Bu hayatta bir insan hakkında alacağımız en acı verici haber "evinde ölü bulundu" olsa gerek. insanın evinde hayatını kaybetmesi ve bunun günler sonra fark edilmesi, yalnızca kişisel bir trajedi değil aynı zamanda toplumun ilişki kurma biçimine tutulmuş acı bir ayna kanımca.
Bugün her zamankinden daha fazla iletişim aracına sahibiz. İnsanların nerede olduğunu, ne yediğini, ne düşündüğünü birkaç dokunuşla görebiliyoruz. Fakat birini takip etmek, onun hayatına gerçekten temas etmek anlamına gelmiyor. Görünürlüğün arttığı, buna karşılık karşılıklı sorumluluk duygusunun zayıfladığı bir evreye geçtik.
Sosyal psikoloji açısından yalnızlık, yalnızca çevremizde insan bulunmaması değil. Asıl yalnızlık, yokluğumuzun bir başkasında merak ve endişe yaratmaması. Bir insanın telefonu iki gün boyunca susuyorsa ve kimse “Acaba başına bir şey mi geldi?” diye düşünmüyorsa mesele onun tek başına yaşaması değil, bir sosyal ağın dışında kalmış olmasıdır.
Bağımsızlığın kutsandığı bu evrede kimseye ihtiyaç duymamak olgunluk, yardım istememek güç, kendi kendine yetmek ise başarı olarak sunuldu. “Kaliteli yalnızlık”, “kendinle baş başa kalmak” ve “insanları hayatından çıkarmak” üzerine sayısız öğüt üretildi. Aman sunırlarınızı koruyalım da koruyalım. Bilseydik ki sağlıklı yalnızlık ile toplumsal terk edilmişlik aynı şey değildi...
Bizim arık güçlü ve derin ilişkilerimiz yok! Anlık tepkilerimiz, likelarumız, favlarımız ve kısa Wa mesajlarımız var. Sosyal medya bize başkalarının hayatında bulunduğumuz hissini veriyor; oysa çoğu zaman yalnızca onların hayatını seyrediyoruz. Paylaşılan bir fotoğrafı beğenmek, “Bugün nasılsın?” diye aramanın; çevrim içi olduğunu görmek ise sesini duymanın yerini tutmuyor.
Bireyselleşmenin ilerleme olarak sunulan yönleri kadar ağır bir bedeli de var: İnsanlar artık yalnızca yalnız yaşamıyor, yalnız hastalanıyor, yalnız yaşlanıyor ve bazen yalnız ölüyor. Daha da trajik olan, yokluklarının ancak faturalar biriktiğinde, telefonları uzun süre kapalı kaldığında veya komşular bir terslik fark ettiğinde anlaşılıyor.
Bu nedenle yalnızlıkla mücadele yalnız insanların sosyalleştirilmesi meselesi değildir. Hepimizin çevremizdeki insanlara karşı yeniden küçük sorumluluklar üstlenmesi gerekir. Birkaç gündür sesi çıkmayanı aramak, yaşlı komşunun kapısını çalmak, tek başına yaşayan bir arkadaşla düzenli olarak haberleşmek. Bunlar basit nezaket davranışları değil, toplumsal bağın en temel güvenlik ağlarıdır.
İnsanların ne kadar sık iletişim kurduğuyla değil de biri sustuğunda bu sessizliği kaç kişinin fark ettiğinle ilgilendiğimizde ancak gerçek ilişkilerden bahsedebiliyoruz. Bir insanın hayatını kurtaracak şey büyük bir müdahale olmayabilir, bazen zamanında sorulmuş samimi bir soru da yeter.
“İki gündür sesin çıkmıyor, iyi misin?”
Ne uğruna bu zulmü yapıyorsunuz?
Amine Cansu Çelik, Üsküdar'ın Belediye Başkan yardımcısı, meclis üyesi. Üsküdar halkının tertemiz oylarıyla seçilmiş, görevini yapıyordu.
Babasının beynine pıhtı atmış hastanede, 4 yaşındaki evladı evde Amine'yi bekliyor, ancak Amine tutuklu, hapiste. Ne için? AKP Üsküdar Belediyesi'ne çöksün diye!
Hak etmediğiniz koltuklar için, gözü doymayan hırsınızla insanların hakkına giriyorsunuz, büyük veballer alıyorsunuz. Halk gerçek yüzünüzü görüyor, büyük bir ibret ile olan biteni izliyor.
Amine yalnızca bir arkadaşımız. Onlarca yol arkadaşımız, tertemiz insanlar ve aileleri, tüm bu eziyetlerin bedelini ödüyor.
Herkes emin olsun ki, bu iş böyle gitmeyecek.
Tarihte dönmeyen devran da, bitmeyen zulüm de yok.
Biz kazanacağız, halk kazanacak, vicdan kazanacak!
Yetenekli , çalışkan bir sanatçıyı daha kaybettik çok çok üzgünüm . Hayat bu işte #serhatmustafakılıç lenf kanseri tedavisi görüyormuş tüm sevenlerine ve ailesine başsağlığı diliyorum . Nurlarda uyusun 🤍
Serhat Kılıç müthiş oyunculuğu yanında oyle iyi bir sese sahipti ki albümlük.. Bir daha mı tövbe aşık olamam'ı mery jane versiyonundan da orijinalinden de iyi söyler hem de yasemin conkanin yanina gidip partneriyle söylerdi
Deniz Göktaş’ın iddianamesi çıktı.
Suçlamalardan biri de haşemalı kadınlara karşı nefret suçu.
Oysa Göktaş, 7 yıl önce çektiği kısa filmde, haşemalı bir kadına sözlü saldırıyı işliyor.
Üstelik bu film Kültür Bakanlığı desteğiyle çekilmiş.
Film, mahkemeye kanıt olarak sunulacak.
Oyuncu Serhat Kılıç’ın dün hakka yürüdüğünü öğrendik. Devri daim olsun.
Serhat Kılıç’ı kendi sesinden söylediği Kul Himmet baba erenimize ait “Gafil Gezme Şaşkın” deyişiyle anıyoruz.
Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Amine Cansu Çelik 2019 yılında AKP sıralarında siyasete girmiş bir genç arkadaşımız. Gözaltı sürecinde 8 Eylül’de yapılacak seçimlerde yine AKP’ye destek vereceğini açıklasaydı pek ala salınacağı hepimizin malumu. Evde bekleyen 3 yaşındaki evladına rağmen çizgisini bozmamış. Yetmemiş; o çıkamazsa başka bir yol arkadaşı onun yerine seçimde oy kullanabilsin diye meclis üyeliğinden istifasını vermiş. Bu yüzden tutuklama ile cezalandırılıyor. Sahip çıkacağız.
📍Kırklareli’nde yoğun ilgiyle karşılanan YENİ Parti lideri Özgür Özel’in yanına oturmak isteyen teyzeyle girdiği diyalog:
+ Yavrum televizyonda çıkıcaz mı yoksa?
- Çıkarız
+ Hangi Kanalda?
(🎥 ANKA)
Zihin berraklığı ve gönül pişmişliği açısından 600 milletvekilinin bu beyefendi gibi, bakanların ise daha üst versiyonlarının olduğu bir Türkiye düşünün.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.