Rusya'da bir içerik üreticisi rastgele insanlara ünlü tablolar gösterdi ve tek bir soru sordu. "Bu eseri yapan kim?"
Doğru cevap verenlerin gösterildiği video da bilemeyenler gösterimese de, sokakta bu kadar çok insanın yüksek entelektüel kapasitede olması, biz Türklerin Ruslar için "kaba ve cahil" tabirini boşa çıkartıyor.
Aynı çalışmanın Taksim'de yapılmasını isterim.
Sizce biz de durum ne olur ?
90'ların başında piyasaya ilk çıktığında kimse yüzüne bile bakmadı. İnsanlar "tadı aynı öksürük şurubuna benziyor" diyordu. Üstelik fiyatı da kola ve diğer içeceklerin neredeyse iki katıydı.
Herkes batacaklarına kesin gözüyle bakıyordu. Karşılarında milyonlarca dolarlık reklam bütçeleriyle dünyayı domine eden dev markalar vardı. Onların ise televizyon reklamı verecek parası bile yoktu.
Ama kurucusu Dietrich Mateschitz oyunu kuralına göre oynamayı reddetti. Gidip sağa sola sıkıcı afişler asmak yerine, bugün pazarlama okullarında ders olarak okutulan akılalmaz bir "hile" yaptı.
Fabrikada binlerce kutu içecek ürettirdi, ama içleri boştu. Sonra ekibini topladı ve bu kutuları ezdirip, gece yarısı Londra'nın en popüler gece kulüplerinin, üniversite kampüslerinin ve işlek caddelerin çöp kutularına, sokak aralarına attırdı.
Ertesi gün sokağa çıkan gençler, kulübe giden insanlar her yerde bu ezilmiş, tuhaf tasarımlı kutuları gördü.
İşte o an insanların beynindeki o meşhur "sosyal kanıt" şalteri attı: "Eğer çöpler bile bu içecekle doluysa ve herkes bunu içiyorsa, demek ki çok iyi bir şey! Benim de denemem lazım."
İnsanlar tadını bile bilmedikleri o içeceği aramak için barlara ve marketlere akın etti. Sadece birkaç ay içinde stoklar tükendi.
Red Bull, tek kuruş reklam parası harcamadan sadece boş teneke kutularla bir ülkenin algısını hacklemişti.
Bugün milyarlarca dolarlık bir imparatorluk olmalarının arkasındaki sır bize şunu kanıtlıyor: En iyi ürün, en ucuz fiyat veya en büyük bütçe her zaman kazanmaz. Bazen rakiplerinizi alt etmek için tek ihtiyacınız olan, insanların psikolojisini okuyabilmek ve oyunu kendi kurallarınızla oynamaktır.
Paranın satın alamayacağı tek şey, yaratıcı bir zekadır.
Aziz Yıldırım 38 günde ne yaptı?
✅50 milyona anlaşılan Greenwood'u kredi kartına peşin fiyatına taksitle üstelik 39,5 milyona aldı
✅Fener'e gelmez dedikleri Dünya Yıldızı Ake'yi aldı
✅Vedat Muriç'i kolundan tutup getirdi
✅Maraton E yıktırıp yaptırdı
✅İsmail Eagle'ı getirdi
✅Hakan ve Merih denen bitikleri "bunları istemiyorum" diyerek veto etti
✅"Can Bartu Tesislerine 8 senede 1 çivi çakılmamış" diye sinirlendi hızlıca tesisi yeniledi
✅Ülker Arena yenileniyor
✅Koltukları laciye boyuyor
✅Kulübe gelir olsun diye alt ve üst bloklar arasına dijital reklam tabelaları yerleştiriyor
✅Stadı büyütmek için düğmeye bastı izin süreci başladı
✅A kalite forvetler için masada
✅Baskete yıldız isimler getiriyor
✅FB Radyo dinlenmiyor diye sattıkları kişiden radyoyu geri aldı ve transferleri radyodan açıklayarak yüz binlerce taraftarımızı radyo başına dikti
Tarihte Yeni Bir Çığır Açıyoruz
Fenerbahçe Armasının Tarihi
“İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de metanet, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken ona şu manayı vermeye çalıştım: 'Kalpten gelen bir bağlılıkla bu kulübe hizmet etmek'.”
Fenerbahçe’nin kuruluş yıllarından bugüne, ana hatlarına dokunmadan kullandığı armasının hikayesini yaratıcısı Hikmet Topuzer böyle anlatır. İlk günden bugüne kulübün içinde birçok şey değişmesine rağmen asla dokunulmayan iki şey vardır: Çubuklu forma ve arma.
Bu çalışma, yıllardır ortalıkta dolaşan ve Fenerbahçe armalarını kronolojik bir sürece sığdırmaya çalışan mesnetsiz görsellere cevap niteliğinde oluşturulmuştur.
Yıllardır süren arşiv tarama çalışmalarımız sırasında karşımıza çıkan Fenerbahçe arma kullanımlarını bir kenara ayırarak işe başladık. Sonra bu çalışmaların benzerliklerini, kaynaklarını ve gerekçelerini araştırdık. En sonunda “Fenerbahçe Arma Tarihi” çalışması yapmak için gerekli kuralları belirledik.
Fenerbahçe arması, diğer kulüplerde gördüğümüz gibi kronolojik ve bilinçli değişimlerle güncellenmemiştir. Aksine kurumsal kimlik bilincinin zayıf olduğu ülkemizde kontrollü bir varlık bulamayan arma; matbaada ayrı, tekstilde ayrı, gazetede ayrı şekillerde kullanılmış. Fenerbahçe futbol takımının formalarında 1990 yılına kadar yer almayan arma, tarihsel sürecin takibi konusunda belirgin bir sorun yaratıyor.
Çalışmamızda öncelikli olarak kulüp kaynaklı materyallerde rastladığımız armaları listeledik. Gördüğünüz armaların altında yer alan yıllar, resmi kaynaklarda ilk görülme tarihini belirtiyor. Başta da söylediğimiz gibi kronolojik sınırlar olmadığı için bunu bir tarih aralığı olarak göstermeyi uygun görmedik, çünkü armaların son kez görülmesi, ya da bilinçli olarak iptal edilmesi, kullanımının sonlandırılması, değiştirilmesi, kulüp tarihinde kayıtlı olan hareketler değil.
İlk yıllarda, sınırlı kulüp kaynaklarının yanında güvenebileceğimiz bazı yayınları da çalışmamıza dahil ettik. Sonraki yıllarda kulüp sporcularının kıyafetleri üzerinde, kulüp tarafından yayımlanan basılı belgelerde (davetiye, makbuz, antetli kağıt), flamalarda ve kulüp binası duvarlarında iz sürdük. Bu sırada tamamen matbaa azizliğine uğradığını düşündüğümüz armaları çalışma dışı bıraktık. 1990 sonrası futbol takımının forması üzerindeki armalar, en güvenilir kaynaklarımız oldu.
Böyle bir çalışmanın tamamen sonlandırılabilmesi mümkün değil; bunu gelişime açık bir tarih projesi olarak görebiliriz. Ayrıca her bir armanın hikayesini ve nerede yakaladığımızı anlatabileceğimiz bir video projemiz de var. Böylelikle tüm detayları ilgilileriyle paylaşabiliriz.
Sonuç olarak hedefimize yaklaştığımızı düşünüyoruz ve elbette sizlerin katkılarıyla bu çalışmayı çok daha iyi yerlere getirebiliriz.
Tuncay Yavuz (@TuncayYavuz)
@DegajSportscom mevzu şu aslında;
efsane alex 10 yılda FB den 50 milyon kazandı.
bugün alex senelik o paraya oynar.
ülkemizde iyi oyuncu ücreti anormal arttı.