Gün-batımında, güneşin kırmızısını ve sarısını, artık daha fazla görmek istemiyor musunuz? Ayı gördünüz mü? Yıldızları görmeyi istemiyor musunuz? Dolunaylı geceyi, yeniden görmek istemez misiniz? Kirazların tadından vaz mı geçmek istiyorsunuz?
-Ta'm e guilass (1997)
"Uğruna savaşacak ne mi var? Her şey! Hayatın kendisi, bu yetmez mi? Hayatta olmak, acı çekmek, keyif almak… Hayat çok güzel, muhteşem bir şey! [...] Eğer sadece cesaretin ve onu kullanma isteğin varsa!"
Limelight (1952)
anadolu'da koyu renkli köpeklere
"arap" ismi verilir. "kürt'ten olsa evliya, sakın koyma avluya" gibi yüzlerce söz dolaşır halk arasında. "ermeni" kelimesi hakaret olarak kullanılır. küfür olarak "rum dölü" demek yeterlidir. anadolu halkı o kadar kanıksamıştır ki bu durumu, ırkçılık yaptığının farkında bile değildir. rahmi koç'un ırkçı sözleri ve etrafındakilerin kahkaha ile gülmesi de biraz böyledir. bu coğrafyada ırkçılık, utanç verici bir eylem değil, bir hünermiş gibi görülür çünkü. sağcısı, solcusu, zengini, fakiri, dindarı, dinsizi ırkçılığı normalleştirmiştir, sıradanlaştırmıştır kafasında.