ders anlatmaktan çpk,çocuklarınıza ders anlatabilmek için durun,susun diye yoruluyorum. Öğretmeni küçümseyen sistem ve veli oldukça asla ilerleyemeyiz. Sizin ço ukşarınızın yeteneğini bizler keşfediyoruz
@koyluoglu4040@ogretmensitemiz Öğrencilerin neden ahlaksız ve şımarık,ders dinlemeyen olduğu anlaşıldı. Ben ömür boyunca maaşımı çocuklarımın eğitimi için harcadım. Evim,arabam yok ama ahlaklı ve başarılı bir çocuklarım var. Bin şükür. Eğitim pahalı bir iştir. İnsana yapılan yatırım en büyük yatırımdır.
Cehenneme adamın biri ziyarete gitmiş. İngilizin,fransızın,almanın olduğu kuyuların başında zebaniler varmış. Türklerin bulunduğu çukurun başında kimse çıkmasınlar diye beklemiyormuş. Adam sormuş,neden bunların başında kimse yok. onlar birisi çıkmaya kalksa ,aşağı çekiyorlar
rmzn shn videosuna bir göz at! #TikTok https://t.co/fXuIdCThQH Bu gönderi TikTok Lite aracılığıyla paylaşıldı. Daha fazla gönderinin keyfini çıkarmak için TikTok Lite'ı indirin: https://t.co/7Tdx75O3r0
SARAR İLKOKULU’NDA NELER OLUYOR?
Ankara’nın göbeğinde…
Millî Eğitim Bakanlığı’nın hemen yakınında…
Bir okulda üç kadın öğretmen aylarca mobbinge maruz kaldıklarını söylüyor.
Dilekçe veriyorlar.
Tutanak tutuyorlar.
Tanık gösteriyorlar.
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
Çalmadıkları kapı kalmıyor.
Çünkü iddialara göre öğretmenler;
“Okulun sahibi benim.”
“Sizi paramla satın alırım.”
“Açlıktan nefesiniz kokuyor.”
“Çekil önümden.”
“Ben istersem izin veririm.”
“Nereye şikâyet ederseniz edin.”
gibi ifadelerle karşılaşıyor.
İddialara göre öğrencilerin ve velilerin önünde azarlanıyorlar.
Mesleki itibarlarının zedelendiğini düşünüyorlar.
Hazırlamak istedikleri gösteri ve törenlere izin verilmediğini belirtiyorlar.
Ve bütün bunların bir bütün olarak mobbing oluşturduğunu savunuyorlar.
Bu yüzden dilekçeler yazılıyor.
Bu yüzden tutanaklar tutuluyor.
Bu yüzden üç öğretmen aylarca mücadele ediyor.
Ama asıl hikâye bundan sonra başlıyor.
Çünkü öğretmenler çoğu zaman yaşadıkları baskıdan değil, o baskıyı şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yoruluyor.
Yalnızlaştırılıyorlar.
Dışlanıyorlar.
Sorun çıkaran kişi ilan ediliyorlar.
Sonra dosya kapanıyor.
Sonuç kısmına şu cümle yazılıyor:
“İddialar sübuta ermemiştir.”
Ve ardından…
Müdür görevine devam ediyor.
Öğretmene ise görev yeri değişikliği çıkıyor.
İşte tam da bu noktada eğitim camiasında şu algı büyüyor:
“Şikâyet edilen kalıyor, şikâyet eden gidiyor.”
Dün Ağrı’da…
Bugün Ankara’da…
Yarın başka bir şehirde…
İsimler değişiyor.
Okullar değişiyor.
Ama hikâye değişmiyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’na ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne soruyoruz:
Üç öğretmenin aylarca verdiği mücadelenin karşılığı bu mu?
Sarar İlkokulu’nda neler oluyor?
Ve bu hikâyeyi daha kaç öğretmen yaşamak zorunda kalacak?
@cankayailcemem@MemAnkara@mebpgm@meb_ogm
@oguzozat Yine hangi küçük öğretmeni il başkanı yaparak büyüttünüz oğu özat🤣 gerçi siz de küçük bir öğretmenken biz de sizi genel başkan yaparak ,hadsiz davranmanıza sebep olduk
Cehenneme adamın biri ziyarete gitmiş. İngilizin,fransızın,almanın olduğu kuyuların başında zebaniler varmış. Türklerin bulunduğu çukurun başında kimse çıkmasınlar diye beklemiyormuş. Adam sormuş,neden bunların başında kimse yok. onlar birisi çıkmaya kalksa ,aşağı çekiyorlar