Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Fildişi kulelerinden bu milleti karınca gibi gören salon siyasetçilerine sesleniyorum. Bizi yolda çevirip ‘Geçinemiyoruz, kurtarın bizi’ diyenlerin feryadı boşuna değil.
Siz bunu göremiyorsunuz ama millet de kurtuluşu artık sizde görmüyor.”
@ozgurclk12 CUMHURIYET HALK PARTİSİNİ ELEŞTİRENLERİ ŞİDDETLE KINIYORUM‼️ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NE BİLEBİLİRDİ Kİ BU VATAN ÖLMEYE DEĞMEYEN BUNCA VATAN HAİNİ BARINDIRIYORMUŞ‼️‼️‼️ ÖRGÜTLÜ DEĞİLMİŞİZ Kİ GÜÇLÜ OLALIM 😞😞😞 🛋️ 🛋️ 🛋️
Dakikalarca ayakta alkışlanan önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen, @Y_Buyukersen
“Sizlerin desteğini almış bir hemşeriniz olarak, ebedi uykuma rahat dalacağım” dedi. Divan Kurulu Başkanı Asu Kaya, Büyükerşen’in konuşması esnasında gözyaşlarına hakim olamadı.
“25 yıl kolay değil. Sizlerin oylarını alarak hem de 5 senede bir artan miktarlarda %50’yi de geçen ve ömrünün 25 yılını Eskişehir Büyükşehir Belediye başkanı olarak yapmaya nail olmuş ender vatandaşlardan biriyim. Sizlere hizmet için ele aldığım, öne sürdüğüm ve sizlere sunduğum projeler için şimdiye kadar sizlere teşekkür etme fırsatı bulamamış olabilirim. Bunun için özür diliyorum. Hepinize teşekkürler, sağ olun. Size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Şimdi düşünüyorum da her kula nasip olamayacak büyük bir şansa sahibim. Siz Eskişehirlilerin bana olan sevgisi, saygısı ve bana olan desteği benim en büyük şansımdır. Düşünüyorum da bazen dünyaya getirilişimin sebeplerinden bir tanesi; bu şehirde çakılı topçu gibi sizlere hizmet verme şansına nail olmak. Size şükranlarımı nasıl ileteceğim? Sözlük bulamıyorum. Sizlerin desteğini almış bir hemşeriniz olarak, ebedi uykuma rahat dalacağım.
Ömrünüzün sonuna kadar partinizin üyesi olarak kalın ve göğsünüz inip kalktıkça, yakanızdaki 6 ok rozeti devamlı inip kalksın ve dalgalansın göğsünüzde. Yüreğinizde dalgalansın. Sizlerin karşısında olmak beni çeyrek asır geriye götürdü. Huzur içerisindeyim. Çok mutluyum. Eskişehir, Türkiye Cumhuriyeti haritasının ortasında yükselen bir şehirdir.
Bir örnek şehirdir. Laiklik nedir öğrenmek isteyenlere öğreten şehirdir. Cumhuriyetçilik nedir onu öğreten şehirdir. Atatürkçülük nedir, millet olmak, ulus olmak nedir öğreten şehirdir.”
Iyi varsınız Sn. Büyükerşen. Sizi tanımak büyük bir onurdu..Sağlıklı bir yaşam diliyorum🙏🙏🫶
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.