Konuşabileceğin biri varsa 'yalnız' değilsindir;
dertleşeceğin biri varsa 'arkadaş'ın;
hemhâl olabileceğin biri varsa 'dost'un var demektir.
Ama 'teklifsiz sükûnet' içinde
birlikte ağlayabileceğin biri varsa o da 'sen'sin...
BU ÜLKE'de,
dünya görüşü, makâmı, vb. ne olursa olsun
bazı kişileri tanımak için
söyledikleri 'doğru' 99 cümleye değil,
kritik bir noktada,
milletin anlam-değer dünyasının
'0-noktası'nı tahrip eden
'BİR' cümlelerine dikkat kesilmeli.
Câhil ya da ahmak değillerse kesin hâindirler.
demirbaş mısın sen? Bir mesele ortada kaldığında, bir işin ucundan tutulması gerektiğinde, daha kimse lafa girmeden sen mi atlarsın yani?
"ben hallederim?" mi koydular senin adını?
insan ait olma sancısıyla kendini hiçe saydığın her an, kalbindeki o onulmaz yarayı biraz daha kanatır. kendi ruhunun açlığını, başkalarının sofralarını donatarak doyuramazsın oysa. sürekli bir şeyleri yoluna koyma telaşı, varoluşunun üzerini örten kirli bir örtüye dönmeye başlar zamanla. onaylanma arzusuyla kirlenmiş her eylem de maalesef işin sonunda sahibini boğar.
bazen kendimizi başkalarının omuzlarındaki görünmez bir el gibi hissediyoruz. onlar tökezlediğinde ilk biz tutmalıyız, onlar daraldığında ilk biz ferahlatmalıyız gibi yani.
zannediyoruz ki bu olağanüstü fedakarlığı yapınca insanlar kıymetimizi çok daha iyi bilecek.
olmuyor.
olmadığı gibi de geriye sadece nefes nefese kalmış bir gövde ve başkalarının konforunu sağlamlaştırmış bir yorgunluk kalıyor. insanlar o olağanüstü sandığın fedakarlıklara öyle kolay alışıyor ki bir süre sonra bunlar senin mecburi görevine dönüşüveriyor.
“nasıl oluyor da kendimizi bu cendereye gönüllü olarak sokuyoruz?” diye sormalıyız kendimize galiba.
biz iyiliği, sürekli kendinden vermek, sürekli eksilen olmak sandık diye mi bilmiyorum, kendini feda etmeyi erdem, sınır çizmeyi ise bencillik olarak etiketledik. galiba bu yüzden biri bizden bir şey talep etmeden, daha cümlenin başındayken "ben yaparım" diye atılıyoruz.
kendi merkezinden bu kadar uzaklaşmak, başkalarının ekseninde pervaneye dönmek, ruhunu yavaş yavaş bitiriyor bitiriyor insanın.
bir sorun ortaya saçıldığında, dudaklarını sımsıkı kapatıp o boşluğun genişlemesine tahammül etmeli insan galiba. sen müdahale etmediğinde de dünyanın başlarına yıkılmadığına gözleri ile şahit olabilmeli.
evet belki sendelerler, belki senin o kusursuz sandığın yöntemlerini bulamazlar ama bir şekilde kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenirler. bırak işler biraz aksasın, eşyalar yerinde kalmasın, planlar sarksın.
o yükleri başkalarının fark etmesini ve fark edip seni anlamasını ve anlayıp üstünden almasını bekleyerek boşa zaman harcıyorsun.
o gün gelmeyecek.
ezgi akgül
5 mayıs 2026 /ankara
Tarihin süzgecinden süzülmüş irfânı
ihmâl etmenin, dikkate almamanın cezası
'kafa ağrısı'dır.
"Şahsınıza karşı
haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."
//-: Neşet Ertaş
[!]
Yeryüzündeki en tehlikeli kişi,
aklı-ile, hesap ederek ahlâksızlık yapan kişidir.
Çünkü;
Ahlâksızlık kişinin 'mizâcından' kaynaklanıyorsa
terbiye edilebilir;
'aklından' kaynaklanıyorsa,
o kişi insanlığını tatil etmiş demektir.
Anadolu'da bu kişiler 'besmelesiz' diye çağrılır.
Muhafazakârlık:
İçinde yaşadığı hâlin dışında
başka bir hâlin olabileceğini unutmak.
Gömülü olduğu hâlden kendini azat edecek,
özgürleştirecek fark etme yetisini kaybetmek.
Özünü kilitlemek.
Kendi içine çökmek.
Çürüyerek mutlu olmak.
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ’NDE DİNDAR ÖĞRENCİLERE KARŞI İSLAMOFOBİK BASKILARI VE MOBBİNGLERİ İFŞA EDİYORUM ‼️
Bu flood’da @YeditepeUni Rektörlüğü’nün, mescidde sohbet ettiğimiz için biz öğrencilerine disiplin soruşturmaları açmaktan tutun da yarın (salı) kampüste yapacağımız iftar programımızı engellemeye dek islamofobik baskılarını ifşa ediyorum.
Sözde “Atatürk rönesansını devam ettiren” Yeditepe Üniversitesi, sahibi Bedrettin Dalan’ın 28 Şubat’tan kalma vesayetçi zihniyetiyle yönetilmekte. Ben ve arkadaşlarım gibi inançlı öğrencilere nefes aldırmayan bir Orta Çağ karanlığı hakim bu üniversitede.
4 sene boyunca Yeditepe İslam Ve Medeniyet Topluluğu (YİMED) @yimedresmi ‘in (eski adıyla mescid birliği) kurucu başkanlığını yürüttüm. Bir kaç hafta evvel mezun oldum. Bu modern engizisyon yuvasında 5 yıldır verdiğimiz mücahedenin, maruz kaldığımız baskıların ve tehditlerin hesabını kamuoyu önünde sormak ve bazı maskeleri düşürmek istiyorum artık.
Ayrıca baştan belirtmek isterim ki: Bu ifşalara rağmen yarınki iftar bize kampüste yaptırılmazsa, vebali bu tweeti okuyup da geçen müslümanların boynunadır.
Başlıyoruz:
Yakaza Akademi Bahar Dönemi başvuruları başlıyor!
Dört kademede gerçekleştirilecek ve ortak derslerin de yer aldığı eğitim programımıza bahar dönemi başvuruları 17 Ocak’ta başlıyor. 📝
📌 Programa sınırlı sayıda katılımcı kabul edilecektir.
İnsanlar onlara : "Düşmanlarınız sizin aleyhinize toplandı, onlardan korkun." dediğinde, bu onların imanını artırdı ve dediler ki :
“Allah bize yeter. O ne güzel vekildir"
Kassam Tugayları, sözcüsü Ebu Ubeyde'nin şehadetini duyurdu. Mübarek olsun! Allah kabul etsin!
Kurucu liderinin şehadetinden 20 yıl sonra, Aksa Tufanı operasyonunu yapan bir harekette lider de bitmez sözcü de...
#Gaza#Gazze#Filistin#Palestine#فلسطين
#Çekiliş
📢 M. Âsım Köksal’ın abidevi eseri İslâm Tarihi, çekilişle 1 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌 Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
📍 Kazananlar 8 Eylül Pazartesi açıklanacaktır.
Kitap yüklü eşek olmamanın birinci şartı eşek olmaktan vazgeçmektir. Eşeğin sesi rahatsızlık verir. Yakınlarına bile tuzak kurup fırsatını bulduğundan yere fırlatmayı bilir. Zira eşek korkak bir hayvandır, cesareti korktuklarına karşı değil emin olduklarınadır.
Üç ülkeye gitmekle ya da üç kitap okumakla büyük aydınlanma yaşayan insanlara itibar etmeyin lütfen. Kabı küçük olan, çabuk taşar. Kırk yaşa kadar insan, bir taraftan kimlik ve usül ile kabını genişletmeli, diğer taraftan bilgi ve tecrübe ile kabını doldurmaya devam etmeli.
Şimdi bir kaç soru soracağım, üzerine düşünürseniz bence faydalı olacaktır ;
1-İlim ehli video çeksin mi ?
a)Evet
b)Hayır.
2-Çektiği video güzel bir görüntü, boşlukları alınmış bir formda, kapak fotoğrafı ile, iyi bir kamera ve mikrofon ile mi olsun ? Yoksa cız��rtılı bir ses ve kötü bir telefon görüntüsü ile mi olsun ?
a)İyi olsun
b)Kötü olsun
3-İyi olsun istiyorsanız, bu videoları hazırlayan kişileri ücretsiz “Allah rızası için” diyerek mi çalıştırsın. Yoksa hak ettikleri ücreti ödesin mi ?
a)Allah rızası diyerek çalıştırsın(burada ücret almadan gençliği boyunca çalışmış olmayı eleştirdiğiniz çok twit gördüm)
b)Ücretini ödesin.(Bu yaklaşık 3-4 kişinin maaşı+ekipman ücretidir)
4-Ücreti ödeyebilmek için hangi metodu tercih etsin ;
a)Mendil açıp para toplasın (yapan çoktur)
b)Bir zengin bulup kendisini fonlatsın
c)Ticaret yapsın.
Bakın seçenekler bu kadardır. Başka bir seçenek yok. Mesela selefilerin “biz kitapları beleşe dağıtıyoruz” diye alıntıladıklarını gördüm twiti.
Gelir kaynağınız nedir abi ? Kocaman binalar ve içinde çalışan onca insanı nasıl finanse ediyorsunuz ? Nereden yani bu değirmenin suyu ?
Müslümanlar istiyor ki bir kişi ilim üretsin, ürettiği ilmi yayacak finansal vaziyeti de kendisi oluştursun. Sonra tüm bunları da ücretsiz yapabilsin.(öyle olmazsa ayet atalım)
Kendisi ise bu sunulan malzemeyi sadece tüketerek müslümanlığını tamam etsin. İlmi üreten bunun maddi kısmını da karşılayacaksa bu ümmetin zenginleri ne halt yiyorlar ?
Hanginiz gidip “videonuzu kırpayım, kapak fotoğrafınızı hazırlayım ya da kameranızı tutayım” diyorsunuz ve bunu süreklilik arzeder şekilde yapabiliyorsunuz da sunulan malzemenin beleş olması gerektiğine dair ahkam kesiyorsunuz ?
Ben bu cürrete şaşırıyorum gerçekten. Birisi telif ücretine ihtiyaç duyuyorsa ve siz onun ilim ehli olmasına vurgu yapıyorsanız, ilim ehlini telif geliri gibi cüzi bir miktara muhtaç eden siz utanacaksınız. İlim ehli bu cüzi miktara ihtiyaç duyduğu için utanmayacak.
Ben dava açma vs işine katılmıyorum ve telif için hiç bu yollara tevessül etmedim. Ama buradaki anormallik çok daha derinde.
Talebe 150 liralık kitaba ulaşamıyorsa maddi güç sahibi müslümanların insan içine çıkmaya utanması lazım.
Talebeye kitap dağıtmayı bile beceremiyorsunuz demektir. Ben doktorluğumun başında infak ederek koca bir ilçeyi tek başıma riyaza doyuruyordum.
Ne güzel müslümanlık yahu, tüccarı rahat avamı rahat. İlim ehli ilmi de üretecek, parayı da yaratacak. Size de keyfiniz yeterse tüketmeniz size müslümanlık olarak yetecek.
Mendil açan dilenci kafasının emeği ile parasını kazanmaya çalışanı kınayacak ilh.