Every second, the Sun ejects 1.5 million tons of material into space at hundreds of miles per second, but Earth's magnetic field protects it from the solar wind.
[🎞️ NASA Goddard]
Finansal okuryazarlık tam da burada başlıyor ‼️
Gram altın 5.000 TL’ye düşerse ilk yapılacak iş kredi çekmek değildir ‼️
Çünkü siz bugün kredi çektiğiniz anda yaklaşık %50 faiz maliyetini de satın almış olursunuz. Yani 5.000 TL’den aldığınız gram altının size gerçek anlamda kazandırabilmesi için 1 yıl içinde önce 7.500 TL’nin üzerine çıkması gerekir. O seviyeye geldiğinizde aslında çoğu zaman sadece finansman maliyetinizi karşılamış olursunuz
Gerçek bir yatırım getirisinden bahsedebilmek için gram altının 9.000-10.000 TL gibi seviyelere ulaşması gerekir. Şimdi kendinize şu soruyu sorun:
8.000 TL’den 5.000 TL’ye kadar gerilemiş bir gram altın, sizce bir yıl içinde 10.000 TL’ye çıkabilir mi?
Eğer YouTube’da “Gram altın bir gecede 13 bin TL olacak”, “Bu fırsatı kaçıran pişman olur” başlıklarına inanıyorsanız, elbette bu senaryo size mümkün gelebilir
😀😀😀
Ben ise böyle düşünmüyorum
Benim işim hayal satmak değil, olasılık hesabı yapmak. Bu yüzden hiçbir zaman krediyle, kaldıraçla veya borç parayla yatırım yapılmasını doğru bulmam
Elinizde birikmiş paranız varsa, onu da tek seferde değil; riski dağıtarak, parça parça değerlendirmek çok daha sağlıklı bir stratejidir
Piyasada en çok kazananlar en cesur olanlar değil; riski doğru yönetenlerdir.
Tekrar yazıyorum
Piyasada en çok kazananlar en cesur olanlar değil; riski doğru yönetenlerdir
Finansal özgürlük, büyük riskler alarak değil, büyük hatalardan kaçınarak kazanılır
Bakın sabah bir anket yaptım
Altı ayda kazanç oranlarını sordum
İnsanlar paralarını faizle tutsalar %20 kazanırlardı yaklaşık
Anketin sonuçlarına bir bakın %75’i faizin altında kalmış
Özetle
Evi arabayı satar basarım
Kredi çeker dalarım ile olmuyor bu işler ✅😀
Şu an Marsa gitmek için devasa roketler inşa ediyoruz, gezegenler arası koloniler kurmayı planlıyoruz ama kimsenin konuşmadığı çok daha büyük bir problem var ve bu problem uzay gemisinin motorunda değil tam olarak senin içinde.
İnsan vücudundaki her bir hücrenin içinde sirkadiyen saat adı verilen genetik bir mekanizma var. Bu sadece ne zaman uykunun geleceğini belirleyen basit bir alarm değil. Tansiyonundan hormonlarına, mitokondrilerinin enerji üretmesinden hücrelerinin kendini yenilemesine kadar her şey bu saate bağlı. Ve o mekanizma, Dünyanın kendi ekseni etrafındaki 24 saatlik dönüşüne milimetrik olarak ayarlanmış durumda. Sen istesen de istemesen de trilyonlarca hücren Dünyanın kozmik hızına göre yaşıyor.
Olay şu, bu ritim o kadar katı ki hafta sonu fazladan iki saat uyuyarak bile onu sıfırlayamıyorsun. Gündüz seni ayakta tutmak için kortizol basıyor, gece ise onarım moduna geçmek için dışarıdan ışık gelmemesini bekliyor. Akşamları tablete veya telefona baktığında bile beynine güneş hala batmadı mesajı gidiyor ve biyolojik saatin kalıcı olarak kayıyor. Sadece basit bir ekran ışığı bile trilyonlarca hücrenin senkronizasyonunu altüst edebiliyor.
Şimdi şunu düşün, Marsta bir gün tam olarak 24 saat 39 dakika sürüyor. Başka yaşanabilir olduğu düşünülen ötegezegenlerde ise bu süre bazen 10 saat bazen 40 saat. Biz yapay zeka ile yepyeni malzemeler sentezleyebilir, nükleer motorlarla uzayda her yere gidebiliriz. Marsta kırmızı çölün ortasına devasa cam kubbeler kurabiliriz. Ama trilyonlarca hücremizin içine kazınmış olan o 24 saatlik Dünya Saatini yazılımla güncelleyemeyiz.
Yani o devasa roketlerle başka bir gezegene adım attığımızda, kendi içimizde hala Dünyanın dönüş hızını yaşıyor olacağız. Marsın yerçekimine, radyasyonuna, atmosferine teknolojiyle meydan okuyacağız ama kendi DNAmızın içindeki o sessiz tik taklara yenileceğiz.
Uzayı fethedeceğiz ama hücrelerimizin içindeki o 24 saatlik kozmik prangayı asla kıramayacağız. Belki de evrenin bize söylediği en büyük ironi bu, evrenin neresine gidersen git Dünyanın dönüşü hep senin içinde kalacak.
Galatasarayın kuzey Kıbrıs’ta özel etkinliğine katılacak kadar fanatik gsli bir MHK başkanı
En büyük gs mira Aydın ismiyle online toplantılara katılan hakemler..
Osimhen yok diye lige 1 ay veren TFF (GFF)
Adaletli lig isteyen herkes buna bir dur demeli!
Enflasyonun %5'in altına kalıcı olarak düştüğü
Ücretlinin ve emeklinin alım gücünün arttığı
bir Türkiye mümkün
Ama o Türkiye'de bu kadar çok zombi şirkte ve bu düzenden geçinenlere yer yok
Ya Türkiye
Ya Zombi şirketler
Kararın -Fenerbahçe’den bağımsız- son derece doğru olduğunu düşünüyorum. Birkaç yılda bir üç-dört senelik planlama gerektiren kararlar alınıyor ve her seferinde kulüplerin talebiyle değişiklik yapılıp çorba hâline getiriliyor. Planlasaydınız kardeşim, plansız olan ağlamayacak.
“Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’i getirdikleri hâle bakın, arkadaşlar. Herkes suçlu, her an alınabilirsiniz. Öyle bir ülkeyiz.
Saddam’ın Irak’ı mı, Suriye’nin Esad’ı mı anlayamadık gitti. Böyle miydi bu ülke?!”
— Kaan Tangöze
1978’de 8 yaşımda “Dünya kupası aşığı oldum, elimden gelen her maçı seyrederim hep.. 13. Dünya kupası bu benim için..
1-Türkiye
Dünya kupasına bu kadar erken veda etmek,
hem de bu kadar iyi bir nesil ile,
ve normalde hepsini kolayca geçebileceğimiz rakiplere karşı,
bu kayıp, gerçekten çok büyük hayal kırıklığı oldu bende. Yazık.
Seyretmeye devam ediyorum elbette .
2- Messi
39 yaşındaki Messi’nin mucizesini, gol makinesine dönüşen diğer ünlü oyuncuları..
3-Afrika
Afrika takımlarının şaşırtıcı başarısını, ayrıca Avrupa’dan gelen milli takımların da çoğunluğunun Afrika kökenlilerden oluşmasını, mesela müthiş Fransa’yı..
Ve
İran’a yapılan kasıtlı haksızlığı…
Yanlış mı görüyorum?
Kılıçdaroğlu'nun koruması gibi çırpınan sağındaki kişi, Saray'ın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy değil mi?
Tam sevgi, tam destek
mi acaba?
Nedense Fenerbahçe'ye verdiği bütün kırmızı kartlar yanlış.
Eskişehirspor maçında da gaipten ses duyup Caner'i atmıştı.
Bu da ülkenin en iyi hakemi yanlış anlamayın.
Diğerlerini düşünün.