Gazeteci Mahmut Aydın net olarak yazmış
Tezgâh büyük.
CHP'yi kapattırmaya çalışmışlar.
İmamoğlu ve Özel'e bambaşka bir oyun kurgulatılmış.
Halen de o oyunu oynuyorlar.
Ama deşifre oldular, yenilecekler.
@herkesicinCHP
Cumhuriyet Halk Partisi;
Bir asır önce, Savaş meydanlarında emperyalizmin boyunduruğunu kıranların,
Bugün, Saray otokratlarıyla “müzakere edilmez, mücadele edilir” diyenlerin partisidir.
Cumhuriyet Halk Partisi;
Atatürk’ün emaneti Partimizi bagaj olarak gören ve iktidar olmak için kurtulmak gerektiğini düşünen AKP mukallitlerinin değil,
Arınmak yerine Partimizi kendilerine siper etmeye cüret edenlerin değil,
Gerektiğinde göğsünü partisine siper edenlerin partisidir.
Saray’la “arka kapı” diplomasisi yürüttüklerini söyleyip aldıkları garantilere güvenenlerin,
“Karar çıkarsa bileklerimi keserim” diyecek kadar Saray’a ve ortaklarına bel bağlayanların,
Erdoğan’ın ayağına kırmızı halı serip CHP Genel Merkezi’nin gönderine forsunu çekenlerin,
CHP Milletvekillerinden AKP Genel Başkanını Meclis’te ayakta karşılamalarını isteyenlerin,
Saray’ın ortağının karşısında iki büklüm ceket ilikleyenlerin CHP milletvekillerine vereceği şeref dersi olamaz.
Bizler Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin üstüne titreyen, bu çatı altında ülkemiz için mücadele vermekten şeref duyanlarız.
Cumhuriyet Halk Partisi ne zaman dara düşse, Cumhuriyetin değerlerini içine hiçbir zaman sindiremeyenlerin, bu değerlere saldırmak için fırsat bulduğunun farkında olanlarız.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletimizin benimsediği Cumhuriyet değerlerinin, yaşam tarzlarının sigortası olduğunu bilenleriz.
Ergen tavırlarla, "ben yoksam partide olmasın" diyerek, partimizin üzerinde ter ter tepinmeye kalkanlar, ayrılırken partiyi de bitirmeye çalışanlar, sadece CHP'ye değil milletimize de kötülük yapmaktadır.
Bölgemizde kartların yeniden dağıtıldığı bir dönemde, ülkenin sigortası olan partinin gücünü tırpanlamak, iyi niyetli olamaz.
Gün;
Küçük hesapların girdabında kaybolmanın, sığ limanlarda şahsi hırsların peşine düşmenin günü değildir.
Gün;
Bir asırlık tecrübeyle geleceği görme, devlet ciddiyeti ve sarsılmaz bir millet sevdasıyla tek yürek, tek bilek olma günüdür.
Cumhuriyet Halk Partimizin çatısı altında fazilet ve adalet mücadelesini, omuz omuza, eksilmeden, eğilmeden sürdürmeye kararlıyız.
📌Aday gösterdiğin 28 Belediye Başkanı tutuklu, 6 Belediye Başkanı tutuksuz yargılanıyor.
📌Aday gösterdiğin 20 Belediye Başkanı Ak Parti’ye katılmış, hala da yola çıkmış olanlar var.
📌Belediye Başkanların baklava kutuları ile havlularla anılır olmuş.
📌Genel Başkan Yardımcılarının , milletvekillerinin adı yolsuzluğa bulaşmış, haklarında fezleke düzenlenmiş.
📌İki aydır CHP’nin araçlarını, sosyal medya hesaplarını , bütün imkanlarını utanmadan kullanıyorsun.
📌Ve utanmadan arkana ALTI OK’u alarak CHP Grup kürsüsünden yeni parti kuracağını beyan ediyorsun, veda ediyorsun ama İSTİFA ETTİM bile diyemiyorsun…
📌Biz bu tiyatroyu gördük , CHP bugün sırtında ki yüklerden kurtulmuştur❗️
📌Tarih CHP’ye ihanet eden bir grup azınlığa elbet sandıkta cevap verecektir.
📌Cem Evinde provokasyonlar yapılırken Kılıçdaroğlu aleyhine hakaretler yapılırken, Özgür Özel vatandaşları teşekkür mahiyetinde selamlıyor.
📌Malatya’da hedef gösterip çarpı işareti koymalar, cem evlerini provokasyonlara alet etmeler, ne kadar Cem evlerine giderseniz gidin nafile, Hacı Bektaş’da iki yıl önce su vermeyen zihniyetten kurtulamıyor, ruhunuzda ki Yezid’i söküp atamıyorsunuz.
Hacı Bektaş Veli’nin yolunda, Hazreti Ali’nin öğretisinde insana hürmet vardır; nefret dili yoktur.
Aleviliği günlük siyasetin aparatı yaparak Cemevlerini siyasi hesaplaşmaların sahnesine çevirmeyin!
Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!
Alın teri kutsaldır; haksızlığa karşı direnmek ise milletimize olan borcumuzdur.
Özşen Madencilik’te ekmeği ve onuru için direnen maden işçilerimize yönelik silahlı saldırı girişimi, sadece o işçilere değil, bu ülkenin tüm emekçilerine yapılmış kirli bir provokasyondur.
Bu çirkin saldırıyı lanetliyorum.
Ayrıca, evlatlarımızın geleceği için özveriyle emek veren Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerine yönelik gözaltı işlemi de kabul edilemez.
Emeğe sadakatimizi, haksızlığa karşı sarsılmaz kararlılığımızla her meydanda, her kürsüde haykırmaya devam edeceğiz. Öğretmenlerimiz de madencilerimiz de yalnız değildir.
İktidarımızda, alın terinin hakkı gasp edilemeyecek; herkes emeğinin karşılığını tam olarak alacaktır.
Türkiye'nin sorunlarına, bölgenin sorunlarına akılcı çözüm üreten tek parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir!
İradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı yurtdışına gidip "Bize niye yardım yapmıyorsunuz?" diyemez.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultaylarında para olmaz, pul olmaz, çıkar olmaz!
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 9 Haziran 2026 Salı günü saat 13.30’da gerçekleştirilecek Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grup Toplantısı’na başkanlık edecektir.
Genel Başkanımızın konuşmasını sosyal medya hesaplarımızdan canlı olarak takip edebilirsiniz.
Sevgili Kardeşlerim, Değerli Yol Arkadaşlarım,
Bir Kurban Bayramı’na daha hazırlanırken; içimizde geçmişin muhasebesini, yüreğimizde ise geleceğin umudunu taşıyoruz.
Bayramlar; hakikate sımsıkı sarılmanın, kardeşliğin yıkılmaz köprüsünden yürüyerek birbirimize yeniden ulaşmanın günleridir.
Bizler; tohumları aynı toprağa savrulmuş, yorulanların gölgesinde dinlendiği, her esen rüzgârı birlikte göğüsleyen ve kökleri birbirine sımsıkı bağlı büyük bir çınarız.
Ne yalanlar ve iftiralar ne de aramıza örülmek istenen duvarlar, bu kardeşliği bozabilecektir.
Bizim en büyük gücümüz; dürüstlüğümüz, birbirimizin gözünün içine bakarken saklamadığımız o saf hakikat ve aynı yola duyduğumuz sarsılmaz inançtır.
Bu Kurban Bayramı; eksilmeyecek kardeşliğimizin, büyüyecek umudumuzun ve ortak mücadelemizin en güçlü işareti olsun.
Hepinize sağlık, huzur ve umut dolu bayramlar diliyorum.
Gülse Birsel :
" Abartmıyorum, altın zümrüt içinde yaşayan bir millet olmalıydık. Tamamı cennet, tohumu taşa atsan, taş filizlenir. Yirmiden fazla maden var İncil’deki 7 kilisenin 7’si de burada. Nuh’un gemisinin indiği topraklar. Mezopotamya’nın yanı, Göbeklitepe! Hitit, Bizans, Selçuklu tarihi fışkırıyor.
Yetmezse 3 tarafı deniz ve turizm! Kar, yağmur, güneş nem hepsi var. Cahil ve fakir kalman imkansızken halkın yarısı açlık sınırında.." Sebep?
İki sebebi olmalı:
1) Cehalet
2) İhanet”
Sayın @kilicdarogluk dair;
Bugün önceki Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, inancına, ailesine, onuruna, mesleki birikimine, siyasi mücadelesine neredeyse hakaret etmeyen kalmadı.
13 yıl boyunca gönüllü olarak ve yürekten destekledim, eleştirdim ama asla hakaret etmedim.
Şuna çok şaşırıyorum, daha doğrusu insan nasıl bu kadar soysuzlaşır diye soruyorum.
Milletvekilliği, İş Bankası Yönetim Kurulu ve RTÜK üyeliği, Grup Başkanvekilliği vb. için evine gidip ağlayanlar, çoluk çocuğuyla gidip yalvaranlar, araya onlarca “hatırlı” insan koyanlar kısacası onurunu ve haysiyetini ayaklar altına alıp bir koltuk için yapmadığını bırakmayanlar bugün hep birlikte küfür ediyorlar.
Kemal bey sayesinde milletvekili, belediye başkanı ve aklınıza ne gelirse olanlar, şimdi bir başka Genel Başkanın gözüne girmek için her gün önceki Genel Başkana küfürde yarışıyorlar.
Sayın Özgür Özel, bütün bunlar yaşanırken tek bir açıklama yapmıyor, tek bir tweet atmıyor, sayın Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edip kendisini var eden Genel Başkanına destek vermiyor.
Daha dün partinin yolunu bilmeyenler türlü entrikalarla vekil olanlar bugün “devrim saflarından” @kilicdarogluk saldırıyor.
İnsan haysiyetini, şerefini ve onurunu kendisine değil bir başkasına ve onun verdiği koltuğa borçlu olursa sözünün hükmüde o kadar olur.
Dün Kemal bey için kılıç sallayanlar şimdi o kılıçla onu doğramaya çalışıyorlar. Boğazından bir tek haram lokma geçmemiş insana boğazına kadar harama batanlar saldıracaktır.
Ne diyordu İsmet Paşa; tarih kürsüsünden ibretle siz seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz…