100.Gazi koşusu öncesi, yoğun duyguyla heyecanlandığım anlar ve bu dakikalara eşlik eden herkese 🧿❤️ koşu sonunda nefesimin kesildiği ve karışıklığa yol açan heyecanıma da😇🧿 Sevgilerimle.. ❤️🙏🧿
100.Gazi koşusu öncesi, yoğun duyguyla heyecanlandığım anlar ve bu dakikalara eşlik eden herkese 🧿❤️ koşu sonunda nefesimin kesildiği ve karışıklığa yol açan heyecanıma da😇🧿 Sevgilerimle.. ❤️🙏🧿
Değerli İzmirli Hemşerilerim ve Kamuoyumuzun Bilgilerine
Cumhuriyet Halk Partimiz’in maruz kaldığı “Mutlak Butlan” kararı ve takip eden süreçte yaşananlar herkesin malumudur. Bu sürecin Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş ve Cumhuriyetimizi kurmuş olan partimizde büyük zararlara yol açtığını görüyor ve anlıyorum. Özellikle son günlerde üst üste alınan ihraç kararları çok endişe vericidir. Dün, bir grup il başkanı ile birlikte İzmir İl başkanımızın görevden alınması İzmir’in siyasi iradesine yapılmış büyük bir haksızlık ve kabul edilemez bir yanlıştır.
Partimizin üyelerinden ve seçmeninden gelen siyasi iradenin hoyratça gözardı edilmesi, gelecek günlerde alınacak benzer kararların habercisi niteliğindedir. Ardı ardına alınan bu kararların olağan görülmesi ve kabul edilmesi mümkün değildir. Bu şartlar altında çıplak gerçeklerle yüzleşmemizin artık kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Partimizin normal demokratik yönetim ortamına en kısa zamanda kavuşması için hepimizin üzerine düşen sorumluluklar elbette vardır. Bugüne kadar ki tavrımla, söylemlerimle ve olağanüstü kurultay için imzamı vererek bu sürece elimden geldiğince katkı vermeye çalıştım.
Ancak anlıyor ve görüyorum ki iyiniyetli çabalarımız beklediğimiz süre içerisinde sonuç vermeyecek, bunun yanında pek çok parti üyemiz haksız ve hukuksuz bir şekilde hedef yapılmaya devam edilecektir. Ülkemizin her türlü kurgu, vesayet ve manipülasyondan uzak, halkımızın hakları ve refahı için çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisine ihtiyacı olduğuna yürekten inanıyorum. Yaşamım boyunca bu mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğim. Ancak “ Mutlak Butlan CHP’si” bu mücadelenin çatısı değildir.
Bu kanaat ve düşüncelerle, büyük bir üzüntüyle ve bir gün geri dönebilme umuduyla Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum. Bundan sonraki süreçte bağımsız olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi sürdürecek, şehrimize ve halkımıza tüm gücümle hizmet etmeye devam edeceğim.
Saygılarımla bilgilerinize sunarım.
“En tehlikeli düşman, bize benzeyip de bizden olmayandır.”
Hz. Ali
“Efendiler düşman cephede bellidir fakat asıl tehlikeli olan içimizdeki hainlerdir,"
Atatürk
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeğeni olduğu iddia edilen 33 yaşındaki Rizeli Kaymakam Zikrullah Erdoğan’ın, Milli Savunma Bakanlığı’nda tümgeneral kadrosuna denk bir pozisyona atanması tartışma yarattı.
Emekli Albay Orkun Özeller, atamaya şu ifadelerle tepki gösterdi:
“Biz 1993 yılında Harbiye’den mezun olup terörle mücadeleye başladığımız günlerde, Rize’nin Güneysu ilçesinde Zikrullah Erdoğan adında bir çocuk dünyaya geliyor.
O eğitim hayatına başlıyor, bizler terörle mücadeleye devam ediyoruz. Onun üniversiteden mezun olduğu 2016 yılında ise Hendek operasyonlarında terörle mücadelenin en kanlı ve en ihanet dolu dönemini yaşıyoruz.
Aradan 10 yıl geçiyor ve bugün Zikrullah Erdoğan, Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle MSB Tedarik Hizmet Müdürü olarak atanıyor.
Yani bir Tümgeneral kadrosuna atanmış oluyor. Birikmiş tecrübesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne büyük hizmetler vereceğine inanıyorum.
İşte Türkiye Yüzyılı…”
Zülfü Livaneli diyor ki; "..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur. Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu. AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini. Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur. Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır. Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor. Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık. Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok. Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ❤️
Mesela resmi hesaptan şöyle bir şey paylaşıp sonra formalarda logolarda 5 yıldız kullanan bir camianın ilkesi, duruşu, kültürü olmadığını söylemek neden abes olsun ki!