Az önce "ulan içerde kaç tane kürtsünüz dışardaki 20 plazanın 18 i kürt iş adamlarının neyiniz eşit değil götverenler sizin derdiniz egemenliği ele geçirmek onu yarrağımı alırsınız bu ülke türklerindir" gibi bir cümle kurdu eleman
Türk milleti mondoros ateşkesinin imzasından sonra 5, sevr anlaşmasını imzasından sonra da 3 yıl içinde o anlaşmaları yırtıp atarak geçersiz kıldı ve yerine çağdaş bir Cumhuriyet kurdu. Belki yine 3 belki 5 yıl belki de 30-50 yıl sürecek ama bu anlaşmayı yine yırtıp atacağız
MECLİS | 23:00
— Çerçeve Yasa teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
— Oylamanın ardından AK Partili milletvekilleri kararı alkışlarla kutlarken, DEM Partili vekiller ise zılgıt çekti.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum.
2023 seçimleri öncesinde yaklaşık 100 siyaset bilimci, kamuoyuna açık bir mektupla Altılı Masa'nın sorunlu yönlerini ve Kılıçdaroğlu'nun adaylığının risklerini anlatmıştık. O dönem fanatizm seviyesinde Kılıçdaroğlu övgüleri yapan @KadriGursel ise bizi hedef göstermiş, Kılıçdaroğlu'nun kaybettiği kurultaya kadar da bu çizgiyi sürdürmüştü. Kimin analizlerinin haklı çıktığı bugün kamuoyunun malumu. Bizler o gün söylediklerimizin arkasındayız. https://t.co/Mlh2OCHD3P
Şimdi aynı yöntemi İmralı sürecinde de görüyoruz. Sürecin neden toplumsal barış ve demokrasi üretmeyeceğini birçok siyaset bilimci, gazeteci, hukukçu ve aydın aylardır somut örneklerle anlatıyor. Bu eleştirilere cevap veremeyen küçük bir çevre ise argüman üretmek yerine eleştireni yaftalıyor, kişiselleştiriyor ve susturmaya çalışıyor.
Ortak yöntem hep aynı: Önce yanlış (ve iktidarın işine gelen) bir siyasi tez büyük bir özgüvenle pazarlanıyor. Sonra eleştirenler sağcı, apolitik, barış karşıtı ya da başka bir etiketle itibarsızlaştırılıyor. Tez çökünce özeleştiri yapılmıyor; yeni bir tartışmada aynı yöntem yeniden devreye sokuluyor.
Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karşı çıkmak kimseyi sağcı yapmadığı gibi, İmralı sürecinin sorunlarını anlatmak da kimseyi barış karşıtı yapmaz. Demokratik siyaset, farklı görüşlerin açıkça tartışılabilmesini gerektirir.
Uzun süredir yürüttükleri kampanyayla rıza üretemeyen bazı çevrelerin, siyasi alanın daralmasını fırsata çevirip karşıt görüşleri susturmaya yönelmesi ise asıl kaygı verici olan. Yanlış analizlerin hesabını vermek yerine eleştireni susturmaya çalışmak geçmişte işe yaramadı; bugün de yaramayacak.
Barış, kardeşlik, demokrasi, hepsi yalan. Sanki AKP 20+ yıldır insani değerlerin en güçlü bekçisi de şimdi bunlara inanacak kadar salakça davranabiliyorsunuz. Reco'nun yeniden aday olabilmesi için yeni bir anayasa ihtiyacı var, DEM de zaten dünden razı olduğu için alabileceği tavizler karşılığında yeni anayasa sürecine destek verecek. Sizin bu süreci mümkün olduğu kadar baltalamanız ve yeni anayasa sürecini imkansız kılmanız gerekiyorken, heriflerle aynı masaya oturma gafletine düştünüz. Sonra niye Eko içeride, çünkü siz karşı tarafı zor durumda bırakmak ve hırpalamak için en ufak efor göstermiyorsunuz. Kafanızdaki siyaset anlayışı tamamen yanlış. Beceremiyorsanız siyaset işini bırakın lütfen, boşluğu dolduracak başkaları çıkacaktır elbette.
Kimse mücadelesinin boşa gittiğini düşünmesin ve kavgaya devam etsin.
Mücadele başarısız olsaydı bugün onlarca vekil Hayır oyu vereceğini açıklamaz, Genel Başkan da karar konusunda grubu serbest bırakmazdı.
Demek ki yurttaş isteyince -kısmen de olsa- bit şeyler değişebiliyor.
Meclis’e yürümek isteyen gaziler, polis ablukasına alındı:
• Aldıkları uzuvlarımızı geri versinler diye oraya gidiyorduk. Hem hayatlarımızı çaldılar, hem de bizi evladımız yaşındaki Türk polisleriyle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar.
• 20 yaşında bu insanların gözleri kör oldu, ayakları yok oldu, bütün hayatları bitti.
• 600 milletvekili var Meclis’te. Şerefsiz Apo p*çi için 360 milletvekili imza attı.
• Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bu kahraman vatan evlatlarının haklarını konuşurken, yasalaştırırken bile 360 milletvekili imza atmadı.
• Yazıklar olsun size.
seni anayasa mahkemesi tahliye kararın olmasına rağmen, milletvekili seçilmiş olmama rağmen hapislerde süründürüyorlar. durum böyle değilmiş gibi hala bu iktidardan demokratik ve hukuki kararlar bekliyorsunuz, inanılmaz.
*“ŞİDDETİN GÖLGESİNİ, MEMLEKETİN ve KÜRT YURTTAŞLARIMIZIN DEMOKRATİK TALEPLERİ ÜZERİNDEN KALDIRMAK” İÇİN HATIRLATMA ve TAVRIMDIR!*
Şubat 2025’te “silahların bırakılması” çağrısından hemen sonra *ülkemizde; Anayasanın, yasaların, başta TBMM olmak üzere kurumların, kuralların askıda olduğunu dikkat merkezimizden kaçırmadan* ama *Kürt Sorunu’nda “silahlara veda çağrısı”nın başlatacağı yeni bir siyaset ortamını heba etmeden sürecin ülkemiz ve bölgemiz için önemli* sonuçları olacağını açıkladım.
Bugün de ülkemizde demokratik siyaset ortamının bir yıl öncesine göre daha olumsuz olduğunun altını çizerek *“şiddetsiz siyaset”* adımları önemlidir.
4 Mart 2025 tarihli açıklamamı tekrar paylaşıyorum.
“Şiddetsiz bir siyaset ortamı oluşturmak için” her yurttaşın, her kurumun önemsemesi gereken çok güçlü bir çağrı yapıldı.
Bir an için Anayasa’nın askıda olduğunu unutalım.
Bir an için hukukun en dipte, keyfiliğin dorukta olduğunu unutalım.
Bir an için her türlü demokratik talep gibi Kürt yurttaşlarımızın demokratik taleplerinin demokratik bir ortam olmadan serpilip gelişemeyeceğini, atılan adımların güvenceye kavuşamayacağını, kalıcı olamayacağını da unutalım.
Şimdi, Kürt Sorununun silahların gölgesi olmadan, şiddetsiz bir ortamda konuşulabilmesi için, “önce barış” diyen, “şiddetsiz bir siyaset ortamı” için yapılan çağrıya dikkat kesilelim. Yakılmaya çalışılan barış ateşinin, her yönden esen sert siyaset fırtınalarıyla sönmemesi için çevresini kuşatalım. Toplumsallaşması için sahip çıkalım.
Kürt Sorunu üzerinden şiddetin gölgesinin kaldırılması çabaları yeni toplumsal ve siyasal mutabakatlar için bir fırsat olabilir. Bu çabanın karşılığı verilmelidir. Barışçı bir ortamda bütün görüşlerin özgürce kendini ifade edebilmesi, derinlemesine konuşulup tartışılması “fiili durumlar”a, siyasetin hoşgörüsüne bırakılamaz. Önceki yılların “fiili durumlar”ının sonuçlarını yaşamaktayız. Şiddetin siyasetten dışlanması adımları siyasetten gelen demokratik adımlarla karşılık bulmalıdır.
Sorunun çözümü geniş bir toplumsal mutabakat gerektiriyor. Toplumsal ve siyasal desteği genişletmenin ilk adımı Meclis’i çözüm odağı olarak işlevli kılıp süreci şeffaflaştırmaktır. Acilen, önceki yıllarda yasal güvencelere bağlanmadan atılmış adımların ceremesini yaşayanları özgürleştirmek, Kürt yurttaşlarımızın seçme iradesini yok eden kayyumluk vesayetine son vermektir.
Her ileri adım önemlidir. Dikkate alınmayı hak eder.
Ve şimdi başta “unutalım” dediklerimizin hepsini yeniden hatırlayalım.
Cumhuriyetimizi demokratikleştirmek için; hukukun, yasaların, kurallı, kurumlu bir işleyişin kazanılması için, Kürt yurttaşlarımızın demokratik talepleri için, eşit ve özgür bir Türkiye için yürüyüşümüze devam edelim.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47