Öğretim programlarını hazırlayanların bir yıl ilgili okul düzeyinde ders vermeleri zorunlu hâle getirilmeli. Aslında programlar ülke genelinde uygulamadan önce, programcılar en az iki sınıfta bir yıl derse girmeli. Ahkâm kesmek kolay, maharetlerini onların derslerinde görmeliyiz.
Almayı Biliyorsunuz, Vermeyi de Gösterin
TÜİK’e göre aylık enflasyon %4,18 olarak gerçekleşirken, ENAG %5,07 oranını açıklamıştır.
Yılın ilk dört ayında gerçekleşen %14,64’lük enflasyon, memur ve emeklilere Ocak ayında verilen %11’lik maaş artışını şimdiden eritmiş; kamu çalışanları ve emekliler alacaklı duruma geçmiştir.
Enflasyon farkı bir kazanım değil, kaybın telafisidir. Bu nedenle, çalışanların alım gücünün korunması için refah payı talebimizi yineliyor; enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılmasını da talep ediyoruz.
Ülkemizde yoksulluk sınırının 112 bin TL’yi aştığı bir ortamda, bu sınırın altında gelir elde eden kamu çalışanları ve emeklilerin hayatlarını idame ettirmesi mümkün değildir.
Almadaki marifetinizi biliyoruz; vermedeki marifetinizi de görmek istiyoruz Sayın Mehmet Şimşek.
@memetsimsek@tcbestepe@RTErdogan
MEB, seminer çalışmalarının hangi tarihte yapılacağını açıklamalı ve mevzuat değişikliği ile seminer sonrası için idari izin uygulamasına son vermelidir.
Bilindiği üzere ikinci dönem 26 Haziran Cuma günü sona erecektir. Öğretmenler ise derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yapacaklardır. Bu çalışmaya karşılık, Ek Dersle İlgili Esaslara göre iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenmektedir.
Bu bağlamda dersler 26 Haziran Cuma günü kesileceğinden öğretmenler 1 Temmuz’a kadar mesleki çalışma yapacaklardır.
Fakat takvime baktığımızda 27-28 Haziran hafta tatiline denk gelmektedir (önceki yıllarda Bakanlık, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun’a aykırı olarak hafta tatilinde seminer çalışması planlaması yapmış; ancak sendikalarca eylem kararı alınmıştır). 29-30 Haziran ise pazartesi ve salı günlerine denk gelmektedir. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki çalışma için gerekli olan en az bir hafta, 2025-2026 eğitim öğretim yılı çalışma takviminde planlanmamıştır.
Bu nedenle derslerin kesim tarihinin bir hafta önceye, yani 19 Haziran Cuma gününe alınması, 22-26 Haziran tarihlerinde mesleki çalışma yapılması, akabinde 29-30 Haziran tarihlerinde de öğretmenlerin idari izinli sayılması gerekmektedir.
Aslında sürekli olarak yaşanan bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak bir yönetmelik değişikliği ile çözülebilir; yönetmelikle getirilen seminer zamanları ile ek ders esasları arasındaki çelişki giderilmelidir.
Şöyle ki:
Seminer, yani mesleki çalışmalar, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 43. maddesinde aşağıdaki şekilde yer almaktadır:
“Madde 43 - İlköğretim okullarının yaz tatili, sınavların bitimi tarihinden yeni öğretim yılının başına kadar sürer.
a) Öğretmenler, yaz tatili içinde aralıksız iki ay izinlidirler.
Ancak bu iki aylık izin sürelerine dokunulmadan, kalan tatil zamanlarında yönetmelikte saptanacak meslekle ilgili çalışmalara katılmakla yükümlüdürler.
b) Tek öğretmenli okullarda görevli öğretmenlerin yaz tatili izinleri, bölge ilköğretim müfettişleri ile ilçe eğitim müdürü tarafından, okul ve kurumların korunması da göz önünde tutularak ayarlanır.
c) Okul müdürleri ile müdür yardımcıları, tatil aylarında okul işlerini ayarlamak ve düzenlemek şartıyla sıra ile izinlerini kullanırlar.”
YÖNETMELİKLER; DERSLERİN KESİM TARİHİNDEN TEMMUZ AYININ İLK İŞ GÜNÜNE, EYLÜL AYININ İLK İŞ GÜNÜNDEN DERSLERİN BAŞLANGIÇ TARİHİNE KADAR GEÇEN SÜRELERDE MESLEKİ ÇALIŞMA ÖNGÖRMEKTEDİR
26.07.2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmenlerin mesleki çalışmaları” başlıklı 38. maddesi:
“Madde 38 - (1) Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenlerin genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon alanlarında bilgi ve görgülerini artırmak, yeni beceriler kazandırmak, eğitim ve öğretimde karşılaşılan problemlere çözüm yolları bulmak, öğrencinin ve çevrenin ihtiyaçlarına göre plan ve programları hazırlamak ve uygulamak amacıyla derslerin kesiminden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıcına kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yapılır.”
07.09.2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmenlerin mesleki çalışmaları” başlıklı 87. maddesi:
“Madde 87 - (1) Ortaöğretim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenler, derslerin kesimi tarihinden temmuz ayının ilk iş gününe, eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıç tarihine kadar geçen sürelerde mesleki çalışma yaparlar. Mesleki çalışma programı, okul müdürlüğünce yönetici ve öğretmenlere bir hafta önceden duyurulur.”
Yukarıda yer verilen mevzuata göre öğretmenler; temmuz ayının ilk iş gününe kadar ve eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıcına kadar mesleki çalışma yapmak zorundadırlar.
EK DERSLE İLGİLİ ESASLAR; İKİ HAFTA MESLEKİ ÇALIŞMA VE 15 SAAT EK DERS ÜCRETİ ÖNGÖRMEKTEDİR
Bu görevlerine karşılık; 1/12/2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan ve 16/12/2006 tarihli, 26378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararın 6. maddesinin 3. fıkrasına göre öğretmenlere, iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenmektedir.
YÖNETMELİKLER İLE EK DERS ESASLARI ÇELİŞMEKTEDİR
Fakat yukarıdaki yönetmelik hükümleri ile Ek Dersle İlgili Esaslar birbiri ile çelişmektedir. Yönetmelikler “derslerin kesiminden temmuz ayının ilk iş gününe kadar” hükmünü içerirken, Ek Ders Esasları “iki haftayı geçmemek üzere” sınırı getirmektedir.
Geçtiğimiz yıllarda takvim farklılıkları nedeniyle seminer dönemleri bazı yıllarda iki haftadan az, bazı yıllarda ise iki haftadan fazla süreye denk gelmiştir. Bu nedenle Bakanlık, ya öğretmenleri idari izinli sayarak ya da hafta sonlarına seminer koyarak sorunu çözme yoluna gitmiştir.
MEB, MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ İLE SEMİNER SONRASI İÇİN İDARİ İZİN İŞLEMİNE SON VERMELİDİR
Mesleki çalışmalardaki tarih sorunlarını ve mevzuat çelişkisini ortadan kaldırmak için aşağıdaki şekilde düzenleme yapılması gerekmektedir:
“Yönetici ve öğretmenler; genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon alanlarında bilgi ve görgülerini artırmak, yeni beceriler kazandırmak, eğitim-öğretimde karşılaşılan problemlere çözüm yolları bulmak, öğrencinin ve çevrenin ihtiyaçlarına göre plan ve programları hazırlamak ve uygulamak amacıyla derslerin başlangıcından önceki iki hafta süresince ve derslerin kesiminden sonraki iki hafta süresince meslekle ilgili çalışma yaparlar. Bu süreye denk gelen resmî tatiller ve idari izinler çalışma süresine dahildir. Bu çalışmalarına, fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.”
Öncelikle şu husus açıkça ortaya konulmalıdır:
Sendikaların iş bırakma dâhil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemler, Anayasa ile güvence altına alınmış demokratik haklardır. Bu hak; herhangi bir siyasi makamın takdirine, yorumuna ya da “uygunluk” değerlendirmesine bağlı değildir.
Sayın Bülent Turan’ın öğretmenlerin iş bırakma eylemine ilişkin açıklamaları, meselenin özünü göz ardı eden bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Zira tartışılması gereken; eylemin kendisi değil, bu eylemi zorunlu kılan vahim tablodur.
Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar, okulların yalnızca birer eğitim yuvası olmaktan çıkarak ciddi bir güvenlik sorununun odağı haline geldiğini açıkça göstermiştir. Böyle bir ortamda öğretmenin susması, sendikanın geri çekilmesi bekleniyorsa; bu beklenti gerçeklikten uzaktır.
Şu açıkça bilinmelidir:
Sendikalar, siyaset kurumundan “izin alarak” değil, sorumluluk bilinciyle hareket eder. Öğretmenin can güvenliği tehdit altındayken, öğrencinin hayatı risk altındayken; “zamanlama uygun mu?” tartışması yapmak, meselenin ciddiyetini kavrayamamaktır.
Eylem bir tercih değil, zorunluluğun sonucudur.
Bu zorunluluğu doğuran ise ihmaller, eksiklikler ve çözüme kavuşturulamayan sorunlardır.
Nitekim bu ülkede farklı görüşlere sahip sendikaların, hatta iktidara yakın sarı sendikaların dahi benzer kaygılarla ses yükseltmek zorunda kalması, ortada inkâr edilemez bir sorun bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Sendikaların görevi; sorunları görmezden gelmek değil, gerektiğinde en güçlü şekilde gündeme taşımaktır. Bu tutum, toplumsal güvenlik ve kamusal sorumluluk adına yapılmış açık bir uyarıdır.
Herkes kendi sorumluluğunu yerine getirmelidir:
▪️Siyaset çözüm üretmeli,
▪️İdare gerekli tedbirleri almalı,
▪️Sendikalar ise üyelerinin haklarını ve hayatını savunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki;
Öğretmenin can güvenliğini savunmak, öğrencinin yaşam hakkını korumak amacıyla ortaya konulan her meşru eylem, toplumsal sorumluluğun bir gereğidir.
AYLA KARA, AYLA KARA, AYLA KARA ...😢
Öğrencilerini korumak için kendisini siper matematik öğretmeni Ayla Kara’nın, 2’si kafasına, 3’ü sırtına ve 1’i sağ bacağına isabet eden toplam 6 kurşunla yaşamını yitirdiği öğrenildi.
Kendini kurşunlara siper etmeseydi, belkide bugün 5 çocuğumuz daha aramızda olmayacaktı. Bu kadar büyük bir fedakarlığı kaç kişi yapar ?
"Öğretmen demek, anne-baba demektir." sözünün tam karşılığıydı AYLA KARA öğretmen.
Bir öğretmen evlatları için daha fazla ne yapabilirdi ki; Mekanın cennet, makamın şehitlik olsun hocam 🤲
#AylaKara #AylaÖğretmen
Bu olaylar gelmeden önce kaç öğretmenin gözyaşları ile sınıftan çıktığını, çaresiz bırakıldığını, öğrenci veli baskısını kaldıramadığı için okul değiştirdiğini, emekli olduğunu veya meslekten soğuduğunu biliyor musunuz?
Ankara Kolej Kavşağı’nda 6 saattir polis barikatlarıyla durduruluyoruz. Talebimiz; okullarda öğretmenlerimize ve öğrencilerimize yönelen toplu katliamlara karşı, şehit edilen öğretmen ve öğrencilerimizin acısını paylaşmak ve tepkimizi ortaya koymaktır.
Okulların önüne güvenlik koyamayan devlet, bugün öğretmenlerin önüne barikat kuruyor. Keşke bu barikatı katillerin önüne koyabilseydiniz.
saldırının oldugu sınıftaki ögretmen saldırganla ögrencileri arasına atmıs kendisini canını hice sayarak ve vefat haberi gelmis ögretmenin. üzerinde o kadar mühimmat olmasına ragmen o cocukları kendi canından öne koymus. o minicik beyinleriniz ögretmenleri asagılamaz artık umarım
İnsan olan herkes gibi yüreğim sızlıyor...
İsyan ediyorum...
Bu işleri yapan tiplerin geneline bir bakın; şayet sınıfta kalma, şişirilmemiş notlar, süreçten çıkarılma gibi eskiden var olan normal uygulamalar olsaydı hiçbiri okullarda olmazdı.
Katkısı olan herkesin ABV.
Ah ah öğretmenlerim! Siz ne güzel bir insanlarmışsınız. Canlarını hiçe sayarak öğrencilerine siper oldular . Öğretmenlere dil uzatananın dili kopsun .#ögretmen
"Öğretmenliği sadece 'tatil' ve 'ders saati' üzerinden eleştirenlere en ağır cevabı; tehlike anında kendi canını bir kenara koyup, öğrencilerine siper olan o koca yürekler veriyor. Bir çocuk yaşasın diye dünyayı karşısına alan öğretmen, sadece bilgi değil, hayat verir. #Öğretmen
Ama benim çocuğuma bişi demeyin
Ama benim çocğum yapmaz hocam
Ama benim çocuğum yalan söylemez
Ama benim çocuğum bu zamana kadar kimseye
zarar vermedi hocam
Ama benim cocuğumun psikolojisi bozuluyor hocam
Ama öğretmen kızmasın
Ama öğretmen sesini yükseltmesin
Ama öğretmen disiplin uygulamasın...
Ama ... diye diye diye bugün insanlar öldü...