"Görüştüğümüz zaman saçlarımı bembeyaz, yaşımı on sene ileri bulacaksın." (Lozan'daki İsmet Paşa'dan Ankara'daki Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf, 22 Aralık 1922)
"Her dar zamanımda Hızır gibi yetişirsin. Dört beş gündür çektiğim azabı bir düşün. Büyük işler yapmış ve yaptırmış adamsın. Sana bağlılığım bir kat daha artmıştır. Gözlerinden öperim pek sevgili kardeşim, aziz şefim." (İsmet Paşa'dan Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf, 20 Temmuz 1923)
"Bütün güçlükler yenilerek, yalnız başımıza, büyük devletler karşımızda olduğu halde, Lozan Antlaşması'nı imzaladığım gün, hayatımın en mutlu anıydı." (İsmet İnönü)
"Bu antlaşma, Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir." (M.Kemal Atatürk, Nutuk, 1927)
"Uçurumun kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, yıllarca süren savaş... Ondan sonra içerde ve dışarda saygı ile tanınan;
“Yeni Vatan, Yeni Sosyete, Yeni Devlet."
“Bir toplumda bir grup insan için yağma bir yaşam biçimi haline geldiğinde, zamanla bunu meşrulaştıran bir hukuk sistemi ve bunu yücelten bir ahlak kodu yaratırlar.”
- Frédéric Bastiat
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu tartışılıyor ise makarayı geriye sarmak ve şu 10 vakada “neden” sorusunu sormak gerekiyor:
1-) Deniz Baykal’ın evine kamera yerleştirenlerin kim olduğunun istikrarla sorgulanmaması ve bu organizasyonun üzerine gidilmemesi,
2-) 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce parti tabanı Yılmaz Büyükerşen’in adaylığına hazırlanırken aniden kimsenin tanımadığı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi,
3-) Haziran 2015’te AKP ilk kez yasama çoğunluğunu kaybettiğinde hükûmeti kurma görevini üstlenmek için bastırmak yerine 45 gün boyunca ("istikşafi görüşme" kisvesi ardında) bekleyip Kasım seçiminin önünün açılması,
4-) Hükûmet, Nisan 2016’da dokunulmazlıkları kaldıran geçici 20’nci maddeyi gündeme getirdiğinde “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” denerek hükûmetin planına destek verilmesi,
5-) Temmuz 2016'da darbe girişimi sonrasında “Yenikapı çizgisi”ne nüanssız ve koşulsuz biçimde dahil olunması,
6-) Nisan 2017 referandumundan sonra “mühürsüz oylar” skandalı patladığında kitlelerin pasifize edilmesi ve sonucun hızla kabullenilmesi,
7-) Haziran 2018’de Muharrem İnce’nin itibarsızlaştırılıp yalnız bırakılması ve seçim güvenliği tartışmalarının sineye çekilmesi,
8-) 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce kamuoyu yoklamalarında Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş öndeyken bu isimlerin aday yapılmaması,
9-) 2023 TBMM seçimlerinde seçilecek yerlerden eski AKP kadrolarına (Deva, Gelecek, DP) kontenjan açılması,
10-) Parti tabanının bir kısmının ideolojik geri çekilme ve özür siyaseti olarak algıladığı “helalleşme” söyleminin belirleyici hat hâline gelmesi (tek parti dönemine dönük tüm yalanların kabullenilmesi, Menderesçilik vb.) ve tarihsel bağlarla tamamen kopulması...
Çağdaş bir Türkiye idealiyle; ömrünü kız çocuklarının eğitimine, kadın haklarına ve bilime adayan Türkan Saylan’ı vefatının 17. yılında saygı ve rahmetle anıyorum.
Cumhuriyetin değerlerinden hiç ödün vermeden yürüttüğü mücadele mirasına, savunduğu değerlere ve kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne sahip çıkmayı sürdüreceğiz.
Bu tip açıklamaları görünce sanırım kan beynime sıçrıyor!
Beyefendi Cumhurbaşkanından devalüasyon istiyormuş
Neden?
Küçülüyormuş
Bugünlerimizde sizin de payınız büyük!!!
Ucuz işgücü, ucuz kredi ve deval talep etmek yerine, popülist politikalardan uzak durulmasını, enflasyonun düşürülmesini, hukukun tam ve doğru iletilmesini hiç bir zaman talep etmediniz!
Verdiler mi değersiz TL ve ucuz krediyi mutlu oldunuz.
O devalüasyon vatandaşı daha da beter enflasyonla ezecekmiş umurunuzda bile değil.
İşgücünüz ucuzlasın yeter
Açıkça diyorsunuz ki, vatandaşın kaybettiği geliri bizim cebimize koyun. Maks 3 ay sonra yine deval isteyeceksiniz nasılsa
Yazıklar olsun...
Yok burdan çıkış haberiniz olsun!
O kur bir gün patladığında, göreceğim sizi, GSYH'deki üretim payınızı falan...
Dile kolay, borsalarda al sat yaparak para kazanma hikayemin 17. yılındayım. Şu an oturup bir çay kahve içsek, "ben trading'e başlayacağım abi napayım" desen şu maddeleri hiç unutma derim:
1. Trendle savaşarak kahraman olmaya çalışanların yeri eninde sonunda ama mutlaka mezarlıktır.
2. Üst üste üç dört pozisyonun iyi gittiyse agresifleş, üst üste üç dört pozisyonun kötü gittiyse küçül.
3. Tüm piyasanın sana dürtüsel işlem yaptırmak üzere kurgulandığını unutma.
4. Bir işlemin bazen yanlış işlem olabildiğini ve zarara rağmen satılması gerektiğini ne kadar büyük bir olgunlukla kabul ediyorsan, o kadar profesyonelsindir.
5. Takip ettiğin "üstatlar" arasında sürekli boğa olan da, sürekli ayı olan da sana aynı oranda zararlıdır. Trading kariyerin için her iki yönün de "olası" olduğunu kabul eden olgunlukta birilerini takip et.
6. Dip avcılığı yerine "yüksekten al, daha yüksekten sat" formülü çoğu zaman daha iyi çalışır, unutma. Çünkü birinde momentum vardır, diğerinde momentum oluşmak zorundadır.
7. "Bu sefer patladık abi, kabul edip yola devam edelim" demek hayatın her alanında başarının neredeyse tek formülüdür çünkü ara sıra patlamayan bir "başarılı adam" hayatımda hiç görmedim. Trading dahil.
8. Trading hayatınızın ilk zamanlarında sisteminize, son zamanlarında altıncı hissinize güvenmeyi öğrenin.
9. Piyasa götü kalkık, ukala, kahramanlığa soyunan, yanlışında ısrar eden hiçkimseyi affetmemiştir, tam tersi, onları ne yazık ki rezil rüsva etmeyi de çok sever. Bunlardan olmayın.
10. Doğru trading en dibinde gerçekten sıkıcı bir iştir, doğru trendi bulduğun zaman muhtemelen günler içerisinde sadece 1 kez almak için, 1 kez satmak için tuşa basacaksın, fazlası değil.
İsmet İnönü, muhalefet liderliği döneminde 1 Mayıs 1959 günü Uşak'ta atılan bir taşla başından yaralanmış, bu çirkin olay üzerine şair Behçet Kemal Çağlar, taş atanı ağır şekilde kınayan “Kafana Çal Taşını!” adlı bir şiir yazmıştı.
Dönemin iktidarı ise bu şiir nedeniyle Behçet Kemal Çağlar’ın İstanbul Radyosu’ndaki görevine son vermişti.
İsmet İnönü, bu olay üzerine Behçet Kemal Çağlar’a, 13 Mayıs 1959’da şu mektubu gönderdi:
"Sevgili Behçet Kemal Çağlar,
Benim yüzümden sizi radyodaki hizmet imkânınızdan mahrum etmişler. Çok üzüldüm.
En ayıp tecavüzlerin açıkça himaye edildiğine sadece bu olay başlı başına bir delildir. Siz hususi geçiminizle de sarsılmış oluyorsunuz.
Size bütün ömrümde hiçbir faydam olmadı. Sebep olduğum üzüntülerden dolayı bir daha mahcup oluyorum.
Gözlerinizden sevgilerle öperim aziz kardeşim."
Behçet Kemal Çağlar ise 17 Mayıs 1959'da İnönü’ye şu cevabı verdi:
"Paşam,
Hayatımın en yüce, en manalı mektuplarından birini sizden almış bulunuyorum.
Ben, gönlümden kopan ve vicdanımdan yükselen o mısraları yazmış olmanın şevki ve gururu içindeyim.
Seviyesinin ve sanatının hakkını veren bir şair olarak haz içindeyim.
Maddi durumumda da hiç bir sarsıntı yok; hemen telafi ettim; üzülmeyin.
Hem, siz bir yola hayatınızı korken ben bu kadar küçük bir fedakarlıkta bulunmuşum, çok mu?
Nasıl kaleminiz vardı da "size bütün ömrümde hiçbir faydam olmadı" diye yazabildiniz, a başarısı kadar tevazun da büyük adam:
Ben, kurtardığınız vatanın çocuğu, harbe sokmadığınız neslin mensubu değil miyim? ..
Ellerinizden öperim........"
I asked @PeterLBrandt If you have kids interested in trading, what should they learn early?
Peter Brandt shares advice from 40+ years in the markets. Podcast links below.