#biamag | Bask ülkesinde Transhumance ve kolektif hayat - 1
"Hayvancılık burada yalnızca geçim sağlamanın bir biçimi değil; aynı zamanda toprağın, hayvanların, emeğin ve gündelik hayatın birlikte örgütlendiği bir yaşam kültürünün parçası."
✍️ Ercan Jan Aktaş yazdı.
https://t.co/LxMQH2dFbg
Barışın gerçek adresi yalnızca masa değildir. Barış; okulda, sokakta, belediyede, mahkemede, üniversitede, işyerinde, evde ve gündelik hayatın kendisinde kurulmak zorundadır. https://t.co/0RMkwUn27U
🔴 Süreç 101 (C): Toplumsal barış
🔓Web sitesi abonelerimize özel erken erişim
➡️https://t.co/cqQbyco2y6
✍️ Ercan Jan Aktaş (@ErcanJanAKTAS) yazdı
Abone olmak için ▶️ https://t.co/9jTzXCSeuR
“Kırmızı çizgiyi aştık. Sarı Yelekliler’e yaptıkları gibi gençlerin gözlerini oyuyorlar,” diye AFP’ye derdini anlatmaya çalışan Union syndicale lycéenne (USL)/ Lise Öğrenci Sendikası (USL) Başkanı Ryad Rani yaşananların ciddiyetini anlatmaya çalışıyordu. https://t.co/TfBK97468w
Fransa’da liseliler isyanda
✍️Ercan Jan Aktaş (@ErcanJanAKTAS) yazdı
Önümüzdeki günlerin temel sorusu, hareketin şiddet ve güvenlik tartışmasının içine sıkışıp parçalanıp parçalanmayacağı ya da başlangıçtaki eğitim, eşitlik ve gelecek taleplerini yeniden merkeze alarak liselerden üniversitelere uzanan daha örgütlü ve kalıcı bir gençlik hareketine dönüşüp dönüşmeyeceği olacak.
https://t.co/49jT035bNu
Bask ülkesinde Transhumance ve kolektif hayat - I
Burada tarım ve hayvancılık yalnızca geçim sağlamanın bir biçimi değil; aynı zamanda toprağın, hayvanların, emeğin ve gündelik hayatın birlikte örgütlendiği bir yaşam kültürünün parçası. https://t.co/ULc0ana04v
#biamag | Bask ülkesinde Transhumance ve kolektif hayat - 1
"Hayvancılık burada yalnızca geçim sağlamanın bir biçimi değil; aynı zamanda toprağın, hayvanların, emeğin ve gündelik hayatın birlikte örgütlendiği bir yaşam kültürünün parçası."
✍️ Ercan Jan Aktaş
https://t.co/LxMQH2dFbg
@hdpdemirtas en başından, en basit haliyle söylemişti. Bir kez daha dinlemekte fayda var.
7 Haziran 2015 seçimlerine Erdoğan/AKP şiddet ve savaşla karşılık vermeseydi şu an hırsızlıkla, fonları değil, üretimi, dayanışmayı, mutlu olmayı konuşuyor olurduk
https://t.co/XmNyc2GIZI
Erdoğan’ın toplumsal mühendislik çalışmaları-3
AKP’nin bölgedeki seksiyonu HÜDA PAR
✍️Ercan Jan Aktaş (@ErcanJanAKTAS) yazdı
“Bir toplumun bütün farklılıklarını ortadan kaldırmak mümkün olmadığı gibi, onları yalnızca iktidarın tanımladığı kimlikler ve karşıtlıklar üzerinden siyasal olarak biçimlendirmek de her zaman mümkün değildir.
Türkiye’nin son yıllardaki siyasal tarihi, iktidarın toplumu yeniden tanımlama girişimleri kadar, toplumun bu girişimlere verdiği farklı tepkilerin de tarihidir.”
https://t.co/Iz5gKEkMYt
Emekçilerin, kadınların, bütün ezilenlerin ve LGBTİ+'ların kaderi ortaktır. Birimiz özgür değilsek, hiçbirimiz değiliz. Yan yanayız, buradayız ve bu ablukayı hep birlikte aşacağız.
İçeride, dışarıda, sürgünde SUSMUYORUZ!
— Özgürlük İstiyoruz Kampanyası👇
HÜDA PAR’ın Hizbullah'tan devraldığı kendi siyasal çizgisi ve AK Partiyle ilişkisi üzerinden DEM Parti ile Kürt toplumunun farklı kesimleri arasındaki ilişkiyi provovakatif bir şekilde tartışmaya açan yönüne özellikle bakmak gerekiyor. https://t.co/ekl9TWwwSV
📌Şehirler… Kapılar… Eşikler…
▶️Üretim ilişkilerinden kasıt, kadının köleleştirilmesine bağlı olarak gelişen tarım-hayvancılık-tekstil-deri işlemeciliği ve köle kadını tamamlayan köle-egemen erkek ikileminde yok edilen erkekliğin tesellisi olan farklı kentsel kurumlardır
🖊️Dilzar Dîlok
https://t.co/eNZkYrJRGK
🔴 Araştırmacı Azad Barış: Kent Uzlaşısı hedef alındı çünkü siyasetin değişim potansiyelini gösterdi
👉 İBB soruşturmalarında adı gündeme gelen Barış: "Asıl mesele ben değilim; farklı siyasi kesimler arasındaki temasın neden suç şüphesi olarak görülmeye başlandığıdır."
@kepenekevrimm'in söyleşisi
https://t.co/x3vHWFeZAq
Erdoğan’ın toplumsal mühendislik çalışmaları-3
AKP’nin bölgedeki seksiyonu HÜDA PAR
✍️Ercan Jan Aktaş (@ErcanJanAKTAS) yazdı
“Bütün bu gelişmeleri yan yana koyduğumuzda, Erdoğan’ın “ustalık dönemi”nden bugüne uzanan toplumsal mühendislik siyasetinin temel hedefinin yalnızca iktidarı seçimler yoluyla korumak olmadığını görmek mümkün.
Daha geniş hedef, iktidarın karşısında oluşabilecek toplumsal ve siyasal çoğunluğun ortaya çıkmasını engellemek.”
https://t.co/Iz5gKEkMYt
Kürt siyasal alanında krizler ve tartıştırma ritüelleri üzerine düşünmek lazım.
Siyasal alanda uzun süredir yürütülen tartışmaların kısır döngüye girmesi, tıkanmanın ve kavramsal aşınmanın göstergesi.
Ortadaki krizleri sadece sorunlar üzerinden konuşmak, analiz üretmekten ziyade kolektif sorumluluğu dağıtarak görünmez kılmaya yarayan bir konfor alanına dönüştü.
Eğer bir kriz varsa, bütünün parçası olan herkes bu tablonun faili ve paydaşıdır.
Dolayısıyla sürekli arızaları sayıp dökmek, kurumsal ve bireysel sorumlulukların üzerini örten bir tür günah çıkarma ya da dikkat dağıtma pratiğidir.
Bu tablonun arka planındaki temel dinamik, mevcut insan kaynağının sınırlarına dayanmış olmasıdır.
Siyasal hareketin taşıyıcı omurgasını oluşturan aktör havuzu, güncel krizleri karşılayacak fikirsel ve pratik derinliği üretmekte zorlanıyor.
Devlet aklı mevcut konjonktürü dönemsel bir taktik ya da stratejik hamle olarak kurmuş olabilir; fakat Kürt siyasal alanı açısından asıl tarihsel ve stratejik eşik, bu konjonktürün sunduğu aralıkta kendi insan kaynağını köklü biçimde yenileme zorunluluğudur.
Tam da bu nedenle komün tartışmaları soyut bir nostalji ya da doktriner bir tekrar olarak değil, tam teşekküllü bir kadro yenilenmesi ve kapasite inşası stratejisi olarak kavranmalı.
İnsan kaynağının niteliğini yeniden tanımlamak için demokratik özerklik ile komün arasındaki kurucu bağı doğru yere oturtmak gerekir.
Demokratik özerklik çoğunlukla bir tür teritoryal hakimiyet veya idari mekanizma olarak tartışıldı. Oysa Ahmet Hamdi Akkaya ve Joost Jongerden'e atıfla, bu kavram bir tür "kendini -politikayla- değerli kılma" pratiği olarak ele alınmalı.
Kavramın bir üst kurumsal ve politik çerçevesi olan komün, bu çerçevenin gündelik yaşamdaki maddi ve insani hücresidir.
Bir toplumsal hareket, kendi tabanında doğrudan demokrasiyi, ortak üretimi ve kolektif sorumluluğu deneyimleten bir komün zeminine sahip değilse, demokratik özerklik yalnızca metinlerde kalan bir slogana dönüşür.
Dolayısıyla yeni insan kaynağının mayalanacağı, yetkinlik kazanacağı ve siyasal refleks edineceği asli laboratuvar doğrudan komün pratiğinin kendisidir.
Bu noktada kavramsal bir netleşmeye ihtiyaç vardır. Politika (yerel/siyasal) ile siyaset (merkez/temsil) birbirinden ayrılmalıdır:
Yerel/Politika: Toplumsal taleplerin, kolektif örgütlenmenin ve taban iradesinin doğrudan inşa edildiği kurucu alandır. Komün, politikanın mutfağıdır; insanın toplumsal sorumluluk alarak olgunlaştığı yerdir.
Merkez/Siyaset: Yerelde mayalanan bu iradenin makro dengeler, parlamento, diplomasi ve kurumsal mekanizmalar üzerinden müzakere edildiği, yönetildiği ve yasa/mevzuat zeminine taşındığı temsil alanıdır. (Korkmaz, Kaan A. & Abatan, Kemal Taylan. Devlet ve Komün: Sosyalist Stratejiyi Yeniden Düşünmek: https://t.co/peGZ9W27Mt )
Bugün yaşanan krizin merkezinde, kayyım politiklarıyla birlikte yerel politikanın üretilmediği bir ortamda merkeze, yani temsile kontrolsüz biçimde aktör taşınması yatıyor.
Gücünü yerelden devşirdiğini iddia eden bir hareketin, önce "politika yapan özne"ye dair açık bir standardı, metodolojisi ve nitelik çerçevesi olmak zorundadır.
Komünde pişmeyen, yerelin dinamikleriyle sınanmayan, doğrudan sorumluluk alarak yetkinlik kazanmamış bir aktör merkeze (siyaset alanına) taşındığında, oradaki krizleri yönetecek donanımdan yoksun kalır.
Merkezin onu ne zaman aşacağını, nerede yetersiz kalacağını ya da hangi noktada temsil krizine yol açacağını kestiremezsiniz.
Mevcut tartışmalara bakıldığında, aktörlerin yeterlilik ve yetersizliklerine dair böylesi yapısal bir tahayyülün tamamen eksik olduğu görülüyor.
Hangi kadronun, hangi niteliklerle, hangi alanda sorumluluk alacağına dair rasyonel bir çerçeve kurulamadığı gibi, mesele yalnızca dönemsel polemiklere ve sosyal medyada içi boşaltılmış bir tartıştırma ritüeline hapsediliyor.
Gerçek bir çıkış yolu, sorunları sayıp döken seyirci pozisyonunu terk etmekten, komün zemininde politikanın öznesini yeniden yetiştirmekten ve yerelde üretilen bu nitelikli iradeyi merkezin siyasetine yetkin bir değerlendirmeyle taşımaktan geçer.
Ercan Jan Aktaş yazdı | Süreç 101 (B): Türkiye’de demilitarizasyon
Erdoğan/AKP, askerî vesayetle hesaplaşmayı adeta apoletli yeşil elbiselerin yerine mavi takım elbiseli erkeklerin geçmesi olarak kodladı. https://t.co/Yt4U1k34Q2
Erdoğan’ın Toplumsal Mühendislik Çalışmaları-2
KÖH ve DEM Partiyi Paralize Etme Çalışmaları
Ercan Jan AKTAŞ yazdı ✍️
Birinci bölümde ortaya çıkan tablonun, Erdoğan’ın muhalefeti bütünüyle ortadan kaldırmaktan çok, onun farklı bileşenlerinin ortak bir siyasal zeminde buluşmasını engellemeye yöneldiğinin altını çizdik.
https://t.co/a6ebOAFUHU
Erdoğan’ın Toplumsal Mühendislik Çalışmaları-2
KÖH ve DEM Partiyi Paralize Etme Çalışmaları Ercan Jan AKTAŞ yazdı ✍️
Birinci bölümde ortaya çıkan tablonun, Erdoğan’ın muhalefeti bütünüyle ortadan kaldırmaktan çok, onun farklı bileşenlerinin ortak bir siyasal zeminde buluşmasını engellemeye yöneldiğinin altını çizdik.
https://t.co/a6ebOAFUHU