Ortadoğu'da enerji yolları ortaklıkları askeri ittifaklara dönüşüyor. Bu ittifaklar ideolojisiz bir düzlemde ve çıkar temelli ilerliyor. Kritik öneme sahip olan geçiş sürecini üç yazıyla incelemeye çalıştım.
İlk yazıda, Ortadoğu'da ideolojisiz gelecek yaratılmaya çalışıldığını, ancak ideolojinin sonuç olarak geri döneceğini ve esas tartışmanın "nasıl bir ideoloji" sorusu ekseninde yürütülmesi gerektiğini iddia etmiştim:
Ortadoğu'nun geleceği, ideolojinin serencamı
https://t.co/d2yqEijFJq
İkinci yazıda, Ortadoğu'ya ideolojisizlik dayatıldığı ve bu temelde enerji yolları ortaklıklarının çıkarlara ve acil ihtiyaçlara yönelik askeri ittifaklara dönüştüğünü tartışmıştım:
Enerji yolları ortaklıkları askeri ittifaklara dönüşürken
https://t.co/C9TjZnFzhy
Üçüncü yazıda ise, Ortadoğu'ya dayatılan ideolojisiz ve militarist gelecekte devlet-dışı aktörlerin nasıl bir dönüşüm imkanı yaratabileceklerini "egemen eko-sistemler" ve "dağıtık otoriteler" kavramlarıyla ele almaya çalıştım:
Dağıtık otoriteler, egemen eko-sistemler ve devlet-dışı aktörlerin geleceği
https://t.co/fCLeQn6YvA
İddiaya göre Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ortak savunma antlaşması imzalayacak. Erdoğan bugün Suudi Arabistan’a günübirlik ziyaret düzenleyecek.
Çeteler bir gecede ortaya çıkmadı.
Çocukların, gençlerin ve kadınların suç ağlarının hedefi haline gelmesini, çeteleşmeyi besleyen toplumsal ve ekonomik koşulları ve bu soruna karşı atılması gereken adımları Niha+’a anlattım.
https://t.co/znukklNjJF
“Kimse bu kadar zahmetli ve değerli bir mücadelenin ardından lükse kaçacak bir rahatlığın içine girmemeli. Sürecin eksiklerini söylemek kadar, onu ilerletecek sorumluluğu üstlenmek de gerekiyor.”
🔴Figen Yüksekdağ İlke TV'ye konuştu:
'Barış süreci ve çerçeve yasada ne kadar eksiklik varsa demokratik siyasetin eksikliğidir'
https://t.co/1RobG7Qd9j
Kendini adamanın siyasetini hiç bilemeyecekler, ne hazin. Bir yandan her şeyin daha kötüye gittiğini iddia edip, tatillerinden, konserlerinden, yemelerinden-içmelerinden vazgeçmeyecekler. Sorumluluğu hep başkasına atarak yaşayacaklar ve onurlu yaşam sürdükleri yalanına kendilerini inandıracaklar.
"Sözü Başkan Öcalan’a bırakmak en doğrusudur: 'DEM Parti’nin, halkın ve hareketin itirazları ve talepleri var; devletin itirazları, rahatsızlıkları ve talepleri var. Bazen hareket adına hassasiyetleri gözeten bir adım atıyorum, bazen kendimi karşı tarafın yerine koyarak hassasiyetlerine göre hamle yapıyorum. Tek kişilik satranca dönüşüyor durum. Bir süre sonra kendi kendine ve kendine karşı oynadığın bir oyuna dönüşünce dehşet hâlini alıyor. Bu duruma son vermenin yolu, müzakerenin önünü açan iradeli ve inisiyatifli muhatapların karşıma çıkarılmasıdır. Bu yasa mutlaka bu duruma son verecek niteliğe ve işleve sahip olmalıdır.'"
📌İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi
▪️Başkan Öcalan’ın kullandığı “tek kişilik satranç” metaforu; hareketin hassasiyetlerini, halkın beklentilerini ve devletin kaygılarını tek başına düşünmek zorunda kalmanın yarattığı zihinsel yükü, Zweig’in Dr. B. karakteriyle kurulan paralelliği anlamlı kılıyor
🖊 Tayip Temel
https://t.co/lsZJvb9B7c
AİHM kararlarına rağmen Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Gezi tutukluları cezaevindeyken toplumsal barış inşa edilemez. Hukuka ve anayasaya saygısı olmayanların barış söylemi samimiyetsizdir. Türkiye'nin gerçek bir demokratikleşmeye ihtiyacı var, rehin alma politikalarına değil!
@mehmetstatli Bu tür şeylerin her zaman kamusal alana yansımadığını en iyi bilenlerden birisin. Gözüne kestirdiğin her konuyu eleştiri adı altınfa içe bükmeye kalkışıyorsun. Tekrar diyorum, bu tarz doğru bir tarz değil.
Saruhan Hoca en son 28 Aralık 2025’te Selahattin Demirtaş’ı ziyarete gitti. Partiyle olan hesabı böyle her fırsat bulunduğunda görmeye çalışmak doğru bir tarz değil.
DEM Parti’ye yönelik yeterince yalan ve manipülasyon propagandası uygulanıyor. Daha fazlasına gerek yok, yapmayın!
Saruhan Oluç "yoldaşım" dediği Demirtaş'ı en son Şubat 2024'te, tam 2,5 yıl önce ziyaret etmiş. Her şeyden önce bir hakikat olarak bunu cebe koyalım.
Hayatı boyunca başka bir tercihte bulunmamış ve bulunmayacak bir DEM Parti seçmeni olarak şahsi fikrim ise Demirtaş'ın 85 milyonun tamamının yoldaşı olduğudur.
Ayrıca bu kritik süreçte, Öcalan başta olmak üzere sürecin esas muhatapları her türlü toplumsal gerilimden özenle kaçınırken Saruhan Bey'in siyaset yapmaktan uzak bu agresif tavrı şahsen beni ve inandığım değerleri temsil etmiyor. Elbette ki YENİ Partililerin soyunduğu "Demirtaş fırsatçılığı"nı görüyorum. Hatta bu fırsatçılığı Twitter'da belki de en çok teşhir eden hesaplardan biriyim. Fakat böyle bir tepkiyi alkışlamanın ne Kürtlere, ne sürece, ne partiye, ne de Demirtaş'a bir katkısı yok.
Ortadoğu'da enerji yolları ortaklıkları askeri ittifaklara dönüşüyor. Bu ittifaklar ideolojisiz bir düzlemde ve çıkar temelli ilerliyor. Kritik öneme sahip olan geçiş sürecini üç yazıyla incelemeye çalıştım.
İlk yazıda, Ortadoğu'da ideolojisiz gelecek yaratılmaya çalışıldığını, ancak ideolojinin sonuç olarak geri döneceğini ve esas tartışmanın "nasıl bir ideoloji" sorusu ekseninde yürütülmesi gerektiğini iddia etmiştim:
Ortadoğu'nun geleceği, ideolojinin serencamı
https://t.co/d2yqEijFJq
İkinci yazıda, Ortadoğu'ya ideolojisizlik dayatıldığı ve bu temelde enerji yolları ortaklıklarının çıkarlara ve acil ihtiyaçlara yönelik askeri ittifaklara dönüştüğünü tartışmıştım:
Enerji yolları ortaklıkları askeri ittifaklara dönüşürken
https://t.co/C9TjZnFzhy
Üçüncü yazıda ise, Ortadoğu'ya dayatılan ideolojisiz ve militarist gelecekte devlet-dışı aktörlerin nasıl bir dönüşüm imkanı yaratabileceklerini "egemen eko-sistemler" ve "dağıtık otoriteler" kavramlarıyla ele almaya çalıştım:
Dağıtık otoriteler, egemen eko-sistemler ve devlet-dışı aktörlerin geleceği
https://t.co/fCLeQn6YvA
İsrail'in 9 Eylül 2025'te Katar'ın başkenti Doha'da Hamas yetkililerine hedef alan saldırısı Ortadoğu'nun bölgesel güvenlik düzeninde farklı bir sürecin yaşanacağını göstermişti.
Saldırı ardından Suudiler önce Pakistan'la, şimdiyse Türkiye'yle savunma paktı imzaladılar.
Her ne kadar Kürt hareketi İsrail'i işaret etse de, Ocak ayında Rojava'da yaşananların arkasında da bu ittifakın belirleyici olduğunu düşünüyorum.
https://t.co/NxDbHQPUsu
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın ortak savunma paktının adı Mekke Antlaşması olarak duyuruldu.
Taraflardan birine yapılan saldırı, diğerlerine de yapılmış sayılacak. İran ve İsrail gerilimi içerisinde önemli bir gelişme.
Suud'un finans gücü, Türkiye'nin savunma sanayisi, Pakistan'ın hava ve nükleer gücüyle ciddi bir askeri ittifak ortaya çıktı.
Saudi Arabia, Turkey, and Pakistan announce that they have signed a treaty called the Mecca Joint Defense Agreement, stipulating that an armed attack against any one of them will be considered an attack on all.
via @ForeignOfficePk:
Ruşen Çakır (@cakir_rusen): "Resul Emrah Şahan takdire şayan bir çıkış yaptı. 'Sürece dahil olmayın, sürece dahil olursanız içerideki arkadaşlarını zor durumda bırakırsınız' argümanını ters düz etti. O, cezaevindeki birisi olarak ben bu yasanın yanındayım dedi"
"Resul Emrah Şahan'ın bu paylaşımına çok tepki geldi, alkışlayanlar da oldu ama daha çok ona had bildirmeye çalışanlar oldu. 'Sen sana bunu yapan iktidarın oyununa nasıl gelirsin' diyerek kendisine siyaset öğretmeye çalışanlar oldu"
➡️ https://t.co/sDB1QONz1h
Herhalde Özgür Özel’in kurmay ekibi o kadar gerçekten kopuk ki, böyle çevir kazı yanmasın yöntemlerle yol alabileceklerine inanıyorlar:
Yasaya imza vermedik ama genel kurulda Evet diyeceğiz.
Oysa yapılması gereken 50 yıllık savaştan bir şekilde zarar görmüş herkesi teskin etmektir.
Asker ve gerilla yakınlarının hepsine hitap edebilecek, sağ-faşist oluşumların propagandasını ters yüz edebilecek gerçekten halkçı bir söylemin geliştirilmesidir. Bunun şimdi yapılandan daha zor olacağını sanmıyorum.
Özgür Özel, şehit aileleri eylemine desteğe gitti:
“Çerçeve yasayı imzalamayın!
"Biz imzalamadık..."
https://t.co/YDavWBHZTP
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Güvenpark’ta er, şehit yakınları ve er gazilerin eylemine destek ziyaretine gitti
Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Erdem Çerçioğlu, Özel’e “Eğer bu çerçeve yasada şehit aileleri ve gazileri ağlatırsanız size de hakkımızı helal etmeyiz. Çerçeve yasayı imzalamayın!" dedi.
Özel, "Biz imzalamadık..." diyerek devam etti:
"Biz şehit ailelerinin, gazilerin yanına varamayacağımız, gözüne bakamayacağımız işlerin içinde hiçbir zaman olmayız"
- Bizim temel yaklaşımımız şu: Biz silahların tamamen susmasını, bir tek silahın dahi terör örgütünün elinde kalmamasını, geri dönüşümsüz olarak silahsızlanmayı ve Türkiye'de bir daha kan akmaması için bütün düzenlemelerin demokratik zeminde yapılmasını savunuyoruz.”
İddiaya göre Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ortak savunma antlaşması imzalayacak. Erdoğan bugün Suudi Arabistan’a günübirlik ziyaret düzenleyecek.
BREAKING: Saudi Arabia, Türkiye, and Pakistan are expected to sign a joint defense agreement in Jeddah on Friday, according to sources close to the Saudi military and government.
Kürtlerin mutlak varlığı: Öcalan ve yeni paradigmasının işaret ettikleri
✍️ @miralikocer_ yazdı
“Mutlak varlık, sembolik ve politik-felsefi yörüngenin dışına çıkılmadıkça günümüzün siyasal ortamında karşılık bulabilecek bir kavramdır. Özellikle siyasallık ve toplumsallık senkronizasyonundan bakıldığında, mutlak varlığın tanımsal karşılığını örnekler üzerinden açıklamak daha kolay olur. Bunu en çok da Kürt ve onun önderi Abdullah Öcalan entitesinde görmek mümkündür.”
Yazının tamamını okumak için ⤵️
https://t.co/LtyhtTYfga
Resul Emre Şahan aylardır tutsak. Twite gelen yorumlar ve alıntılar ise Y-CHP kitlesinin nobranlığını kanıtlayan bir başka örnek. Geçenlerde İnan Güney’i de benzer şekilde linç ettiler. Demokratik bilinci zayıf bu kitleden demokrasi beklemek göle maya çalmakla eşdeğer.
Cezaevinde zaman yavaş akıyor. O yavaşlık, kırk yılın acıları üzerine derinlemesine düşünme imkânı veriyor.
Bugün Meclis’e sunulan metni okurken aklımdan ilk geçen buydu. Evet, eksikleri var. Kaygı veren yanları var. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu kapsamlı demokratikleşmenin de hayli gerisinde.
Ama bu toprağı yıllardır acıya, evleri yasa boğan bir meselede hukukun kapısı ilk kez aralanıyor. Ben o kapının yeniden kapanmamasından yanayım.
Kürt meselesinin çözümü kimsenin kimseye lütfu olmamalı. Esas olan, hepimizin eşit yurttaşlar olarak ortak bir gelecek kurma iradesidir.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bu ülkenin her bir ferdinin hak ettiği eşit yurttaşlığın, adaletin ve demokrasinin yeniden hayat bulduğu bir Türkiye mümkündür. O hedefe ulaşana kadar, koşullar ne olursa olsun, hukuksuzluklara da, butlanlara da, haksız tutuklamalara da aynı kararlılıkla itiraz etmeye devam edeceğiz.
Hayalini kurduğumuz YENİ nesil siyaset de bunun taşıyıcısı olmalı. Geçmişin korkularını devralıp büyüten bir siyaset değil, birlikte yaşama cesaretini büyütecek bir siyaset.
Eksiğiyle fazlasıyla bu bir başlangıç. Ortak Gelecek için, ben başlamaktan yanayım.