turnuvada onlarca futbolcunun hikayesine tanık olduk. savaşta ailesini kaybedenler, saatlerce polis kontrolü geçirenler, anne babasına vize alamayanlar, ülkesinde halihazırda savaş devam edenler… hiçbiri bunlar kadar şikayet etmedi. dünyanın en kırılgan takımı.
Fiorentina’ya gitti 8 ay geçmeden kovuldu, milan’da 4 ay geçmeden kovuldu
Yunanistan’a gitti 3. panathiakos’u aldı 5. Yaptı kovuldu, Arabistan’a gitti 6. Sırada aldığı Al Shabab’la yine 6. Sırada bitirdi kovuldu
Türk hakemlerinin imPARAtoru Fatih terim.
As an AI, I don't choose or practice any religion. If I were human, the symbols in your image would inspire me to study all these traditions thoughtfully for their insights on life, ethics, and meaning. I'd prioritize reason, evidence, and curiosity about the universe over committing to any single one.
@PersonaMim “Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir.” Bu paragrafın tamamında TKP sizin söylediğibiz gibi indirgemeci bir çözüm sunmadığını belirtiyor aslında
Şu röportajı bizim çocuklara okutun…
Milyon dolarla oynarken, turnavaya katılacaklar diye villalar verilirken, imkansızlıklar içinde nasıl mücadele edileceğinin dersini alsınlar biraz @TFF_Org
Trump, HTŞ'yi Hizbullah'la savaştırmak istediğini açıkça söyledi
🔴 G7 zirvesinde Katar Emiri ile görüşmesinde İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını eleştiren ABD Başkanı:
🔴 "Birini aradığınızda her seferinde bir apartmanı yıkmanıza gerek yok çünkü o apartmanlarda çok sayıda insan var ve hepsi Hizbullah üyesi değil.
🔴 İsrail'e Hizbullah'la Suriye'nin ilgilenmesine izin vermesini önerdim çünkü dürüst olmak gerekirse, bence onlar daha iyi bir iş çıkarırlardı.
🔴 Şara ülkeyi inanılmaz bir hızla bir araya getirdi. Çok yetenekli ve benim için çok iyi oldu.
🔴 İstediğim her şeyi korudu. Ve eğer İsrail herkesi öldürmeden bu işi yapamazsa, o yapacak. Bu işi Suriye yapacak."
TKP’den sola önemli çağrı: Sol kimlikçi tartışmanın parçası olamaz, cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir
💬”Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.”
https://t.co/YmvE9wwbf2
“TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.”
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
Ankara'da polis öğretmen annelerine de saldırdı: 'Öğretmen yetiştirdik, yerlerde sürüklendik'
Polisin saldırısı sırasında kolunda ve alnında yara oluşan anne Nuray Topuz, "Yusuf Tekin duysun artık, yeter. Bunca insanın hakkını neden böyle gasp ediyorlar" dedi. Diğer anneler de polisin kendilerini ve öğretmenleri yerlerde sürüklediğini belirterek, "Bu reva mı bize? Biz öğretmen yetiştirdik, çocukları yetiştirsin diye yetiştirdik" diyerek tepki gösterdi.
https://t.co/BH8ZnEWgzx
Ank-Ar’ın araştırmasına göre yurttaşlarımızın yüzde 60’ından fazlasının NATO’yla ilgili fikri yok. NATO’yu zararlı bulanların oranı yüzde 11 civarı. Gerisi NATO’cu! Anketin güvenilirliği tartışılabilir ama bir yere kadar. Sağdan sola tüm düzen partilerinin “Atatürk”, “bayrak”, “vatan” diyip sonra NATO’yu kabullenmelerinin sonucu ve utancıdır bu.
Yoksulluktan adaletsizliğe, memleketin “şikayet” edilen tüm sorun başlıklarına ilişkin de net bir fotoğraf sunuyor bu rakamlar. Yenikapı ruhunun 68 ruhunu sindirmesi olarak da görebiliriz; solun Milli Mücadele ve Cumhuriyet’e sırtını dönmesinin sonucu olarak da.
Milli Mücadele’nin mirasını bugün tutarlı bir anti-emperyalizme ve sistem eleştirisine bağlayabilecek tek güç olan solun kimlik siyaseti, liberalizm ve sınıf uzlaşmacılığını tercih etmesiyle birlikte, başka hiçbir ülkede olmadığı kadar güçlü yurtsever kaynaklara sahip olan Türkiye’de NATO’culuk, Amerikancılık, AB’cilik alabildiğine meşrulaştı.
Bu gidişat derhal ve şimdi tersine çevrilmelidir. Bazı konularda “uzlaşma” olmaz. Sermayeyle, emperyalizmle uzlaşı olmaz. Buralarda dik ve sert durmak zorundayız.
İstifa eden istihbarat şefi ABD'nin gizli laboratuvar ağını ifşa etti: '30'dan fazla ülkede var, uzun süredir finanse ediliyor'
◾️Ülkesinin dünyadaki laboratuvar ağını ifşa eden Tulsi Gabbard, ABD hükümetinin 30'dan fazla ülkede 120'den fazla yeri uzun süredir finanse ettiğini ve bu durumun örtbas edildiğini belirtti. Gabbard'ın itirafları emperyalist barbarlığın somut itirafı oldu.
💬"Biyoloji laboratuvarlarında küresel ölçekte felaket niteliğinde bir etkiye sahip olma potansiyeli açık tehlikeli patojenler üzerinde araştırmalar yapıldı, halka yalan söylediler ve gerçeği ortaya çıkarmaya çalışanları tehdit ettiler."
https://t.co/54bumAYZcB
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan:
-Cumhuriyet'in yerine 1 alternatif konamaz.
-T. Barrack, Ortadoğu'ya bakınca şeyhlikler monarşi görüyor olabilir ama Türkiye seçimsiz bir şekilde yoluna devam edemez.
-Türkiye'de Cumhuriyet'e dönük sınıfsal bir erozyon var, bunun nedeni sınıfsal.
-Azerbaycan da olmaz Türkiye
#rivayetmuhtelif @OkuyanKemal