@omerucar2626 Süper bir bakış açısı. 4 kat daha zamlanması lazım neyi konuşuyoruz? En kötü 2 haftada bir dışarda yemek yemem. Eskişehir de olsam her maç 1000 TL olsa bile her maça gelirim.
@futboleskisehir Vizyonu küçültmesinler yönetim ve taraftar 30 bin kişiyi nasıl stada getiririz de her maç 15 milyon TL kalır hesabını yapsınlar. ESES e Osmangazi stadında oynamak yakışmaz..
@AytacErsoy@GazeteSonhaber Çok iyi işte daha napsınlar Eskişehir de yaşıyor olsaydım direk kombine alırdım her maça gitmek için. İstanbul da tek maç için o parayı veriyorsun hatta bir tık daha üzeri..
@AytacErsoy Neyi konuşuyoruz yahu Eses i sevenlerde 1 kişilik yemek parasını versin maçına gitmek için bence az bile kale arkası en az 500 tl olmalı.
Fenerbahçe nin Eyüpspor maçı kale arkası 2000 tl en basitinden bu maça gidenlerde Türk insanı İngiltere de yaşamıyorlar..
Devlete zararı 500 milyarı bulan fon vurgunu, başka bir ülkede olsaydı en az 5 bakanın kellesi giderdi.
Türkiye'de tık yok!
Bu durum, olsa olsa Türkiye Yüzyılı'nda olur!
Geçen seneyi 12 gol 13 asist, 25 skor katkısı ile bitiren Nene bu sene sadece 101 dakika şans bulurken geçen yılı 2 gol 3 asist ile bitiren İrfan Can Kahveci Fenerbahçe'de 367 dakika şans buldu. Özetle adalet önce formada başlamalı...
4 gün önce Asensio & Kerem'siz Lyon'u deplasmanda çok üstün oyunla eleyerek 18 yıl sonra Fenerbahçe'yi ŞL'ye götürdü.
4 gün sonra Asensio, Kerem & Talisca'sız Samsun deplasmanında çok çok çok üstün oyunla rahatça yendi
hiçbiriniz futbolu İsmail Kartal'dan daha iyi bilmiyorsunuz
Yabancı kuralı artık Türk futbolunda ciddi bir ekonomik kayba dönüşmüş durumda.
Kulüpler milyonlarca euro yatırım yaptığı, normal şartlarda bonservis geliri elde edebileceği oyuncuları kontenjan nedeniyle bedelsiz ya da değerinin çok altında göndermek zorunda kalıyor.
Buna artık bir çözüm bulunmalı. TFF, kulüpler ve gerekirse devletin ilgili kurumları ortak akılla bir araya gelerek makul bir geçiş formülü oluşturmalı.
Kulüplerimizin kaynaklarını bu şekilde eritmek Türk futboluna zarar veriyor. Mesele bir kulübün değil, Türk futbolunun meselesi.
Talisca ile vedalaşmak konusunda kimin emeği varsa yürekten kutluyorum 👏👏
Talisca kariyerinin başından beri pozisyonsuz bir oyuncu. Ne on numara ne de forvet. İlk Benfica'da tanıdığımız zaman takımdan ayrılışının temel nedeni buydu. Onu oynatacak pozisyonu bulamadılar. Zaman içinde 9,5 numara diye dilimize yerleşen bir mevkiye evrildi. Son vuruş ve duran top meziyetlerine diyecek bir şey yok, olağanüstü. Fakat onun dışında oyun içi aktivitesi son derece düşük. Oyun sistemini işletecek, oyuna değer katacak özellikleri yok. Baskı,pres, pas bağlantısı, rakip pas açılarını kapatma gibi konularda hayalet misali. Fenerbahçe'nin mevcut oyun sistemi böyle bir oyuncuyu kaldırmıyor maalesef. Bu sezon başında elimizde forvet olmadığı için onu kullandık ama Vedat gelince gerçek bir forvetin takımda ne denli ihtiyaç olduğu net şekilde görüldü. İyi ve yetenekli oyuncu olmak başka,o pozisyonun oyuncusu olmak başka bir şey. Aynı zamanda takımda kalsaydı Asensio'nun yerini dolduramayacaktı çünkü bambaşka oyuncu tipleri. Forvet oynayamayacaktı çünkü Vedat ve Lukaku ile inşa edilen oyun Talisca ile edilemeyecekti. Maliyetli ve isimli bir oyuncu olduğu da aşikar bu yüzden de takım içinde krizlere yol acabilirdi. Sürekli kullanmayacağın oyuncu içinde yabancı kontenjanı da cabası olacaktı. Tüm bunların ışığında Talisca ayrılığı son derece doğru.
Ayrılış şekline takılanlar var. Takılmayın. Bunlar profesyonel oyuncu. Kariyerleri boyunca bu tarz olaylarla karşılıyorlar. Hepsi sözleşme gereği bir şekilde paralarını alıyor. Siz Talisca'nın derdine değil Fenerbahçe'nin derdine düşün. Şu anda zamanında vedalaşamadığımız bir çok oyuncu var sırtımızda kambur bunu biliyorsunuz. Kimisi sözleşmesi ağır gitmiyor. Kimisine de sen yeteri kadar iyi değilsin Fenerbahçe'ye fayda sağlayamıyorsun diyemediğimiz için hala bizimle birlikteler. Yıllardır verim alamıyoruz, güvenle sahaya süremiyoruz buna rağmen maaşlarını alıyorlar. O yüzden yüklerden en kısa ve çabuk şekilde kurtulmak gerekiyor.
Türkiye’de sessiz sedasız bir kayıp nesil yetişiyor.
Kuzenim 25 yaşında, İİBF mezunu.
Hayatında 1 gün bile sigortalı çalışmadı.
“28.000 TL’ye çalışacağıma evde otururum.”
Sabah bilgisayar başında, akşama kadar FPS/MMORPG.
Gelir yok, sigorta yok, deneyim yok.
Ama masrafım da yok diyor.
Ve bunu yaşayan binlerce genç var.
Gençler çalışmak istemiyor değil; çalışmanın karşılığını alamayacaklarını düşünüyorlar.
25 yaşında hayat kurması gereken insanlar, hayatı erteliyor.
Bu sadece işsizlik değil. Türkiye’nin geleceği açısından ciddi bir alarm.
Türkiye’de şöyle bir sorun var.
Mesela 50 bin lira kazanıyorsunuz, ayda 45 bin lira harcıyorsunuz.
Maaşınız 70 bin lira oluyor, normalde aradaki 20 bin liranın bir kısmının cebinizde kalması lazım.
Ama öyle olmuyor.
Bu sefer aylık harcama 60-65 bin liraya çıkıyor.
Para arttıkça harcayacak yer bulunuyor.
Maaşa zam yapıldı diye kutlama yapılıyor,
Telefonun hiçbir şeyi yokken yenisi alınıyor.
Araba gayet güzel ama biraz daha iyisine geçeyim diyorsunuz.
Kıyafete daha fazla para harcamaya başlanıyor.
Sonra bir bakıyorsunuz maaşınız 20 bin lira artmış ama ay sonunda cebinizde kalan para yine 5 bin lira.
Hatta şöyle de bir şey var.
Maaş artınca o para daha zor yetmeye başlıyor.
Yani aslında gelir artıyor ama maddi olarak çok da bir yere gidemiyoruz.
Ben tabii ki maaşı yetmeyen insanlardan bahsetmiyorum.
Adam zaten 30-40 bin lira kazanıyor, kirası 20 bin lira. O insan neyi biriktirsin.
Ben gayet iyi kazanıp kazandığı paranın tamamını harcayanlardan bahsediyorum.
50 bin kazanırken 50 bin liralık hayat yaşıyor.
80 bin kazanmaya başlayınca 80 bin liralık hayat yaşıyor.
Yarın 120 bin kazansa muhtemelen 120 bini de harcayacak.
500 bin lira kazansa Porsche alacak. Yine yetmeyecek.
Böyle olunca ne kadar zam alırsanız alın hiçbir şey değişmiyor.
O yüzden bence maaşa zam geldiğinde tamamını harcamaya alışmamak lazım.
20 bin lira zam geldiyse mesela 10 bin lirasını hiç gelmemiş gibi düşünün.
Ayda 10 bin lira yılda 120 bin lira yapıyor.
3 senede 360 bin lira.
Daha yatırım getirisi falan hesaplamıyorum.
Altın alırsınız, hisse alırsınız, fon alırsınız, borcunuzu kapatırsınız.
Orası size kalmış.
Ama cebinize giren her yeni paraya yeni bir harcama bulursanız 50 bin lira kazanırken de para biriktiremezsiniz, 150 bin lira kazanırken de.
Bu işin doğrusu, gelir arttıkça harcamayı değil, tasarruf oranını artırmaktır.