Psikiyatriye ve profesyonellerine ayna olması temennisiyle..
Klinik odaklı çalışmaların, sosyal psikoloji ve kültürel etkilerden ayrıştırılarak yapılamayacağının geç de olsa paylaşılmaya başlanması sevindirici.
Psikiyatrinin ve küresel ruh sağlığı anlayışının en temel iddiasını sorgulamak istiyorum: “İnsan zihni evrensel kategorilerle açıklanabilir mi?”
Modern psikiyatri çoğu zaman kendi kavramlarını biyolojik gerçeklikler gibi sunar. Oysa bu kategorilerin önemli bir kısmı tarihsel, kültürel ve politik olarak üretilmiştir. Kolonyal dönemde Avrupalı psikiyatristler sömürgeleştirilmiş halkları “ilkel”, “irrasyonel”, “duygusal olarak dengesiz” olarak tanımlıyordu. Böylece psikiyatri yalnızca hastalıkları tanımlayan bir alan değil; aynı zamanda kimlerin “medenî”, kimlerin “geri kalmış” olduğunu belirleyen bir iktidar mekanizması hâline geldi.
Bugün artık şunu sormak zorundayız:
Psikiyatri gerçekten iyileştiriyor mu, yoksa bazı insanlık deneyimlerini görünmez kılarak belirli bir dünya görüşünü mü evrenselleştiriyor?
Dekolonizasyon tartışmasının merkezinde “epistemik şiddet” kavramı yer alır. Bu kavram, bir toplumun kendi bilgi üretme biçimlerinin değersizleştirilmesi anlamına gelir.
Modern psikoloji büyük ölçüde WEIRD toplumların yani Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik toplumların insan modelini temel alır. Bu modelde insan:
bireyseldir,
rasyoneldir,
sekülerdir,
lineer zaman içinde ilerleyen bir özne olarak düşünülür.
Fakat dünyanın büyük kısmı insanı böyle deneyimlemez.
Birçok toplumda benlik kolektiftir. Ruhsal deneyim toplulukla iç içedir. Acı bireysel değil, tarihsel ve kuşaklararasıdır.
Kolonyal psikiyatri yalnızca hastalıkları sınıflandırmadı; insanların kendilerini anlama biçimlerini de dönüştürdü. Kişi artık kendisine kendi kültürünün gözünden değil, egemen kültürün merceğinden bakmaya başladı. Siyah derili insanlar beyaz maskeler taktı. Kendi hikayesini değersizleştirdi.
Frantz Fanon’un söylediği gibi:
“Sömürgecilik yalnızca toprağı değil, bilinci de işgal eder.”
Modern psikoterapinin en büyük sorunlarından biri, yapısal sorunları bireysel sorunlara çevirmesidir.
Yoksulluk, ırkçılık, savaş, dışlanma, sömürülme…
Bütün bunlar tarihsel ve politik meselelerdir.
Ama çoğu zaman klinik dil içinde bireysel “bozukluklar” hâline getirilir.
Jonathan Metzl’in The Protest Psychosis adlı çalışması bunun çarpıcı bir örneğidir. Metzl, ABD’de siyah erkeklere şizofreni tanısının çok daha yüksek oranlarda konulduğunu gösterir. Özellikle siyasal öfke, direniş veya sisteme güvensizlik gibi davranışlar zamanla “psikotik belirtiler” olarak kodlanmıştır.
Böylece psikiyatri bazen acıyı anlamak yerine, düzeni koruyan bir mekanizmaya dönüşebilir.
İnsanlar kendi hikâyeleriyle değil, klinik etiketlerle konuşmaya başlar:
depresif,
borderline,
bipolar,
antisosyal…
Ve kişi giderek kendisini bir insan olarak değil, bir tanı olarak deneyimler.
Ethan Watters’ın Crazy Like Us kitabında anlattığı gibi bugün yaşadığımız şey, Amerikan ruh anlayışının küreselleşmesidir.
Batı’nın travma, mutluluk, normallik ve iyilik hâli tanımları dünyanın geri kalanına ihraç edilmektedir.
Ancak bu her zaman işe yaramaz.
Örneğin Sri Lanka’daki tsunami sonrasında uygulanan Batılı travma terapileri birçok bölgede başarısız oldu. Çünkü bazı kültürlerde acı konuşularak değil, birlikte susularak paylaşılır. Yas bireysel bir iç dünya meselesi değil; kolektif bir kader deneyimidir.
Batı psikolojisi çoğu zaman şunu varsayar:
“İyileşmek için travmanı anlatmalısın.”
Ama her toplum acıyı aynı şekilde işlemez.
Bazı toplumlarda sessizlik de bir bilgidir.
Ritüel de bir terapidir.
Topluluk da bir ilaçtır.
Peki çözüm nedir?
Dekolonizasyon, psikolojiyi tamamen reddetmek değildir.
Asıl mesele, tek bir insan modelinin evrensel ilan edilmesine itiraz etmektir.
Bunun için üç temel dönüşüme ihtiyacımız var:
1. Epistemik Çoğulluk
Bilgiyi yalnızca akademik Batı epistemolojisiyle sınırlamamak gerekir.
Hikâye anlatıcılığı, sözlü gelenekler, manevi pratikler, topluluk bilgeliği de meşru bilgi biçimleridir.
2. Kültürel Alçakgönüllülük
Terapist “nötr” değildir.
Her terapist belirli bir tarihsel ve kültürel konumdan konuşur. Bunun farkında olmak etik bir zorunluluk. +
Valimiz Sn. Yılmaz Şimşek, TED Koleji Kurucu Temsilcisi Erdem Er ve beraberindekileri makamında kabul etti.
Ziyarette; 2 Kasım’da Türk Eğitim Derneği Burs Fonu yararına toplanacak bağışlarla ilgili olarak Sivas'ta yapılacak olan maraton hakkında Valimiz Şimşek'e bilgi verildi.
Etkinlikte elde edilecek bağışların, başarılı ancak maddi olanakları kısıtlı öğrencilerin eğitimlerine destek sağlamak amacıyla kullanılacağı ifade edildi.
Başkanımız Dr. Adem Uzun, TED Sivas Koleji öncülüğünde gerçekleştirilen Sivas Eğitim Forumu'na katıldı.
"Eğitim Hizmetlerinde Yerel Yönetimlerin Rolü" başlıklı oturumda katılımcılara hitap eden Başkanımız Uzun, "Okullarımızdaki eksiklerin giderilmesi, şehrimizdeki eğitim altyapısının güçlendirilmesi, güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim sürecinin devam ettirilmesi adına çözüm odaklı bir hizmet anlayışı ile çalışıyoruz" dedi.
"Ortak Paydamız Eğitim" mottosuyla bu yıl ilki gerçekleştiren Sivas Eğitim Forumu'nun her yıl geleneksel olarak düzenlenmesi planlanıyor.
📌Sivas’ta eğitim forumu düzenlendi.
Sivas TED Koleji’nin koordinesinde düzenlenen eğitim forumu programına, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı @CihadDemirli, Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu Üyesi @spehlivanoglu, Belediye Başkanı Adem Uzun, Vali Yardımcısı İhsan Maskar, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Şarkışla, Millî Eğitim Müdürümüz @necatiyener_, TSO Başkanı Zeki Özdemir, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, STK başkanları, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
👉🏻https://t.co/JaohA9WAO8
@tcmeb@Yusuf__Tekin@valisimsek
Sivas Eğitim Forumu 2. Oturumu @meb_ttkb Sayın @CihadDemirli ve @TED1928 Gen. Bşk. ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim Kur. Ü. Sayın @spehlivanoglu 'nun katılımı ve benim moderatörlüğümde tamamlandı.
Bu muhteşem organizasyon ve davetleri için @TEDSivasKoleji Erdem Er dostuma teşekkürler.
Kuşak ça(t)lışmalarına OpenAI kurucu ortağı Sam Atman ın silikon vadisi gibi gençliğiyle ünlü bir ekosistem ile ilgili '1970 lerden bu yana ilk kez önde gelen girişimcilerin hiçbirinin 30 yaşın altında olmadığı' bilgisi ışığında yeni yorumlar getirilebilir.
Hatay'da enkazdan kurtarılan Tümkaya kardeşler İsmail Küçükkaya ile #YeniBirSabah'ta! Tümkaya kardeşler, Türk Eğitim Derneği'ndeki afet projesinde aldıkları görevleri anlattılar!
Canlı izlemek için: 🔗https://t.co/zk3EeSBq71
Kaymakamımız Sayın Onur AYKAÇ, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa ALKAN, TED Sivas Koleji Kurucu Temsilcisi Erdem ER ve okul yönetimi ile birlikte ilçemiz Havuz Köyü Şehit Erdem Kavlak İlk ve Ortaokulu öğrencilerinin karne heyecanına ortak oldu.👇
https://t.co/OPgmmb64Py
TED Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi öğrencisi Alperen Konukbay, işitme engelliler için geliştirdiği uygulama ile 100 Rise Global Winners listesine girmeye hak kazandı. Öğrencimizin uluslararası başarısı medyada yer aldı.
Haberin devamı: https://t.co/YjqgK5vVP4
#TEDAnkaraKoleji
TEDMEM olarak, OECD'nin "Bir Bakışta Eğitim 2023" raporunda yer alan onlarca veri tablosunu ve grafiği inceleyerek eğitim sistemimize ilişkin önemli verileri ve bunların uluslararası karşılaştırmalarını bir araya getirerek değerlendirme ve önerilerimizi sunduk.
YapayZeka uzun süredir birçok kesimin ilgisine mazhar.Bizler daha heyecan verici şeylere odaklanırken,YZ yi sıkıcı işleri halletmede kullanmak,hazır milli eğitimde müfredat değişiklikleri de konuşulurken, YZ nin yapabilecekleri yerine, insanların iyi oldukları şeylere odaklanalm
@SinanAlper_ Genel sosyal psikoloji yaklaşımlarına ve değerlendirmelere ek olarak İdil Sevil in Türk'ün kalbi nasıl çarpar ve Türk'ün aklı nasıl çalışır kitapları da daha mikro seviyedeki analizler için rehberlik edebilir..