Sayın Akın Gürlek
Uğur Mumcu cinayeti dosyasını yeniden ele almanız üzerine geçtiğimiz günlerde kısa bir yazı kaleme almış görüşlerimi belirtmiştim.
Ülkemizi derinden sarsan kilometre taşı sayılabilecek faili meçhul cinayetleri ve olayları yeniden ele almanız çok değerli ve bir vatandaş olarak bu mücadelede canımla kanımla herşeyimle destek vereceğim.
Fakat son zamanlarda devletimizin içinden bir grubun Fenerbahçe’yi bu sezon şampiyon yapacaklar dedikoduları kulağımıza geliyor ve bu grubun içinde sizin de adınız geçiriliyor.
Biz buna ihtimal vermiyoruz, vermek de istemiyoruz.
Uğur Mumcu ile başlayan faili meçhul cinayetleri ve olayları yeniden ele almak için ÇIKTIĞINIZ BU BÜYÜK MÜCADELEDE bu tarz küçük olaylarla ADINIZIN kullanılmasına fırsat vermeyeceğinize inanıyoruz.
GÜNDEME DAİR
“Devletimizin içinde bir grubun Fenerbahçe’yi şampiyon yapacağı” şeklindeki dedikoduya vakıf olduğunu iddia edenler, bu iddialarıyla aslında son dört yıldır üst üste kazanılan şampiyonlukların kendilerine hediye edildiğini kabul etmiş ve bunu kamuoyuna duyurmuş olmuyorlar mı?
Her sezon her türlü usulsüzlüğe imza atıp, her türlü skandala karıştıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam eden ve üstüne bir de “iyilik” taslayanların tutumu, günümüz Galatasaraylılığının klasik bir özetidir.
On iki yıldır şampiyon yapılmayan Fenerbahçemiz hakkında, her sezon olduğu gibi bu sezon da daha lig başlamadan oluşturulmaya çalışılan bu ucuz algı operasyonlarına, kumpaslara, yalan ve dolana karnımız tok; sabrımız da tükenmiştir.
Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu ne bir makam verir, ne bir grup belirler, ne de birilerinin lütfuna ihtiyacı vardır.
Fenerbahçe varsa umut vardır.
Fenerbahçe varsa mücadele vardır.
Fenerbahçe varsa hesap sorulacaksa da sahada sorulur.
Birlik ve beraberlik içinde başladığımız bu sezonda fitne ve nifak tohumlarına geçit vermeyeceğiz. Tek yürek olup, sahada da tribünlerde de hep birlikte hedefe yürüyüşümüze kararlılıkla devam edeceğiz.
@TurksatAsistan@BTKKurumsal Saat 00:40 Bu maçta 3 gol oldu ve 3’ünü de göremedik. Yazık sizin vereceğiniz hizmete. @atalayha Ahmet bey Antalya’nın merkezi burası ve 1 aydır çözülemeyen bir İnternet arızası. Üstelik sizinkiler tam ücret almaya da devam ediyorlar gerekçe ize “Arıza yok” Buyrun iyi seyirler
10 Mayıs tarihinden bu yana Antalya’nın merkezinde doğru düzgün internet kullanamıyoruz. Kaç kez servis geldi, modem değişimi bile sağlandı fakat hala sorun çözülmedi. Sürekli kopmalar devam ediyor. Üstelik fatura ücretine itirazım da reddedildi. Rezaletsiniz @TurksatAsistan
@TurksatAsistan Saat 00:30 ve her gün istisnasız bu şekilde. 1 aydır çözemediniz arızayı. Ve üstelik tam ücret almaya devam ediyorsunuz. Faturayı tam ücret ödemek istemiyorum diye talep açıyorum “Arıza yok” diyerek reddediyorsunuz.
Alın modeminizi de kablonuzu da sökün götürün. @BTKKurumsal
@TurksatAsistan Antalya’nın merkezinde 1 aydır bir internet problemini çözemediniz. Üstelik düzgün hizmet veremediğiniz halde tam ücret almaya da devam ediyorsunuz. Sadece bu akşam 3 saat içerisinde 8-10 kez internet kesildi.
Bravo size cidden bravo 👏🏻👏🏻👏🏻
@TurksatAsistan 90 dk’lık maçın 15 dk’sı donarak geçiyor zaten hizmet kaliteniz sayesinde. Süpersiniz 👏🏻👏🏻👏🏻 @BTKgovtr Türksat Kablo 1 aydır arızamı çözememiştir ve bedelsiz cayma hakkı vermemektedir. Üstelik düzgün hizmet veremediği ay için de tam ücret almıştır. şikayetçiyim. Bilgilerinize
Değerli futbolseverler,
ve bu kez özellikle Fenerbahçeliler…
Bazılarının “Hamit Altıntop’un Fenerbahçe hakkında konuşması ne alaka?” diyeceğini biliyorum. Ancak Fenerbahçeli yöneticiler, abilerim ve kardeşlerim beni uzun yıllardır tanıyor. Bugüne kadar hep objektif, samimi ve Türk futbolunun genel menfaatini önceleyen bir çizgide durmaya özen gösterdim.
Benim rengim, ülkemin renkleridir.🇹🇷
Çünkü Fenerbahçe doğru yönetildiğinde sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu da kazanır. Bu durum Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer büyük camialarımız için de geçerlidir.
Galatasaray son dört yılın şampiyonu. Bu başarıyı küçümsemek doğru değil. Özellikle Okan Buruk önderliğinde gösterdikleri istikrar, kadro planlaması ve saha içi yönetim takdir edilecek işler. Fakat bu başarı, her şeyin mükemmel yapıldığı anlamına da gelmiyor. Ben de dahil birçok kişi, bu dönemde diğer büyük takımlarımızın kendi iç sorunlarının da yarışa etki ettiğini düşünüyor.
Gelelim Fenerbahçe’ye…
Ali Koç döneminde Fenerbahçe’nin belli bir noktada doğru bir yola girdiğini gördüm. Finansal yapıyı düzeltme çabası, takım iskeleti oluşturma niyeti ve genç oyunculara şans verilmesi önemli adımlardı. Tam bu yapı meyvelerini verecekken yine klasik “yap-boz” döngüsüne girildi.
O dönemde camianın gücüyle Arda, Ferdi, İsmail ve birçok yetenek ortaya çıktı. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu yapı daha istikrarlı, daha sabırlı ve daha doğru yönetilseydi neler başarabilirdik?
Tabii eksikleri de görmek lazım. Samet, Cengiz, Çağlar ve bazı diğer oyuncular bu süreçte kan kaybetti. Burada mesele sadece sistem değil; hem sistemin gücü hem de oyuncuların bireysel sorumluluğu, mental dayanıklılığı ve doğru zamanda doğru rolü alabilmesidir.
Özetle şunu söylemek istiyorum:
Takımlar aynı ligde yarışıyor gibi görünse de aslında herkes en çok kendi şartlarıyla, kendi hatalarıyla ve kendi kararlarıyla yarışır.
Sporculuk kariyerimde ve sonrasında öğrendiğim en önemli derslerden biri şudur:
Şampiyonlar bahane üretmez.
Engelleri nasıl aşacağını planlar ve bunun için mücadele eder.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Maalesef bugün Türk futbolunda bu anlayıştan uzaklaştığımızı üzülerek görüyorum.
Medya çalışmaları, dışarıdan destek ve istişare elbette değerlidir. Ancak her seferinde çaresizlik duygusuyla dışarıdan gelen herkesi “kurtarıcı” gibi göstermenin, bu ülkenin kendi yetiştirdiği değerlere haksızlık olduğunu düşünüyorum.
Maldini gibi değerli bir ismin tecrübesine elbette saygı duyuyorum. Fakat onu uzaktan bile “tek çözüm” gibi konumlandırmak; Oğuzlara, Rüştülere, Bülentlere, Tümerlere ve bu toprakların futbol birikimine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Biz de yabancı teknik direktör getirdik, bunu da yaşadık. Teknik direktör önemli bir parçadır ama asıl mesele kişileri kurtarıcı ilan etmek değil,doğru sistemi, doğru istikrarı, doğru kültürü ve doğru aklı kurabilmektir.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.@Fenerbahce #Türkfutbolu #Türkiye
Değerli futbolseverler,
ve bu kez özellikle Fenerbahçeliler…
Bazılarının “Hamit Altıntop’un Fenerbahçe hakkında konuşması ne alaka?” diyeceğini biliyorum. Ancak Fenerbahçeli yöneticiler, abilerim ve kardeşlerim beni uzun yıllardır tanıyor. Bugüne kadar hep objektif, samimi ve Türk futbolunun genel menfaatini önceleyen bir çizgide durmaya özen gösterdim.
Benim rengim, ülkemin renkleridir.🇹🇷
Çünkü Fenerbahçe doğru yönetildiğinde sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu da kazanır. Bu durum Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer büyük camialarımız için de geçerlidir.
Galatasaray son dört yılın şampiyonu. Bu başarıyı küçümsemek doğru değil. Özellikle Okan Buruk önderliğinde gösterdikleri istikrar, kadro planlaması ve saha içi yönetim takdir edilecek işler. Fakat bu başarı, her şeyin mükemmel yapıldığı anlamına da gelmiyor. Ben de dahil birçok kişi, bu dönemde diğer büyük takımlarımızın kendi iç sorunlarının da yarışa etki ettiğini düşünüyor.
Gelelim Fenerbahçe’ye…
Ali Koç döneminde Fenerbahçe’nin belli bir noktada doğru bir yola girdiğini gördüm. Finansal yapıyı düzeltme çabası, takım iskeleti oluşturma niyeti ve genç oyunculara şans verilmesi önemli adımlardı. Tam bu yapı meyvelerini verecekken yine klasik “yap-boz” döngüsüne girildi.
O dönemde camianın gücüyle Arda, Ferdi, İsmail ve birçok yetenek ortaya çıktı. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu yapı daha istikrarlı, daha sabırlı ve daha doğru yönetilseydi neler başarabilirdik?
Tabii eksikleri de görmek lazım. Samet, Cengiz, Çağlar ve bazı diğer oyuncular bu süreçte kan kaybetti. Burada mesele sadece sistem değil; hem sistemin gücü hem de oyuncuların bireysel sorumluluğu, mental dayanıklılığı ve doğru zamanda doğru rolü alabilmesidir.
Özetle şunu söylemek istiyorum:
Takımlar aynı ligde yarışıyor gibi görünse de aslında herkes en çok kendi şartlarıyla, kendi hatalarıyla ve kendi kararlarıyla yarışır.
Sporculuk kariyerimde ve sonrasında öğrendiğim en önemli derslerden biri şudur:
Şampiyonlar bahane üretmez.
Engelleri nasıl aşacağını planlar ve bunun için mücadele eder.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Maalesef bugün Türk futbolunda bu anlayıştan uzaklaştığımızı üzülerek görüyorum.
Medya çalışmaları, dışarıdan destek ve istişare elbette değerlidir. Ancak her seferinde çaresizlik duygusuyla dışarıdan gelen herkesi “kurtarıcı” gibi göstermenin, bu ülkenin kendi yetiştirdiği değerlere haksızlık olduğunu düşünüyorum.
Maldini gibi değerli bir ismin tecrübesine elbette saygı duyuyorum. Fakat onu uzaktan bile “tek çözüm” gibi konumlandırmak; Oğuzlara, Rüştülere, Bülentlere, Tümerlere ve bu toprakların futbol birikimine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Biz de yabancı teknik direktör getirdik, bunu da yaşadık. Teknik direktör önemli bir parçadır ama asıl mesele kişileri kurtarıcı ilan etmek değil,doğru sistemi, doğru istikrarı, doğru kültürü ve doğru aklı kurabilmektir.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.@Fenerbahce #Türkfutbolu #Türkiye
Türk sporunun ve amatör branşların geleceğine değer katacak Aslantepe Vadisi Projesi’nin temel atma törenine katıldık.
İstanbul’umuza, sporcularımıza ve gençlerimize hayırlı olsun.🇹🇷
Şarlatanlıkta, yüzsüzlükte Nirvana yaptılar iyice.
Her yıl şampiyon ol, her yıl en çok sen ağla en çok sen şikayet et hakemlerden.
Pes gerçekten pes.
E hadi o zaman “Sakın ha” diye tehdit savurduklarınla sakladığınız gizli kapaklı konuları da dök madem ortaya?
Devre arası, esas eksiği forvet ve stoper olan bölgelere adam almayıp, saçma sapan transferler yapan yönetiminden tut, son haftalarda aptalca bir futbol oynatan, lig sonuncusuna 2 hücumcu ile maça başlayan hocasından tut hepsine #istifa