Bir kez daha Şampiyon Türkiye 🇹🇷
Voleybol Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı mağlup ederek şampiyon olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı ve emeği geçen tüm ekibi yürekten tebrik ediyorum.
Milletimize yaşattığınız gurur için teşekkürler Filenin Sultanları!
Artık mahalle teşkilatlarımızı açıyoruz.
Memleketim Akçaabat’ın ilk mahalle temsilciliğini Söğütlü Mahallesi’nde açtık. Mahalle teşkilatımızla bir araya gelerek istişarelerde bulunduk, hedeflerimizi değerlendirdik.
Mahalle mahalle büyüyor, emin adımlarla yürüyoruz.
Hayırlı olsun. 🇹🇷
İran ordusu Amerika'nın İran topraklarına saldırması halinde, 500 kıtalar arası füze ile New York-Washington gibi şehirleri vuracağını duyurdu.
OLUR MU? BAL GİBİ OLUR!
Dokunulamaz denilen İsrail füzelerle tanıştığına göre, ABD niye bu lezzetten mahrum kalsın?
Tamam;
Haluk Levent hırsız, tutuklansın!
Tamam;
CHP'de temiz belediye yok, hepsi hırsız arınsın!
Belediye, sanatçı, siyasetçi, işadamı, vatandaş hepsi arınsın!
İktidarımız ise pırıl pırıl, bal dök yala!
📌İran'ın yok ettiği bildirilen ABD'ye ait varlıklar:
➡️Katar'daki ABD Savaş Uçağı bakım ve onarım merkezi tamamen yok edildi.
➡️Ürdün'deki ABD Komuta ve Kontrol Merkezi yok edildi.
➡️Ürdün'deki ABD yakıt depoları ve tesisleri yok edildi.
➡️Kuveyt'teki Patriot Füze Sistemleri yok edildi.
➡️Katar'daki bir uydu haberleşme anteni yok edildi.
➡️Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) Al Dhafra Hava Üssü yok edildi.
Bugün Hünkar İskelesi Antlaşması’nın yıl dönümüydü.
1833’te Osmanlı, Mehmet Ali Paşa isyanının oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek için Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması’nı imzaladı.
Ancak bu antlaşma yalnızca bir güvenlik anlaşması olarak kalmadı. Boğazlar gibi devletin en stratejik meselelerinden biri, Osmanlı’nın tek başına karar verebildiği bir alan olmaktan çıkıp büyük güçlerin pazarlık konusu haline geldi.
Tarih bize şunu gösteriyor: Günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli hesaplar uğruna bağımsızlıktan verilen ödünler, başlangıçta küçük dahi olsa zamanla devletin en hayati meselelerini bile başka devletlerin pazarlık konusuna dönüştürebilir.
Tesadüf o ki, iki hafta sonra yine Temmuz ayı içinde hem Lozan Antlaşması’nın hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yıl dönümlerini idrak edeceğiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı, Lozan’da tüm kapitülasyonları tarihe gömdü ve boğazlar konusundaki egemenliğimiz Montrö ile de taçlandırıldı.
Yani tarih bize sadece zayıflığın bedelini değil, bağımsızlık iradesinin neleri geri alabileceğini de gösteriyor.
Bugün de benzer bir soruyla karşı karşıyayız.
Hükümet muhtemelen Trump’ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacak. Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır.
Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?
Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington’dan, bir gün Moskova’dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi’nin ortaya koyduğu irade de tam olarak budur.
21.Geleneksel Gençlik Kampımızı büyük bir coşkuyla tamamladık. Türkiye’nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımızla üç gün boyunca dolu dolu bir kamp geçirdik, gelecek dönem hedeflerimizi ve çalışmalarımızı belirledik.
İstikbal biziz, biz geleceğiz 🇹🇷
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarımızla 3 gün sürecek gençlik kampımızın açılışını gerçekleştirdik.
Üye kampanyamızda üstün başarı gösteren teşkilat mensuplarımıza plaketlerini takdim ettik.