BAHÇELİ'NİN MHP’DEN İHRAÇ ETTİĞİ KIYMETLİ ŞAHSİYETLERDEN BAZILARI
📌Prof. Dr. #YusufHalaçoğlu – Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı. 'Ermeni Soykırımı İddiası'nı uluslararası platformda bilimsel olarak çürüten, dünya çapında büyük bir Tarihçi Akademisyen. MHP Eski Milletvekili ve Grup Başkan Vekili. KUTLU PARTİ Kurucusu ve Genel Başkanı.
📌#MansurYavaş - Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı
📌Prof. Dr. #ÖzcanYeniçeri- Öğretim Üyesi Eski MHP Milletvekili. KUTLU PARTİ Sözcüsü.
📌#SadiSomuncuoğlu - Eski Devlet Bakanı
📌Prof. Dr. #AbdülhalukÇay - Eski Devlet Bakanı
📌Prof. Dr. #OsmanDurmuş - Eski Sağlık Bakanı
📌Prof. Dr. #HüsnüZiyaGökalp - Eski Tarım Bakanı
📌Prof. Dr. #AhmetBicanErcilasun - Eski Türk Dil Kurumu başkanı
📌Prof. Dr. #RamazanMirzaoğlu - Eski Devlet Bakanı
📌Prof. Dr. #VedatBilgin - Devlet Bahçeli’nin eski başdanışmanı
📌Prof. Dr. #EnisÖksüz – Eski ulaştırma Bakanı ve Akademisyen
📌Prof. Dr. #FarukBal Eski Devlet Bakanı
📌Prof. Dr. #MustafaÇalık - Türkiye Günlüğü Dergisi yöneticisi
📌Dr. #MeralAkşener - İYİ Parti Kurucusu. Eski İçişleri Bakanı.
📌Prof. Dr. #ÜmitÖzdağ - Eski MHP milletvekili Zafer Partisi Genel Başkanı
📌#KorayAydın - Eski Bayındırlık Bakanı, ihtirası yüzünden İYİ Partiden istifa etti bağımsız Ankara milletvekili
📌#TuğrulTürkeş - Eski Devlet Bakanı
📌#RamizOngun - 12 Eylül öncesi eski Ülkü Ocakları Başkanı
📌#ServetAvcı – Eski Ülkü Ocakları Başkanı
📌#AtillaKaya - Eski Ülkü Ocakları Başkanı, İstanbul milletvekiliydi.
📌#EfendiBarutçu - Eski Türk Ocağı Başkan Vekili
📌#ErhanUsta - Eski MHP Grup Başkan Vekiliydi, şimdi İYİ Parti Samsun milletvekili. İyi Parti grup başkan vekili.
📌Asrımızın Dede Korkut’u Rahmetli #OzanArif üzüntüsünden kanser oldu...
📌Torosların Ali Ağası Rahmetli #AliGüngör üzüntüsünden kanser oldu....
📌Rahmetli #MehmetGül üzüntüsünden kanser oldu....
Ve daha yüzlerce, binlerce üzüntüsünden hasta olan isimler..
Yukarıdaki listede; ihraç etme, istifaya zorlama, kamuoyu önünde küçük düşürme, vb. gibi yollarla #MHP’den uzaklaştırılan #ÜLKÜCÜ isimler yer alıyor.
Bahçeli’nin başkanlık yaptığı MHP’de merhum #AlparslanTürkeş’in yanında yetişen bir tek ülkücü bile bırakmamıştır.
Kendisi şimdi yıllarca küfrettiği #Akape'nin kuyruğu; #Apo'nun yoldaşı #SelahattinDemirtaş 'a selam çakar olmuştur. Açıklayan varsa buyursun.
(Alıntı: A. Hamza Turabi)
Bugünün @BirGun_Gazetesi nde yer alan yorumum:
TEK ADAM REJİMİ HESAP VERMEZLİĞİNE GÜVENDİ"
Mustafa Sönmez - Ekonomist
Bu rejim, 25 yılın getirdiği bir tortuyla kendisini hesap vermezlik ve cezasızlık üstüne bina etmiş durumda. Şimdi bunun rehavetiyle her şeyi yapar durumdalar. İşte son olarak da bu fon krizi aslında buna güvenerek yapılmış, AKP’li siyasetçilerin, bürokratların, iş insanlarının organize ettikleri bir süreç. "Nasılsa kimse bizden hesap soramaz ve bir ceza almayız" fütursuzluğu içinde bu işi kotarmışlar. Dolayısıyla bu, rejimin siyasetinin bir yan ürünü olarak ortaya çıkıyor.
Bir yerde zincir kopmuş, yönetmeye çalışmışlar ama yönetememişler. Zincir kopunca bütün aktörleri ortaya çıktı: Siyasi aktörleri, bürokrasisi, yakın iş insanları... Anlaşılıyor ki bu bir örgütlü suç.
Bu daha önce kamu kaynaklarını yağmalama, ihaleler, bütçeyi bir şekilde kendine yontma şeklinde seyrediyordu. Özelleştirmeler, kamu-özel işbirliği gibi... İlk defa küçük yatırımcının cebine elini atan bir vurgun yaptılar. Dolayısıyla doğrudan kamu kaynaklarını yağmalamanın dışında, küçük yatırımcıyı tokatlama şeklinde cereyan etti. Ayırt edici yanı bu. Buna nasıl cüret ettiler? Dediğim gibi: "Hesap vermeyiz, cezalandırılmayız, bu gücümüz var" diyerek bundan cesaret alıp kurguladıkları bir vurgun.
Bu defa öyle birkaç kurbanla sıyrılabilecekleri bir şey olamaz. Çünkü hadise epey örgütlü ve saçaklı. Neredeyse AKP teşkilatına haber salınmış. Herkes "Bana da, bana da" demiş. Kimisi çeşmenin altına kovayı, bardağı tutmuş, herkes bir şeylere bulaşmış. Ne alıp sattılarsa hepsi kayıt altında.
Burada tek yapacakları şey bunu kabullenip mümkün olan en az cezayla kapatmaya çalışmak, kollamak, yine yargıyı bu konuda kullanarak örtbas etmek. Üstünü tamamen kapatamazlar ama en ucuz cezayla, en hafif şekilde ve özellikle parasını kaybeden küçük yatırımcıya birtakım sus payı vererek bu işi örtmeye kalkacaklar.Ama bu defa mızrak çok büyük. Ne yapsalar üstünü kapatamazlar. Bunu gündemden düşürmek hiç kolay değil, ayrıca seçmen tercihine de çok büyük etkisi olacak. Tabii bunun ekonominin diğer makro boyutlarına da çok ciddi etkileri olacak. Enflasyon daha da kabaracak, dışarıdan yabancı girişi ve yatırımlar azalacak, işsizlik daha çok büyüyecek. İnsanlar bunu yaşadıkça buraya referans yapacaklar.
Bu iş AKP’ye ciddi patlar. "Kapattılar" gibi bir durum olmaz. Bütün engellemelere rağmen sağır sultan bile duydu. Bunun faturası çok ciddi çıkar.
Fon vurgunundan sonra Yılmaz Erdoğan'a "Sazan Sarmalı" ve "Organize İşler" filmlerinin devamını çekmesi çağrısında bulunacaktım ama, onun böyle siyasi konulara girecek cesareti olmadığı için, vazgeçtim!
Filmi çekmek isteyen olursa senaryoyu ben yazarım!
İbrahim Kahveci üstadımız AKP’nin en önemli siyasetçisi Hayati Yazıcı’ya şahane bir soru sormuş: “ oğluna sahip çıktığın kadar niye adalete sahip çıkmıyorsun?”
Şu görüntüler oraya gelen görevlilerce çekiliyor ve medyaya servis ediliyor!
Bunun birkaç gòrevlinin edepsizliğiyle izahı mümkün değil! Çok net!
Yoksa bu ahlaksız kişilere derhal işlem yapılır. Umarım da olur! Yanılırız!
Ve bir daha da kimse bu tür ahlaksız, vicdansız harekette bulunmaz!
Böyle böyle toplum vicdanını ve ahlakını kaybediyor, görmüyor musunuz?
Vicdanını ve ahlakını kaybeden, değerlerini yitiren insanlardan oluşan bir toplumdan, kendileri dahil, kimseye fayda gelmez!
O toplum artık yok olma sürecine girmiştir!
Buradan süratle çıkmak gerek, benden söylemesi!
Lan olum gidin Galatasaray’da ne yapıyorsanız yapın, alıştık zaten sizin sahtekarlıklarınıza ama anlı şanlı ay-yılıdız şu rezaletlere alet etmeyin.. sizin mideniz kaldırıyor olabilir ama bizimki Barış Alper Yılmaz’ın şu halleri yüzünden bulanıyor.. #BELTUR
FatmaFon için yeni iban adresi gösterildi.
SPK, ne düşündüyse, önceden Hazine'ye ait bir ibanı göstermişti Fatmagiller için, sonra düşünüp taşındılar yeni ibanlar buldular.
"borsada işlem gören ortaklıkların paylarının alım satımı ve benzeri işlemler nedeniyle elde ettikleri fahiş kârları geri ödemek isteyenlerin taleplerinin karşılanmasını teminen; Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu adına “Genel Hisse İade Hesabı” açılmıştır.
iban şu: TR220002900000000791270349
Fatma'nın bu ibana para yatırması mümkün. İsterse tabii!
Bunun dışında -ne demekse- fahiş kar elde eden fon yatırımcılarına da ibanlar gösterildi, şöyle denildi duyuruda:
"tasfiye kapsamına alınan yatırım fonlarında, tasfiye kararından önceki dönemde gerçekleştirdiği katılma payı satışları sonucunda fahiş kazanç elde edenlerden, kendi isteği ile bu kazancı ilgili fona iade etmek isteyenlerin söz konusu taleplerinin karşılanabilmesini teminen; her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere, Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) adına “İsteğe Bağlı İade Hesapları” açılmıştır.
Fahiş kazanç ne kadar?
Adeta, onlar kendilerini bilirler, diyor SPK.
Tam alaturka, AKP vari işler
Bilinen bir numaradır; hırsızlığı veya baş organizatörü korumak istiyorsanız olaya önce bir “ dış mihrak” ekleyeceksiniz. İşte dinbaz profesör fon soygununu “İsrail’in tezgahladığını”söyleyeverdi; yerseniz!…başka birisi,hani şu mafyadan 10 bin dolar harçlık aldığı söylenen AKP’li, bu fon tezgahını kuranın “Abdullah Gül olduğunu”söylemekte;yerseniz!..ve cümle AKP takımı canhıraş bir şekilde bu fon hırsızlarının amacının “Erdoğan’ı devirmek” olduğunu söylemekteler; yerseniz! Ulan hadi biz salağız; bunlar hem hırsız, hem dolandırıcı hem de kurnazlar. Ama unuttukları husus şu: bu numaralar geçen yüzyılda geçerliydi; yapay zeka çağında değil!
Başardılar!
Bizler, o süreçte, siyasilerin tam desteğindeki Fetullahçı çetenin çok büyük katkısıyla tasfiye edildik!
Çünkü çok ahlaksız ve vicdansızdılar!Hiçbir kural tanımıyorlardı!
Biz ise kural içinde dövüşmeye kodlanmıştık, mağlup olduk!
O zamanlar bakan olan Hüseyin Çelik ve iktidar partisindeki bir kısım siyasiler, aşağıdaki ifadeleri destekleyen benzer şeyleri açıkca söylemişlerdi!
Sonrasında yüzlerce şehit verdik!
Bizi tasfiye edenlerin çocukları değildi onlar tabii!
Her zaman olduğu gibi kimse hesap vermedi, soran da olmadı zaten!
Öyle, böyle bu günlere geldik!
Şimdi ekonomide Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunları tam gaz giderken, yeni bir açılım süreci de son sürat ilerliyor!
Sonucunu tahmin etmek zor değil, ama...
@TamerE83860@yavuzyilmazd ilk iktidara geldiklerinde sabah-atv sonradan Ahaberi vs.senin kafadakileri kafalamak için aldılar.Meral ablası zaten herkesi kandırdığı gibi yiğit olsaydı, kendini paçavra edip kenara atmazdı! Sen bir de Afyon B Başkanı jantçının karısını örnek al!TOGG jantcısı oldu. Topuklayan!
Bazen zamanlı, bazen zamansız olur ama
hiç aksamaz,
ayrılık vakti hep gelir…
Benim için de SÖZCÜ’den ayrılma vakti geldi.
11 yıldır halkımın tarafında olmanın verdiği onurla ve kuşkusuz büyük bir aşkla gazetecilik yapmaya çalıştığım SÖZCÜ Gazetesinden dün itibariyle ayrıldım.
Gördüğüm lüzum üzerine, diyelim
Öyle gerekti, diyelim
Vakti gelmişti, diyelim…
Her ayrılık zor…
38 yıllık meslek hayatımda 8 ayrı gazete, dergi, ajans ve televizyonda çalıştım. Çalıştım, kelimesi bizim mesleğe pek uymaz. Her birinde bütün ruhumla ‘gazetecilik’ yaptım diyeyim. SÖZCÜ dahil her birinden kendi isteğimle ayrıldım. Hepsi de zor kararlardı.
‘Gitme’ dendi mi? Evet, her ayrılışta.
Hatta öyle güçlü ‘gitme’ler vardır ki gidemezsiniz. Öyle güçlü ‘gel birlikte çalışalım’ davetleri vardır ki kalamazsınız. Para, pul çok geride kalır.
Deneyimim şu;
-‘gitme’ denmiyorsa insan gazeteciliğini sorgulamalı,
-‘gitme’ deniyor ama gitmemeniz için hiçbir şey yapılmıyorsa artık orada kalınmamalı...
SÖZCÜ gibi, halkın sorumluluğu üzerine yüklenmiş medya kuruluşlarında gazetecilik yapmanın ağır sorumluluğu vardır. Davaları, soruşturmaları göze alacaksınız; devleti yöneten etkili ve yetkili kişilere halk adına hesap sormaktan, herkesin sus pus olduğu bir ortamda soru sormaktan kaçınmayacaksınız… Yazmaktan korkmayacaksınız, korkmadan yazan gazetecinin haberini yayımlamaktan çekinmeyeceksiniz…
Yani konjonktürün izin vermediği bir ortamda gazetecilik yapmaya çalışacaksınız...
Hoyratça yoksullaştırılan halkımın ve ülkemin karşı karşıya bırakıldığı hukuksuzlukları, adaletsizlikleri, soygunları, soysuzlukları kalemimin yettiği, dilimin döndüğünce SÖZCÜ’den aktarmaya çalıştım.
İnandığım ve bugüne kadar geçen zorlu meslek hayatımın neredeyse tamamında uygulamayı da başardığım gazetecilik anlayışımı bundan sonra sürdürebileceğim bir yer olur mu bilmiyorum. Bunun hesabını yapmadım.
Hayırlısı diyelim, hayırlısı olsun…
@TamerE83860@yavuzyilmazd Öküz altında buzağı arayan parti görünümlü akepenin saadet zinciri kırılmasın,kendi pislikleri görünmesin diye çamur atıyor!
Halbuki follukta kuluçkaya yatmış akepelilerin altına baksa altın yumurtaları bulacak ama dedik ya, saadet zinciri
İBB sahte itirafçıları yalanları bitti!
Timur Soykan: "Fatma Hanım, bütün bu iddialar hakkınızda varken, bütün bunlar konuşulurken, ülke bu skandalla çalkalanırken ABD’de Birleşmiş Milletler zirvesine nasıl gittiniz ya?
Yani sizi oraya kimler götürdü? Siz demediniz mi, “Biz böyle kâr ettik, bütün ülke bu skandalla çalkalanıyor”
Siz Emine Erdoğan’ın yanında poz veriyordunuz.
Kimse size dönüp demedi mi: “Ya, sen ne yaptın? Bu paralar nereden geldi? 163 milyon TL nereden geldi?
Bu 2019 öncesi soruşturmalar yürütülmüyor yolsuzluk sayılmıyor ya…
O zaman bunun İBB’den aldığı burslar soruşturulsaydı, bunun cezasını çekseydi ve bütün bunların cezasını çekip o AKP Genel Başkan Yardımcılığı koltuğuna oturtulmasaydı, bu vurgunu yapabilecek miydi?
Demek ki sadece Fatma Betül Sayan Kaya’dan ibaret bir olaydan bahsetmiyoruz..."
Çok düşündüm, durumu ve duygularımı ifade edecek bir cümle kuramadım.
Önce kriz nasıl yönetilir bilmiyorlar dedim.Sonra bu kadar saf olma diye kendi kulagimi çektim
Biliyorlar her şeyi biliyorlar.
Göz göre göre sebep oldukları soygunu değil,olası siyasi maliyetini yönetiyorlar
Herkes haklı olarak soruyor. İstifa eden AKP Başkan yardımcısı Fatma, 2 milyar TL'lik vurgun iddiası nedeniyle neden bu saate kadar gözaltına bile alınmadı?
İftiralarla evlerinden, çocuklarının gözü önünde kelepçelenerek götürülen muhaliflere reva görülen muamele akla geliyor haklı olarak.
Soruya yanıt, mevzuat!
Türk sermaye piyasası mevzuatına göre piyasa dolandırıcılığı (m. 107) ve bilgi suistimali / insider trading (m. 106) suçlarında cumhuriyet savcılıkları re'sen (kendiliğinden) doğrudan soruşturma yürütemiyor. Savcılığın işlem yapabilmesi için SPK denetçilerinin özel inceleme raporu hazırlaması ve savcılığa resmi suç duyurusunda bulunması gerek. SPK bültenlerinde ve suç duyurusu listelerinde henüz Kaya ailesine dair bir dosya/başvuru kamuoyuna yansımadı.
Fatma örneğinde olduğu gibi, şirket hissesini düşük fiyattan alıp şişirilmiş fiyatla tepeden satanın sadece "bireysel yatırımcı" mı olduğu, yoksa manipülasyonu organize eden şebekeyle içeriden bilgi alarak (insider trading) danışıklı mı hareket ettiği; MASAK para transferi raporları ve HTS kayıtlarıyla kanıtlanmalı. Bu yapılmadan savcılık doğrudan gözaltı işlemi tesis edemiyormuş.
Herşey kayıtlı, elektronik, iki tuşun ucunda.
Fatma'nın vurgununu sayılarla duyuranlar bu bilgiyi nasıl elde ittilerse SPK da anında ekrana getirir ve üstelik aynı gün gözaltı yapılabilirdi.
Saray'ın işareti mi gelmedi?
Nedir?