Bozkırı güzel göstermek için hayatın izlerini kadrajdan temizlemiyorum. Kuru ot, römork, kanal, ekili tarla, çıplak dağ… Kimi zaman fotoğrafın estetiği kusursuz olanda değil; kusur sanılan şeylerin de o yerin hakikatine ait olduğunu görebilmekte.
Dîvânu Lugâti’t-Türk’te bıldır aynı anlamda: geçen yıl. Bıldır, berk, bağır, bezek, bayax, böğür… Tercan’da kulağıma yerleşen bazı kelimelerin Borçalı-Karapapak sahasında da karşıma çıkmasını seviyorum. Sözlükte madde başı olarak duran kelimeler bizim aile içinde hâlâ yaşıyor. Bazılarını da ben inatla kullanmaya devam ediyorum.
🔖Türk Dil Kurumundan “Her Güne Bir Kelime”
📌Günün Kelimesi👇🏼
“Bıldır”
📝 Türkçe Sözlük’te “bıldır”
(ağızlardan) Geçen yıl, bir yıl önce.
📖 “Bıldır” sözünün bu anlamıyla Edirne, Elâzığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Kırşehir, Malatya, Ordu ve Yozgat’ta kullanıldığı Derleme Sözlüğü’nde kayıt altına alınmıştır.
🔎 Yörenizde kullanılan sözlerin anlamlarına, https://t.co/zv6tw32NZ0 adresinde yer alan Derleme Sözlüğü’nden ulaşabilirsiniz.
#HerGüneBirKelime
#GününKelimesi
@BosniaNTBall Tuncay ve Alex’ten sonra çubuklu formama adını yazdırdığım üçüncü futbolcu. Sadece attığı goller yüzünden değil; oyunu aklıyla oynaması, takım arkadaşlarını büyütmesi, sahadaki ağırlığı ve karakteri yüzünden. İyi ki çubukluyu giydin. @EdDzeko
Dede-torun samimiyeti sahnenin en problemsiz tarafı. Ragnar’ın çocuklarıyla şakalaştığı sahnelerde bile karakterin zihni çalışmaya devam eder; sorar, gözler, lafın arasından karşısındakini tartar. Baba olması Ragnar’ı ortadan kaldırmaz. Senaristler o sahnelerde de Ragnar’ı yazmayı sürdürür. Burada ise senaristler Fatih’i yazamayınca yerine “çek hele, bak hele” diyen bilge kasaba dedesi koymuşlar. Kefal de başka bir sıkıntının, geliştiremedikleri olay örgüsünün can simidi olmuş. Balık üzerinden ihanet, oradan kardeş katli, oradan taht meselesi… Karakter sahneyi taşımayınca alegori taşıyor.
Nihat Kahveci’nin Ronaldo Nazário ve Roy Makaay ile La Liga gol krallığı yarışını takip ederken Sergen için Veliefendi’yi, gece hayatını ve harcadığı yeteneği konuşuyorduk. Ayrıca Nihat’ın kariyerinde, şampiyonluğun kaderini ilgilendiren bir maçta 5’e 3 atağı kesip topu geriye döndüğü bir pozisyon da yok.
“Çek hele, bak hele, indi, hüyük sofradır…”
Gerçek olan, Gazzâlî ile filozofların kavgasını Hocazâde ve Tûsî’ye yeniden tartıştıran, çevresinde Ali Kuşçu’yla Amiroutzes gibi isimleri toplayan bir Fatih var. Kurabildikleri kurguda ise Fatih’i torununa kefal üzerinden ihanet ve kardeş katli anlatan kasaba dedesine çevirmişler.
Fatih gibi bir karakteri yazamayınca geriye alegori kalmış. Kefal de taht kavgası çıksın diye tutulmuş.
Bozayıların çöplüğe gelmesini sadece “yaşam alanlarını daralttık” diye anlatıp insanlara vicdan faturası kesmek fazla kolaycılık. Bozayı fırsatçı bir tür; kolay kalori neredeyse oraya gider. Türkiye’deki çalışmalar da açık çöplüklerin ayıların beslenme ve hareket davranışını değiştirdiğini gösteriyor. Koruma yapıyorsanız önce davranışı doğru anlatın, sonra insanlara suçluluk dağıtırsınız.
Ayılar doğaları gereği fırsatçı hayvanlar. Enerjiyi nerede daha kolay buluyorlarsa oraya yöneliyorlar. Doğada saatlerce arayacağı kaloriyi açık çöplüklerde, ayçiçeği tarlalarında, arılıklarda ve meyve bahçelerinde çok daha kolay buluyorlar. Yani insan yerleşimine yaklaşmalarında kabahat değil, öğrenilmiş fırsat var. Biz önlerine hazır sofra kuruyoruz; sonra aynı sofraya geldiler diye vuruyoruz.
BİNGÖL'DE VAHŞET: ÇÖPLÜĞE GELEN 3 BOZ AYIYI VURARAK ÖLDÜRDÜLER!
Bingöl Kiğı'da yiyecek bulmak için katı atık tesisine gelen 3 boz ayı, başlarından ve sırtlarından silahla vurulmuş halde ölü bulundu.
Görüntüleri paylaşan dernek yetkilileri isyan etti: "Bilinçli yapıldı, yapanlar fotokapanlardan bulunup cezalandırılsın!"
Çam baştankarası yerinde durmayan, dalın ucunda iki saniye fazla beklemeyen kuşlardan. Yıllarca böyle kuşların peşinde sabırla dolaşa dolaşa ustalaşan insanın çekebileceği görüntüler bunlar. Kuşu tanımak yetmiyor; ne zaman, nerede duracağını da sezmek lazım. Murat Abi’nin farkı burada.
Ormanlarımızın neşesi, kibar ötüşlü, incecik sesli kuşu Çam Baştankarası'na biraz daha yakından bakmak ister misiniz?
İzlemek için tıklayınız.
https://t.co/sBeAQzNTIt
Sanatçı ne demek istemiş sorusundan önce “Eser ne yapıyor?” sorusunu seviyorum. Sanatçının niyeti önemli ama eser bazen sahibinden daha fazla şey biliyor.
Fenerbahçelilik biraz da böyle bir hafıza meselesi. Tarihinde kupalar, şampiyonluklar, büyük futbolcular olur. Sonra bir yerde Atatürk çıkar, programını değiştirip senin maçına gider. Bu noktadan sonra mevzuyu yalnız futbolla açıklayamıyoruz.
Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 101 yıl önce bugün, 1 Ekim 1925’te Bursa’da oynanan Fenerbahçe – Bursa/Ankara Muhafız Gücü karması karşılaşmasını tribünden takip etti.
Hayatı boyunca izlediği tek kulüp müsabakası olarak tarihe geçen bu karşılaşmanın eşsiz hatırasını gururla yaşatıyoruz. 💛💙
Bir karar verdikten sonra neden doğru olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Kararı akıl veriyor sanıyoruz ama çoğu zaman aklın görevi çoktan verilmiş karara avukatlık yapmak oluyor.
Bozkır şahini havada çok şey yapıyor ama beni en çok yerde olduğu an heyecanlandırıyor. Kaya, pençe, tüy, rüzgar, ot, toprak… Detay gösteren katalog fotoğrafı yerine, hayvanı yaşadığı coğrafyanın içinde anlatmak daha çok ilgimi çekiyor.
Fotoğraf gerçeği kaydetmiyor; gerçek dediğimiz şeyin ne kadarını bir bakışın taşıyabildiğini gösteriyor. Kadraj fotoğrafçının verdiği bir karar. Fotoğrafçı dünyayı olduğu gibi bırakmıyor; ona nereden bakılacağını seçiyor.
@erolgoka Evin eskiliği değil, içinde yaşamış hayatın izlerinin hâlâ orada duruyor olması. Kapı, merdiven, aşınmış tahta… Zihin boşluğu hemen insanla tamamlıyor. Ev yıkılıyor ama orada yaşamış olanları bir süre daha bırakmıyor.
Benim nüsham, kitabın hazırlayanından güzel bir Oğuz duasıyla açılıyor. Sonra başka bir zamanda “İnşallah seni ayı yer” dediği de oldu. Demek Oğuz içinde duanın da tahammül hududu varmış.
Dede Korkut (tahmini olarak 9-11. yüzyıl) Oğuzların Bayat boyundan, yarı efsanevi bir bilge ve kendi adını taşıyan destansı hikâyelerin anlatıcısıdır. Hakkındaki bilgiler büyük ölçüde rivayetlere ve “Dede Korkut Hikâyeleri”nde yer alan ifadelere dayanır. Hikâyelerinde Oğuzların geleneklerini, yaşantılarını ve çeşitli olaylar karşısındaki tutumunu anlatan Dede Korkut ozanlar piri olarak nitelenmiş, coşkulu bir üslupla aktardığı destanlarında iyiliği, doğruluğu ve erdemli olmayı öğütlemiştir. Sözlü halk edebiyatının ürünü olan destanları yüzyıllar boyunca yaşamış, 15. yüzyılda yazıya geçirilerek günümüze ulaşmıştır.
“Dede Korkut Hikâyeleri –Kitâb-ı Dedem Korkud–”, Furkan Öztürk’ün çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nda.
https://t.co/8s4Mx6SSng
#DedeKorkutHikâyeleri #KitabıDedemKorkud #HasanÂliYücelKlasiklerDizisi #İşKültür #TürkiyeİşBankasıKültürYayınları